top of page
< Back

İnternet Servis Sağlayıcıların İkincil Sorumluluğu ve Dijital Telif İhlalleri

1. Giriş

İnternet öncesi dönemde telif hukuku, hak sahibi, ihlal edilen hak ve doğrudan ihlalci unsurlarından oluşan yalın bir sacayağına dayanmaktaydı. Dijital çağ ise bu geleneksel yapıya yeni aktörler dahil ederek denklemi kökten değiştirmiştir. Günümüzde telif ihlalleri, doğrudan bir eylem olmanın ötesine geçerek dijital altyapı sağlayıcılarının sunduğu platformlar üzerinden akmaktadır. Bu altyapıyı yöneten aktörler, ihlali bizzat gerçekleştirmeseler de eylemin hızını, yaygınlığını ve ölçeğini belirleyen teknik zemini kontrol etmektedir. Bu durum, hukuki sorumluluğun sınırlarının genişlemesini zorunlu kılmıştır. Böylece doktrinde "ikincil sorumluluk", Türk hukuku terminolojisinde ise "dolaylı sorumluluk" veya "yardım edenin sorumluluğu" olarak adlandırılan kavramlar gündeme gelmiştir.

Türk hukuki düzenlemelerinde internet servis sağlayıcılığı tek bir aktörü değil, işlevsel açıdan farklılaşan dört ayrı kategoriyi ifade etmektedir. 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinde içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcı olarak tanımlanan bu aktörlerin her biri, kendilerine özgü farklı sorumluluk rejimlerine tabi tutulmuştur. Ne var ki bu idari ve teknik sınıflandırma, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) temelini oluşturan geleneksel "eser sahibi" ve "ihlalci" ikiliğiyle tam olarak örtüşmemektedir. İki kanun arasındaki bu sistemsel uyumsuzluk, Türk yargı pratiğinde uzun süre belirsizliklere yol açmış ve doktrinde çözülmesi gereken normatif bir boşluk olarak tartışılmıştır.

Bu makale, söz konusu normatif boşluğu ve uygulamadaki belirsizlikleri odağına almaktadır. Çalışmada, internet servis sağlayıcılarının telif hakkı ihlallerinden kaynaklanan ikincil sorumluluğunun teorik temelleri, pozitif hukuk boyutu ve yargı içtihatları bütüncül bir yaklaşımla incelenmektedir.


2. Türk Hukukunda İnternet Aktörlerinin Sınıflandırılması

2.1. İçerik Sağlayıcı

5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının f bendi uyarınca içerik sağlayıcı, internet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir. Bu tanım, internet ekosisteminin en geniş sorumluluk yüküne sahip aktörünü kapsamaktadır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, yani kısa adıyla FSEK, madde 71 kapsamındaki cezai yaptırımlar da dahil olmak üzere hukuki ve cezai sorumluluğun birincil muhatabı içerik sağlayıcıdır. Bir YouTube kanalı, blog yazarı, müzik dağıtım platformu ya da e-ticaret sitesi bu durumun somut örnekleridir. Söz konusu aktörler, yayımladıkları içeriklerin telif haklarını ihlal etmesi hâlinde doğrudan ihlalci sıfatıyla içerik sağlayıcı sorumluluğuyla karşı karşıya kalır.

Telif hukuku perspektifinden bakıldığında içerik sağlayıcının sorumluluğu, FSEK'in yaptırım hükümleriyle doğrudan örtüşmektedir. Bu nedenle içerik sağlayıcılar, ikincil sorumluluk tartışmasının tamamen dışında kalmaktadır. Gerçek anlamda ikincil sorumluluk tartışması, teknik altyapıyı sağlamakla sınırlı kalan yer sağlayıcılar ve erişim sağlayıcılar söz konusu olduğunda ortaya çıkmaktadır.


2.2. Yer Sağlayıcı

5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m bendi uyarınca yer sağlayıcı, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir. Bulut depolama hizmetleri, web hosting firmaları, sosyal medya platformları ve e-ticaret pazar yerleri içerik barındırma işlevleri bakımından bu kapsamda değerlendirilmektedir.

5651 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek ya da hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Öte yandan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesi hâlinde bu içeriği yayından kaldırmakla yükümlü tutulmaktadır. Bu çerçevede haberdar edilme anı, yer sağlayıcı açısından pasif konumdan aktif yükümlülüğe geçişin belirleyici dönüm noktasıdır.

Telif hakkı ihlalleri özelinde yer sağlayıcının haberdar edilmesi ise iki ayrı yoldan gerçekleşebilmektedir. FSEK Ek 4. madde kapsamında hak sahibi, ihlal içeren içeriğin kaldırılması için sağlayıcıya doğrudan yazılı başvuruda bulunabilir. Diğer taraftan 5651 sayılı Kanun'un 8. ve 9. maddeleri kapsamında mahkeme ya da Cumhuriyet savcısı kararının sağlayıcıya tebliğiyle de bildirim gerçekleşmiş sayılır. Her iki hâlde de yer sağlayıcı, bildirim anından itibaren derhal harekete geçmekle yükümlüdür.


