top of page

E-TİCARET'TE MARKA İHLALİ: TRENDYOL, HEPSİBURADA VE AMAZON ŞİKAYET SÜRECİ

Trendyol, Hepsiburada ve Amazon logolarının yer aldığı marka ihlali şikayet rehberi kapak görseli

1. GİRİŞ

Pazaryerinde markanızı taklit eden bir satıcıyı durdurmanın en hızlı yolu, platformun fikri mülkiyet bildirim kanalına eksiksiz belgelerle başvurmaktır. Bu yol sonuç vermezse noter ihtarı, ihtiyati tedbir, ceza şikâyeti ve tazminat davası devreye girer. Bu rehber, Trendyol, Hepsiburada ve Amazon’daki marka ihlali şikâyet süreçlerini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde adım adım açıklar.


1.1. Pazaryerlerinde (Marketplace) Marka İhlali Gerçeği: Dijital Dünyada Hak Gaspı

E-ticaretin büyüklüğü, ihlalin de büyüklüğünü belirler. Ticaret Bakanlığı’nın 2025 verilerine göre Türkiye’de e-ticaret hacmi %52,2 artışla 4,5 trilyon TL’yi aştı ve 634.611 işletme e-ticaret yaptı. Hacimden en büyük payı 428,7 milyar TL ile giyim, ayakkabı ve aksesuar sektörü aldı.

Küresel tablo da aynı yönü gösteriyor. OECD ve EUIPO’nun 2025 tarihli ortak raporu, sahte ürün ticaretinin en güncel veri yılı olan 2021’de yaklaşık 467 milyar ABD dolarına ulaştığını tespit etti. Rapora göre el konulan sahte ürünlerin %45’i Çin kaynaklı; Asya, Orta Doğu ve Latin Amerika’dan başka ülkeler de bu ticarette rol alıyor.

Pazaryeri modeli ihlalciye üç avantaj sağlar: düşük giriş maliyeti, hız ve görünürlük. Bir satıcı kısa sürede mağaza açabilir, orijinal ürünün sayfasına teklif ekleyebilir ve marka sahibinin fotoğraflarını kullanabilir. Daha ucuz olan taklit, algoritmanın öne çıkardığı teklif hâline gelebilir; tüketici aldatıldığını çoğu zaman kargoyu açtığında anlar.

Zarar, kaybedilen satışla sınırlı kalmaz. Kalitesiz taklitler olumsuz yorum, iade ve şikâyet olarak orijinal ürünün sayfasına yansır ve markanın itibarını doğrudan aşındırır. Kanun koyucunun itibar kaybı için ayrı bir tazminat kalemi öngörmesi (SMK m. 150/2) bu gerçeğin sonucudur.

Pazaryerindeki ihlale karşı hukuki çerçeve üç katmandan oluşur:

  • SMK: Marka sahibinin münhasır hakları (m. 7), tecavüz sayılan fiiller (m. 29), cezai yaptırımlar (m. 30) ve hukuki talepler (m. 149 vd.).

  • 6563 sayılı Kanun: Pazaryerinin, yani elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcının, fikri mülkiyet şikâyetlerini ele alma yükümlülüğü (m. 9/3).

  • 6102 sayılı TTK: Tescilin yetmediği veya bulunmadığı hâllerde haksız rekabet hükümleri (m. 54 vd.).

Rehber, hem markasını korumak isteyen hak sahiplerine hem de haksız bir şikâyetle karşılaşan satıcılara yöneliktir. Pazaryeri şikâyet mekanizmaları iki yönlü çalışır: doğru kullanıldığında hızlı bir kalkan, kötüye kullanıldığında ciddi bir sorumluluk kaynağıdır.


1.2. Marka Tescilinin Önemi

Elektronik ticaret hacminin ve dijital pazaryerlerinin (marketplace) küresel ölçekte ulaştığı devasa boyutlar, marka hukukunun geleneksel sınırlarını zorlamakta ve fikri mülkiyet stratejilerini yeniden şekillendirmektedir. Günümüz e-ticaret ekosisteminde, platformlar üzerinden gerçekleştirilen marka ihlallerine ve haksız rekabet eylemlerine karşı etkin bir mücadele yürütebilmenin fiili ve hukuki ön koşulu, markanın tescil edilmiş olmasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 7. maddesinin 1. fıkrası, "Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir" amir hükmünü amir kılarak tescil ilkesini (registration principle) benimsemiştir. Amazon, Trendyol, Hepsiburada gibi yerel ve global pazaryerlerinin fikri mülkiyet ihlal bildirim kanalları da (örneğin Amazon Brand Registry) hukuki uyuşmazlıkları çözmekte yargısal bir makam gibi hareket edemeyeceklerinden, hak sahipliğini ispatlayan tek mutlak belge olarak resmi tescil belgesini aramaktadır. Tescilsiz bir işaretin salt kullanıma dayalı olarak platformlar nezdinde hızlı ve kesin bir koruma elde etmesi günümüz pratiğinde neredeyse imkânsızdır.

Sınai mülkiyet hukukunda tescilden doğan hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi, mutlak surette tescilin aleniyet kazanmasına bağlıdır. SMK m. 7/4 hükmü uyarınca, marka tescilinden doğan haklar, kural olarak tescilin Resmi Marka Bülteni’nde yayımı tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bu dogmatik kuralın yargısal pratiğe yansıması ise oldukça hassastır: Marka başvurunuz Bülten’de yayımlandıktan sonra gerçekleşen ihlallere karşı tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ve tazminat talepli davalar açabilirsiniz. Ancak kanun koyucu, yargısal ekonomi ve hukuki belirlilik ilkeleri gereği, mahkemenin açılan bu davada esas hakkında bir karar verebilmesini, markanın Kurum (TÜRKPATENT) nezdinde tescil edilerek sicile kaydedilmesi ve tescilin yayımlanması şartına bağlamıştır. Bir başka deyişle, tescil süreci tamamlanmadan başlatılan hukuki süreçlerde mahkeme, tescil kararının kesinleşmesini bekletici mesele (praejudicialis) yapacaktır.

