top of page
< Back

Kripto ve Blokzincir Projeleri İçin Patent Rehberi

Birbirine bağlı dijital bloklardan oluşan blokzincir ağı, kripto ve blokzincir patent rehberi

1. GİRİŞ

Bir kripto veya blokzincir projesinin en değerli varlığı çoğu zaman piyasaya sürdüğü token değil, o tokenı mümkün kılan teknik çözümdür. Bu çözüm patentle korunabilir; ancak koruma, buluşun nasıl tarif edildiğine, nerede ve ne zaman başvurulduğuna ve başvurudan önce kamuya ne açıklandığına göre ya güçlü bir varlığa ya da hiçbir değeri olmayan bir belgeye dönüşür. Bu rehber, kripto ve blokzincir girişimlerinin karşılaştığı patent sorunlarını Türk, Avrupa ve Amerikan hukuku açısından karşılaştırmalı olarak ele almakta ve doktrinin vardığı sonuçları uygulamada izlenecek somut adımlara çevirmektedir.


1.1. Sorunun Çerçevesi

Blokzincir teknolojisi, açık kaynak kültürü içinde doğdu. Bitcoin'in temel belgesi bir patent başvurusu değil, internette serbestçe paylaşılan dokuz sayfalık bir teknik makaleydi (whitepaper). Bu kökene rağmen alan bugün yoğun biçimde patentlenmiştir. ABD Patent ve Marka Ofisi'nde (USPTO) Ocak 2013 ile Ekim 2023 arasında 13.854 blokzincir başvurusu yayımlanmış ve 9.442 blokzincir patenti verilmiştir. Patentlerin en büyük sahipleri bağımsız girişimler değil; Advanced New Technologies (Ant Group bağlantılı), IBM ve Bank of America gibi büyük teknoloji ve finans kuruluşlarıdır (Mintz, 2024). Küresel ölçekte ise Çin, verilen blokzincir patentlerinin yaklaşık üçte ikisine sahiptir.


Bu tablo, kripto girişimcisi için iki yönlü bir risk doğurur. Birincisi, kendi buluşunu korumazsa geliştirdiği çözüm rakiplerce serbestçe kullanılabilir veya daha kötüsü başkası tarafından patentlenebilir. İkincisi, korumasız bir proje, büyük portföy sahiplerinin veya patent tacirlerinin (patent troll) ihlal iddialarına karşı savunmasız kalır. Kripto ekosisteminin bu riske verdiği kurumsal yanıtlardan biri, Coinbase ve Block (eski adıyla Square) gibi şirketlerin desteklediği Kripto Açık Patent İttifakı'dır (Crypto Open Patent Alliance, COPA). COPA'nın Craig Wright'a karşı açtığı dava, İngiltere Yüksek Mahkemesi'nin 20 Mayıs 2024 tarihli kararıyla Wright'ın Satoshi Nakamoto olmadığının tespitiyle sonuçlanmıştır (AIPPI). Dava, fikri mülkiyet iddialarının açık kaynak geliştiricilerine karşı nasıl bir baskı aracına dönüşebileceğini göstermesi bakımından öğreticidir.


Türkiye açısından konu ayrıca güncellik kazanmıştır. 2 Temmuz 2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7518 sayılı Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları Sermaye Piyasası Kurulu'nun izin ve denetimine bağlanmıştır (SPK). Düzenlemeyle kurumsallaşan sektörde, teknoloji varlıklarının hukuken korunması artık yatırımcıların ve denetim süreçlerinin doğrudan sorduğu bir sorudur.


1.2. Rehberin Kapsamı ve Planı

Rehberin temel sorusu şudur: Bir kripto veya blokzincir projesinde neyin patentle korunabileceği, bunun hangi ülkede hangi ölçütle değerlendirileceği ve korumanın nasıl kurgulanması gerektiği. Bu soruya yanıt verebilmek için önce blokzincir teknolojisinde korunabilir unsurlar ve patentin diğer fikri mülkiyet araçlarıyla ilişkisi ortaya konulacaktır (Bölüm 2). Ardından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) çerçevesinde Türk hukukundaki durum (Bölüm 3), Avrupa Patent Ofisi'nin (EPO) teknik karakter yaklaşımı (Bölüm 4) ve ABD'deki Alice içtihadı (Bölüm 5) incelenecektir. Üç sistem Bölüm 6'da karşılaştırılacak; Bölüm 7'de başvuru stratejisine ilişkin pratik bir rehber sunulacak, Bölüm 8'de ise merkeziyetsiz yapıların patent ihlali bakımından yarattığı özgün sorunlar ele alınacaktır.


Rehber, "kripto" ve "blokzincir" kavramlarını geniş anlamda kullanmaktadır: dağıtık defter teknolojileri, mutabakat (konsensüs) mekanizmaları, akıllı sözleşmeler, merkeziyetsiz finans (DeFi) protokolleri, cüzdan ve anahtar yönetimi sistemleri ile tokenizasyon çözümleri bu kapsamdadır.


2. BLOKZİNCİR PROJELERİNDE KORUNABİLİR UNSURLAR

Bir projede patentlenebilecek olan "blokzincir"in kendisi değildir; blokzincir teknolojisini kullanarak belirli bir teknik sorunu belirli bir yolla çözen uygulamadır. Bu nedenle patent değerlendirmesi, projenin hangi katmanında yenilik yapıldığının tespitiyle başlar.


2.1. Teknoloji Katmanları ve Buluş Adayları

Tipik bir blokzincir projesi katmanlarına ayrıldığında, her katmandaki buluş adaylarının patent açısından gücü belirli ölçütlere göre farklılık göstermekle birlikte, her somut buluşun ayrıca incelenmesi esastır. Ağ kaynakları üzerinde ölçülebilir teknik etki yaratan ağ ve iletişim protokolleri (düğümler arası veri yayılımını hızlandıran veya bant genişliğini azaltan yenilikler), bellek ve depolama verimliliği sağlayan veri yapısı çözümleri (durum budama, parçalama, Merkle yapısı iyileştirmeleri), Avrupa Patent Ofisi'nin (EPO) teknik alan kabul ettiği kriptografi uygulamaları (yeni imza şemaları, sıfır bilgi ispatı, çok taraflı hesaplama) ile güvenlik ve donanım etkileşimi içeren cüzdan ve anahtar yönetimi mekanizmaları patent açısından genel olarak çok güçlü bir konumdadır. Mutabakat (konsensüs) katmanındaki yenilikler,enerji tüketimini veya kesinleşme süresini azaltarak somut bir teknik etki gösterdiğinde güçlü kabul edilirken, yalnızca ödül ve teşvik kuralına dayanması halinde zayıf kalmaktadır. Bilgisayarın işleyişine doğrudan etki eden akıllı sözleşme yürütme süreçleri (sanal makine optimizasyonları, işlem ücretini düşüren derlemeler, güvenlik doğrulamaları) ile güvenlik ve birlikte çalışabilirlik sağlayan zincirler arası köprüler ise orta-güçlü bir konumda değerlendirilir. Buna karşılık,otomatik piyasa yapıcı (AMM) fiyatlama formülleri, tokenomik kuralları, getiri dağıtımları veya NFT satış modelleri gibi uygulama ve iş modeli katmanında yer alan buluşlar, iş yöntemi veya matematiksel yöntem niteliğinde görüldükleri için patentleşme yönünden zayıftır. Ortaya çıkan bu genel tablonun temel eğilimi, yenilik zincirin altyapısına yaklaştıkça patent alma ihtimalinin artması, ekonomik ve ticari kurallara yaklaştıkça ise azalmasıdır; bununla birlikte, uygulama katmanındaki bir yenilik dahi teknik bir sorunu teknik araçlarla çözecek biçimde kurgulanabiliyorsa patent korumasının dışında kalmayacaktır.


