top of page

MARKA DEVRİ NASIL YAPILIR? NOTER ONAYI, MASRAFLAR VE SİCİLE KAYIT

Noter onaylı marka devir sözleşmesinin imzalanmasını ve TÜRKPATENT siciline kayıt sürecini simgeleyen imza ve mühür görseli

1. GİRİŞ

Marka devri, tescilli ya da başvuru aşamasındaki bir markanın mülkiyetini noter onaylı yazılı bir sözleşmeyle başka bir kişiye geçiren ve TÜRKPATENT siciline işlendiğinde üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hâle gelen bir tasarruf işlemidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 148. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları bu sürecin omurgasını oluşturur: Dördüncü fıkra devrin taraflar arasında doğup doğmadığını, beşinci fıkra ise devrin piyasada kime karşı ileri sürülebileceğini belirler. Bu rehber, iki fıkranın arasında kalan bütün pratik soruları, yani noter onayını, masrafları, vergileri, sicil kaydını ve devir öncesi hukuki incelemeyi tek bir çatı altında ele alıyor.


1.1. Marka Devri Kavramı ve Ticari Hayattaki Önemi

Marka, işletmenin bilançosunda çoğu zaman görünmeyen ama satış masasında en çok konuşulan varlıktır. SMK m.148/1, sınai mülkiyet haklarının devredilebileceğini, miras yoluyla intikal edebileceğini, lisans, rehin ve haciz gibi hukuki işlemlere konu olabileceğini kabul eder; aynı hüküm coğrafi işaret ve geleneksel ürün adlarını bu işlemlerin dışında tutar. Dolayısıyla marka, sahibinden bağımsız bir ekonomik değer olarak el değiştirebilir. Devralan, SMK m.7'de düzenlenen ve üçüncü kişilerin izinsiz kullanımını yasaklama yetkisi veren inhisari hakkın yeni sahibi olur.

Ticari hayatta marka devri en çok şu senaryolarda karşımıza çıkar:

  • Şirket satın almaları ve varlık devirleri (asset deal): Hisse yerine yalnızca marka portföyünün satın alındığı işlemler.

  • Grup içi yeniden yapılanma: Markaların bir “IP holding” şirketinde toplanması ve grup şirketlerine lisans verilmesi.

  • Şahıs işletmesinden şirkete geçiş: Kurucu adına tescil edilmiş markanın büyüyen şirkete aktarılması.

  • Ortaklıktan ayrılma ve uyuşmazlık çözümü: Ayrılan ortağın kendi adına tescil ettirdiği markanın şirkete iadesi.

  • Finansman: Markanın teminat amacıyla (inançlı olarak) alacaklıya devri ya da “devir ve geri lisans” (sale-and-license-back) yapıları.

  • Distribütör ve temsilci kaynaklı tesciller: Yabancı marka sahibinin, yerel temsilcisi adına tescil edilmiş markayı geri alması.

Stratejik açıdan devir; değerleme, vergi planlaması (satın alınan marka bedelinin amortisman yoluyla gider yazılması), finansmana erişim ve portföy temizliği için kritik bir araçtır. Ancak devrin kâğıt üzerindeki sadeliği yanıltıcıdır. Şekil şartına uyulmadan yapılmış bir devir, bedeli ödenmiş ama hukuken hiç el değiştirmemiş bir marka bırakabilir. Sicile işlenmemiş bir devir ise devralanı, devredenin alacaklılarının haczine karşı savunmasız bırakır. Bu yazının bütün bölümleri, bu iki riski yönetme amacına hizmet eder.


1.2. Marka Devri ile Marka Lisansı Arasındaki Fark

Marka devri ile marka lisansı arasındaki fark, özünde mülkiyet ile kullanım arasındaki farktır: Devirde marka hakkı devredenin malvarlığından çıkarak devralana geçer; lisansta ise hak sahipliği lisans verende kalır ve lisans alana yalnızca markayı sözleşmeyle çizilen sınırlar içinde kullanma yetkisi tanınır (SMK m.24). Bu ayrım şekilden sicile, kullanımdan vergiye kadar her aşamada farklı sonuçlar doğurur. Şekil bakımından devir, yazılı yapılıp noterce onaylanmadıkça geçerli olmazken lisans için yazılı şekil yeterlidir (SMK m.148/4). Her iki işlem de markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerin tamamı ya da bir kısmı için yapılabilir; lisans ayrıca inhisari veya inhisari olmayan biçimde kurulabilir ve aksi kararlaştırılmadıkça inhisari değildir (m.24/2). Yeni hak sahibi olarak devralan markayı dilediği gibi lisanslayabilir veya yeniden devredebilir; lisans alan ise sözleşmede aksi öngörülmedikçe lisanstan doğan haklarını devredemez, alt lisans da veremez (m.24/3). TÜRKPATENT siciline kayıt her iki işlemde de açıklayıcı niteliktedir; ancak sicile işlenmeyen işlem iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (m.148/5), bu yüzden kayıtsız bir lisans markayı iyiniyetle devralan karşısında zayıf kalır. Markayı ciddi biçimde kullanma yükü devirle birlikte devralana geçerken lisans ilişkisinde lisans alanın kullanımı marka sahibinin kullanımı sayılır (m.9/3). Vergisel açıdan devir, kazanç ve KDV doğuran, devralanın da aktifleştirip amortismana tabi tuttuğu bir satıştır; buna karşılık lisans bedeli, KDV ve stopajı gündeme getiren dönemsel bir gelir-gider kalemidir. Uygulamadaki en yaygın hata, başlığı “devir” olduğu hâlde içeriği lisansı andıran sözleşmelerdir: Markanın belirli bir süre sonra iadesini öngören, devralanın tasarruf yetkisini kısıtlayan ya da devredene süresiz kullanım hakkı bırakan bir “devir”, işlemin niteliği konusunda yorum uyuşmazlığına davetiye çıkarır; zira sözleşmenin türünü başlığı değil, tarafların gerçek ve ortak iradesi belirler (TBK m.19). Madalyonun öbür yüzünde kalite denetimini hiç düzenlemeyen lisanslar vardır; oysa SMK m.24/4 lisans verene kaliteyi güvence altına alacak önlemleri alma yükümlülüğü yükler ve bu yükümlülüğün ihmali, markanın halkı yanıltıcı hâle gelmesi nedeniyle iptaline (m.26/1-c) kapı aralayabilir. Lisans alanın “devir” görünümlü işlemleri de masum değildir, çünkü lisansla verilen hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek SMK m.29/1-ç uyarınca marka hakkına tecavüz sayılır. Bu nedenle pratik kural açıktır: Markayı kalıcı olarak elden çıkarmak istiyorsanız devir, belirli bir süre ve koşullarla kullandırmak istiyorsanız lisans kurgulayın; ikisini tek yapıda birleştirecekseniz (örneğin devir ve geri lisans) her iki işlemin şekil ve sicil şartlarını ayrı ayrı yerine getirin.


2. MARKA DEVRİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE TÜRLERİ

Marka devri, alacağın temlikine benzer sonuçlar doğuran bir tasarruf işlemidir ve arkasındaki hukuki sebepten (satış, bağış, ayni sermaye, teminat) bağımsız düşünülemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, mülga 556 sayılı KHK döneminde verdiği E. 2015/6722, K. 2016/2160 sayılı kararında markanın devrinin bir tasarruf işlemi olduğunu ve mahiyeti itibarıyla bir hakkın, yani alacağın temlikinin sonuçlarını doğurduğunu açıkça vurgulamıştır. Aynı Daire E. 2015/9675, K. 2016/4394 sayılı kararında ise devralanın markanın mülkiyetini ancak senette gösterilen hukuki sebep gereğince kazanabileceğini kabul etmiştir. Görünürde satış, gerçekte bağış olan danışıklı bir devirde mülkiyet geçmez ve işlem muvazaa nedeniyle iptal edilebilir.