Hukuki korumanın ötesinde, e-ticaret satıcılarının en büyük silahı olan arama, el koyma ve hürriyeti bağlayıcı yaptırımları içeren ceza davaları söz konusu olduğunda, tescil şartı çok daha katı bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. SMK m. 30/5 hükmü, marka hakkına tecavüz fiillerinden dolayı cezaya hükmedilebilmesi için, tecavüze konu markanın Türkiye’de tescilli olmasını mutlak bir kurucu unsur (dava şartı) olarak düzenlemiştir. Dolayısıyla, tescilsiz bir işaretin e-ticaret platformlarında taklit edilmesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılacak şikâyetler neticesinde arama ve el koyma kararı alınması veya faillerin hapis cezası ile cezalandırılması hukuken mümkün değildir.

Bununla birlikte, tescilsiz marka veya işaret sahipleri hukuk sistemimizde bütünüyle korumasız bırakılmamıştır; ancak kullanmak zorunda kaldıkları hukuki argümanlar, ispat külfeti açısından çok daha ağır ve süreç olarak çok daha yavaştır. Tescilsiz bir işaretin pazaryerlerinde bir başkası tarafından kullanılması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendi kapsamında "başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" şeklinde tanımlanan haksız rekabet hükümlerine dayanılarak dava konusu yapılabilir. Ancak haksız rekabet davalarında davacı; işaretin piyasadaki öncelikli kullanımını, belirli bir ayırt ediciliğe ve tanınırlığa ulaştığını, fiili kullanımın ticari bir değer yarattığını ve davalının eyleminin somut bir karıştırılma ihtimali (likelihood of confusion) doğurduğunu kesin delillerle ispatlamak gibi ağır bir yükün altındadır.

Tescilsiz kullanımın sağladığı bir diğer savunma kalkanı ise SMK m. 6/3 hükmünde düzenlenen "öncelikli hak sahipliği" (gerçek hak sahipliği) itirazıdır. Eğer e-ticarette uzun süredir kullandığınız ancak tescil ettirmediğiniz bir işareti, kötü niyetli bir rakip veya "marka korsanı" kendi adına tescil ettirmek üzere TÜRKPATENT'e başvurursa, bu başvuruya karşı yayım süresi içinde itiraz edebilir veya sonrasında hükümsüzlük davası açabilirsiniz. Benzer şekilde, Paris Sözleşmesi'nin 1. Mükerrer 6. maddesi anlamında "tanınmış" (well-known) vasfına ulaşmış markalar, SMK m. 6/4 uyarınca Türkiye'de tescilsiz olsalar dahi tescil aşamasında korunmakta ve iltibas tehlikesi yaratan başvuruların reddini talep edebilmektedirler.

Pazaryerlerindeki ihlaller yalnızca marka (isim/logo) hırsızlığından ibaret değildir; ürün görsellerinin ve özgün tasarımların kopyalanması da sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Kendi stüdyonuzda çektiğiniz, eser niteliğini haiz ve hususiyet taşıyan ürün fotoğraflarınızın rakip satıcılar tarafından izinsiz kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında doğrudan telif hakkı ihlalidir ve platformlara yapılacak bildirimler için bağımsız, güçlü bir gerekçe oluşturur. Öte yandan, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulan, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip bir ürün görünümü (ambalaj, dizayn), SMK m. 55/4, 59/2 ve 69/2 hükümleri çerçevesinde "tescilsiz tasarım" olarak koruma altındadır. Ancak bu koruma, kamuya sunulma tarihinden itibaren yalnızca üç yıl ile sınırlıdır ve sadece eşdeğer veya birebir kopyalamalara (bad faith copying) karşı ileri sürülebilen, dar kapsamlı bir haktır.

E-ticaret odaklı, defansif ve ofansif yetenekleri yüksek bir fikri mülkiyet tescil stratejisi kurgulanırken üç temel sacayağına dikkat edilmelidir. Birinci stratejik adım, marka tescilinin mutlaka fiilen satış yapılan ve gelecekte büyüme hedeflenen ürün/hizmet sınıflarını (Nice Sınıflandırması) eksiksiz kapsamasıdır. Zira SMK m. 7/2-a uyarınca, tescilli marka ile aynı olan işaretin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetlerle aynı mallar veya hizmetler için kullanılması durumu olan "çifte aynılık" (double identity) hâlinde, davacının ayrıca bir karıştırılma ihtimalini ispat etmesine gerek yoktur; ihlal yasal bir karine olarak kabul edilir ve pazaryeri müdahalesi anında gerçekleşir.

İkinci kritik adım, marka portföyü oluşturulurken kelime markası (word mark) ile şekil/logo markasının (figurative mark) ayrı ayrı tescil edilmesidir. Sadece logonun tescil edilmesi, rakiplerin aynı kelimeyi farklı bir font veya tasarımla kullanarak haksız kazanç elde etmesine kapı aralayabilir. Kelime markası ismin fonetik ve anlamsal gücünü korurken, şekil markası görsel kurumsal kimliği güvence altına alarak koruma kalkanını maksimize eder.

Üçüncü ve son adım ise e-ticaretin sınırları aşan doğasıyla ilgilidir. Sınai mülkiyet haklarında geçerli olan "mülkilik" (yöresellik) ilkesi gereği, Türkiye'de alınan bir tescil, Amerika veya Avrupa pazarında hiçbir hukuki koruma sağlamaz. Amazon, Etsy, Zalando gibi yurt dışı menşeli pazaryerlerinde satış veya ihracat hedefleniyorsa, markanın hedef ülkelerde de tescil edilmesi zorunludur. Bu noktada, SMK m. 14'te de atıf yapılan Madrid Protokolü sistemi devreye sokulmalı; WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) üzerinden tek bir başvuru ve tek bir dille, birden fazla ülkede eş zamanlı, düşük maliyetli ve merkezi olarak uluslararası marka koruması elde edilmelidir.