2.3. Erişim Sağlayıcı

5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının e bendi uyarınca erişim sağlayıcı, kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişileri kapsamaktadır. Türk Telekom, Vodafone ve Turkcell Superonline gibi internet servis sağlayıcıları ile mobil operatörler bu kategoride yer almaktadır. Erişim sağlayıcılar içerik üretmemekte ve barındırmamaktadır. Bu aktörler, yalnızca kullanıcıları ağa bağlayan teknik birer köprü işlevi görmektedir.

Bu teknik doğaları nedeniyle erişim sağlayıcılar, Türk hukukunda en dar sorumluluk kapsamına sahip internet aktörleri olarak konumlanmaktadır. 5651 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasının a bendi uyarınca erişim sağlayıcının temel yükümlülüğü, yetkili merci tarafından verilen erişimin engellenmesi kararını uygulamaktan ibarettir. Erişim sağlayıcının hukuka aykırı içeriğin hazırlanmasında ya da sunulmasında herhangi bir katkısı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu içerikten kaynaklanan hukuki sorumluluğu da kural olarak doğmamaktadır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2017/5487 Esas ve 2018/5205 Karar sayılı kararında bu temel ilke açıkça teyit edilmiştir.


2.4. Sosyal Ağ Sağlayıcı

2020 yılında 5651 sayılı Kanun'un 2. maddesine eklenen sosyal ağ sağlayıcı tanımı, sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses ve konum gibi içerikleri oluşturmalarına imkân tanıyan aktörleri kapsamaktadır. Kullanıcıların bu içerikleri görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiler de bu gruptadır. Meta, YouTube ve X bu kategorinin en bilinen örnekleri arasında yer almaktadır.

Sosyal ağ sağlayıcılar, hem yer sağlayıcı hem de içerik barındırıcı işlevi gördüklerinden karma bir hukuki statü üstlenmektedir. Bu çift kimlik, telif ihlali davalarında hem FSEK Ek 4. madde hem de 5651 sayılı Kanun'un 5. madde yükümlülüklerinin eş zamanlı biçimde uygulanmasına yol açmaktadır. 2022 yılı sonrasında getirilen ek yükümlülükler çerçevesinde Türkiye'de günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcılar için yeni kurallar tanımlanmıştır. Bu aktörler Türkiye'de yetkili temsilci bulundurmak, şeffaflık raporu yayımlamak ve kullanıcı başvurularına en geç 48 saat içinde yanıt vermekle yükümlü kılınmıştır.


3. İkincil Sorumluluk Teorileri

3.1. Katkıda Bulunma Sorumluluğu (Contributory Liability)

Anglo Amerikan hukukundan köken alan katkıda bulunma sorumluluğu teorisi, doğrudan ihlalden haberdar olan ve ihlale maddi katkı sağlayan kişiyi sorumlu tutmaktadır. Türk hukukunda bu teorinin doğrudan bir kanun hükmü karşılığı bulunmamaktadır. Ancak Türk Borçlar Kanunu madde 49 kapsamındaki genel haksız fiil sorumluluğu, bu teoriyi karşılayan en yakın hukuki araç olarak işlev görmektedir.

Katkıda bulunma sorumluluğunun ilgili kanun maddesi çerçevesindeki unsurları belirli şartlara dayanmaktadır. Bunlar ihlalden somut bilginin varlığı ya da kuvvetli şüphe, harekete geçme imkânına rağmen hareketsiz kalma ya da ihlali kolaylaştıran aktif eylem olarak sıralanabilir. Ayrıca bu eylem ile zararın gerçekleşmesi arasındaki nedensellik bağı ve FSEK bünyesinde öngörülen haklara tecavüz edilmesi de bu unsurlar arasındadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin GittiGidiyor kararı, bu teorinin dolaylı biçimde uygulandığı en çarpıcı örneklerden birini sunmaktadır. İlgili karara göre platform, ihlalden haberdar edilmesine rağmen makul sürede harekete geçmemişse haksız fiile iştirak nedeniyle sorumlu tutulabilmektedir.


3.2. Dolaylı (Vicarious) Sorumluluk

Dolaylı sorumluluk teorisi, ihlalden doğrudan mali yarar sağlayan ve ihlali denetleme ya da engelleme kapasitesine sahip olan kişiyi sorumlu tutmaktadır. Bu sorumluluk rejimi, kişinin ihlalden fiilen haberdar olup olmamasından bağımsız olarak işlemektedir. Türk hukukunda bu teorinin en yakın karşılığı, Türk Borçlar Kanunu madde 66 kapsamındaki adam çalıştıranın sorumluluğu ile aynı kanunun 84. maddesi kapsamındaki ifa yardımcısı sorumluluğudur. Bununla birlikte bu hükümlerin ikincil telif sorumluluğuna uyarlanması, öğretide tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir.