Bu iki karar, SMK döneminde de geçerliliğini koruyan iki temel ilkeyi ortaya koyar: Devir bir tasarruf işlemidir ve sebebinden kopuk değildir. Aynı Daire, E. 2015/13737, K. 2017/2339 sayılı kararıyla, şirket ve diğer ortakların zararına, gerçeği yansıtmayan bedellerle yapılan muvazaalı marka devirlerinin iptaline ve markanın eski sahibi adına tesciline ilişkin yerel mahkeme kararını onamıştır. Bu çizgi, özellikle aile şirketlerinde ve ortaklar arası uyuşmazlıklarda devrin “sebebinin” ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Devrin kaynağına göre başlıca türler şunlardır:

  1. Sözleşmeye dayalı (iradi) devir: Satış, bağış, trampa veya ayni sermaye koyma borcunun ifası. Anonim şirketlerde markanın ayni sermaye olarak konulması, TTK m.342 ve m.343 uyarınca bilirkişi değerlemesine tabidir.

  2. Teminat amaçlı (inançlı) devir: Marka bir alacağın güvencesi olarak alacaklıya devredilir; borç ödendiğinde iade edilmesi kararlaştırılır. Devralan dış ilişkide tam hak sahibidir; bu nedenle iade borcunun ve markanın kullanım koşullarının sözleşmede sıkı biçimde düzenlenmesi gerekir.

  3. Külli halefiyet yoluyla intikal: Miras (TMK m.599), şirket birleşmesi (TTK m.136 vd.) ve bölünmesi (TTK m.159 vd.). Burada ayrı bir devir sözleşmesi yapılmaz; hak kanun gereği halefe geçer ve sicil, intikal ya da yapısal değişiklik talebiyle güncellenir (SMK Yönetmeliği m.125/4 ve m.129).

  4. Ticari işletmeyle birlikte devir: TTK m.11'deki bütünlük ilkesi gereği, aksi kararlaştırılmadıkça işletmeye özgülenen markalar da devre dahil kabul edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2010/11-689, K. 2011/46 sayılı kararı bu yaklaşımın KHK dönemindeki temel örneğidir.

  5. Mahkeme kararıyla devir: SMK m.10 uyarınca, marka sahibinin izni olmadan ticari vekil veya temsilci adına yapılan tescilin gerçek hak sahibine devri mahkemeden istenebilir.

2.1. Tam Devir ve Kısmi Devir 

Tam devirde marka, tescil kapsamındaki bütün mal ve hizmetlerle birlikte devralana geçer. Kısmi devirde ise yalnızca belirli mal ve hizmetler devredilir; devreden, kalan mal ve hizmetler bakımından marka sahibi olmaya devam eder. Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik (SMK Yönetmeliği) m.125, kısmi devirde devredilen mal ve hizmetlerin ve bunların sınıf numaralarının devir sözleşmesinde açıkça gösterilmesini zorunlu kılar. Uygulamada devredilen kısım için devralan adına ayrı bir dosya oluşturulur; bu dosya ilk başvuru ve tescil tarihlerini korur, ancak bundan sonra yenileme, itiraz ve iptal süreçlerinde bağımsız bir hayat sürer.

Kısmi devir kurgulanırken üç pratik kural akılda tutulmalıdır:

  • Sınıf değil, kalem düşünün. SMK m.11/4, mal veya hizmetlerin aynı sınıfta yer almasının benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almasının da benzer olmadıklarına karine oluşturmadığını açıkça düzenler. Örneğin 3. sınıfı (kozmetik) devredip 35. sınıftaki kozmetik ürünlerine ilişkin perakende hizmetlerini elde tutmak, iki farklı sahip arasında doğrudan karıştırılma ihtimali yaratır.

  • Coğrafi bölme yoktur. Marka hakkı Türkiye ülkesi için tek ve bölünmez bir haktır; markayı “Ege Bölgesi için” ya da “İstanbul dışı için” devretmek mümkün değildir. Coğrafi paylaşım gerekiyorsa doğru araç lisanstır.

  • Gelecekteki maliyetleri hesaplayın. Kısmi devirle ortaya çıkan iki dosya, on yıllık koruma süresinin sonunda ayrı ayrı yenilenir (SMK m.23); itirazlarda ve kullanım ispatında da ayrı ayrı takip gerektirir.

Vaka Analizi (kurgusal): Bir kozmetik üreticisi, adına 3, 21 ve 35. sınıflarda tescilli markasının yalnızca 3. sınıftaki kısmını bir yatırımcıya devrediyor; 35. sınıftaki kozmetik ürünlerinin perakende satışı hizmetlerini ise kendi mağaza zinciri için elde tutuyor. İki yıl sonra yatırımcı aynı markayla kendi çevrim içi mağazasını açınca taraflar karşılıklı tecavüz iddialarıyla karşı karşıya geliyor. Devir sözleşmesinde hangi tarafın hangi satış kanalında markayı kullanabileceğini düzenleyen bir birlikte var olma (coexistence) hükmü ve karşılıklı noter onaylı muvafakatname bulunsaydı, uyuşmazlık büyük ölçüde önlenebilirdi.


2.2. Başvuru Aşamasındaki Markanın Devri vs. Tescilli Markanın Devri

Henüz tescil edilmemiş bir marka başvurusu da devredilebilir; devralan, başvurunun bulunduğu aşamadan itibaren başvuru sahibinin yerine geçer. Devralan, başvuru tarihine ve varsa rüçhan hakkına dayanma imkânını da kazanır; nitekim SMK m.12, rüçhan hakkından ilk başvuru sahibinin “halefleri”nin de yararlanacağını açıkça belirtir. Başvurunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen tecavüz fiilleri için SMK m.7/4'ün tanıdığı tazminat davası açma yetkisi de devralana geçer.

İki devir türü arasındaki temel fark, devralınan hakkın kesinlik derecesidir:

  • Başvuru devrinde devralan “beklenen bir hak” satın alır. Başvuru mutlak ret nedenleriyle (m.5) ya da yayına itiraz üzerine nispi ret nedenleriyle (m.6) reddedilebilir. Bu nedenle bedelin bir kısmının tescile bağlanması (şarta bağlı bedel) veya itirazın sonucuna göre bedel iadesi öngörülmesi yerinde olur. Başvurunun yalnızca bir kısmı devredilecekse SMK m.11/5'in tanıdığı, tescile kadar kullanılabilen bölünme imkânı da değerlendirilmelidir.

  • Tescilli marka devrinde hak kesinleşmiştir; ancak bu kez başka riskler öne çıkar: tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde ciddi kullanım yapılmamışsa iptal talebi (m.9, m.26), hükümsüzlük davası (m.25) ve yaklaşan yenileme tarihi (m.23). 10 Ocak 2024'ten bu yana kullanmama nedeniyle iptal talepleri doğrudan TÜRKPATENT'e yapılabildiğinden, kullanılmayan bir markayı devralmanın riski eskisinden çok daha somuttur.

Devir, görülmekte olan bir dava veya Kurum önündeki bir işlem sırasında gerçekleşirse usul kuralları devreye girer. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yukarıda anılan E. 2015/6722, K. 2016/2160 sayılı kararında, yargılama sırasında dava konusu markanın devredilmesi hâlinde mahkemenin HMK m.125'teki seçimlik hakları davacıya hatırlatması gerektiğini belirtmiştir. Kurum önündeki iptal incelemesinde ise SMK m.26/6, hak sahibinin değişmesi hâlinde işlemlere sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı devam edileceğini öngörür.


Pratik İpucu: Başvuru aşamasında devir yapıyorsanız, devir kaydı tamamlanana kadar yayına itiraz, görüş bildirme ve karara itiraz sürelerini kimin takip edeceğini sözleşmeye yazın. Kurum yazışmaları sicildeki sahibe gider; süre kaçırılırsa başvuru kaybedilebilir ve ödenen bedelin akıbeti tartışmalı hâle gelir.


3. MARKA DEVİR SÖZLEŞMESİ VE ZORUNLU ŞEKİL ŞARTLARI

Marka devir sözleşmesi, SMK m.148/4 gereği yazılı yapılmak ve noter tarafından onaylanmak zorundadır; bu şekle uyulmayan devir hüküm doğurmaz. Şekil şartı devrin bütün yapısını belirleyen ilk ve en ağır kuraldır. Sözleşmenin içeriği ise devrin gerçekten amaçlanan ticari sonucu doğurup doğurmayacağını belirler.