2. E-TİCARETTE EN SIK KARŞILAŞILAN MARKA İHLALİ TÜRLERİ

Pazaryerindeki her yetkisiz satış marka ihlali değildir; doğru şikâyet stratejisi, ihlalin türünü doğru teşhis etmekle başlar. Aşağıdaki dört senaryo pazaryerlerinde en sık karşılaşılan tablolardır; her birinin hukuki dayanağı, delil ihtiyacı ve riski farklıdır.


2.1. Birebir Taklit/Sahte (Replika) Ürün Satışı

Sahte ürün (korsan veya taklit) satışı, sınai mülkiyet hukukunda marka hakkına tecavüzün en ağır, tespiti en net ve ispat yükü bakımından en zahmetsiz şeklidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 7. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca, tescilli bir markanın birebir aynısının, tescil kapsamındaki aynı mal veya hizmetler üzerinde kullanılması "çifte aynılık" (double identity) durumunu oluşturur. Bu mutlak ihlal hâlinde, hukuki korumanın sınırları en geniş noktasına ulaşır ve hak sahibinin piyasada somut bir "karıştırılma ihtimalini" (iltibas) ayrıca ispat etmesine gerek kalmaz. İhlal, doğrudan yasal bir karine olarak kabul edilerek tecavüzün men'i ve ref'i gibi müdahale yollarının önü derhal açılır.

Marka koruması, salt üretim aşamasını değil, ürünün ticari dolaşıma girdiği tüm zinciri kapsar. SMK m. 7/3-b hükmü, tescilli işareti taşıyan malı piyasaya sürmeyi, satışa sunmayı ve hatta sadece bu amaçlarla stoklamayı dahi hak sahibinin inhisari yetkisine bırakmış ve yetkisiz kullanımı kesin olarak yasaklamıştır. Buna paralel olarak, SMK m. 29/1-c düzenlemesi gereğince, bir ürünün taklit olduğunu bilen veya ticari basiret gereği "bilmesi gereken" bir satıcının söz konusu malı ticari amaçla elinde bulundurması, satması veya dağıtması tecavüz fiilini eksiksiz olarak vücuda getirir. Dolayısıyla satıcıların, tedarik ettikleri ürünün orijinalliğini sorgulamamak veya tedarikçiye körü körüne güvenmek gibi argümanlarla hukuki ve mali sorumluluktan kurtulmaları mümkün değildir.

Günümüz dijital pazaryerlerinde e-ticaret satıcılarının hukuki yaptırımlardan kaçınmak amacıyla sıklıkla başvurdukları ilanda “replika”, “muadil”, “A kalite”, "ithal" veya “birebir” gibi ifadeler kullanma pratiği, onları koruyan bir kalkan değil; aksine tehlikeli bir itiraftır. Hukuken bu tür beyanlar, satıcının ürünün orijinal olmadığını ve başkasına ait markayı haksız yere kullandığını bilerek hareket ettiğinin (kastının) açık bir ikrarıdır. Alıcının o an ürünü sahte olduğunu bilerek ve daha düşük bir bedelle satın alması ihlali ortadan kaldırmaz; zira marka hukuku yalnızca satın alma anındaki tüketiciyi değil, ürünün piyasada dolaşımı sırasında üçüncü kişileri yanıltma riski barındıran "satış sonrası karıştırılma ihtimalini" (post-sale confusion) ve markanın ticari itibarının sulandırılmasını engellemeyi de hedefler.

Hukuki tazminat yaptırımlarının ötesinde, sahte ürün satışı kanun koyucu tarafından kamu düzenini bozan adli bir suç olarak tanımlanmış ve hürriyeti bağlayıcı ağır yaptırımlara bağlanmıştır. SMK m. 30/1 hükmü amirince, başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya bu malı satışa arz eden, satan, ithal ya da ihraç eden kişiler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılmaktadır. Ancak ceza hukukunun bu güçlü kılıcının çekilebilmesi iki katı şarta bağlanmıştır: Soruşturma ve kovuşturma yapılması hak sahibinin şikâyetine tabidir ve SMK m. 30/5 gereğince, cezaya hükmedilebilmesi için tecavüze konu markanın fiilin işlendiği tarihte Türkiye’de (TÜRKPATENT nezdinde) tescilli olması mutlak bir kurucu unsurdur.

Suçun takibi ve piyasadaki yasadışı ihlal ağının çökertilmesi aşamasında uygulamacılara en büyük stratejik avantajı sağlayan araç ise SMK m. 30/7'de düzenlenen "etkin pişmanlık" müessesesidir. Taklit malı perakende olarak satan veya ticari amaçla elinde bulunduran kişi, soruşturma aşamasında bu malı nereden temin ettiğini adli makamlara eksiksiz olarak bildirir ve asıl üreticinin ortaya çıkarılmasını, üretilen sahte mallara el konulmasını sağlarsa, şahsi cezasızlık sebebi olarak hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu onarıcı mekanizma, zincirin en sonundaki e-ticaret satıcısından yola çıkarak tedarik ağının kökenine, yani merdiven altı üretim yapan asıl fabrikalara ve büyük toptancılara ulaşmak için marka avukatlarının ve savcılıkların başvurduğu en etkili hukuki maniveladır.


2.2. Buybox (Ortak Liste) İhlalleri ve Orijinal Marka Sayfasının Gasbı

Buybox, aynı ürünü satan birden fazla satıcıyı tek bir ürün sayfasında toplayan sistemdir. Rekabet Kurulu’nun Trendyol açıklamasına göre algoritma metrikleriyle buybox’ı kazanan satıcı ilk sırada görünür ve müşteri “Sepete Ekle” butonuna bastığında bu satıcının ürünü sepete eklenir. Kurul, Trendyol’un otomatik fiyatlandırma mekanizmasına ilişkin soruşturmayı 03.10.2024 tarihli kararla taahhütler karşılığında sonlandırdı.