Türk mahkemelerinin dolaylı sorumluluk teorisini FSEK bağlamında doğrudan uyguladığı emsal kararlar henüz oldukça sınırlıdır. Yargıtay bu boşluğu çoğunlukla FSEK madde 66 kapsamındaki tecavüzün meni talepleri ile genel haksız fiil hükümlerindeki tazminat taleplerinin birlikte değerlendirilmesi yoluyla kapatmaktadır.


3.3. Teşvik Yoluyla Sorumluluk (Inducement Liability)

Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesinin 2005 tarihli MGM v Grokster kararıyla köklü biçimde şekillenen teşvik yoluyla sorumluluk teorisi, kullanıcılarını telif ihlali yapmaya açıkça yönlendiren platformları ve hizmet sağlayıcıları sorumluluk kapsamına almaktadır. Türk hukukunda bu teoriye karşılık gelen özgün bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna rağmen Türk Borçlar Kanunu madde 49 kapsamındaki kusura dayalı haksız fiil sorumluluğu ve FSEK bünyesindeki azmettirme gibi suç ortaklığı biçimleri bu işlevi kısmen üstlenebilmektedir. Bir platformun teknik altyapısını açıkça ihlal amacıyla kurgulayan ya da kullanıcılarına ihlali özendiren mesajlar ileten sağlayıcı, teşvik yoluyla sorumluluğun Türk hukukundaki yansımalarına muhatap kalabilecektir.


4. FSEK Ek m. 4 ile 5651 Sayılı Kanun Arasındaki Normlar Çakışması

4.1. İki Kanunun Uygulama Alanları

Türk hukukunda internet üzerindeki telif ihlallerinin düzenlenmesinde iki ayrı kanun kesişmekte ve zaman zaman çakışmaktadır. FSEK Ek 4. madde, münhasıran telif ihlalleri için tasarlanmış bir uyar kaldır prosedürü içermektedir. Hak sahibinin yazılı uyarısından sonra üç günlük süre verilmekte ve bu süre içinde ihlal durdurulmazsa Cumhuriyet Savcılığı devreye girmektedir. Savcılık, ilgili bilgi içerik sağlayıcının hizmetinin durdurulmasını servis sağlayıcıdan talep edebilmektedir. 5651 sayılı Kanun ise katalog suçlar için erişim engeli ve genel uyar kaldır mekanizmaları öngörmektedir. Ancak bu kanun telif ihlallerini doğrudan kapsamamakta, daha çok kişilik hakkı ve katalog suç içeriklerine odaklanmaktadır.

Özel kanun genel kanun ilişkisi bağlamında FSEK Ek 4. madde, internet ortamındaki telif ihlalleri için özel kanun niteliği taşımaktadır. Buna karşın Yargıtay ve ceza mahkemelerinin uygulamalarında her iki kanunun da belirleyici rol oynadığı görülmektedir. Özellikle erişim sağlayıcıların yükümlülükleri bakımından 5651 sayılı Kanun madde 6 ile FSEK Ek 4. madde arasındaki gerilim varlığını sürdürmektedir.


4.2. Uyar-Kaldır Mekanizması ve Sağlayıcının Pasifleşmesi

FSEK Ek 4. maddedeki uyar kaldır prosedürünün işleyişi belirli aşamalardan oluşmaktadır. Hak sahibi, ihlal içeren içeriğin kaldırılması için önce içerik sağlayıcıya yazılı başvuruda bulunmaktadır. İçerik sağlayıcı üç gün içinde ihlali sona erdirmezse hak sahibi Cumhuriyet Savcılığına başvurabilmektedir. Savcı, servis sağlayıcıdan ihlale devam eden içerik sağlayıcıya hizmet verilmesinin durdurulmasını talep etmektedir.

Bu mekanizmanın kritik sorunu, sürenin uzunluğu ve zincirin halkaları arasındaki kopukluktur. Üç günlük yasal süre, viral içeriklerin hızla yayılmasını önlemeye yetmemektedir. İçerik sağlayıcının kimliğinin belirsiz olduğu ya da yurt dışında yerleşik bulunduğu durumlarda prosedür pratik olarak işlevsiz kalmaktadır. Ayrıca FSEK Ek 4. maddede yer sağlayıcıya yönelik doğrudan bir kaldırma yükümlülüğü açıkça öngörülmemiştir. Bu yasal boşluk nedeniyle hak sahipleri çoğunlukla paralel olarak mahkemelerden ihtiyati tedbir kararı almak zorunda kalmaktadır.