3.1. Noter Onayının Zorunluluğu (SMK m. 148)

SMK m.148/4'ün lafzı tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır: “Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır.” Kanun koyucu “geçerlilik” kavramını bilinçli olarak kullanmıştır; noter onayı bir ispat şartı değil, geçerlilik şartıdır. TBK m.12/2 uyarınca kanunda öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz ve şekle aykırılık hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir.

Bu sonuç, KHK döneminden SMK'ya uzanan bir sertleşmenin ürünüdür. Mülga 556 sayılı KHK m.16, devir için yalnızca yazılı şekli ve tarafların imzasını arıyordu. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de E. 2015/6722, K. 2016/2160 sayılı kararında marka devrinin yazılı olmasının geçerlilik koşulu olduğunu, E. 2015/9675, K. 2016/4394 sayılı kararında ise sicile kayıtlı markaların mülkiyetinin devrinin taşınır ve taşınmazlardan farklı olarak özel bir düzenlemeyle yazılı geçerlilik koşuluna bağlandığını vurgulamıştı. SMK bu çizgiyi bir adım ileri taşıyarak noter onayını şart koşmuştur. Karşılaştırmalı hukukta Avrupa Birliği Marka Tüzüğü (2017/1001) m.20/3, AB markasının devri için yazılı şekli ve tarafların imzasını yeterli görür; Türk hukuku bu açıdan daha katı bir model benimsemiştir.

Noter onayının ticari mantığı üç noktada toplanır:

  • Kimlik ve yetki güvencesi: Noter, imza sahibinin kimliğini ve şirketlerde temsil yetkisini denetler. Tek bir imzayla el değiştirebilen değerli bir varlıkta sahte ve yetkisiz devirlerin önüne geçilir. SMK m.30/3'ün, yetkisi olmadığı hâlde başkasının marka hakkı üzerinde devir, lisans veya rehin yoluyla tasarrufta bulunana iki yıldan dört yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörmesi, kanun koyucunun bu riske verdiği önemi gösterir.

  • Tarih kesinliği: Haciz, iflas veya çifte satış uyuşmazlıklarında devrin hangi tarihte yapıldığı belirleyicidir; noter onayı bu tarihi tartışmasız hâle getirir.

  • Sicil güvenliği: TÜRKPATENT devri sicile işlerken noter onaylı bir belgeye dayanır; böylece kamuya açık sicilin doğruluğu korunur.

Onaylama yeterli mi, düzenleme şart mı? Kanun, sözleşmenin noter tarafından “onaylanmış şekilde” yapılmasını aradığından, tarafların hazırladığı metindeki imzaların noterce onaylanması yeterlidir; sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılması da elbette mümkündür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2018/1954, K. 2019/3705 sayılı kararıyla, noterde devir sözleşmesi yapılması için tescil belgesinin aslının gerekmediğini, tarafların belgedeki bilgiler üzerinde mutabık olması hâlinde fotokopiyle de işlem yapılabileceğini kabul eden yerel mahkeme kararını onamıştır.


Şekil şartı hangi işlemi kapsar? “Devir sözleşmesi” ifadesi öncelikle markayı fiilen geçiren tasarruf işlemini hedefler. Ancak markayı devretme borcu doğuran satış veya bağış sözleşmesinin ve özellikle bağlayıcı bir devir vaadi içeren ön sözleşmenin de aynı şekle tabi tutulması gerektiği güçlü biçimde savunulabilir. TBK m.29/2'ye göre ön sözleşmenin geçerliliği, kanunda öngörülen istisnalar dışında, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır. İhtiyatlı yol, niyet mektubunu (term sheet) açıkça bağlayıcı olmayan şekilde kaleme almak ve devri doğuran asıl metni noter onayıyla imzalamaktır.


Şekle aykırılığın sonuçları nelerdir? Noter onayı taşımayan devir taraflar arasında da hüküm doğurmaz; marka hukuken devredende kalır. Ödenen bedel, kural olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine (TBK m.77 vd.) göre geri istenebilir. Taraflar sözleşmeyi uzun süre ifa etmiş ve geçersizliği ileri süren taraf bunu yalnızca edimden kurtulmak için yapıyorsa, Yargıtay'ın şekle aykırılığın ileri sürülmesini istisnai durumlarda hakkın kötüye kullanılması (TMK m.2) sayan genel yaklaşımı gündeme gelebilir. Ancak bu istisnaya güvenerek işlem yapmak ciddi bir stratejik hatadır.


İstisnalar: Külli halefiyet hâllerinde (miras, birleşme, bölünme) ve mahkeme kararıyla devirde (SMK m.10) ayrı bir noter onaylı devir sözleşmesi aranmaz; sicil kaydı mirasçılık belgesi, ticaret sicili kayıtları veya kesinleşmiş mahkeme kararı gibi belgelerle yapılır. Ticari işletmenin bütün olarak devrinde ise TTK m.11'deki yazılı şekil ile SMK m.148/4'teki noter onayı şartının nasıl birlikte uygulanacağı tartışmalıdır. Sicil kaydında tereddüt yaşanmaması için işletme devir sözleşmesinin ya da markalara ilişkin ek bir devir beyanının noter onayıyla imzalanması önerilir.


Vaka Analizi (kurgusal): Bir girişimci, adına tescilli markayı ortağı olduğu limited şirkete, şirket müdürüyle imzaladığı adi yazılı bir “devir protokolü” ile devrediyor; şirket yıllarca markayı kullanıyor. Girişimcinin kişisel borcu nedeniyle alacaklısı markaya haciz koyduğunda şirket, devrin geçerliliğini ileri süremiyor; çünkü noter onayı taşımayan protokol hüküm doğurmamış, marka hiç devredilmemiştir. Tek bir noter onayı ve aynı gün yapılacak bir EPATS başvurusu, şirketin en değerli varlığını kurtarabilirdi.


Pratik İpucu: Bedeli noter onaylı devir sözleşmesinin imzasıyla eşzamanlı ödeyin. Büyük bedelli işlemlerde ödemeyi bir emanet (escrow) hesabına bağlayıp serbest bırakma koşulunu “noter onayı ve TÜRKPATENT'e yapılan devir başvurusunun evrak numarası” olarak belirleyin.


3.2. Kusursuz Bir Marka Devir Sözleşmesinde Mutlaka Bulunması Gereken Unsurlar

İyi bir marka devir sözleşmesi, yalnızca noterin onaylayacağı bir metin değil, devirden sonra çıkabilecek her uyuşmazlığın önceden çözüldüğü bir risk paylaşım belgesidir. Aşağıdaki unsurlar uygulamada asgari standart olarak kabul edilmelidir:

  1. Tarafların eksiksiz kimliği ve temsil yetkisi: Ad veya unvan, T.C. kimlik ya da vergi numarası, MERSİS numarası ve adres; şirketlerde güncel imza sirküleri ve gerekiyorsa yetki kararı. Marka, anonim şirketin varlığının önemli bir kısmını oluşturuyorsa TTK m.408/2-f uyarınca genel kurul kararının gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

  2. Devre konu markaların tam tanımı: Başvuru veya tescil numaraları, başvuru ve tescil tarihleri, marka örneği, sınıflar ve mal ve hizmet listesi. Kısmi devirde devredilen mal ve hizmetler ile sınıf numaraları ayrı ayrı yazılmalıdır (SMK Yönetmeliği m.125).

  3. Devrin kapsamı ve bağlı varlıklar: Benzer markalar, alan adları, sosyal medya hesapları, tescilsiz işaretler ve ambalaj tasarımları. Logo bir eser niteliğindeyse, tasarımcıdan alınmış telif mali haklarının da FSEK m.52'ye uygun biçimde, yani yazılı olarak ve haklar ayrı ayrı gösterilerek devredildiği güvence altına alınmalıdır.

  4. Bedel ve ödeme mekanizması: Tutar, para birimi, vade, şarta bağlı ödemeler (örneğin başvurunun tescili veya itirazın reddi), emanet hesabı ve gecikme faizi.

  5. Vergi ve masraf paylaşımı: KDV, damga vergisi, noter harç ve ücretleri, TÜRKPATENT ücretleri ile tercüme ve apostil giderlerinin hangi tarafça karşılanacağı.