Pazaryerleri aynı ürünü ortak sayfada genellikle barkod üzerinden eşleştirir. Sahteciler bu mimariyi kullanarak orijinal ürünün sayfasına “ikinci satıcı” olarak bağlanır; markanın fotoğrafları, açıklaması ve yorumları artık onların teklifine de hizmet eder. Daha ucuz sahte teklif buybox’ı kazandığında, marka sahibinin yıllarca biriktirdiği sayfa itibarı başkasının satışına dönüşür.

Bu senaryoda hukuki tablo nettir. Sahte ürünü orijinal ürün sayfasında satışa arz etmek SMK m. 7/3-b ve m. 29 kapsamında tecavüzdür. Fotoğraflar eser niteliğindeyse izinsiz kullanımı ayrıca FSEK’e aykırıdır; tüketicide karışıklık yaratan sunum ise TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabettir.

Ancak aynı sayfadaki her satıcı ihlalci değildir. Orijinal ürünü yetkili kanal dışından temin edip satan satıcı, tükenme ilkesi nedeniyle kural olarak marka hakkını ihlal etmez (bkz. 2.4). Bu satıcıyı yalnızca buybox’ı geri kazanmak için “sahte” diye şikâyet etmek, şikâyetçiyi tazminat ve platform yaptırımı riskiyle karşı karşıya bırakır.


2.3. Marka İsminin Ürün Başlığında, Açıklamasında veya Arama Anahtar Kelimelerinde (Metadata) Haksız Kullanımı

Dijital pazaryerlerinde marka hakkına tecavüz, yalnızca ürünün fiziki varlığına veya ambalajına markanın basılması gibi görünür ihlallerle sınırlı kalmamakta; e-ticaretin doğası gereği ilanın görünmeyen katmanlarında, algoritmaları manipüle etmeye yönelik çok daha sofistike yöntemlerle de karşımıza çıkmaktadır. Markasız veya fason üretilmiş bir ürünün arama sonuçlarında üst sıralarda çıkmasını sağlamak amacıyla ürün başlığına tanınmış bir markanın adının eklenmesi, arama etiketlerine, gizli anahtar kelimelere veya ürünün teknik özellikler sekmesine ilgisiz marka adlarının doldurulması en sık karşılaşılan gizli ihlal türleridir. Bunun yanı sıra, pazaryeri içi sponsorlu reklamlarda veya arama motoru reklamlarında rakip markanın doğrudan bir anahtar kelime olarak satın alınması, tüketicinin arama niyetini saptırarak haksız bir yönlendirme yaratmaktadır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), dijitalleşen ticaretin bu yeni ihlal pratiklerini öngörerek SMK m. 7/3-d hükmü ile açık ve spesifik bir koruma kalkanı getirmiştir. Bu amir hüküm uyarınca, marka üzerinde yasal bir kullanım hakkı veya meşru bir ticari bağlantısı bulunmayan kişilerin, işareti internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod (meta tag), anahtar sözcük (keyword) veya benzeri biçimlerde kullanması kesin olarak yasaklanabilir. Bu düzenleme, markanın dijital görünürlüğünün ve çekim gücünün, yetkisiz üçüncü kişiler tarafından bir haksız rekabet aracı olarak kullanılmasını engellemeyi amaçlayan, doğrudan dijital ekosisteme özgülenmiş bir tecavüz normudur.

Hukuk sistemimizde her marka anımı mutlak bir ihlal olarak değerlendirilmez; nitekim ticari hayatın gereklilikleri ve ifade özgürlüğü dengesi SMK m. 7/5 hükmünde vücut bulmuştur. Dürüstlük kuralına ve ticari hayatın olağan akışına uygun kullanımlar koruma altındadır. Özellikle malın türü, niteliği veya kullanım amacına ilişkin zaruri açıklamalar, aksesuar, yedek parça ve eşdeğer parçalarda ürünün hangi ana ürünle uyumlu olduğunun belirtilmesi bu yasal istisnanın kapsamındadır. Ancak buradaki sınır çok ince bir çizgidir; dürüst kullanım istisnası, markanın itibarından haksız yararlanma amacı gütmemelidir. Örneğin, bir telefon kılıfı satıcısının ürünü için "X model telefonla uyumlu kılıf" ifadesini kullanması kural olarak meşru bir ticari bilgilendirme iken; ilanın başlığına doğrudan "X kılıf" yazılması, ürünün bizzat X markası tarafından üretildiği veya lisanslandığı yönünde tüketici nezdinde yanıltıcı bir izlenim doğuracağından hukuka aykırıdır.

İlan başlıklarında veya açıklamalarında "X tarzı", "X muadili" veya "X model" gibi ibarelerin kullanılması, bilhassa tanınmış markalar bakımından son derece yüksek hukuki riskler barındırmaktadır. Bu tür kullanımlar, basit bir benzetmenin ötesine geçerek doğrudan markanın piyasada uzun yıllar boyunca yarattığı itibara yaslanma ve bu şöhretten haksız yarar sağlama eylemidir. Bu durum, SMK m. 7/2-c kapsamında markanın ayırt edici karakterine zarar verme ve itibarından haksız yararlanma fiili olarak değerlendirilirken; eş zamanlı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 55/1-a-5 hükmü bağlamında başkalarının mallarını, iş ürünlerini veya fiyatlarını kendisininkilerle haksız, yanıltıcı ve taklitçi bir şekilde karşılaştırmak suretiyle haksız rekabet eylemini de vücuda getirmektedir.

Dijital marka ihlallerinde Türk hukukunun yaklaşımı, karşılaştırmalı hukuk ve Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) içtihatlarıyla da büyük bir uyum içindedir. ABAD'ın dönüm noktası niteliğindeki Google France (C-236/08 – C-238/08) kararında, arama motoru reklamlarında başkasına ait markanın anahtar kelime olarak satın alınmasının, eğer reklam ortalama bir internet kullanıcısının sunulan ürün veya hizmetin kaynağını (marka sahibinden mi yoksa bağımsız bir üçüncü kişiden mi geldiğini) anlamasına imkân vermeyecek derecede kapalı ve yanıltıcı ise, markaya tecavüz teşkil edeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Benzer şekilde L’Oréal/eBay (C-324/09) kararında, pazaryeri işletmecisinin kendi platformunu tanıtmak amacıyla arama motorlarında marka anahtar kelimeleri satın alması ve bu durumun ihlallere yol açması, platformun sorumluluğu bağlamında ayrıca ve titizlikle değerlendirilmiştir.