2.2. Patent ve Diğer Fikri Mülkiyet Araçları

Patent, kripto projeleri için tek koruma aracı değildir ve çoğu zaman tek başına yeterli de değildir. Sağlam bir strateji, her bileşen için en uygun aracı seçmeyi gerektirir.

  • Patent: Teknik fikri, yani çözümün kendisini korur. Başvuru tarihinden itibaren 20 yıl süreyle ve yalnızca tescil edildiği ülkede geçerlidir. Bedeli, buluşun ayrıntılı biçimde kamuya açıklanmasıdır.

  • Faydalı model: Türkiye'de 10 yıllık, esasa ilişkin incelemesi daha sınırlı bir korumadır. Ancak SMK m. 142 uyarınca usuller faydalı modelle korunamaz. Blokzincir buluşlarının büyük bölümü yöntem (usul) niteliğinde olduğundan, bu araç alanda sınırlı işlev görür.

  • Telif hakkı: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) bilgisayar programlarını ilim ve edebiyat eseri olarak korur. Koruma kaynak kodun ifadesini kapsar, fikri ve işlevi kapsamaz. Rakip aynı işlevi farklı kodla yazdığında telif hakkı işlemez. Açık kaynak lisansları da telif hakkı üzerine kuruludur.

  • Ticari sır: Türkiye'de ayrı bir ticari sır kanunu bulunmamakla birlikte, koruma 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55 (haksız rekabet) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 239 ile sağlanır. Eşleştirme motoru, risk yönetimi algoritması veya likidite stratejisi gibi zincir dışı (off-chain) bileşenler için uygundur.

  • Marka: Proje, protokol ve token adlarını korur. Teknik çözümü korumaz; ancak açık kaynaklı bir protokolün ticari değerini çoğu zaman markası taşır.

Zincir üstü şeffaflık sorunu. Kamuya açık bir blokzincire yüklenen akıllı sözleşmenin kodu (bytecode), herkes tarafından görülebilir ve çoğu zaman tersine çevrilerek okunabilir. Bu durum iki sonuç doğurur. Birincisi, zincir üstüne yüklenen bir çözüm ticari sır olarak korunamaz. İkincisi, yükleme anı patent hukuku bakımından bir kamuya açıklamadır ve buluşun yeniliğini ortadan kaldırabilir. Dolayısıyla zincir üstünde çalışacak bir yenilik için patent başvurusu, ana ağa (mainnet) ve hatta kamuya açık test ağına (testnet) yüklemeden önce yapılmalıdır.


3. TÜRK HUKUKUNDA BLOKZİNCİR BULUŞLARININ PATENTLENEBİLİRLİĞİ

Türk hukukunda blokzincir buluşu, bilgisayar programı, iş yöntemi veya matematiksel yöntem olarak değil, teknik bir sorunu teknik araçlarla çözen bir buluş olarak tarif edilebildiği ölçüde patentlenebilir. SMK'nın bu konudaki hükümleri Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) ile uyumlu olduğundan, değerlendirme uygulamada EPO içtihadının ışığında yapılır.


3.1. SMK m. 82: Buluş Sayılmayanlar ve "Kendisi" Kaydı

SMK m. 82/1'e göre teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise bazı konuları buluş niteliğinde saymaz: keşifler, bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler; zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler; bilgisayar programları; estetik nitelikli ürünler ile edebiyat, sanat ve bilim eserleri; bilginin sunumu. Hükmün belirleyici kaydı şudur: Başvurunun bu konularla ilgili olması hâlinde, yalnızca bu konu veya faaliyetlerin kendisipatentlenebilirliğin dışında kalır (Ankara Üniversitesi Açık Ders).

Blokzincir buluşları, bu istisnalardan üçüyle aynı anda kesişen nadir teknoloji alanlarındandır:

  • Matematiksel yöntemler: Kriptografik algoritmalar, hash fonksiyonları ve mutabakat mekanizmalarının ardındaki olasılık hesapları.

  • İş faaliyetlerine ilişkin yöntemler: Ödeme, takas, borç verme, piyasa yapıcılığı, token dağıtımı ve ödül kuralları.

  • Bilgisayar programları: Akıllı sözleşmeler, düğüm yazılımları ve cüzdan uygulamaları.

"Kendisi" kaydı, bu istisnaların mutlak bir yasak olmadığını gösterir. Doktrinde de kabul edildiği üzere, SMK m. 82'nin gerekçesi ve EPO İnceleme Kılavuzu teknik karakter taşıyan yazılımların patent korumasından yararlanabileceğini ifade etmektedir (DergiPark). Dolayısıyla blokzincir buluşları bakımından asıl soru "yazılım mı?" değil, "teknik karakter taşıyor mu ve tekniğe bir katkı yapıyor mu?" sorusudur.


3.2. Patent Verilebilirlik Şartlarının Blokzincire Uygulanması

Yenilik (SMK m. 83). Türk hukuku dünya çapında (mutlak) yenilik ilkesini benimser. Başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir biçimde kamuya sunulan bilgi tekniğin bilinen durumuna dahildir. Kripto ekosistemine özgü iletişim alışkanlıkları bu ilke karşısında ciddi risk taşır. Teknik makale (whitepaper), herkese açık GitHub deposundaki kod, kamuya açık test ağına yüklenen sözleşme, bir konferans sunumu, Discord veya X (Twitter) üzerinden yapılan teknik duyuru ve ön satış belgeleri, yeniliği ortadan kaldırabilecek açıklamalardır.


Hükümsüz açıklamalar (SMK m. 84). Türk hukuku, buluş sahibinin başvurudan önceki 12 ay içinde yaptığı açıklamaların yeniliği ortadan kaldırmayacağını kabul eder (ödemesiz süre, grace period). Bu düzenleme ilk bakışta güvence sağlar. Ancak Bölüm 4'te görüleceği üzere EPO'da benzer genel bir ödemesiz süre yoktur. Türkiye'de kurtarılabilen bir açıklama, Avrupa'daki korumayı kalıcı olarak ortadan kaldırabilir.

Buluş basamağı. Tekniğin bilinen durumu dikkate alındığında ilgili teknik alandaki uzmana göre aşikâr olmayan buluş, buluş basamağı içerir. Blokzincir başvurularında asıl mücadele burada verilir. Teknik ve teknik olmayan unsurları birlikte içeren karma buluşlarda, yalnızca teknik karaktere katkı yapan unsurlar buluş basamağını destekleyebilir. Bir mutabakat protokolünün yeni bir ödül kuralı içermesi, bu kural teknik bir etki doğurmuyorsa buluş basamağı için hesaba katılmaz.

Sanayiye uygulanabilirlik. Blokzincir buluşları bakımından nadiren sorun yaratır. Bir bilgisayar ağında tekrarlanabilir biçimde çalıştırılabilen yöntem bu şartı karşılar.


3.3. Faydalı Model Seçeneği ve Sınırları

Faydalı model, Türkiye'de patentten daha hızlı ve daha düşük maliyetli bir koruma yoludur; koruma süresi 10 yıldır ve Kurum esasa ilişkin teknik bir inceleme yapmaz. Ancak SMK m. 142 usulleri faydalı model korumasının dışında tutar. Bu nedenle bir mutabakat yöntemi veya işlem doğrulama usulü faydalı modelle korunamaz.

Faydalı model, blokzincir alanında daha çok fiziksel ürünler için anlamlıdır: donanım cüzdanı, madencilik (mining) donanımı, anahtar saklama cihazı veya özel amaçlı düğüm cihazı gibi. Esasa ilişkin inceleme yapılmadığından, faydalı model belgesinin geçerliliği uyuşmazlık çıktığında mahkemede sınanır. Bu nedenle faydalı model, patentin yerine değil, uygun durumlarda onu tamamlayan bir araç olarak düşünülmelidir.