  6. Beyan ve garantiler: Devredenin tek ve gerçek hak sahibi olduğu; markanın geçerli ve yenilenmiş olduğu; üzerinde rehin, haciz veya tedbir bulunmadığı; kayıtlı veya kayıtsız lisans verilmediği, verilmişse bunların listesi; markaya ilişkin dava, itiraz veya iptal talebi bulunmadığı; markanın kötüniyet iddiasına konu olmadığı.

  7. Kullanım delillerinin teslimi: Fatura, katalog, reklam ve satış verileri. Devralan, ileride SMK m.19/2 veya m.25/7 kapsamında kullanım ispatı istendiğinde devredenin geçmiş kullanımına dayanmak zorunda kalabilir.

  8. Mevcut lisansların akıbeti: Lisansların devralana devri, feshi veya yeniden müzakeresi; lisans alanların bilgilendirilmesi.

  9. Geçiş dönemi: Devredenin stoklarını eritmesi için süre (sell-off), ambalaj ve tabelaların değiştirilmesi, gerekiyorsa geçici ve sınırlı bir geri lisans.

  10. Rekabet ve itiraz etmeme taahhütleri: Devredenin aynı veya benzer markayı tescil ettirmeme ve devredilen markaya itiraz etmeme yükümlülüğü; süre ve kapsam rekabet hukuku sınırları gözetilerek belirlenmelidir.

  11. Sicil kaydı ve işbirliği yükümlülüğü: Devir başvurusunu hangi tarafın hangi süre içinde yapacağı; eksiklik bildirimi gelirse devredenin gerekli belgeleri vermeyi taahhüt etmesi (further assurances) ve gerekirse vekaletname.

  12. Hükümsüzlük ve iptal hâlinde sonuçlar: SMK m.27/3-b, hükümsüzlük veya geriye etkili iptal kararlarının karardan önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeleri etkilemediğini; m.27/4 ise bu sözleşmeler uyarınca ödenmiş bedelin hakkaniyet gereği kısmen veya tamamen iadesinin istenebileceğini düzenler. Sözleşme, bu iade talebinin kapsamını ve devredenin sorumluluk sınırlarını açıkça belirlemelidir.

  13. Uygulanacak hukuk ve uyuşmazlık çözümü: Yabancı unsurlu işlemlerde hukuk seçimi (MÖHUK m.28) ile yetkili mahkeme veya tahkim kaydı.

Pratik İpucu: Büyük işlemlerde iki katmanlı yapı kullanın: ticari şartları, garantileri ve bedeli içeren kapsamlı bir satış sözleşmesi (SPA) ile TÜRKPATENT'e sunulacak, yalnızca devrin özünü içeren kısa form bir devir sözleşmesi (short-form assignment). Her iki metni de noter onayıyla imzalamak şekil tartışmasını kökten ortadan kaldırır; kısa form ise ticari sırların kamuya açık Kurum dosyasına girmesini önler.


3.3. Yabancı Uyruklu Şirketler/Kişiler Arası Devirlerde Apostil ve Tasdik Süreçleri

Taraflardan biri yabancı olduğunda iki ayrı soru sorulmalıdır: Devre hangi hukuk uygulanır ve yurt dışında imzalanan belge Türkiye'de nasıl geçerlilik kazanır? MÖHUK m.23 fikri mülkiyet haklarını korumanın istendiği ülke hukukuna bağladığından, Türkiye'de tescilli bir markanın devrine ilişkin tasarruf işlemi Türk hukukuna, dolayısıyla SMK m.148/4'teki şekil şartına tabidir. Tarafların borç ilişkisi (bedel, garanti, uyuşmazlık çözümü) bakımından ise MÖHUK m.28 çerçevesinde hukuk seçimi yapılabilir.

Yurt dışında imzalanan bir devir sözleşmesinin TÜRKPATENT'e sunulabilir hâle gelmesi için uygulamada şu zincir izlenir:

  1. Yerel noter onayı: İmzalar, imzanın atıldığı ülkedeki noter (notary public) tarafından onaylanır. Şirketlerde imzacının temsil yetkisini gösteren belge (certificate of incumbency, ticaret sicili özeti vb.) de eklenir.

  2. Apostil veya konsolosluk tasdiki: Türkiye'nin de taraf olduğu 5 Ekim 1961 tarihli Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi'ne (Lahey Apostil Sözleşmesi) taraf ülkelerde, noter onayının üzerine o ülkenin yetkili makamınca apostil şerhi verilir. Sözleşmeye taraf olmayan ülkelerde belge, o ülkenin yetkili makamları ve Türk konsolosluğu tarafından zincirleme olarak tasdik edilir.

  3. Türk konsolosluğunda işlem (alternatif): İmzalar yurt dışındaki Türk konsolosluğunda onaylatılarak da Türkiye'de kullanılabilir hâle getirilebilir.

  4. Türkçe tercüme: Yabancı dildeki belgeler yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilir; uygulamada tercümenin noter onayı da istenir. İki dilli (iki sütunlu) metin hazırlamak, tercüme maliyetini ve iki metin arasındaki uyumsuzluk riskini azaltır.

  5. Vekaletname: Türkiye'de yerleşik olmayan taraf, TÜRKPATENT işlemlerini kayıtlı bir marka vekili aracılığıyla yürütür; vekaletnamenin de aynı tasdik zincirinden geçirilmesi gerekir.

  6. Madrid sistemi istisnası: Türkiye'nin belirlendiği bir uluslararası tescilde devir, TÜRKPATENT'e değil Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü'ne (WIPO) MM5 formuyla kaydettirilir. Ulusal tescil ile uluslararası tescilin ayrı ayrı takip edilmesi gerekir.

Pratik İpucu: Apostil, belgenin içeriğini değil, onu onaylayan noterin imza ve mührünü tasdik eder. Apostilli belgedeki marka numaraları, tarafların unvanı ve devredilen mal ve hizmet listesi Türkçe tercümeyle birebir örtüşmüyorsa Kurum eksiklik bildirir. Marka ibaresini tercümede asla çevirmeyin; marka örneği nasıl tescil edildiyse öyle yazılmalıdır.


Vaka Analizi (kurgusal): Bir Alman şirketi, Türkiye'deki markasını İstanbul'daki iştirakine devretmek için sözleşmeyi Münih'te imzalıyor, ancak belgeyi yalnızca yerel noterde onaylatıp apostil almadan Türkiye'ye gönderiyor. TÜRKPATENT eksiklik bildirimi yapıyor; bu sırada iştirak, markayı taklit eden bir rakibe karşı ihtiyati tedbir talep etmeye hazırlanıyor. Sicilde hâlâ Alman şirketi göründüğünden aktif dava ehliyeti tartışmasıyla değerli haftalar kaybediliyor. Doğru sıra, apostil ve tercümeyi imza haftasında tamamlamak ve devir kaydını dava stratejisinden önce sonuçlandırmaktır.


4. TÜRKPATENT SİCİLİNE KAYIT İŞLEMİ VE AŞAMALARI

Noter onaylı sözleşme devri taraflar arasında doğurur; TÜRKPATENT siciline kayıt ise devri piyasaya ve iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir kılar. Kayıt başvurusu, SMK m.148/5 uyarınca taraflardan biri tarafından, ücretin ödenmesi ve Yönetmelikte belirlenen şartların yerine getirilmesiyle yapılır ve bugün tamamen elektronik ortamda, EPATS üzerinden yürütülür.


4.1. EPATS Üzerinden Sicile Kayıt Başvurusu Nasıl Yapılır? (Adım Adım Pratik Rehber)

  1. Belgeleri hazırlayın. Noter onaylı devir sözleşmesinin okunaklı taranmış kopyası; yabancı belgelerde apostil veya konsolosluk tasdiki ve Türkçe tercüme; vekil kullanılıyorsa vekaletname. Kısmi devirde devredilen mal ve hizmetlerin ve sınıf numaralarının sözleşmede ayrı ayrı yazıldığını kontrol edin.

  2. EPATS'a giriş yapın. epats.turkpatent.gov.tr adresine e-Devlet üzerinden kimlik doğrulamasıyla girilir. Bir şirket adına işlem yapılacaksa önce EPATS'ta tüzel kişi yetkilisi atanmış olmalıdır; marka vekilleri işlemleri kendi hesaplarından yürütür.