Bu karmaşık dijital uyuşmazlıkları daha hızlı ve idari bir çerçevede çözebilmek adına, Türk e-ticaret mevzuatı bu alana özel, nokta atışı bir yasak getirmiştir. 08.03.2025 tarihli E-Ticaret Yönetmeliği değişikliği ile pazaryerleri ve satıcıların, aralarında hukuki ve ekonomik bütünlük bulunmayan kişilere ait tescilli markaları, arama motoru reklamlarında anahtar kelime olarak kullanması kesin olarak yasaklanmıştır. Bu kuralın ihlali halinde bizzat Ticaret Bakanlığı devreye girerek idari yaptırımlar uygulamaktadır. Sürecin en kritik noktası ise bildirim aşamasıdır; hak sahibinin yapacağı geçerli bir bildirimden sonraki 24 saat içinde, ihlale konu kelimenin, ihlalci platform veya satıcı tarafından tüm metin reklamı modellerinde "tam eşlemeli negatif anahtar kelime" olarak sistemlere eklenmesi kanuni bir zorunluluk haline getirilerek, tecavüzün dijital ortamda süratle sonlandırılması güvence altına alınmıştır.


2.4. Paralel İthalat (Gri Market) ve Marka Hakkının Tükenmesi İlkesi

Fikri mülkiyet ve rekabet hukukunun en kritik kesişim noktalarından birini oluşturan gri market (grey market) ve paralel ithalat kavramları, e-ticaretin sınırları aşan doğasıyla birlikte günümüz ticari uyuşmazlıklarının merkezine yerleşmiştir. Orijinal bir ürünün, marka sahibinin kurduğu resmi ve yetkili dağıtım ağının (distribütörlük zincirinin) dışına çıkarılarak yetkisiz satıcılar tarafından piyasaya sürülmesi gri market olarak adlandırılırken; bu ürünlerin yurt dışından tedarik edilip Türkiye pazarına sokulması paralel ithalatı ifade eder. Her iki senaryoda da ortada sahte veya taklit bir ürün bulunmamaktadır; satılan mal bütünüyle orijinaldir. Dolayısıyla burada çözülmesi gereken temel hukuki sorun, marka hakkına tecavüzün varlığı değil, marka sahibinin inhisari yetkilerinin ürünün ilk satışıyla birlikte tükenip tükenmediğidir.

Türk sınai mülkiyet hukukunda bu hassas denge, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 152. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "hakkın tükenmesi" (exhaustion of rights) ilkesiyle kurulmuştur. İlgili amir hükme göre, hak sahibi tarafından veya onun açık rızasıyla piyasaya sunulan ürünlerle ilgili olarak sonradan gerçekleştirilen ticari fiiller, marka hakkının koruma kapsamı dışında kalmaktadır. Mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname döneminde yaşanan tartışmalar, SMK'nın lafzından "Türkiye'de" ibaresinin bilinçli olarak çıkarılmasıyla son bulmuş ve kanun koyucunun uluslararası tükenme ilkesini benimsediği doktrin ve Yargıtay içtihatlarınca güçlü bir şekilde kabul edilmiştir. Bunun pratik sonucu şudur: Dünyanın herhangi bir ülkesinde marka sahibinin onayıyla ticari dolaşıma girmiş orijinal bir ürünün, Türkiye'de yetkisiz satıcılar tarafından yeniden satışa sunulması kural olarak marka hakkına tecavüz teşkil etmez ve engellenemez.

Ancak uluslararası tükenme ilkesi, paralel ithalatçılara veya gri market satıcılarına tanınmış sınırsız bir özgürlük alanı değildir; bu hakkın dogmatik sınırları SMK m. 152/2 hükmü ile net bir şekilde çizilmiştir. Eğer orijinal ürünün piyasaya sunulmasından sonra durumu değiştirilmiş veya kalitesi bozulmuşsa, marka sahibi "haklı sebeplerin varlığına" dayanarak ürünün sonraki ticari dolaşımını engelleyebilir. Günümüz pazaryeri pratiğinde bu istisnai durum, marka sahibinin müdahale hakkını doğuran spesifik ihlaller olarak karşımıza çıkmaktadır. Ürün ambalajının yetkisiz şekilde değiştirilmesi, yeniden paketleme yapılması veya garanti koşullarının tüketiciyi yanıltacak biçimde sunulması bu hallerin başında gelir. Özellikle ürünün orijinalliğini, izlenebilirliğini ve güvenliğini sağlayan seri numarası, lot kodu veya güvenlik hologramlarının sökülmesi ya da silinmesi ile bozulmuş, hasar görmüş veya son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulması, tükenme ilkesinin koruma kalkanını ortadan kaldıran ve marka sahibine müdahale hakkı veren meşru gerekçelerdir.

Ürünün fiziki bütünlüğü korunmuş olsa dahi, satışa sunuluş biçimi ve ticari reklam stratejileri farklı bir hukuki koruma alanının, yani haksız rekabet hükümlerinin devreye girmesine neden olabilir. Gri markette faaliyet gösteren yetkisiz bir satıcının, pazaryeri ilanlarında veya kendi internet sitesinde kendisini markanın "yetkili satıcısı", "resmi distribütörü" veya "Türkiye tek yetkilisi" gibi unvanlarla tanıtması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55. maddesi kapsamında doğrudan haksız rekabet eylemi oluşturur. Öte yandan, resmi distribütörlerin piyasadaki yetkisiz satışları engellemek amacıyla sıklıkla öne sürdükleri seçici dağıtım ve münhasır distribütörlük sözleşmeleri, borçlar hukukunun nisbilik ilkesi gereği yalnızca sözleşmenin taraflarını bağlar. Söz konusu ticari sözleşmeler, üçüncü kişi konumundaki paralel ithalatçılara karşı mutlak bir hak olan marka hakkı gibi ileri sürülemez ve salt bu distribütörlük sözleşmelerine dayanılarak hukuka uygun şekilde dolaşıma girmiş orijinal ürünün satışı yasaklanamaz.