3.4. Türk Uygulamasının Bugünkü Durumu

Bu rehberin hazırlandığı tarih itibarıyla, blokzincir buluşlarının patentlenebilirliğine özgü olarak kamuya açıklanmış bir TÜRKPATENT yönergesine veya Yargıtay kararına rastlanmamıştır. Kurum'un bilgisayarla uygulanan buluşlara ilişkin inceleme kılavuzu ise genel olarak teknik karakterin varlığını aramaktadır (TBB Dergisi). Bu boşluk üç sonuç doğurur.

  1. EPO içtihadı fiilen yol göstericidir. Türkiye EPC'ye taraftır ve SMK m. 82, EPC m. 52 ile aynı yapıdadır. Kurum incelemesinde ve mahkemelerin hükümsüzlük davalarında EPO Temyiz Kurulları kararlarının ikna edici etkisi yüksektir.

  2. Türkiye'de geçerli korumanın önemli bir kısmı Avrupa patenti üzerinden gelir. EPO tarafından verilen ve Türkiye'de geçerli kılınan Avrupa patentleri, Türk patentleriyle aynı korumayı sağlar. Yabancı kökenli blokzincir patentlerinin Türkiye'deki etkisi çoğunlukla bu yolla ortaya çıkar.

  3. Uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemesi belirleyicidir. Hükümsüzlük ve tecavüz davalarında teknik karakter ve buluş basamağı değerlendirmesi büyük ölçüde bilirkişi raporlarına dayanır. Raporun EPO metodolojisini (Bölüm 4) doğru uygulaması, davanın sonucunu doğrudan etkiler.

4. AVRUPA PATENT SİSTEMİ: TEKNİK KARAKTER VE TEKNİK ETKİ

EPO, blokzincir buluşlarını bilgisayarla uygulanan buluşlar (computer-implemented inventions) olarak iki aşamada değerlendirir. Birinci aşamayı geçmek kolaydır; asıl eleme, buluş basamağı incelemesinde yalnızca teknik özelliklerin hesaba katılmasıyla gerçekleşir. EPO içtihadı ayrıca, "blokzincir" sözcüğünün tek başına teknik karakter sağlamadığını açıkça ortaya koymuştur.


4.1. İki Engel Yaklaşımı: "Herhangi Bir Donanım" ve COMVIK

EPC m. 52(2) ve (3), SMK m. 82/2 ile aynı istisnaları ve aynı "kendisi" kaydını içerir. EPO bu hükmü iki engel üzerinden uygular.


Birinci engel: buluş niteliği. Hitachi kararıyla (T 258/03) yerleşen "herhangi bir donanım" (any hardware) yaklaşımına göre, bir istem bilgisayar, ağ veya bellek gibi herhangi bir teknik araç içeriyorsa EPC m. 52(2) istisnasından kurtulur. Bu eşik çok düşüktür. "Bir blokzincir ağında çalışan bilgisayarla uygulanan yöntem" ifadesi, istemi bu aşamadan geçirmeye yeter.


İkinci engel: buluş basamağı. Belirleyici aşama, 2002 tarihli COMVIK kararıyla (T 641/00) kurulan yöntemdir. Buna göre teknik ve teknik olmayan özellikleri birlikte içeren bir buluşta, buluş basamağı yalnızca teknik karaktere katkı yapan özellikler dikkate alınarak değerlendirilir. Teknik karaktere katkı yapmayan özellikler, buluş basamağını destekleyemez (Wikipedia: T 641/00). Uygulamada teknik olmayan özellikler, örneğin bir ödeme veya teşvik kuralı, uzmana çözmesi için verilen "görev tanımına" yerleştirilir. İş kuralını bir iş insanı belirlemiş, mühendis ise yalnızca onu uygulamış sayılır. Bu durumda kuralın kendisi ne kadar yenilikçi olursa olsun, buluş basamağına katkı yapmaz.


4.2. G 1/19 ve Teknik Etki Ölçütleri

EPO Genişletilmiş Temyiz Kurulu, 2021 tarihli G 1/19 kararında (bilgisayarla simülasyonlar) COMVIK yaklaşımını teyit etmiş ve teknik etkinin nasıl belirleneceğine ilişkin ölçütleri netleştirmiştir. Karara göre hesaplanan sayısal veriler, doğal bir teknik niteliğe sahipse veya teknik bir amaca hizmet ediyorsa teknik karakter taşıyabilir. Fiziksel büyüklüklerin doğrudan veya dolaylı ölçümü de teknik karakter taşıyabilir (Venner Shipley). Bunun yanında IBM kararından (T 1173/97) bu yana, programın bilgisayarla normal fiziksel etkileşimin ötesine geçen "ilave bir teknik etki" doğurması hâlinde bilgisayar programı ürünü istemlerinin de kabul edilebildiği bilinmektedir.

Temyiz Kurulları kararları, blokzincir buluşları için şu teknik etki türlerini öne çıkarmaktadır:

  • Kriptografi: T 540/21 kararında, kriptografinin teknik bir alan olduğu ve kriptografide kullanılmak üzere eliptik eğri üzerinde nokta belirlenmesinin teknik karakter taşıdığı kabul edilmiştir (J A Kemp / Lexology).

  • Hesaplama yükünün dağıtılması: T 2910/19 kararında, bir hesaplamanın mevcut işlemciler arasında nasıl dağıtılacağının, teknik olmayan bir amaca hizmet etse bile teknik etki doğurabileceği kabul edilmiştir (J A Kemp). Düğümler arası iş yükü dağıtımı ve paralel doğrulama gibi blokzincir buluşları için bu yaklaşım doğrudan önemlidir.

  • Güvenlik: İki faktörlü kimlik doğrulamanın ayrı bir bilgisayarda yapılmasına ilişkin karar teknik sayılmış ve buluş basamağı bakımından incelenmiştir (T 2192/18). Anahtar yönetimi ve imza süreçlerine ilişkin buluşlar bu çizgiden yararlanabilir.

  • Kaynak verimliliği: Bant genişliği, depolama, bellek ve işlemci kullanımında ölçülebilir azalma, EPO'nun klasik olarak kabul ettiği teknik etkilerdir.

4.3. Blokzincire Özgü İçtihat: T 767/21 (NIPPON)

Blokzincir buluşları bakımından en öğretici karar, Teknik Temyiz Kurulu 3.5.01'in 10 Ekim 2023 tarihli T 767/21 kararıdır. Başvuru, madencinin geçmiş işlemlerini dikkate alan bir mutabakat protokolüne ilişkindir. Protokolde madencinin biriktirdiği coin miktarı ve geçmişte işlem yaptığı karşı taraf sayısı belirleyiciydi. Kurul, bu ölçütlerin teknik bir anlamı bulunmadığını ve tamamen ticari nitelik taşıdığını kabul etmiştir. Başvurucunun, blokzincirin değiştirilemezlik özelliği nedeniyle protokolün doğası gereği teknik olduğu yönündeki savunması da reddedilmiştir (Bardehle Pagenberg).

Karardan çıkan dersler şunlardır:

  1. Bir protokolün blokzincir üzerinde çalışması, protokole teknik karakter kazandırmaz. Teknik karakter, istem özelliklerinin kendisinden doğmalıdır.

  2. Mutabakat mekanizmaları kendiliğinden teknik veya teknik dışı değildir. Seçim ölçütleri ekonomik veya davranışsal (teşvik, itibar, servet) ise teknik dışı sayılır. Ağ gecikmesi, hesaplama yükü, saldırı direnci veya kesinleşme süresi gibi teknik parametrelere dayanıyorsa teknik sayılma ihtimali yüksektir.

  3. Başvuru metni, buluşun çözdüğü teknik sorunu ve ulaşılan teknik etkiyi baştan açıkça ortaya koymalıdır. Bu açıklama sonradan eklenemez.