4.3. 5651 m. 9'un İptalinin Telif Davalarına Yansıması

Anayasa Mahkemesinin 11 Ekim 2023 tarihli kararıyla 5651 sayılı Kanun madde 9 iptal edilmiş ve bu iptal hükmü 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İlgili madde, kişilik hakkı ihlalleri için öngörülen içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi mekanizmasını düzenlemekteydi. İptal kararının telif ihlalleri üzerindeki doğrudan etkisi sınırlı kalmaktadır çünkü telif ihlalleri bu madde kapsamında değil, FSEK Ek 4. madde kapsamında değerlendirilmektedir. Bununla birlikte madde 9 hükmünün ortadan kalkması, kişilik hakkı ihlaliyle iç içe geçen karma telif uyuşmazlıklarında uygulanacak prosedürün belirsizleşmesine yol açmıştır.


5. Yer Sağlayıcının Telif İhlalinden Doğan Sorumluluğu

5.1. Hukuki Sorumluluk

Türk hukukunda yerleşik içtihada göre yer sağlayıcı, ihlalden haberdar edilmeden önce barındırdığı içeriklerden kaynaklanan hukuki sorumluluktan bağımsız konumdadır. Ancak ihlalden haberdar edildiği andan itibaren hukuki durum tamamen değişmektedir. Makul süre içinde harekete geçmemesi hâlinde yer sağlayıcı, Türk Borçlar Kanunu madde 49 kapsamında haksız fiil sorumluluğundan kurtulamaz. Haberdar edilme koşulu ise iki biçimde gerçekleşebilmektedir. Bunlardan birincisi FSEK Ek 4. madde kapsamında hak sahibinin doğrudan yazılı bildirimidir. İkincisi ise mahkeme veya savcılık kararının sağlayıcıya tebliğ edilmesidir.


5.2. Cezai Sorumluluk

Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2021/79 Esas ve 2021/195 Karar sayılı kesinleşmiş kararında açıkça ortaya konulduğu üzere yer sağlayıcıların barındırdığı içeriklerden doğan cezai sorumluluğu kural olarak bulunmamaktadır. Bu tutumun iki temel gerekçesi vardır. İlk olarak cezaların şahsiliği ilkesi gereğince yer sağlayıcının kusursuz biçimde cezalandırılması hukuken mümkün değildir. Bunun yanı sıra yer sağlayıcı, barındırdığı üçüncü kişi içerikleri üzerinde herhangi bir editoryal kontrol yetkisi taşımamaktadır.

Ancak bu genel kuralın iki istisnası bulunmaktadır. Birincisi aktif müdahale durumudur. Yer sağlayıcı ihlale konu içerikleri bizzat düzenlemiş, değiştirmiş ya da öne çıkarmışsa pasif konumdan çıkmakta ve doğrudan cezai sorumlulukla yüzleşmektedir. İkincisi ise bildiriden sonra eyleme devam edilmesidir. Yetkili merci kararı tebliğ edildiği hâlde içeriği kaldırmayan yer sağlayıcı, 5651 sayılı Kanun madde 5 kapsamındaki yükümlülüğü ihlal etmekten idari ve olası cezai yaptırıma muhatap olabilmektedir.


5.3. Aktif Rol Doktrini ve İçtihadın Gelişimi

Türk öğretisinde aktif rol doktrini adıyla bilinen yaklaşım, yer sağlayıcının hukuki statüsünü davranışlarına göre belirlemektedir. Bu yaklaşıma göre yer sağlayıcı ihlalci içerikleri algoritmik olarak öne çıkarırsa, içeriklerden doğrudan reklam geliri elde ederse ya da ihlalci kullanıcılarla gelir paylaşımı yaparsa pasif konumdan çıkmaktadır. Bu tür faaliyetler odağında sağlayıcı artık ikincil sorumluluk kapsamına girmektedir. Yargıtay bu konuda henüz ayrıntılı bir içtihat oluşturmamış olsa da Avrupa Birliği Dijital Tek Pazar Direktifi 17. maddesi bu alanda önemli bir gelişim yönü çizmektedir. İlgili direktifin içeriğe yönelik yükleme filtreleri ve aktif platform sorumluluğuna ilişkin hükümleri, Türk hukukunun gelecekteki gelişim yönünü göstermesi açısından değerli bir karşılaştırmalı referans sunmaktadır.


6. Erişim Sağlayıcının Telif İhlalinden Doğan Sorumluluğu

6.1. Erişimi Engelleme Yükümlülüğü

Türk hukukunda erişim sağlayıcının telif hakkı ihlallerinden kaynaklanan sorumluluğu son derece dar bir çerçeveyle sınırlandırılmıştır. 5651 sayılı Kanun madde 6/1-a uyarınca erişim sağlayıcı, yetkili merci tarafından verilen erişimin engellenmesi kararını derhal uygulamakla yükümlüdür. Bu yasal yükümlülüğün dışında, kullanıcılarının gerçekleştirdiği telif ihlallerinden dolayı sağlayıcının hukuken sorumlu tutulması mümkün değildir.