Sınır ötesi e-ticaret (e-ihracat) yapan satıcılar için marka hukukunun mülkilik ilkesinden doğan çok daha kritik ve tehlikeli bir risk boyutu bulunmaktadır. Türkiye'nin benimsediği uluslararası tükenme ilkesinin aksine, Avrupa Birliği hukuku bölgesel tükenme (regional exhaustion) rejimini kabul etmiştir. Bu keskin yaklaşım farkı, Avrupa pazarında satış yapmayı hedefleyen girişimciler için hayati sonuçlar doğurur. Nürnberg Yüksek Bölge Mahkemesi’nin 29.10.2024 tarihli ve 3 U 881/24 sayılı güncel kararında da açıkça içtihat edildiği üzere; Türkiye'de marka sahibinin rızasıyla piyasaya sürülen orijinal ürünlerin AB pazarına sokulması, Avrupa Birliği markası bakımından hakkı tüketmemektedir. Dolayısıyla, Türkiye'de tamamen yasal ve serbest olan bir yeniden satış veya paralel ithalat eylemi, Amazon Avrupa (Almanya, Fransa vb.) mağazalarında gerçekleştirildiğinde doğrudan marka hakkına tecavüz sayılmakta; e-ticaret satıcıları listeleme kapatma, hesap dondurma ve ağır tazminat yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabilmektedir.


3. TRENDYOL’DA MARKA İHLALİ ŞİKÂYET SÜRECİ VE TAKTİKLERİ

Trendyol’da marka ihlaline karşı iki paralel kanal vardır: platformun kendi bildirim araçları ve 6563 sayılı Kanun m. 9/3’e dayanan yasal şikâyet. Yasal şikâyet noter veya KEP ile yapılır ve platformu kısa bir süre içinde harekete geçirir; en güçlü sonuç, iki kanalın aynı delil dosyasıyla birlikte kullanılmasıyla alınır.


3.1. Trendyol Fikri Mülkiyet Bildirim Sistemi ve Hak Sahipliği Doğrulama Aşamaları

Trendyol, 6563 sayılı Kanun anlamında bir elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıdır (ETAHS). Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ETAHS, hak sahibinin bilgi ve belgeye dayanan şikâyeti üzerine ürünü yayımdan kaldırır ve durumu hem satıcıya hem hak sahibine bildirir. Bakanlık bu yapıyı “uyar-kaldır” usulü olarak tanımlamaktadır.

Trendyol bu yasal mekanizmanın yanında kendi araçlarını da sunar. Ürün sayfalarındaki hukuki bildirim seçeneğiüzerinden fikri mülkiyet kategorisi seçilerek marka ihlali, telif ihlali veya sahte ürün bildirimi yapılabilir. Satıcı tarafında ise bir markayla ürün listelemek için panelde marka tanımlaması yapılması ve marka sahibi olmayan satıcının yetki belgesi sunması uygulamada aranır.

Yasal şikâyetin şekil şartları Yönetmelik’te belirlenmiştir. 29.12.2022 tarihli Yönetmelik uyarınca fikri ve sınai mülkiyet şikâyetleri noter veya KEP aracılığıyla yapılır ve şu unsurları içermelidir:

  • Tescil belgesi; telif hakları bakımından bandrol formu veya faaliyet belgesi.

  • Şikâyetçiye ilişkin bilgiler.

  • İhlale dair gerekçeler ve deliller.

  • Şikâyete konu ürünün gösterildiği internet sitesi bilgileri.

  • Gerçeğe aykırı bilgi ve belge sunulması hâlinde doğacak zararlardan sorumlu olunduğuna dair beyan.

Eksik başvurular işleme alınmayabilir. Bu nedenle hak sahipliğini dört katmanda belgeleyin:

  1. Tescilin varlığı ve geçerliliği: TÜRKPATENT tescil belgesi ve güncel sicil çıktısı. Koruma süresi on yıldır ve yenilenmezse sona erer (SMK m. 23).

  2. Kapsam uyumu: Şikâyete konu ürünün tescil kapsamındaki mallarla aynı veya benzer olması.

  3. Kimlik eşleşmesi: Şikâyetçinin sicildeki marka sahibi olması; değilse lisans sözleşmesi veya marka sahibinden alınmış yetki belgesi.

  4. Temsil yetkisi: Başvuru avukat tarafından yapılıyorsa vekâletname.

3.2. Satıcı Paneli Üzerinden Delil Sunma ve İhlal Başvuru Adımları

Elektronik ticaret hacminin ve dijital pazaryerlerinin küresel ölçekte ulaştığı boyutlar, marka şikâyet süreçlerinde resmi tescili fiili bir ön koşul hâline getirmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 7. maddesinin 1. fıkrası, marka korumasının tescil yoluyla elde edileceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu hukuki gerçeklik, Amazon, Trendyol, Hepsiburada gibi platformların fikri mülkiyet ihlal bildirim kanallarının işleyişine de doğrudan yansımakta; söz konusu platformlar, yargısal bir merci gibi detaylı inceleme yapamadıkları için hak sahipliğini öncelikle ve ivedilikle Kurum nezdindeki resmi tescil kaydıyla doğrulamaktadır.

Tescilden doğan hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi, SMK m. 7/4 uyarınca kural olarak tescilin Resmi Marka Bülteni’nde yayımı tarihinden itibaren hüküm ifade etmektedir. Marka başvurunuz Bülten’de yayımlandıktan sonra gerçekleşen haksız kullanımlar ve ihlaller için maddi ve manevi tazminat davası açma hakkınız doğar; ancak mahkeme, yargısal ekonomi ve belirlilik ilkeleri gereği tescil süreci Kurum nezdinde tamamlanıp yayımlanmadan esas hakkında karar vermeyecek, bu durumu bekletici mesele yapacaktır. İşin ceza hukuku boyutunda ise kanun koyucu çok daha katı bir sınır çizmiş olup, SMK m. 30/5 hükmü gereğince marka hakkına tecavüzden dolayı cezaya hükmedilebilmesi ve arama, el koyma gibi adli süreçlerin işletilebilmesi için markanın fiil tarihinde Türkiye’de tescilli olması mutlak bir dava şartıdır.