4.4. Ödemesiz Sürenin Yokluğu ve Türkiye'de Geçerlilik

Avrupa sisteminin kripto girişimleri için en tehlikeli özelliği, genel bir ödemesiz sürenin bulunmamasıdır. EPC m. 55 yalnızca başvuru sahibine karşı açık bir kötüye kullanım veya resmî olarak tanınan uluslararası bir sergide sergileme hâlinde ve altı aylık süreyle açıklamayı affeder. Kurucunun kendi yayımladığı teknik makale, GitHub kodu veya test ağı yüklemesi bu istisnaya girmez. Başvurudan önce yapılan açıklama, Türk hukukunda 12 aylık süre içinde kurtarılabilse bile Avrupa patentini kalıcı olarak engeller.


Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olmadığından 2023'te faaliyete başlayan Birleşik Patent Mahkemesi (UPC) ve tek etkili Avrupa patenti sistemine dahil değildir. EPO'dan alınan bir Avrupa patentinin Türkiye'de etki doğurması için tescilin yayımından sonra öngörülen süre içinde Türkçe çevirisiyle birlikte TÜRKPATENT'te geçerli kılınması (validasyon) gerekir. Türkiye'deki uyuşmazlıklara ise Türk mahkemeleri bakar.


5. ABD: ALICE TESTİ VE BLOKZİNCİR

ABD'de blokzincir buluşları, 35 U.S.C. §101 kapsamında Alice testine tabidir. Mahkemeler, soyut bir fikrin blokzincir üzerinde uygulanmasını patent için yeterli görmemektedir. USPTO ise 2025'ten bu yana teknolojik bir iyileştirme ortaya koyan yazılım buluşlarına belirgin biçimde daha olumlu yaklaşmaktadır. İnceleme ile yargılama arasındaki bu gerilim, ABD stratejisinin merkezinde yer alır.


5.1. §101 ve Alice/Mayo İki Aşamalı Testi

§101, yöntem, makine, üretim ürünü ve madde bileşimlerini patentlenebilir sayar. Yargı içtihadı ise doğa kanunlarını, doğal olguları ve soyut fikirleri bunun dışında tutar. Yüksek Mahkeme'nin 2014 tarihli Alice Corp. v. CLS Bank kararı, iki aşamalı bir test getirmiştir:

  1. Birinci aşama: İstem bir soyut fikre mi yöneliktir?

  2. İkinci aşama: Yöneliyorsa, istem bu soyut fikri patentlenebilir bir uygulamaya dönüştüren ve fikrin kendisinden "önemli ölçüde fazlası" olan bir buluşçu kavram (inventive concept) içeriyor mu?

Alice kararının konusu, aracılı finansal takas (intermediated settlement) yöntemiydi. Bu nedenle karar, kripto ve DeFi buluşlarıyla doğrudan ilgilidir. Takas, ödeme ve fiyatlamaya ilişkin istemler, ABD'de soyut fikir şüphesiyle karşılanmaya en açık istemlerdir. Federal Circuit'in 2016 tarihli Enfish v. Microsoft kararı ise karşı yöndeki dengeyi kurmuştur: Bilgisayarın kendi işleyişini iyileştiren yazılım istemleri, birinci aşamada soyut fikir sayılmaz.


ABD sisteminin EPO'dan temel farkı, "teknik karakter" kavramını açıkça kullanmamasıdır. Bununla birlikte iki sistem uygulamada benzer sonuçlara ulaşır: Her ikisinde de belirleyici soru, istemin bilgisayar teknolojisinde somut bir iyileştirme mi, yoksa bilinen bir ekonomik uygulamanın dijital ortama aktarılmasını mı ifade ettiğidir.


5.2. Mahkeme İçtihadı: Rady ve BPROTOCOL Kararları

Rady v. Boston Consulting Group (Fed. Cir. 2024). Federal Circuit'in blokzincir teknolojisinin patent uygunluğunu ilk kez ele aldığı karar olarak anılmaktadır (HSF Kramer). Dava konusu 10.469.250 sayılı patent, değerli taş gibi fiziksel bir nesnenin taranması, kusurlarından benzersiz bir "imza" çıkarılması ve bu imzanın daha önce kaydedilmemişse blokzincire yazılmasını konu alıyordu (Patently-O). Mahkeme, yöntemin faydalı olabileceğini, ancak blokzincirde veri saklama ve işlemenin işleyişini iyileştirmediğini kabul ederek istemleri §101 bakımından geçersiz saymıştır.

BPROTOCOL Foundation v. Universal Navigation (S.D.N.Y. 2026). New York Güney Bölge Mahkemesi'nde Hâkim John G. Koeltl, 10 Şubat 2026 tarihli kararında Uniswap'e karşı açılan patent tecavüzü davasını reddetmiştir. Davacının 11.107.049 ve 11.574.291 sayılı patentleri, likidite havuzları ve likidite sağlayıcı (LP) tokenları kullanan sabit çarpımlı otomatik piyasa yapıcıya (CPAMM) ilişkindi (Holland & Knight / Legal 500). Kararın gerekçesi, kripto patentleri yazanlar için bir kontrol listesi niteliğindedir:

  • Birinci aşama: İstemler, döviz kuru hesaplayarak işlem yapma soyut fikrine yönelik bulunmuştur. Döviz takası, ticarette köklü bir ekonomik uygulama sayılmıştır.

  • "Ama bu blokzincir" savunması: Soyut bir fikrin kullanım alanını mevcut bir teknolojik ortamla sınırlamak, onu soyut olmaktan çıkarmaz. Patent metninin kendisi kripto paraların, akıllı sözleşmelerin ve blokzincirin buluştan önce var olduğunu kabul ediyordu; inceleme uzmanı da bu teknolojiyi bilinen ve olağan nitelemişti.

  • İstemlenmemiş iyileştirme: Davacı, buluşun kripto takası için gereken bilgisayar kaynaklarını büyük ölçüde azalttığını ileri sürmüştür. Mahkeme, istemlerde böyle bir teknik çözüm yer almadığı için bu savunmayı dikkate almamıştır.

  • İkinci aşama: İddia edilen alışılmadık unsurlar istemlerde bulunmadığından buluşçu kavram yoktur. Dava dilekçesi, patentin istemlediğini değiştiremez.

  • Tecavüz iddiasının ileri sürülmesi: Davalının kodu açık kaynaklı olduğu hâlde davacı, istemlerin gerektirdiği rezerv oranı sabitinin bu kodda nerede yer aldığını göstermemiştir.

Ret kararı kesin değildir (without prejudice); davacı dilekçesini değiştirerek yeniden başvurabilir. Ancak kararın mesajı açıktır: Blokzincir patentinin değeri, istemlerin teknik iyileştirmeyi ne ölçüde somut olarak tarif ettiğine bağlıdır.


5.3. USPTO'nun Değişen Tutumu (2025–2026)

Mahkemelerin katı tutumuna karşın USPTO, 2025'te yön değiştirmiştir. Ofis, 4 Ağustos 2025'te yazılım ve yapay zekâ başvurularını inceleyen 2100, 2600 ve 3600 numaralı teknoloji merkezlerine §101 incelemesine ilişkin bir hatırlatma genelgesi göndermiştir. 26 Eylül 2025'te ise yeni Direktör John Squires'ın da yer aldığı Temyiz İnceleme Paneli, Ex parte Desjardins kararında makine öğrenmesi modellerinin işleyişindeki iyileştirmelerin pratik uygulama sayılabileceğini kabul etmiştir (Dykema). Karar, 4 Kasım 2025'te emsal (precedential) ilan edilmiştir (Dinsmore).

v

Desjardins kararında, yazılımın da donanım gibi bilgisayar teknolojisinde soyut olmayan iyileştirmeler yapabileceği ve istemlerin aşırı genel bir düzeyde değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Aralık 2025'te yayımlanan genelgeler ise başvuru sahiplerine, uygunluk sorununu bir uzmanın yeminli beyanıyla desteklemeye imkân veren "konu uygunluğu beyanı" (SMED) aracını tanıtmış ve Desjardins kararını İnceleme El Kitabı'na (MPEP) işlemiştir (Haynes Boone). Desjardins yapay zekâ bağlamında verilmiş olsa da gerekçesinin yalnızca yapay zekâyla sınırlı olmadığı değerlendirilmektedir.