Hukuk doktrininde Borajet uyuşmazlığı olarak da bilinen Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 26.04.2018 tarihli ve 2017/5487 Esas, 2018/5205 Karar sayılı kararında bu durum açıkça vurgulanmıştır. İlgili ilama göre erişim sağlayıcının hukuka aykırı içeriğin hazırlanmasında ya da sunulmasında herhangi bir katkısı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu içerikten kaynaklanan cezai ve hukuki sorumluluk da doğmamaktadır. Haberdar edilme durumunun erişim sağlayıcı bakımından doğurduğu sonuçlar yer sağlayıcılardan tamamen farklıdır. Erişim sağlayıcılar için bu durum hak sahibinin doğrudan bildirimiyle değil, yalnızca yargısal ya da idari bir kararın resmi tebliğiyle hüküm ifade etmektedir.


6.2. Teknik Yetersizlik Savunması

Erişim engeli kararlarının uygulanmasında teknik imkânsızlık ya da ölçüsüz yük savunması uygulamada zaman zaman ileri sürülmektedir. Türk mahkemelerinin bu yöndeki savunmalara genel olarak sınırlı bir hoşgörü gösterdiği görülmektedir. Erişim sağlayıcıların teknik altyapılarının belirli bir seviyede erişim engeli uygulayabilecek düzeyde bulunması zorunludur. Bu zorunluluk Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemeleriyle ve Erişim Sağlayıcıları Birliği teknik standartlarıyla güvence altına alınmaktadır. Bu nedenle altyapı yetersizliği iddiaları, yargı önünde sorumluluğu ortadan kaldıran geçerli birer hukuki gerekçe olarak kabul görmemektedir.


6.3. P2P Ağları ve VPN Kullanımında Erişim Sağlayıcının Konumu

BitTorrent gibi eşler arası ağlar üzerinden gerçekleştirilen telif ihlallerinde erişim sağlayıcının konumu, Türk hukukunun en çok tartışılan meselelerinden biridir. Erişim sağlayıcı, ihlali gerçekleştiren kullanıcının hangi içerikleri indirdiğini ya da paylaştığını teknik olarak denetlememektedir. Bu veri gizliliği ve teknik yapı, Türk hukukunda erişim sağlayıcıyı katkıda bulunma sorumluluğundan büyük ölçüde uzak tutmaktadır. Öte yandan VPN hizmetleri aracılığıyla engelli içeriklere erişilmesi, uygulanan erişim engellerinin fiili etkinliğini zedelemektedir. Bu durum hukuk politikası açısından çözüm bekleyen önemli bir sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır.


7. Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Artırılmış Sorumluluk Rejimi

7.1. 2022 Sonrası Yükümlülükler

2022 yılında 5651 sayılı Kanun bünyesinde gerçekleştirilen yasal değişikliklerle Türkiye'de günlük erişimi bir milyonun üzerinde olan sosyal ağ sağlayıcılara kapsamlı yükümlülükler getirilmiştir. Bu kurallar arasında Türkiye'de yetkili bir temsilci bulundurma ve on milyonun üzerinde günlük erişim söz konusuysa doğrudan bir tüzel kişilik şubesi kurma zorunluluğu yer almaktadır. Ayrıca altı ayda bir Türkçe şeffaflık raporu yayımlama, kullanıcı başvurularına en geç 48 saat içinde gerekçeli yanıt verme ve Türkiye'deki kullanıcı verilerini ülke içinde depolama tedbirleri de bu kapsamdadır.

Söz konusu yükümlülüklere uymayan sosyal ağ sağlayıcılara kademeli olarak idari para cezası, reklam yasağı ve internet trafiği bant genişliğinin yüzde elliden yüzde doksan beşe varan oranlarda daraltılması yaptırımları uygulanabilmektedir. Bu ağır yaptırımlar FSEK kapsamındaki telif sorumluluğunu doğrudan düzenlememektedir. Buna rağmen yasal uyum süreçlerindeki zafiyetleri açığa çıkarması bakımından önem taşımaktadır. Doktrinde bu tür idari ihlallerin, açılacak olası tazminat davalarında kusur durumunu ispatlayan dolaylı kanıtlar olarak değerlendirilebileceği kabul görmektedir.


7.2. Sosyal Ağ Sağlayıcılarının FSEK Yükümlülükleri

Sosyal ağ sağlayıcılar, 5651 sayılı Kanun kapsamındaki idari yükümlülüklerinin yanı sıra yer sağlayıcı sıfatlarından kaynaklanan FSEK sorumluluklarını da eş zamanlı olarak üstlenmektedir. Bu çift statü, kullanıcıların yüklediği telif hakkı ihlali içeren paylaşımlara karşı yasal süreçleri karmaşık hale getirmektedir. Hak sahipleri hem FSEK Ek 4. madde prosedürünü işletebilmekte hem de genel hükümler çerçevesinde platforma yönelik hukuki talep zeminini genişletebilmektedir. Özellikle büyük sosyal ağların yapay zeka tabanlı algoritmik içerik öne çıkarma mekanizmaları, sağlayıcıların konumunu tartışmalı kılmaktadır. Bu durum platformların pasif birer teknik altyapı sağlayıcı olmaktan çıkıp aktif rol doktrini çerçevesinde sorumlu tutulabilmelerine açık bir kapı bırakmaktadır.