  3. Doğru talep türünü seçin. Marka işlemleri altında devir talebini seçin ve devre konu dosyayı başvuru veya tescil numarasıyla çağırın. Birden fazla marka devrediliyorsa her dosyanın ayrı ayrı seçildiğinden emin olun.

  4. Devralanın bilgilerini girin. Gerçek kişide T.C. kimlik numarası, tüzel kişide vergi numarası ve unvan, yabancı kişilerde ülke ve adres bilgileri. Unvanın ticaret sicilindeki yazımla birebir aynı olması, ileride unvan değişikliği talebiyle uğraşmamak için önemlidir.

  5. Devrin kapsamını belirleyin. Tam devirde tüm liste devralana geçer. Kısmi devirde devredilen mal ve hizmetleri sözleşmedeki ifadeyle aynı biçimde seçin; liste ile sözleşme arasındaki en küçük fark eksiklik bildirimine yol açar.

  6. Belgeleri yükleyin. Sözleşme, tercüme, apostil ve vekaletname ayrı ve anlaşılır dosya adlarıyla yüklenmelidir.

  7. Tahakkuku oluşturup ödeyin. Ücret, EPATS üzerinden oluşturulan tahakkuk ile Kurum hesabına yatırılarak veya kredi kartıyla ödenir (2026 Ücret Tarifesi Tebliği m.10). Ödenmeyen ücret, işlemin hüküm ve sonuç doğurmamasına yol açar.

  8. Talebi onaylayıp gönderin ve evrak numarasını saklayın. Evrak numarası, devir başvurusunun yapıldığı tarihin ispatıdır; haciz ve öncelik tartışmalarında kritik önem taşır.

  9. Kurum incelemesini takip edin. Kurum talebi şekil yönünden inceler; eksiklik varsa bildirimde bulunur ve verilen süre içinde eksikliğin giderilmesi gerekir. Uygun bulunan devir sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır.

  10. Sonucu doğrulayın. Sicilde yeni sahibin unvanını, adresini, kısmi devirde oluşan yeni dosya numarasını ve yenileme tarihini kontrol edin; gerekiyorsa sicil sureti alın.

Pratik İpucu: Devir talebini devralan olarak bizzat siz yapın. SMK m.148/5 talebi taraflardan birine tanıdığından devredenin işbirliğine ihtiyacınız yoktur; asıl risk, “ben hallederim” diyen devredenin başvuruyu geciktirmesi ve bu arada alacaklılarının markaya haciz koymasıdır.


4.2. Sicile Kaydın Kurucu mu, Açıklayıcı mı Olduğu Tartışması ve Üçüncü Kişilere Karşı Etkisi

SMK m.148/5'in ikinci cümlesi tartışmanın merkezindedir: “…sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.” Hüküm, kaydı bir geçerlilik şartı olarak değil, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik şartı olarak düzenler. Bu nedenle sicil kaydı kurucu değil, açıklayıcı (bildirici) niteliktedir: Devir, noter onaylı sözleşmeyle taraflar arasında gerçekleşir; kayıt bu sonucu kamuya duyurur.


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/6722, K. 2016/2160 sayılı kararında bu sonucu açıkça ifade etmiştir: Marka devrinin tescil ve ilanı kurucu değil, bildirici etkiye sahiptir; marka sicili TMK m.7 anlamında resmi bir sicil olup kamuya güven ilkesinin geçerli olduğu sicillerdendir; mülkiyet değişikliği sicile yansımadıkça yalnızca sözleşmenin tarafları yönünden bağlayıcıdır.

Ancak “açıklayıcı” etiketi, kaydın pratikteki ağırlığını gizlememelidir. Kaydın yapılmaması şu sonuçları doğurur:

  • Haciz karşısında koruma yoktur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2017/2277, K. 2018/7411 sayılı kararında, noter sözleşmesiyle yapılan devir hacizden önce olsa bile sicile kaydedilmediği için takip alacaklısının haklarını etkilemeyeceğini belirterek haczin kaldırılmasına ilişkin kararı bozmuştur.


  • Davalarda ve Kurum işlemlerinde muhatap sicildeki kişidir. SMK m.25/3 hükümsüzlük davasının dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılacağını; m.26/3 iptal taleplerinin de talep tarihinde sicilde kayıtlı kişilere karşı ileri sürüleceğini düzenler. İptal incelemesi sırasında hak sahibi değişirse işlemlere sicilde görünen kişiye karşı devam edilir (m.26/6).


  • Hak arama araçları gecikir. Yayına itiraz, karara itiraz ve yenileme gibi işlemlerde Kurum sicildeki sahibi esas alır. Devralanın sicile kayıttan önce kendi adına tecavüz davası açıp açamayacağı ise tartışmalıdır. AB Marka Tüzüğü m.20/11, devir sicile kaydedilmedikçe halefin tescilden doğan haklara dayanamayacağını açıkça öngörür; Türk hukukunda böyle bir açık hüküm bulunmasa da ihtiyatlı yol, dava öncesinde kaydı tamamlamaktır.

Tartışmanın akademik boyutu da göz ardı edilmemelidir. Avrupa Birliği Adalet Divanı, Hassan/Breiding (C-163/15) kararında sicile kaydedilmemiş lisans alanın tecavüz davası açabileceğini kabul etmiştir. Türk hukukunda SMK m.148/5'in yalnızca “iyiniyetli” üçüncü kişileri koruması, tartışmayı farklı bir zemine taşır: TMK m.3'teki iyiniyet karinesi ve sicilin aleniyeti (SMK m.22/3) karşısında, kayıtsız devri bilen kişiye karşı devrin ileri sürülebileceği savunulabilir; ancak bu bilgiyi ispat etmek her zaman devralana düşer.


Pratik İpucu: “İmza günü, başvuru günüdür” kuralını uygulayın. Noter onayından sonraki ilk iş günü EPATS başvurusunu yapın. İmza ile kayıt arasındaki her gün, devredenin alacaklıları ve kötüniyetli üçüncü kişiler için açık bırakılmış bir penceredir.


4.3. Devir İşleminin Yayımlanması ve İlan Süreci

Sicile kaydedilen devir, SMK m.148/5 uyarınca Bültende yayımlanır. SMK m.2/ç, Bülteni yayım ortamının türüne bakılmaksızın Kanunda belirtilen hususların yayımlandığı yayın olarak tanımlar; uygulamada bu yayın TÜRKPATENT'in elektronik bülteni üzerinden yapılır. Yayım, devri aleni hâle getirerek üçüncü kişilerin devirden haberdar olmadıkları yönündeki savunmalarını zayıflatır.

Yayımdan sonra yapılması gerekenler çoğu zaman ihmal edilir:

  • Bülten kaydını kontrol edin. Unvan, adres veya mal ve hizmet listesinde hata varsa vakit kaybetmeden düzeltme talep edin.

  • Portföy takip sistemini güncelleyin. Kısmi devirde oluşan yeni dosya numarası, yenileme ve kullanım takvimine ayrı bir kayıt olarak işlenmelidir.

  • İlgilileri bilgilendirin. Lisans alanlara, distribütörlere ve e-ticaret platformlarındaki marka koruma programlarına yeni hak sahibini bildirin; gümrük idaresine yapılmış fikri mülkiyet koruma başvuruları varsa bunları da güncelleyin.

  • Uluslararası tescilleri unutmayın. Madrid sistemi kapsamındaki devirler WIPO tarafından kendi gazetesinde yayımlanır; ulusal ve uluslararası kayıtların birbiriyle uyumlu olduğunu ayrı ayrı doğrulayın.

5. MARKA DEVİR MASRAFLARI VE VERGİSEL BOYUTU

2026 yılında bir marka devrinin resmî maliyeti üç kalemden oluşur: TÜRKPATENT ücreti, noter masrafları ve devrin doğurduğu vergiler. İlk iki kalem çoğu işlemde birkaç on bin lirayı aşmaz; asıl finansal etkiyi KDV, kurumlar vergisi ve amortisman doğurur.