Bu gelişmenin kripto girişimleri için anlamı iki yönlüdür. Teknik iyileştirmeyi iyi tarif eden bir blokzincir başvurusunun USPTO'dan geçme ihtimali artmıştır. Ancak verilen patent, tecavüz davasında Rady ve BPROTOCOL çizgisindeki mahkemeler önünde yeniden sınanacaktır. İnceleme aşamasındaki kolaylık, istemlerin zayıf yazılmasına gerekçe yapılmamalıdır.


5.4. ABD Sisteminin Usule İlişkin Avantajları

  • Bir yıllık ödemesiz süre: 35 U.S.C. §102(b)(1), buluş sahibinin kendi açıklamasından itibaren bir yıl içinde başvuru yapılmasına izin verir. Ancak bu süre yalnızca ABD'de işe yarar; Avrupa'da aynı açıklama yenilik engelidir.

  • Geçici başvuru (provisional application): Düşük maliyetle rüçhan tarihi sağlar ve 12 ay içinde asıl başvuruya dönüştürülmelidir. Teknik makale yayımlanmadan önce yapılacak bir geçici başvuru, sonraki Avrupa ve Türkiye başvuruları için de rüçhan dayanağı olabilir. Bunun için geçici başvurunun buluşu yeterli ayrıntıda açıklaması gerekir; yetersiz bir metin, rüçhan hakkını sonradan değersiz kılar.

6. KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRME

Üç sistem farklı kavramlar kullansa da aynı sonuca yaklaşır: Patent, blokzincirin kullanılmasına değil, teknolojide istemlenmiş somut bir iyileştirmeye verilir; sistemleri asıl ayıran hususlar, açıklama öncesi ödemesiz süre ile inceleme ve yargılama arasındaki tutarlılıktır. Yasal dayanak bağlamında; Türkiye'de (SMK m. 82/2) ve Avrupa'da (EPC m. 52/2-3) bilgisayar programları, iş ve matematiksel yöntemler "kendisi" olarak buluş sayılmazken, ABD'de (35 U.S.C. §101) yargı içtihadıyla geliştirilen soyut fikir istisnaları öne çıkar. Temel test olarak Türkiye, EPO'nun donanım (T 258/03) ve COMVIK (T 641/00) kararlarına dayalı teknik karakter yaklaşımını izlerken, ABD Alice/Mayo iki aşamalı testini uygular.Teknoloji alanlarına göre bakıldığında; DeFi, ödeme ve tokenomik kuralları Türkiye'de iş yöntemi olarak dışlanma riski taşırken, Avrupa'da buluş basamağına katkı yapmayan teknik olmayan özellikler olarak değerlendirilir, ABD'de ise BPROTOCOL davasında AMM fiyatlamasının geçersiz sayılması örneğindeki gibi soyut fikir kabul edilir. Mutabakat mekanizmalarında Türkiye'de henüz blokzincire özgü yerleşik bir içtihat bulunmaz, Avrupa'da ekonomik ölçütlere dayanan protokoller teknik kabul edilmez (T 767/21) ve ABD'de bilgisayar işleyişinde bir iyileştirme istemlenmişse korumaya uygun bulunabilir. Buna karşılık, kriptografi ve güvenlik unsurları Türkiye'de teknik sayılmaya yatkın olup,Avrupa'da (T 540/21) teknik alan kabul edilir ve ABD'de somut bir güvenlik iyileştirmesi istemlendiğinde uygun görülür.Süreç ve usullere gelindiğinde; başvuru öncesi kendi açıklaması bakımından Türkiye (SMK m. 84) 12 aylık, ABD (§102(b)(1)) 1 yıllık ödemesiz süre sunarken, Avrupa'da (EPC m. 55) dar istisnalar dışında genel bir ödemesiz süre yoktur. Ayrıca hızlı koruma yolları açısından Türkiye'de usuller hariç 10 yıllık faydalı model (SMK m. 142) sistemi ve ABD'de düşük maliyetli geçici başvuru imkanı bulunurken, EPO düzeyinde böyle bir yapı yer almaz. 2026 yılı itibarıyla güncel eğilimlere bakıldığında; Türkiye'de blokzincire özgü bir yönerge veya yüksek mahkeme kararının olmaması,Avrupa'nın istikrarlı ve katı tutumu, ABD'de ise USPTO'nun olumlu (Desjardins) yaklaşımına karşın mahkemelerin katı (Rady, BPROTOCOL) duruşu göze çarpmaktadır. Tüm bu tablodan üç pratik sonuç çıkar: Birincisi, her üç sistemde de başvurunun kaderini istem yazımı belirlediğinden teknik iyileştirme hem tarifnamede açıklanmalı hem de istemlere yansıtılmalıdır. İkincisi, en katı yenilik kuralı Avrupa'da olduğu için açıklama stratejisi tamamen EPO'ya göre kurulmalı; Türkiye ve ABD'deki ödemesiz süreler bir planın parçası değil, yalnızca bir güvenlik ağı olarak görülmelidir. Üçüncüsü,Türkiye'de blokzincire özgü içtihat bulunmaması bir boşluk olduğu kadar bir fırsattır; nitekim EPO metodolojisine uygun hazırlanan başvurular, bu alandaki ilk Türk uygulamasını şekillendirecektir.


7. PRATİK REHBER: KRİPTO PROJELERİ İÇİN PATENT STRATEJİSİ

Kripto projelerinde patent korumasını en çok kaybettiren hata, hukuki değil zamanlamaya ilişkindir: Buluş, başvurudan önce teknik makale, kod veya test ağı yoluyla açıklanır. İkinci büyük hata, ekonomik kuralı istemleyip teknik iyileştirmeyi tarifnamede bırakmaktır. Aşağıdaki adımlar bu iki hatayı önlemeye yöneliktir.


7.1. Buluşun Tespiti: Teknik Sorun ve Teknik Çözüm

Her başvuru, projenin teknik ekibiyle yapılacak bir fikri mülkiyet envanteriyle başlamalıdır. Bu görüşmede şu sorular yanıtlanmalıdır:

  1. Proje hangi teknik sorunu çözüyor? Sorun gecikme, işlem kapasitesi, depolama, enerji tüketimi, güvenlik veya birlikte çalışabilirlik gibi teknik terimlerle ifade edilebiliyor mu?

  2. Çözüm, bilinen blokzincir mimarisinde neyi değiştiriyor? Değişiklik veri yapısında mı, ağ iletişiminde mi, doğrulama sürecinde mi, anahtar yönetiminde mi?

  3. Ulaşılan etki ölçülebilir mi? İşlem süresi, bant genişliği, depolama veya işlemci kullanımında karşılaştırmalı veri var mı?

  4. Projenin yeniliği yalnızca ekonomik bir kurala mı (ücret yapısı, ödül dağıtımı, fiyatlama formülü) dayanıyor? Öyleyse bu kuralı uygulamak için geliştirilmiş teknik bir mekanizma var mı?

  5. Hangi bileşenler zincir üstünde, hangileri zincir dışında çalışacak?

Dördüncü sorunun yanıtı "evet, yalnızca ekonomik kural" ise, patent yerine ticari sır, marka ve hızlı pazara giriş stratejisi daha gerçekçi olabilir. BPROTOCOL kararı, bu ayrımı yapmadan alınan patentlerin dava aşamasında nasıl çöktüğünü göstermektedir.