8. Karşılaştırmalı Hukuk Analizi

8.1. ABD: DMCA Bölüm 512 ve Cox v. Sony (2026) Kararı

Amerika Birleşik Devletleri bünyesindeki Digital Millennium Copyright Act ilgili maddesi, internet servis sağlayıcılarını katkıda bulunma ve dolaylı sorumluluktan koruyan güvenli liman mekanizmaları getirmektedir. Bu korumadan yararlanabilmek için platformun ihlali spesifik olarak bilmemesi, ihlalden doğrudan mali yarar sağlamaması ve tekrarlayan ihlalcilerin hesaplarını sonlandıran bir politika uygulaması zorunludur. Sistem geçici iletim, önbelleğe alma, kullanıcı depolama ve arama motoru işlevleri olmak üzere dört ayrı güvenli liman kategorisi öngörmektedir. 


Sektörde dönüm noktası olan Cox Communications v. Sony Music Entertainment davasında ABD Yüksek Mahkemesi 25 Mart 2026 tarihinde emsal niteliğinde bir karar vermiştir. Mahkeme, internet servis sağlayıcılarının katkıda bulunma sorumluluğu için aranan bilgi standardını kökten daraltarak Cox lehine hükmetmiştir. Dokuz sıfır oy birliğiyle alınan bu karara göre bir altyapı sağlayıcı, yalnızca kullanıcılarının telif ihlali yaptığını bilmesine rağmen internet hizmeti sunmaya devam ettiği gerekçesiyle sorumlu tutulamaz. Katkıda bulunma sorumluluğunun doğması için sağlayıcının ihlali doğrudan teşvik etmesi, yönlendirmesi ya da bu yönde açık bir niyet ve kasıt barındırması şart koşulmuştur. Bu güncel kararın Türk hukukuna etkisi bakımından şu tespiti yapmak mümkündür. Türk borçlar hukukundaki haksız fiil sorumluluğunun kusur ve iştirak unsurları, Amerikan Yüksek Mahkemesinin getirdiği bu proaktif teşvik ve yönlendirme kastı standardıyla teorik bir benzerlik taşımaktadır. 


8.2. AB: DSM Direktifi m. 17 ve Yükleme Filtreleri

Avrupa Birliğinin 2019 tarihli DSM Direktifi 17. maddesi, çevrimiçi içerik paylaşım platformlarına doğrudan lisans alma yükümlülüğü ve içerik filtreleme zorunluluğu getirmektedir. Bu yaklaşım Türk hukukundaki pasif uyar kaldır modelinin çok ötesine geçerek platformlara ihlali daha gerçekleşmeden önleme yükümlülüğü yüklemektedir. Avrupa Birliği Adalet Divanının Cyando kararı da dahil olmak üzere gelişen içtihatlarında platformların yalnızca haberdar edildikten sonra aksiyon alması yeterli bulunmamaktadır. Sağlayıcıların proaktif biçimde de ihlalleri önleme yükümlülüğü taşıyabileceği kabul edilmektedir. Türkiye'nin Avrupa Birliği müktesebatına uyum süreci, bu proaktif filtreleme ve telif koruma yaklaşımının FSEK bünyesine entegre edilmesini gelecekte kaçınılmaz kılacak temel gündem maddeleri arasında yer almaktadır. 


8.3. Alman Hukuku: Störerhaftung Doktrini 

Alman hukukundaki Störerhaftung, yani ihlale aracılık eden sorumluluğu doktrini, ihlali bizzat gerçekleştirmemekle birlikte ihlale olanak sağlayan ya da ihlali durdurmayı ihmal eden kişileri sorumluluk kapsamına almaktadır. Bu doktrin, Türk hukukundaki haksız fiil sorumluluğunun genel yapısıyla işlevsel benzerlikler taşımaktadır. Alman mahkemelerinin bu doktrini internet servis sağlayıcılarına uyguladığı kapsamlı içtihadı, Türk mahkemelerinin bu alandaki normatif boşlukları doldururken kullanabileceği ayrıntılı bir referans çerçevesi sunmaktadır. Alman Federal Mahkemesinin Alone in the Dark serisi kararları, dosya paylaşımından kaynaklanan servis sağlayıcı sorumluluğu ve uyarılması gereken sınırları ayrıntılı biçimde ele alan temel emsal kararlar olarak öne çıkmaktadır. 