5.1. Güncel Noter Masrafları ve TÜRKPATENT Devir Harçlarının Yapısı

Marka devrinin işlem maliyeti, TÜRKPATENT ücreti ile noter masraflarından oluşur. TÜRKPATENT ücretleri her yıl Resmî Gazete’de yayımlanan bir tebliğle belirlenir; 2026 yılında 31.12.2025 tarihli ve 33124 (5. mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan BİK/TÜRKPATENT: 2026/1 sayılı Ücret Tarifesi Tebliği uygulanmaktadır. Tebliğin 2 sayılı cetveline göre devir ve kısmi devir işlemi kayıt ücreti, 2025'teki 1.177,50 TL’den 1.470,58 TL’ye yükselmiştir. Aynı cetvel birleşme, bölünme ve ayni sermaye gibi yapısal değişiklikler için 3.633,33 TL, miras yoluyla intikal için 2.319,50 TL, lisans kaydı ve yenilemesi için 1.943,00 TL, rehin kaydı için 1.383,00 TL, marka sicil sureti için ise 599,67 TL öngörür. Bu tutarlara KDV ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun (8) sayılı tarifesindeki harçlar dahil değildir; Tebliğ m.1/1 uyarınca ödenecek toplam, ücrete KDV ve varsa harç eklenerek hesaplanır ve EPATS tahakkukunda görünür. Devir ücreti her marka dosyası için ayrı ayrı tahakkuk ettiğinden on markalık bir portföyün devri, resmî maliyeti de on katına çıkarır. Noter masrafları ise üç bileşenden oluşur: 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca belli bir parayı içeren sözleşmelerden binde 9,48 oranında alınan damga vergisi (2026'da bir kâğıt için azami 29.115.961,10 TL), 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun (2) sayılı tarifesine göre her imza için binde 1,13 oranında alınan noter harcı ve 2026 Yılı Noterlik Ücret Tarifesi m.1 uyarınca bu harcın yüzde otuzu oranında alınıp üzerine KDV eklenen noter ücreti. Noterce yapılan çevirilerde ayrıca sayfa başına 667,67 TL çevirme ücreti uygulanır (Tarife m.4). Örneğin 1.000.000 TL bedelli, tek nüsha ve iki imzalı bir devir sözleşmesinde noter maliyeti; 9.480 TL damga vergisi, iki imza için 2.260 TL noter harcı, bu harcın %30'u olarak 678 TL noter ücreti ve bu ücretin %20 KDV’si olan 135,60 TL ile, yazı ücreti ve değerli kâğıt bedeli hariç yaklaşık 12.553,60 TL’yi bulur. Bu tutara TÜRKPATENT devir ücreti, KDV’si ve varsa harcı, yabancı unsurlu işlemlerde ise tercüme ve apostil giderleri eklenir. Noterlik ücret tarifesi yıl içinde de değişebildiğinden (2026 tarifesinde ağustos ayında bir değişiklik yayımlanmıştır) kesin tutarı işlem günü noterden teyit etmek gerekir. Sözleşmeye bedel yazılmadığında nispi damga vergisi ve nispi harç hesaplanmaz; ancak bu durum, KDV ile gelir veya kurumlar vergisi bakımından emsal bedel sorununu ortadan kaldırmaz. Aynı nedenle damga vergisini azaltmak için sözleşmeye gerçek bedelin altında bir tutar yazmak, en pahalı tasarruf yöntemidir: Vergi incelemesinde emsal bedel esas alınır, eksik beyan edilen KDV ve kurumlar vergisi vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte istenir. Üstelik düşük bedel, markanın ileride hükümsüz kılınması veya iptali hâlinde SMK m.27/4 kapsamında talep edilebilecek iadeyi de doğrudan küçültür.


5.2. Marka Devrinde Vergi Yükümlülükleri: KDV, Kurumlar Vergisi ve Amortisman Durumu

Vergi hukuku bakımından marka devri bir gayrimaddi hak satışıdır: Devreden için KDV ile kurumlar veya gelir vergisi doğurur, devralan için ise amortismana tabi bir varlık edinimidir. Doğru kurgu, işlemin daha imza aşamasında mali müşavir ve avukat tarafından birlikte ele alınmasını gerektirir.

Katma değer vergisi: 3065 sayılı KDV Kanunu m.1/1, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetleri vergiye tabi tutar; gayrimaddi hakların devri m.4 anlamında hizmet olarak değerlendirilir ve genel oran olan %20 üzerinden vergilendirilir. Devreden bir şirketse fatura düzenler ve KDV hesaplar; devralan bu KDV'yi indirim konusu yapabilir. Ticari bir organizasyon içinde olmaksızın, arızi olarak markasını satan gerçek kişinin işlemi ise KDV'nin konusu dışında kalabilir. Markanın yurt dışında mukim bir kişiden devralınmasında Türk devralan, KDV Kanunu m.9 uyarınca sorumlu sıfatıyla KDV hesaplayıp 2 No.lu KDV beyannamesiyle beyan eder. Türkiye'de tescilli bir markanın yurt dışındaki bir şirkete devrinde hizmet ihracatı istisnasının uygulanıp uygulanamayacağı ise hizmetten yararlanma yerine bağlı, tartışmalı bir konudur. Gelir İdaresi, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 18.09.2020 tarihli özelgesinde, yurt dışındaki firmaya bedelsiz marka devrinde dahi emsal bedel üzerinden KDV hesaplanması ve emsal bedelin kurum kazancına dahil edilmesi gerektiği görüşündedir.

Kurumlar vergisi: Devreden şirketin satış kazancı, satış bedelinden markanın vergi değerinin (maliyetten birikmiş amortismanın düşülmesiyle bulunan tutar) çıkarılmasıyla hesaplanır ve genel orandan (2026 itibarıyla %25) vergilendirilir. Kendi yarattığı ve aktifleştirmediği bir markayı satan şirkette maliyet sıfıra yakın olduğundan, kazanç neredeyse bedelin tamamıdır. KVK m.5/1-e'deki satış kazancı istisnası iştirak hisseleri gibi belirli varlıklara özgüdür; m.5/B istisnası ise patent ve faydalı model belgeli buluşları kapsar. Bu nedenle marka satış kazancı bu istisnalardan yararlanamaz. İlişkili kişiler arasındaki devirlerde KVK m.13'teki emsallere uygunluk ilkesi uygulanır; bedelin bağımsız bir değerleme raporuyla desteklenmesi, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı iddiasına karşı en güçlü savunmadır.

Gelir vergisi (gerçek kişi devreden): Markasını ticari faaliyeti kapsamında satan gerçek kişi ticari kazanç elde eder. Ticari faaliyet dışında, arızi olarak yapılan satışlarda ise kazanç Gelir Vergisi Kanunu mükerrer m.80 kapsamında değer artış kazancı olarak değerlendirilebilir; nitelendirme somut olayın özelliklerine göre yapılır. Markanın bedelsiz olarak bir gerçek kişiye devri (bağış) ise veraset ve intikal vergisini gündeme getirir.

Stopaj ve uluslararası boyut: Markayı yurt dışında mukim bir şirketten satın alan Türk şirketi, ödemeyi yaparken KVK m.30 kapsamında kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla yükümlü olabilir; oran Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir ve uygulamada %20'dir. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları, ödemenin “gayrimaddi hak bedeli” mi yoksa “değer artış kazancı” mı sayılacağına göre Türkiye'nin vergileme hakkını sınırlayabilir; bu nedenle karşı tarafın mukimlik belgesinin ödeme öncesinde temin edilmesi kritik önemdedir.

Amortisman: Satın alınan marka, devralanın bilançosunda 260 Haklar hesabında aktifleştirilir ve VUK m.313 vd. uyarınca amortismana tabi tutulur. Maliye Bakanlığı'nın amortisman listesinde gayrimaddi haklar için faydalı ömür 15 yıl, normal amortisman oranı %6,66 olarak belirlenmiştir; Gelir İdaresi'nin özelgeleri de satın alınan haklarda bu oranı esas alır. VUK m.262'deki maliyet bedeli kavramı gereği noter masrafları, TÜRKPATENT ücretleri ve iktisaba bağlı danışmanlık giderleri de maliyete eklenebilir. Şirketin kendi yarattığı ve bir bedel ödenerek edinilmemiş markalar ise aktifleştirilmediğinden amortismana konu olamaz.