7.2. Tarifname ve İstem Yazımı

  • Teknik sorunu ve etkiyi baştan yazın. Tarifname, çözülen teknik sorunu ve ulaşılan teknik etkiyi açıkça anlatmalıdır. EPO'da teknik etki sonradan icat edilemez; ABD'de BPROTOCOL kararında olduğu gibi istemlenmemiş iyileştirme savunulamaz.

  • İyileştirmeyi istemlere taşıyın. Kaynak tasarrufu veya güvenlik artışı sağlayan somut mekanizma, bağımsız istemde veya en azından geri çekilme noktası olacak bağımlı istemlerde yer almalıdır.

  • Farklı istem türlerini birlikte kullanın. Yöntem istemi, sistem istemi, düğüm veya cihaz istemi ve bilgisayar programı ürünü istemi birlikte sunulmalıdır. Böylece tecavüzün tek bir aktör tarafından gerçekleştirildiği gösterilebilir (Bölüm 8).

  • İstemi tek aktör perspektifinden yazın. Merkeziyetsiz bir sistemde adımlar çok sayıda düğüm arasında dağılır. İstemleri tek bir düğümün, istemcinin veya cüzdanın gerçekleştirdiği adımlar üzerinden kurmak, tecavüzün ispatını kolaylaştırır.

  • Blokzincir sözcüğüne güvenmeyin. T 767/21 ve BPROTOCOL kararları, blokzincir ortamının tek başına teknik karakter veya buluşçu kavram sağlamadığını göstermiştir.

  • Mevcut teknolojiyi doğru tarif edin. Önceki tekniği tarif ederken, buluşun bu teknolojide neyi değiştirdiğini ayrıca vurgulayın. Tarifnamenin bütün teknik altyapıyı "bilinen ve olağan" gösterip yeniliği yalnızca ekonomik kurala yüklemesi, BPROTOCOL'de davacının aleyhine kullanılmıştır.

7.3. Açıklama Yönetimi: Teknik Makale, Kod ve Test Ağı

Kripto projeleri, şeffaflık ve topluluk desteği için erken açıklamaya eğilimlidir. Patent stratejisi bu eğilimle çatışmak zorunda değildir; yalnızca sıralamanın doğru kurulması gerekir.

  1. Önce başvuru, sonra açıklama. Teknik makale, herkese açık depo, test ağı yüklemesi, konferans sunumu ve topluluk duyurusundan önce en az bir başvuru (Türk başvurusu, Avrupa başvurusu veya ABD geçici başvurusu) yapılmalıdır.

  2. Gizlilik sözleşmeleri. Güvenlik denetimi (audit) firmaları, dış geliştiriciler, yatırımcılar ve hackathon katılımcılarıyla yapılan paylaşımlar gizlilik sözleşmesine bağlanmalıdır. Gizlilik altında yapılan paylaşım, kamuya açıklama sayılmaz.

  3. Depoları kapalı tutun. Geliştirme, başvuru tarihine kadar özel (private) depolarda sürdürülmelidir. Kod zincire yüklendiğinde açıklanmış sayılacağından, ana ağ ve kamuya açık test ağı tarihleri patent takvimine göre planlanmalıdır.

  4. Ödemesiz süreye güvenmeyin. SMK m. 84 ve ABD'nin bir yıllık süresi, yanlışlıkla yapılmış açıklamaları kurtarabilir. Ancak Avrupa korumasını kurtaramaz.

7.4. Coğrafi Strateji ve Zamanlama

Patent ülkeseldir; korumanın nerede alınacağı, tecavüzün nerede gerçekleşeceğine göre belirlenmelidir. Kripto projelerinde bu yerler, düğüm operatörlerinin, kullanıcıların, borsaların, cüzdan sağlayıcılarının ve rakip geliştiricilerin bulunduğu ülkelerdir.

Tipik bir zaman çizelgesi şöyledir:

  1. İlk başvuru (0. ay): Türkiye'de, EPO'da veya ABD'de geçici başvuru olarak yapılır. Bu tarih rüçhan tarihidir ve açıklamalar bu tarihten sonra yapılabilir.

  2. Rüçhan süresi (12. ay): Paris Sözleşmesi uyarınca 12 ay içinde aynı buluş için diğer ülkelerde ve PCT kapsamında uluslararası başvuru yapılabilir. PCT başvurusu, ülke seçimini ertelemenin en yaygın yoludur.

  3. Ulusal ve bölgesel aşama (30–31. ay): Rüçhan tarihinden itibaren yaklaşık 30–31 ay içinde Türkiye, EPO, ABD ve hedeflenen diğer ülkelerde ulusal veya bölgesel aşamaya geçilir. Bu sırada projenin pazar durumu ve finansmanı daha net olduğundan, maliyetli karar bilgiyle verilir.

Türkiye'deki koruma iki yoldan sağlanabilir: doğrudan TÜRKPATENT başvurusu veya Avrupa patentinin Türkiye'de geçerli kılınması. Birden fazla Avrupa ülkesinde koruma hedefleyen bir proje için ikinci yol çoğu zaman daha verimlidir. Yalnızca Türkiye pazarına odaklanan bir proje için ise ulusal başvuru daha düşük maliyetlidir.


7.5. Patent, Ticari Sır ve Açık Kaynak Dengesi

Kripto ekosisteminde açık kaynak, çoğu zaman bir tercih değil, güvenin ön koşuludur. Bu nedenle patent stratejisi, açık kaynak lisansıyla birlikte tasarlanmalıdır.

  • Lisansın patent etkisi. Apache 2.0 lisansı, kodu kullananlara açık bir patent lisansı verir ve lisans alana karşı patent davası açan katkıcının lisansını sona erdirir. Bu lisansla açılan kodu kapsayan bir patent, ticari bir silahtan çok savunma kalkanına dönüşür. MIT gibi lisanslar ise açık bir patent hükmü içermez; bu da patent sahibine daha geniş hareket alanı bırakır. Lisans seçimi, patent başvurusuyla aynı anda verilmesi gereken bir karardır.

  • Lisans temelli ticari koruma. Bazı DeFi protokolleri, kodu görünür kılarken ticari kullanımı belirli bir süre kısıtlayan kaynak-erişilebilir lisanslar kullanmıştır. Bu yol, patent almadan sınırlı bir ticari koruma sağlar; ancak yalnızca kodun kopyalanmasını engeller, aynı fikrin farklı kodla uygulanmasını engellemez.

  • Savunma amaçlı patentler ve taahhütler. Patent, rakibe karşı dava açmak için değil, karşı dava riskini dengelemek veya bir patent havuzuna katılmak için de alınabilir. COPA üyelerinin patentlerini topluluğa karşı kullanmama taahhüdü bu modelin örneğidir.

  • Stratejik yayım. Patent almak istemeyen ancak başkasının aynı buluşu patentlemesini engellemek isteyen proje, buluşu ayrıntılı biçimde yayımlayarak tekniğin bilinen durumuna dahil edebilir (defensive publishing). Türk doktrininde bu yöntem patent ve ticari sır seçeneklerinin bir alternatifi olarak incelenmiştir (DergiPark).

  • Ticari sır. Zincir dışında çalışan eşleştirme motorları, risk modelleri, işlem sıralama ve likidite stratejileri gibi bileşenler, kamuya açıklanmadıkları sürece ticari sır olarak korunabilir. Bunun için erişim kısıtlaması, gizlilik sözleşmeleri ve iç politikalar gibi somut önlemler alınmalıdır.

7.6. Hak Sahipliği: Çalışanlar, Dış Geliştiriciler ve DAO'lar

Kripto projelerinde buluş çoğu zaman farklı ülkelerde, takma adla çalışan ve birbirine sözleşmeyle bağlı olmayan geliştiriciler arasında ortaya çıkar. Hak sahipliği bu nedenle başvurudan önce çözülmelidir.

  • Çalışan buluşları. SMK m. 113 ve devamında düzenlenen sistem uyarınca, çalışanın işletmedeki görevi gereği veya işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak yaptığı hizmet buluşu üzerinde işveren hak talep edebilir. Bunun için bildirim ve talep süreçlerinin işletilmesi gerekir. Uygulamada iş sözleşmelerine buluş bildirimi hükümleri konulmalıdır.