8.4. İngiliz Hukuku: Katkıda Bulunma Sorumluluğu

İngiltere ve Galler hukukunda internet servis sağlayıcılarının telif ihlallerinden doğan ikincil sorumluluğu yetkilendirme sorumluluğu teorisi çerçevesinde değerlendirilmektedir. Dramatico Entertainment v. British Sky Broadcasting kararında İngiliz mahkemesi, eşler arası haksız paylaşım sitelerine erişim sağlayan servis sağlayıcıların bu siteleri engelleme yükümlülüğü taşıdığına hükmetmiştir. Mahkeme, bu engellemeyi yapmayan sağlayıcıların ikincil sorumluluğa muhatap kalabileceğini belirtmiştir. Bu karardaki erişim engeli yükümlülüğü yaklaşımı, Türk hukukundaki 5651 sayılı Kanun madde 6 uygulamasıyla dikkat çekici bir operasyonel örtüşme sergilemektedir.


10. Güncel Sorunlar ve Reform Gündemi

10.1. Yapay Zeka ve ISS Sorumluluğu

Yapay zeka destekli içerik üretim araçlarının yaygınlaşması; ISS sorumluluğuna yeni ve henüz çözümsüz sorular eklemektedir. Yapay zeka içerik üretim hizmetleri sunan bir platform; bu araçların korumalı eserleri öğrenmek amacıyla işlemesini barındırıyorsa yer sağlayıcı mı yoksa içerik sağlayıcı mı sayılacaktır? Yapay zekanın oluşturduğu türev içerikleri barındıran bir platform; bu içeriklerin telif ihlali oluşturduğunun tespitinde hangi standart uygulanacaktır? Türk hukukunda bu sorulara yanıt verecek içtihat ya da yasal düzenleme henüz bulunmamakta; boşluk giderek derinleşmektedir.


10.2. VPN ve Erişim Engeli Etkinliği

Türkiye'de uygulanan erişim engellerinin VPN araçlarıyla kolaylıkla aşılabilmesi; 5651 m. 6 kapsamındaki yükümlülüklerin fiili etkinliğini ciddi ölçüde zayıflatmaktadır. Erişim sağlayıcılar; engeli teknik olarak uygulamakla birlikte VPN kullanımını engelleyememektedir. Bu tablo; FSEK kapsamındaki hak sahiplerine gerçekten işlevsel bir koruma sağlanıp sağlanamadığı sorusunu gündeme taşımakta, hukuk politikası açısından çözüm bekleyen önemli bir gündem maddesi oluşturmaktadır.


10.3. Sınır Ötesi İhlaller ve Yetki Sorunu

Yurt dışında yerleşik içerik ve yer sağlayıcılara karşı FSEK'in yaptırım mekanizmalarını işletmek; pratikte son derece güçtür. 5651'in yaptırım rejimi ve BTK'nın denetim yetkisi; Türkiye'de faaliyet gösteren ya da yerel temsilcisi bulunan platformlara karşı kısmen işletilebilmektedir. Bunun ötesindeki durumlarda FSEK m. 77 kapsamındaki ihtiyati tedbir; erişim engeli mekanizmasını devreye sokmanın en etkili yolu olarak öne çıkmaktadır.


11. Sonuç

Türk hukukunda internet servis sağlayıcılarının ikincil sorumluluğu; 5651 sayılı Kanun'un aktör sınıflandırması, FSEK'in yaptırım mekanizmaları ve TBK'nın genel haksız fiil hükümleri üzerine inşa edilen, ancak karşılaştırmalı hukuktaki yerleşik ikincil sorumluluk teorilerini eksik biçimde karşılayan parçalı bir yapı sergilemektedir.

Hukuki çerçevenin güçlendirilmesi için üç temel reform alanı öne çıkmaktadır. Birincisi, normatif netlik: FSEK'e; katkıda bulunma sorumluluğu ve dolaylı sorumluluk teorilerini açıkça tanımlayan hükümler eklenmesi, hukuki öngörülebilirliği artıracak ve yargı içtihadındaki belirsizlikleri giderecektir. İkincisi, güvenli liman standartları: ABD DMCA § 512 ve AB e-Ticaret Direktifi modellerine benzer biçimde, bildirim ve kaldırma prosedürlerine uyum koşuluna bağlı güvenli liman düzenlemesi, hem hak sahiplerinin korunmasını hem de platform yatırımlarının güvence altına alınmasını mümkün kılacaktır. Üçüncüsü, tekrarlayan ihlalci politikası: Türk hukukunda; ABD DMCA'daki repeat infringer termination policy (tekrarlayan ihlalcileri platformdan uzaklaştırma yükümlülüğü) benzeri bir mekanizmanın benimsenmesi, özellikle büyük platformlar üzerindeki ihlallerin kalıcı biçimde önlenmesine katkı sağlayacaktır.