Tescil ilkesinin bu mutlak üstünlüğüne rağmen, tescilsiz marka veya işaret sahipleri hukuk sisteminde bütünüyle korumasız bırakılmamıştır; fakat ellerindeki hukuki enstrümanlar daha yavaş işlemekte ve ispat yükü çok daha ağır olmaktadır. Haksız rekabet kuralları bu korumanın temelini oluşturur. Tescilsiz bir işaretin başkası tarafından karıştırılmaya yol açacak şekilde pazaryerlerinde kullanılması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 55/1-a-4 kapsamında dava konusu yapılabilir. Ne var ki bu davalarda, işaretin piyasadaki öncelikli kullanımını, belirli bir ayırt ediciliğe ulaştığını ve fiili bir karıştırılma tehlikesi yarattığını somut delillerle ispat etme külfeti tamamen davacıya aittir.

Tescilsiz kullanımın idari aşamadaki en önemli savunma aracı ise SMK m. 6/3 hükmünde düzenlenen gerçek hak sahipliği itirazıdır. Önceden beri e-ticarette fiilen kullandığınız bir işareti, kötü niyetli bir üçüncü kişi kendi adına tescil ettirmek isterse, bu hükme dayanarak başvuruya itiraz edebilir veya hükümsüzlük davası açabilirsiniz. Bununla birlikte, Paris Sözleşmesi'nin 1. Mükerrer 6. maddesi anlamında uluslararası veya ulusal çapta "tanınmış" vasfına ulaşmış markalar, SMK m. 6/4 uyarınca Türkiye'de tescilsiz olsalar dahi tescil aşamasında doğrudan korunmakta ve iltibas tehlikesi yaratan başvuruların reddini talep edebilmektedirler.

Pazaryerlerindeki ihlaller sadece isim veya logo kopyalanmasından ibaret olmadığından, telif ve tasarım hukuku kuralları da devreye girmektedir. E-ticaret satıcılarının kendi imkânlarıyla çektikleri, hususiyet taşıyan ve eser niteliğini haiz ürün fotoğraflarının rakipler tarafından izinsiz kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında doğrudan telif ihlali olup platformlara yapılacak bildirimler için bağımsız bir gerekçedir. Diğer taraftan, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulan, yeni ve ayırt edici ürün görünümleri veya ambalaj tasarımları, SMK m. 55/4, 59/2 ve 69/2 hükümleri çerçevesinde "tescilsiz tasarım" olarak korunur. Üç yıl süreyle geçerli olan bu istisnai koruma, yalnızca kötü niyetli birebir kopyalamalara karşı ileri sürülebilmektedir.

E-ticaretin dinamiklerine uygun ve defansif gücü yüksek bir tescil stratejisi oluştururken üç temel hususa dikkat edilmesi ticari bir zorunluluktur. Birincisi, marka tescili mutlak surette fiilen satış yaptığınız ve gelecekte girmeyi planladığınız ürün sınıflarını (Nice Sınıflandırması) eksiksiz kapsamalıdır; zira SMK m. 7/2-a uyarınca aynı işaretin aynı mallarda kullanıldığı "çifte aynılık" (double identity) hâlinde, hak sahibinin karıştırılma ihtimalini ayrıca ispat etmesine gerek kalmaz ve ihlal karinesi doğrudan işler. İkincisi, markanın fonetik gücünü ve görsel kimliğini birbirinden bağımsız olarak koruma altına almak adına kelime markası ile şekil/logo markası ayrı ayrı tescil edilmelidir. Üçüncüsü, sınai mülkiyet haklarındaki mülkilik ilkesi gereği Türkiye'deki bir tescil yurt dışında koruma sağlamayacağından, Amazon veya Etsy gibi yurt dışı pazaryerlerinde satış hedefleniyorsa, SMK m. 14'te atıf yapılan Madrid Protokolü üzerinden hedef ülkelerde mutlaka uluslararası koruma alınmalıdır.


3.3. Karşı Bildirim (İtiraz) Mekanizması ve İhlal Eden Satıcının Listeden Düşürülme Süresi

Şikâyet eksiksizse ürün en geç 48 saat içinde yayından kalkar. Yönetmelik’e ilişkin Bakanlık açıklamasına göre ETAHS, hak sahibinin başvurusu üzerine şikâyete konu ürünü 48 saati geçmemek üzere yayımdan kaldırmak zorundadır. Kaldırma bildirimi satıcıya ve hak sahibine birlikte yapılır (6563 m. 9/3).

Satıcının cevabı karşı bildirimdir. Satıcı şikâyetin aksini gösteren bilgi ve belgelerle itiraz ederse ürün yeniden yayımlanır; itirazda da açık kimlik ve adres bilgileri, ürüne ilişkin bilgiler ve gerekçeler yer almalıdır. Uygulamada alış faturaları, tedarik zinciri belgeleri, yetkili satıcı sözleşmeleri ve gümrük belgeleri en güçlü itiraz delilleridir.

Bu noktada kritik bir gerçek vardır: Platform uyuşmazlığın esasını çözmez. İtiraz üzerine ürün yeniden yayına alındığında hak sahibinin önündeki etkili yol mahkemedir; bu nedenle ciddi vakalarda ihtiyati tedbir dilekçesi şikâyetle eş zamanlı hazırlanmalıdır.

Satıcının platformdan tamamen uzaklaştırılması ise ayrı bir süreçtir. Aynı açıklamaya göre ETAHS, satıcıdan açıklama talep etmeden aracılık hizmetini kısıtlayamaz, askıya alamaz veya sonlandıramaz. Tekrarlayan ihlaller platformun sözleşmesel yaptırımlarını tetikler; ancak bu karar platformun takdirindedir.