  • Dış geliştiriciler ve serbest çalışanlar. İş ilişkisi bulunmayan geliştiricilerin buluşları üzerinde işverene özgü kanuni rejim uygulanmaz. Yazılı devir sözleşmesi yoksa hak, buluşu yapan kişide kalır. Hackathon ve bounty programları için de katılım koşullarında devir hükmü yer almalıdır.

  • Takma adlı katkıcılar. Patent başvurusunda buluşçunun gerçek kimliğiyle belirtilmesi gerekir. Takma adla katkı yapan ve kimliği bilinmeyen bir geliştiricinin buluşa katkısı, sonradan buluşçuluk ve hak sahipliği uyuşmazlıklarına yol açabilir.

  • DAO'lar. Türk hukukunda merkeziyetsiz otonom organizasyonlar (DAO) tüzel kişiliğe sahip değildir ve bu nedenle patent sahibi olamaz. Patentin bir şirket veya vakıf gibi tüzel kişiliği bulunan bir yapı adına alınması ve DAO yönetişimiyle ilişkisinin sözleşmeyle kurulması gerekir.

8. MERKEZİYETSİZ YAPILARDA PATENT TECAVÜZÜ VE UYGULAMA SORUNLARI

Patent almak ile patenti uygulatmak ayrı sorunlardır. Merkeziyetsiz ağlarda tecavüzü kimin gerçekleştirdiği, tecavüzün hangi ülkede gerçekleştiği ve davanın kime karşı açılacağı soruları, klasik patent hukukunun dayandığı varsayımları zorlar. Bu sorunlar, istemler yazılırken öngörülmezse geçerli bir patent de uygulamada değersiz kalabilir.


8.1. Bölünmüş Tecavüz

Bir blokzincir yöntem isteminin adımları çoğu zaman farklı aktörler tarafından gerçekleştirilir. İşlemi kullanıcı imzalar, düğüm yayar, madenci veya doğrulayıcı bloğa ekler, başka düğümler doğrular. Hiçbir aktör, istemin bütün adımlarını tek başına gerçekleştirmez.

ABD hukukunda Federal Circuit, 2015 tarihli Akamai v. Limelight (genişletilmiş heyet) kararında, doğrudan tecavüz için bütün adımların tek bir kişi tarafından gerçekleştirilmesini veya ona yüklenebilmesini aramıştır. Adımların bir kişiye yüklenebilmesi, o kişinin diğerlerini yönlendirmesine veya kontrol etmesine ya da ortak bir girişimin varlığına bağlıdır. Yüksek Mahkeme ise 2014 tarihli kararında, doğrudan tecavüz bulunmadıkça teşvik yoluyla tecavüzün de oluşmayacağını kabul etmiştir. Merkeziyetsiz bir ağda yönlendirme ve kontrol ilişkisini ispatlamak çoğu zaman mümkün değildir.


Türk hukukunda SMK m. 85, patent sahibine buluşun doğrudan kullanımının yanında dolaylı kullanımını da önleme hakkı tanır. Buluşun temel unsurlarına ilişkin araçların yetkisiz kişilere sağlanması bu kapsamdadır. Ancak dolaylı tecavüz hükümleri de birden fazla bağımsız aktör arasında dağılmış adımlar sorununu tamamen çözmez. Sorunun en etkili çözümü, Bölüm 7.2'de önerildiği gibi, istemleri tek bir düğümün, istemcinin veya cüzdanın gerçekleştirdiği adımlar üzerinden yazmaktır.


8.2. Yer Unsuru: Tecavüz Nerede Gerçekleşir?

Patent ülkeseldir; ancak bir blokzincir ağının düğümleri onlarca ülkeye dağılmıştır. Bir sistemin bileşenlerinin bir kısmı Türkiye'de, bir kısmı yurtdışında bulunduğunda tecavüzün Türkiye'de gerçekleşip gerçekleşmediği sorusu ortaya çıkar.

ABD'de BlackBerry hizmetine ilişkin NTP v. Research In Motion (Fed. Cir. 2005) kararı, bu konuda yol gösterici bir ayrım yapmıştır. Sistem istemlerinde, sistemin kontrol edildiği ve faydasının elde edildiği yer ABD ise, bileşenlerden biri yurtdışında olsa da kullanım ABD'de sayılabilir. Yöntem istemlerinde ise her adımın ABD'de gerçekleşmesi aranmıştır. Bu ayrım, merkeziyetsiz sistemler bakımından sistem istemlerinin yöntem istemlerine göre daha güçlü bir konumda olabileceğini göstermektedir.

Türk hukukunda bu soruya ilişkin blokzincire özgü bir içtihat bulunmamaktadır. Bununla birlikte Türkiye'deki kullanıcılara sunulan bir hizmetin, Türkiye'de kullanılan bir cüzdan uygulamasının veya Türkiye'de işletilen bir düğümün tecavüz değerlendirmesinde bağlantı noktası oluşturması beklenir. İstemler, Türkiye'de fiilen bulunabilecek bileşenleri (istemci, cüzdan, yerel düğüm, arayüz) hedef alacak biçimde yazılmalıdır.


8.3. Davalı Kimdir?

Merkeziyetsiz bir protokolde tecavüz iddiasının muhatabı doğası gereği belirsizdir ve olası davalılar çeşitli aktörlerden oluşabilir. BPROTOCOL davasında da görüldüğü üzere, protokolü geliştiren ticari yapı konumundaki şirket veya vakıflar en sık karşılaşılan hedeflerdir. Kullanıcıların protokole eriştiği web veya mobil uygulamaları yürüten arayüz (front-end) işletmecileri ile Türkiye'de 7518 sayılı Kanun sonrasında SPK izniyle faaliyet gösteren kripto varlık hizmet sağlayıcıları,kimliklerinin belirli ve ülke sınırları içinde olmaları sebebiyle uygulamada en erişilebilir yasal hedefler arasında yer alır.Öte yandan, düğüm operatörleri ve geliştiriciler hukuken muhatap olabilseler de dağınık, anonim ve çoğunlukla yurtdışında bulunmaları nedeniyle pratik birer hedef değildirler; ne var ki İngiliz Temyiz Mahkemesi'nin Tulip Trading v van der Laan [2023] EWCA Civ 83 kararında (Norton Rose Fulbright), doğrudan patentle ilgili olmasa bile Bitcoin geliştiricilerinin kullanıcılara karşı güven ilişkisine dayalı yükümlülükleri olabileceği iddiasının ciddi bir başarı şansı taşıdığının kabul edilmesi, mahkemelerin açık kaynak geliştiricilerinin hukuki sorumluluğunu tartışmaya açık tuttuğunu göstermektedir. Son olarak, tüzel kişiliği bulunmayan DAO'lara (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlar) karşı dava açılması ve hükmün icrası ciddi usul sorunları doğurduğundan, hukuki süreçlerde genellikle doğrudan DAO'nun kendisi yerine onun arkasındaki şirket, vakıf veya kimliği belirli üyeler hedef alınmaktadır.


8.4. Delil ve İspat

Blokzincir, tecavüzün ispatı bakımından alışılmadık bir avantaj sunar: Açık kaynak kod ve zincir üstü işlemler herkes tarafından incelenebilir. Bu avantaj davacıya bir yükümlülük de getirir. BPROTOCOL davasında mahkeme, davalının kodu açık kaynaklı olduğu hâlde davacının istemin gerektirdiği unsurun bu kodda nerede bulunduğunu göstermemesini eksiklik saymıştır.