Sonuç olarak Türk hukuku; erişim sağlayıcıların sorumluluğunu son derece dar tutmakta, yer sağlayıcılara için ise bildirim sonrası harekete geçme yükümlülüğüne dayalı işlevsel bir çerçeve sunmaktadır. Bu çerçevenin dijital çağın gereklilikleriyle tam uyumlu hâle gelebilmesi; hem FSEK hem de 5651 sayılı Kanun'da yapılacak köklü yasal reformlara bağlıdır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Bir hosting firması, müşterisinin telif ihlali içeren içeriğini barındırıyorsa sorumlu mudur?

Haberdar edilmeden önce kural olarak hayır; haberdar edildikten sonra ise evet. Hosting firması, FSEK Ek m. 4 kapsamında hak sahibinin yazılı bildirimi veya mahkeme kararını tebliğ aldıktan sonra makul sürede içeriği kaldırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmezse TBK m. 49 kapsamında hukuki sorumluluk doğabilmektedir.


2. Turkcell ya da Türk Telekom, kullanıcıların torrent ile müzik indirmesinden sorumlu olur mu?

Kural olarak hayır. Erişim sağlayıcılar Türk hukukunda kullanıcılarının içerik tercihlerinden sorumlu tutulmamaktadır. Yükümlülükleri; yetkili merci tarafından verilen erişim engeli kararını uygulamakla sınırlıdır. Kullanıcıların VPN kullanımı da erişim sağlayıcıya sorumluluk yüklemez.


3. YouTube'a Türkiye'den ihlal bildirimi göndermek için ne yapmalıyım?

FSEK Ek m. 4 kapsamında önce YouTube'un kendi telif hakkı şikâyet formunu doldurun. Bu yolun işlevsiz kaldığı durumlarda Cumhuriyet Savcılığı'na başvurarak erişim sağlayıcının hizmet vermesinin durdurulmasını talep edebilirsiniz. Hızlı ve etkili koruma için ise FSEK m. 77 kapsamında mahkemeden ihtiyati tedbir talep etmeniz önerilmektedir.


4. Yer sağlayıcı ihlali kaldırmazsa ceza alır mı?

Türk hukukunda yer sağlayıcıların ihlal içeriklerini barındırmasından doğan cezai sorumluluğu kural olarak bulunmamaktadır; mahkemeler bu sonuca cezaların şahsiliği ve kontrol yokluğu gerekçelerine dayanarak ulaşmaktadır. Bununla birlikte bildiriden sonra harekete geçmeme; TBK m. 49 kapsamında hukuki tazminat yükümlülüğü doğurabilmekte ve 5651 kapsamında idari yaptırımlara zemin hazırlayabilmektedir.


5. Yapay zeka içerik aracı barındıran bir platform telif ihlalinden sorumlu tutulabilir mi?

Bu mesele Türk hukukunda henüz netlik kazanmamıştır. Genel çerçeve itibariyle platform; kullanıcıların korumalı içerikleri işlemesine olanak tanıyan bir araç barındırıyorsa yer sağlayıcı statüsünde değerlendirilebilir ve bildirim sonrası harekete geçme yükümlülüğüne tabi olabilir. Yapay zeka aracının bizzat platformun ticari ürünü olması hâlinde ise içerik sağlayıcı sorumluluğu gündeme gelebilecektir.


6. Türk hukukunda ABD'deki DMCA güvenli limanına benzer bir koruma var mı?

Henüz kapsamlı biçimde düzenlenmemiştir. FSEK Ek m. 4 ve 5651 m. 5; haberdar edilme sonrası harekete geçme yükümlülüğü aracılığıyla DMCA'ye yakın bir işlev görse de ABD'deki gibi yapılandırılmış güvenli liman kriterleri, tekrarlayan ihlalci politikası zorunluluğu ve counter-notice mekanizması Türk hukukunda mevcut değildir. Bu boşlukların kapatılması, yakın dönem reform gündeminin öncelikli maddelerinden birini oluşturmaktadır.


7. Bir ISS mahkeme kararını uygulamayı reddederse ne olur?

5651 m. 6 kapsamındaki erişim engeli kararını uygulamayan erişim sağlayıcı; idari para cezasına ve olası ihraç kararına muhatap olabilmektedir. Büyük sosyal ağlar için ise internet trafiğinin yüzde elliden yüzde doksanbeşe varan oranda daraltılması yaptırımı söz konusudur. Uyum sağlanmaması hâlinde mahkeme ayrıca HMK m. 398 kapsamında disiplin hapsi dahil çeşitli yaptırımlara da hükmedebilmektedir.

Bu sayfada yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz; her somut olayın kendi koşullarına göre ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinden, burada yer alan bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğabilecek sonuçlar bakımından sorumluluk kabul edilmez. Aynı zamanda bu web sitesindeki tüm metin, görsel ve içerikler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmakta olup, izinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya kullanılması yasaktır; aksi kullanım halinde hukuki ve cezai yollara başvurma hakkı saklıdır.

bottom of page