Mali müşavir ve avukatın imzadan önce birlikte kontrol etmesi gereken başlıklar şunlardır:

  • Sözleşmedeki bedel, ödeme tarihleri ve fatura arasındaki uyum.

  • KDV'nin bedele dahil olup olmadığı ve hangi tarafça yükleneceği.

  • İlişkili kişiler arası işlemlerde emsal bedeli destekleyen değerleme raporu.

  • Yurt dışı ödemelerde tevkifat, sorumlu sıfatıyla KDV ve mukimlik belgesi.

  • Amortismanın başlangıç tarihi ve maliyete eklenecek giderler.

  • Damga vergisinin nüsha ve imza durumuna göre doğru hesaplanması.

Pratik İpucu: Vergi hukukunda grup içi “bedelsiz” devir diye bir kolaylık yoktur. Ana şirketin markayı yavru şirkete karşılıksız devretmesi bile emsal bedel üzerinden KDV ve kurum kazancı doğurabilir. Grup içi yeniden yapılanmalarda, devrin birleşme, bölünme veya ayni sermaye gibi vergi kanunlarının özel olarak düzenlediği yollardan biriyle yapılıp yapılamayacağını önceden değerlendirin.


6. DEVRALAN VE DEVREDEN İÇİN KRİTİK RİSKLER VE STRATEJİLER

Marka devrindeki risklerin büyük kısmı sözleşmeden değil, markanın kendisinden ve çevresindeki haklardan kaynaklanır: benzer markaların farklı ellere dağılması, sicilde görünen takyidatlar ve devir öncesinde yapılmayan inceleme. Bu bölüm, devralan ve devreden açısından bu üç riski ve bunları yöneten stratejileri ele alır.


6.1. Aynı veya Benzer Markaların Birlikte Devri İlkesi (Bölünme Yasağı Riski)

Mülga 556 sayılı KHK m.16, tescilli bir markanın devri sırasında aynı markanın veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin aynı ya da benzer mal veya hizmetler için başka tescilleri bulunuyorsa, bu markaların da birlikte devredilmesini şart koşuyordu. Amaç, aynı işaretin farklı işletmelerin elinde bölünerek halkı malın kaynağı konusunda yanıltmasını önlemekti. Anayasa Mahkemesi 13.05.2015 tarihli, E. 2015/49, K. 2015/46 sayılı kararıyla bu hükmü iptal etmiştir; gerekçe, mülkiyet hakkını sınırlayan bir düzenlemenin kanun hükmünde kararnameyle yapılamamasıdır (Anayasa m.91/1). SMK ise birlikte devir zorunluluğunu açık bir hükümle yeniden düzenlememiştir.

Bu boşluk, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez; risk yalnızca biçim değiştirmiştir. Öğretide, SMK'da açık hüküm bulunmasa da Kanunun mutlak ret nedenlerine aykırı sonuç doğuracak bir devrin kabul edilmemesi gerektiği savunulmaktadır. Uygulamada ise portföyün bölünmesi şu sonuçları doğurur:

  • Mutlak ret engeli: SMK m.5/1-ç, aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler için önceden tescil edilmiş ya da başvurusu yapılmış markayla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin tescilini resen engeller. Devredende kalan aynı marka, devralanın yeni başvurularının önünde duvar olur. Bu engel ancak önceki marka sahibinin noter onaylı muvafakatnamesiyle (m.5/3) aşılabilir.

  • Karşılıklı itiraz ve tecavüz iddiaları: İki sahip arasındaki karıştırılma ihtimali, m.6/1 kapsamında itirazlara ve hükümsüzlük davalarına; piyasada ise m.7 ve m.29 kapsamında karşılıklı tecavüz iddialarına zemin hazırlar.

  • İptal riski: Aynı işaretin farklı kaynaklardan gelen ve farklı kalitedeki ürünlerde kullanılması halkı yanıltıyorsa, SMK m.26/1-c uyarınca iptal talebi gündeme gelebilir.

  • Değer erimesi: Ayırt edici gücü tek bir kaynağa işaret etmeyen bir marka, hem devralan hem devreden için değer kaybeder.

“Bölünme yasağı”nın ikinci boyutu ülkeseldir: Marka hakkı Türkiye için tek ve bölünmez bir haktır; bölgesel devir mümkün değildir. Bölgesel ihtiyaçlar ancak lisans ve dağıtım sözleşmeleriyle karşılanabilir.

Doğru strateji, devirden önce bir portföy haritası çıkarmaktır: Devre konu markayla aynı veya benzer bütün tesciller, başvurular ve tescilsiz kullanımlar listelenmeli; aile markalarının tamamı kural olarak birlikte devredilmelidir. Bölünme ticari olarak kaçınılmazsa, mal ve hizmetlerin keskin biçimde ayrılması, birlikte var olma (coexistence) sözleşmesi, karşılıklı noter onaylı muvafakatnameler ve sunuş biçimini ayrıştıran kullanım kuralları sözleşmeye mutlaka eklenmelidir.


Pratik İpucu: Devredenin elinde kalan benzer markalar için “kullanmama, yenilememe ve talep hâlinde devretme” taahhüdü ile bir alım opsiyonu (call option) alın. Bu, devralana portföyün tamamını sonradan toplama imkânı verir ve bölünmüş portföyün yarattığı riskleri zamanla tasfiye eder.


6.2. Devredilen Marka Üzerindeki Rehin, Haciz ve İhtiyati Tedbirlerin Akıbeti

SMK m.148/1, markanın rehin verilebileceğini ve haczedilebileceğini açıkça kabul eder. Bu takyidatlar markayla birlikte dolaşır; devir onları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Devralan için kritik soru, takyidatın sicilde görünüp görünmediğidir.


Rehin: Marka üzerinde rehin, Medeni Kanun'daki hak rehni hükümlerine veya 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'na göre kurulabilir. Sicile kaydedilmiş bir rehin, devirden sonra da rehin alacaklısına karşı geçerliliğini korur; devralan, rehinli bir markanın sahibi olur. Buna karşılık SMK m.148/5'in mantığı gereği sicile kaydedilmemiş bir rehin, iyiniyetli devralana karşı ileri sürülemez. SMK m.28/4 ise sicile kayıtlı hak ve lisans sahiplerinin izni olmadıkça marka sahibinin marka hakkından vazgeçemeyeceğini öngörerek rehin alacaklısını ayrıca korur. 6750 sayılı Kanun kapsamındaki rehinler bakımından Rehinli Taşınır Sicili'nin de ayrıca sorgulanması gerekir.


Haciz: Haczedilen markanın sicile işlenen haciz şerhi, devralanı da bağlar; haciz alacaklısının haklarını ihlal eden tasarruflar alacaklıya karşı hüküm doğurmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan E. 2017/2277, K. 2018/7411 sayılı kararı, sicile kaydedilmemiş bir devrin sonradan konulan haczin kaldırılmasını sağlayamayacağını göstermiştir. Devreden borçluysa, alacaklılarını zarara uğratma amacıyla yapılan devirlerin İİK m.277 vd. uyarınca tasarrufun iptali davasına konu olabileceği de unutulmamalıdır.


İhtiyati tedbir: Hak sahipliği veya tecavüz uyuşmazlıklarında mahkeme, HMK m.389 vd. uyarınca markanın devrini yasaklayan bir ihtiyati tedbire karar verebilir ve bu karar sicile işlenir. SMK m.28/4, sicile kaydedilmiş bir tedbir varsa tedbir lehtarının izni olmadan markadan vazgeçilemeyeceğini düzenler. Tedbir şerhi taşıyan bir markanın devri tedbir lehtarına karşı ileri sürülemez; uygulamada da tedbir kaldırılmadan devir kaydının sorunsuz tamamlanması beklenmemelidir.


Konkordato ve iflas: Devreden konkordato sürecindeyse, İİK m.297 uyarınca mühlet içinde duran varlıkların devri mahkeme iznine bağlıdır. İflasın açılmasından sonra müflisin masaya ait mallar üzerindeki tasarrufları ise alacaklılara karşı hükümsüzdür (İİK m.191).