Türk hukukunda dava öncesinde delil tespiti yoluna gidilebilir. Zincir dışı bileşenler ve sunucu tarafındaki süreçler bakımından bu yol özellikle önemlidir. Teknik inceleme, istem unsurlarının kaynak kod, derlenmiş kod (bytecode) ve zincir üstü işlem verileriyle tek tek eşleştirildiği bir unsur-unsur karşılaştırma tablosu (claim chart) üzerinden yapılmalıdır. Bu alanda görev alacak bilirkişilerin, patent hukuku ile birlikte akıllı sözleşme ve zincir analizi konusunda da uzmanlığa sahip olması, raporun güvenilirliği için belirleyicidir.


9. SONUÇ

Kripto ve blokzincir projelerinde patent mümkündür; ancak korunan şey blokzincir değil, blokzincir teknolojisinde istemlenmiş somut bir teknik iyileştirmedir. Türkiye, Avrupa ve ABD farklı kavramlar kullansa da bu noktada birleşmektedir. SMK m. 82 ve EPC m. 52, bilgisayar programlarını, iş yöntemlerini ve matematiksel yöntemleri "kendisi" olarak dışlarken; ABD hukuku aynı sonuca Alice testinin soyut fikir kavramıyla ulaşmaktadır.


İçtihat bu ayrımı açıkça çizmiştir. EPO, T 767/21 kararında ekonomik ölçütlere dayanan bir mutabakat protokolünü teknik saymamış, buna karşılık kriptografiyi teknik bir alan olarak kabul etmiştir. ABD'de Rady ve BPROTOCOL kararları, soyut bir fikrin blokzincir ortamında uygulanmasının patent için yeterli olmadığını ve istemlenmemiş teknik iyileştirmenin savunulamayacağını göstermiştir. USPTO'nun Desjardins kararıyla başlayan olumlu tutumu inceleme aşamasını kolaylaştırsa da, mahkemelerdeki katı çizgi değişmediği sürece patentin değerini istem yazımının kalitesi belirleyecektir.


Türk hukuku bakımından en önemli tespit, blokzincire özgü bir yönerge ve yüksek mahkeme kararının henüz bulunmamasıdır. Bu boşlukta EPO metodolojisi fiilen yol gösterici olmaya devam edecek; Türkiye'deki koruma önemli ölçüde Avrupa patentlerinin geçerli kılınması yoluyla sağlanacaktır. 7518 sayılı Kanun'la kurumsallaşan kripto sektöründe, teknoloji varlıklarının hukuken korunması artık yatırımcıların ve denetim süreçlerinin doğrudan sorguladığı bir konudur.


Uygulama bakımından rehberin özeti üç kuraldır. Birincisi, açıklamadan önce başvurun: Teknik makale, kod ve test ağı ilk başvurudan sonra gelmelidir, çünkü Avrupa'da ödemesiz süre yoktur. İkincisi, ekonomik kuralı değil teknik mekanizmayı istemleyin ve teknik etkiyi tarifnamede ölçülebilir biçimde açıklayın. Üçüncüsü, patenti tek başına değil; ticari sır, açık kaynak lisansı, marka ve hak sahipliği sözleşmeleriyle birlikte bir bütün olarak kurgulayın. Bu üç kurala uyan bir proje, merkeziyetsiz bir ekosistemde bile teknik yeniliğini hukuken korunabilir bir varlığa dönüştürebilir.

Sıkça Sorulan Sorular


Blokzincir buluşları Türkiye’de patentlenebilir mi?
Evet, ancak koşulu var. SMK m. 82, bilgisayar programlarını, iş yöntemlerini ve matematiksel yöntemleri “kendisi” olarak buluş saymaz. Bir blokzincir buluşu, teknik bir sorunu teknik araçlarla çözüyorsa patentlenebilir. Ağ yükünü, depolama ihtiyacını veya işlem süresini azaltan ya da güvenliği artıran çözümler bu duruma örnektir.


Akıllı sözleşme patentlenebilir mi?
Akıllı sözleşmenin kodu bilgisayar programıdır ve tek başına patentle korunmaz; kod telif hakkıyla korunur. Akıllı sözleşmenin yürütülmesini hızlandıran, işlem ücretini (gas) düşüren veya güvenliğini artıran bir teknik mekanizma ise patent konusu olabilir.


Bir kripto para veya token patentlenebilir mi?
Tokenın kendisi, ekonomik modeli veya dağıtım kuralları kural olarak patentlenemez. Bunlar iş yöntemi niteliğindedir. Tokenın oluşturulması, aktarılması veya güvenliğine ilişkin teknik bir yenilik varsa, bu yenilik patentlenebilir. Token adı ise marka olarak korunabilir.


Whitepaper’ı yayımladım. Hâlâ patent alabilir miyim?
Ülkeye göre değişir. Türkiye’de SMK m. 84 uyarınca kendi açıklamanızdan sonraki 12 ay içinde başvurabilirsiniz; ABD’de bu süre bir yıldır. Avrupa Patent Ofisi’nde ise genel bir ödemesiz süre yoktur, bu nedenle yayımlanan whitepaper Avrupa patentini kalıcı olarak engeller. Doğru sıralama, önce başvuru sonra yayımdır.


Açık kaynak kodlu bir proje patent alabilir mi?
Evet. Kodun açık olması, arkasındaki teknik buluşun patentlenmesine engel değildir; yeter ki başvuru kod yayımlanmadan önce yapılsın. Lisans seçimi ise önemlidir. Apache 2.0 gibi lisanslar kullanıcılara açık bir patent lisansı verir; bu durumda patent daha çok savunma amaçlı işlev görür.


Blokzincir buluşu faydalı modelle korunabilir mi?
Sınırlı ölçüde. SMK m. 142 usulleri faydalı model korumasının dışında tutar. Mutabakat veya doğrulama yöntemleri gibi usul niteliğindeki buluşlar faydalı modelle korunamaz. Donanım cüzdanı veya madencilik cihazı gibi fiziksel ürünler için ise faydalı model uygun bir seçenek olabilir.


Türk patenti mi almalıyım, Avrupa patenti mi?
Yalnızca Türkiye pazarına odaklanıyorsanız, doğrudan TÜRKPATENT başvurusu daha düşük maliyetlidir. Birden fazla Avrupa ülkesinde koruma hedefliyorsanız, Avrupa patenti alıp Türkiye’de geçerli kılmak genellikle daha verimlidir. Kararı ertelemek isterseniz PCT başvurusu, ülke seçimi için yaklaşık 30 ay süre tanır.


Bir DAO patent sahibi olabilir mi?
Türk hukukunda DAO’ların tüzel kişiliği yoktur, bu nedenle patent sahibi olamazlar. Patent, şirket veya vakıf gibi tüzel kişiliği olan bir yapı adına alınmalıdır. DAO ile bu yapı arasındaki ilişki de sözleşmeyle düzenlenmelidir.


Merkeziyetsiz bir ağda patentime tecavüz edilirse kime dava açarım?
Uygulamada en erişilebilir muhataplar, protokolü geliştiren şirket veya vakıf, kullanıcı arayüzünü işleten şirketler ve Türkiye’de SPK izniyle faaliyet gösteren kripto varlık hizmet sağlayıcılarıdır. Dağınık ve anonim düğüm operatörleri hukuken muhatap olabilir, ancak pratik bir hedef değildir. Bu nedenle istemlerin tek bir düğüm, istemci veya cüzdan üzerinden yazılması önemlidir.

Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Makaledeki bilgiler, yayım tarihi olan 28 Ekim 2026 itibarıyla mevzuat, içtihat ve idari uygulamaya dayanmaktadır; bu alanlar sık değiştiğinden güncelliğini yitirebilir. Makalenin okunması veya yazarla iletişime geçilmesi, avukat ile müvekkil arasında bir ilişki kurmaz. Somut bir buluş, başvuru veya uyuşmazlık hakkında karar vermeden önce, durumunuza özgü hukuki destek almanız tavsiye edilir. Yazar, bu makaledeki bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz.

bottom of page