Vaka Analizi (kurgusal): Bir hazır giyim şirketi, banka kredisi karşılığında markasını rehnetmiş ve rehin sicile işlenmiştir. Şirket markayı bir rakibine satarken rehinden söz etmiyor; alıcı da sicil kontrolü yapmadan bedeli ödüyor. Borç ödenmeyince banka rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidiyor ve alıcı, bedelini ödediği markayı icra satışında kaybetme riskiyle karşılaşıyor. Doğru kurgu, bedelin bir kısmının doğrudan bankaya ödenmesi, bankanın rehin kaldırma yazısının (pay-off letter) devir günü teslim alınması ve rehnin fekkinin devirle eşzamanlı sicile işlenmesiydi.


6.3. Devir Öncesi Marka Sicili Araştırmasının Önemi

Devir öncesi hukuki inceleme (due diligence), bedelin doğru belirlenmesinin ve sözleşmedeki garantilerin gerçekçi yazılmasının ön şartıdır. SMK m.22/3 uyarınca sicil aleni olup talep edilmesi ve ücretinin ödenmesi şartıyla sicil örneği verildiğinden, devralan sicilde görünen bir takyidat karşısında “bilmiyordum” savunmasına sığınamaz. Asgari inceleme üç eksende yürütülmelidir. İlk eksen hakkın kendisidir: TÜRKPATENT sicili, EPATS dosya geçmişi ve sicil sureti üzerinden devredenin sicilde hak sahibi olarak göründüğü ve unvanının sicille uyuştuğu, başvuru tarihi ve yenileme kayıtlarından koruma süresi ile yaklaşan yenileme ya da ek süre ihtiyacı (m.23), tescil belgesi ve mal ve hizmet listesinden de kapsamın devralanın iş planıyla örtüşüp örtüşmediği tespit edilir. İkinci eksen hakkın değeri ve yükleridir: Fatura, katalog ve web arşivi gibi kullanım delilleri beş yıllık kullanmama nedeniyle iptal riskini ölçer (m.9, m.26). Sicildeki rehin, haciz ve tedbir şerhleri ile Rehinli Taşınır Sicili kayıtları yüklü bir hakkın edinilmesini önler. Sicildeki lisans kayıtları ve devredenin yazılı beyanı lisans alanların devralana karşı haklarını, TÜRKPATENT nezdindeki itiraz ve iptal dosyaları ile devam eden davalar hükümsüzlük, tecavüz ve kötüniyet iddialarını, benzer marka araştırması ise birlikte devir ya da birlikte var olma ihtiyacını ortaya koyar. Üçüncü eksen işlemin çevresidir: Alan adları, sosyal medya hesapları ve logonun telif zinciri (FSEK m.52) markanın fiilen kullanılabilirliğini güvenceye alır. Ticaret sicili kayıtları ile konkordato ve iflas ilanları tasarrufun iptali, mühlet ve iflas risklerini ölçer. İmza sirküleri ve gerektiğinde genel kurul kararı (TTK m.408/2-f) ise yetkisiz devir riskini ve SMK m.30/3 kapsamındaki cezai sorumluluğu önler. Kullanım incelemesinde SMK m.26/4'e ayrıca dikkat edilmelidir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek talepten önceki üç ay içinde yapılan kullanım dikkate alınmaz; bu yüzden devir görüşmeleri başladıktan sonra aceleyle yapılan bir “kurtarma kullanımı”, kullanılmayan markayı iptalden korumayabilir. Yayına itiraz ve hükümsüzlük süreçlerinde de kullanım ispatı istenebileceğinden (m.19/2, m.25/7), devredenin geçmiş kullanım delilleri de incelemenin konusu olmalıdır. Kurgusal bir örnek vermek gerekirse, 30. ve 43. sınıflarda tescilli bir kahve zinciri markasını satın almaya hazırlanan bir yatırım fonu incelemede üç sorun tespit eder. Zincir altı yıldır ambalajlı kahve satmadığı için 30. sınıftaki tescil iptal riski taşımaktadır. Logoyu tasarlayan serbest çalışan tasarımcıdan yazılı bir telif devri alınmamıştır. Başka bir şehirdeki franchise alan da markayı sicile kaydedilmemiş bir lisansla kullanmaktadır. Bunun üzerine fon bedelde indirim alır, imzadan önce 30. sınıf için yeni başvuru yaptırır, tasarımcıdan FSEK m.52'ye uygun bir devir sözleşmesi temin eder ve franchise ilişkisini devralanla yeniden imzalanacak bir lisansa bağlar. Bu örneğin de gösterdiği gibi inceleme bulguları mutlaka sözleşmeye bağlanmalıdır: Devredenin açıkladığı riskler bir açıklama ekinde (disclosure letter) listelenmeli, açıklanmayan her sorun için garanti ihlali ve tazminat mekanizması öngörülmelidir. Zira inceleme yapılmadan imzalanan bir devir sözleşmesinde garantiler, çoğu zaman bedel ödendikten sonra ancak dava yoluyla anlam kazanır.


7. SONUÇ

Marka devri iki kapıdan geçer: noter onayı ve sicil kaydı. Birincisi devri taraflar arasında doğurur, ikincisi onu piyasaya ve iyiniyetli üçüncü kişilere karşı korur. İkisinden biri eksik kaldığında, ödenen bedel ile edinilen hak arasındaki bağ kopar.

SMK m.148/4, noter onayını bir ispat aracı olmaktan çıkarıp devrin varlık şartı hâline getirmiştir. SMK m.148/5 ise sicile işlenmemiş bir devri, devredenin alacaklıları ve iyiniyetli üçüncü kişiler karşısında savunmasız bırakır. Bu iki kuralın arasına kısmi devrin yarattığı portföy bölünmesi, sicilde görünen rehin ve hacizler, kullanmama nedeniyle iptal riski, KDV ve kurumlar vergisinin maliyeti ve yabancı unsurlu işlemlerdeki apostil zinciri yerleşir.

Başarılı bir marka devrinin yol haritası bu nedenle kısa ama esnek değildir:

  1. Devre konu markayı ve benzer bütün tescilleri kapsayan hukuki incelemeyi tamamlayın.

  2. Riskleri paylaştıran, garantileri ve vergi yükünü açıkça düzenleyen bir sözleşme hazırlayın.

  3. Sözleşmeyi noter onayıyla imzalayın; yabancı taraf varsa apostil ve tercümeyi aynı hafta tamamlayın.

  4. Noter onayını izleyen ilk iş günü EPATS'ta devir başvurusunu yapın ve evrak numarasını saklayın.

  5. Sicil kaydını, Bülten yayımını ve yeni dosya numaralarını doğrulayın.

  6. Faturayı, KDV beyanını, varsa tevkifatı ve amortisman kaydını mali müşavirinizle birlikte kapatın.

Bu sıralamadan sapan her adım, markanın değerini değil, işlemin kırılganlığını artırır. Marka devrinizi sözleşme taslağından TÜRKPATENT kaydına kadar uçtan uca planlamak, tamamlanmış bir devrin sicil ve vergi risklerini değerlendirmek ya da devir öncesi hukuki inceleme yaptırmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bir markanın değeri, ancak hukuken güvence altına alındığı ölçüde gerçektir.

YASAL UYARI VE TELİF HAKKI

Yiğit Legal web sitesinde yer alan işbu makale ve tüm içerikler, yalnızca genel bilgilendirme ve akademik paylaşım amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde hukuki tavsiye, mütalaa veya danışmanlık hizmeti niteliği taşımaz. Site içeriğinin okunması, kullanılması veya site üzerinden iletişime geçilmesi, ziyaretçi ile Yiğit Legal veya Av. Muhammed Ali Yiğit arasında bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Hukukun dinamik yapısı gereği mevzuat ve içtihat değişikliklerinden kaynaklanabilecek güncellik sorunlarından veya bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak doğrudan veya dolaylı zararlardan Yiğit Legal sorumlu tutulamaz. İşbu içeriğin tüm fikri mülkiyet hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında Yiğit Legal’e ait olup; kaynak gösterilmek ve link verilmek suretiyle yapılacak kısa alıntılar dışında, yazarın yazılı izni olmaksızın içeriğin tamamının veya bir kısmının kopyalanması, çoğaltılması, değiştirilmesi veya ticari amaçla kullanılması yasaktır; aksi durumlar hukuki ve cezai yaptırımlara tabidir.

bottom of page