4. HEPSİBURADA’DA MARKA İHLALİ BİLDİRİMİ VE İŞLEYİŞİ

Hepsiburada’da hukuki zemin Trendyol ile aynıdır: Platform bir ETAHS olduğundan 6563 m. 9/3’teki uyar-kaldır mekanizması ve Yönetmelik’teki şekil şartları uygulanır. Farkı yaratan platformun iş modelidir; şikâyetin muhatabı ve hukuki niteliği, ihlalli ürünü kimin sattığına göre değişir.


4.1. Hepsiburada Fikri Mülkiyet Portalı ve Başvuru Prosedürü



4.2. Gerekli Evraklar: Marka Tescil Belgesi, Vekâletname, Fatura ve Karşılaştırmalı Fotoğraf Analizi

Başvurunun gücü, evrakın eksiksizliğine ve tutarlılığına bağlıdır. Asgari dosya şu belgelerden oluşur:

  • Marka tescil belgesi ve güncel sicil çıktısı: Devir, unvan değişikliği veya yenileme varsa sicil çıktısı belgeyle uyumlu olmalıdır.

  • Vekâletname veya yetki belgesi: Avukat aracılığıyla yapılan başvurularda vekâletname; lisans alan veya distribütör adına yapılan başvurularda marka sahibinden alınmış yetki belgesi.

  • Fatura ve sipariş belgeleri: Test satın almaya ait fatura, satıcının kimliğini ve satış fiilini belgeleyen en güçlü delildir.

  • Karşılaştırmalı fotoğraf analizi: Orijinal ve şüpheli ürünün aynı açılardan çekilmiş fotoğrafları ile farkları gösteren tablo.

Karşılaştırma için aşağıdaki şablon kullanılabilir:

İnceleme noktası

Orijinal ürün

Şüpheli ürün

Delil (fotoğraf no)

Logo, yazı karakteri, renk tonu

Ambalaj, etiket ve baskı kalitesi

Barkod (GTIN), seri ve lot numarası

Hologram, güvenlik etiketi, QR kod

Malzeme, dikiş, ağırlık, ölçüler

Kılavuz, garanti belgesi, ithalatçı bilgisi

Tablonun her satırı somut bir fotoğrafa bağlanmalıdır. “Kalitesiz görünüyor” gibi genel ifadeler yerine “logo harfleri arasındaki boşluk farklı, barkod GS1 kaydında başka bir firmaya ait” gibi doğrulanabilir tespitler yazılmalıdır.

4.3. Sürecin Takibi, Listeleme Kapatma ve Satıcı Yaptırımları

Takip, KEP’in teslim zamanını sıfır noktası kabul ederek yapılır. Şikâyete konu ürün 48 saati geçmemek üzere yayımdan kaldırılmalı ve durum hem satıcıya hem size bildirilmelidir. Bu sürede işlem yapılmazsa platformun kendi sorumluluğu tartışmaya açılır (bkz. 6.2).

Kapatma ürün ve teklif bazında yapılır. Aynı satıcının aynı markayı taşıyan farklı ilanları varsa her biri için ayrı bağlantı bildirilmelidir; aksi hâlde kaldırılan ilanın yerine yenisi açılabilir.

Satıcı yaptırımları sözleşmeseldir. Platform, aracılık sözleşmesine göre satıcıyı kısıtlayabilir, askıya alabilir veya ilişkiyi sonlandırabilir; ancak Yönetmelik bunun öncesinde satıcıdan açıklama istenmesini şart koşar. Platform yükümlülüklerini yerine getirmezse Ticaret Bakanlığı’na başvurulabilir; 6563 m. 12’deki idari para cezaları her yıl güncellenir ve 2026 tutarları 25.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğ ile belirlenmiştir.

[Pratik İpucu] Şikâyetten önce aynı satıcının mağaza sayfasındaki tüm ilanlarını tarayın ve hepsini tek dosyada bildirin. Parça parça şikâyet, satıcıya stok ve ilan değiştirme fırsatı verir.
[Kritik Hata Uyarısı] Ekran görüntüsünü tek başına yeterli delil saymayın. Görüntüler kolayca itiraz konusu yapılır; uyuşmazlığın mahkemeye taşınma ihtimali varsa noter tespiti ve test satın alma ile destekleyin.

[Örnek İhlal Bildirim Metni Şablonu – Hepsiburada, başlık ve görsel ihlali]

KONU: Ürün başlığında, arama etiketlerinde ve görsellerde tescilli markanın izinsiz kullanımı –
6563 sayılı Kanun m. 9/3 kapsamında şikâyet

MUHATAP: D-Market Elektronik Hizmetler ve Ticaret A.Ş. (Hepsiburada)

ŞİKÂYETÇİ / VEKİLİ: [Unvan, MERSİS/VKN, adres, KEP] / [Av. Ad Soyad, baro sicil no, KEP]

HAK: "[MARKA]" – TÜRKPATENT tescil no: [...] – Sınıf: [...]
Ayrıca ilanda kullanılan [n] adet ürün fotoğrafı üzerindeki eser sahipliği (FSEK)

ŞİKÂYETE KONU İLAN: [Ürün URL’si] – Ürün kodu: [...] – Satıcı: [...] – Satıcı türü: Pazaryeri (3P)

GEREKÇE VE DELİLLER:
1. İlan başlığında ve arama etiketlerinde "[MARKA]" ibaresi, müvekkille hiçbir bağlantısı bulunmayan
  markasız bir ürün için kullanılmaktadır (SMK m. 7/3-d). Kullanım, SMK m. 7/5 kapsamındaki
  dürüst tanımlayıcı kullanım niteliğinde değildir.
2. İlandaki [n] adet görsel, müvekkilin [tarih] tarihinde yayımladığı ürün fotoğraflarının birebir
  kopyasıdır; orijinal dosyalar ve yayım kayıtları ektedir.

TALEP: İlanın yayımdan kaldırılması. Dava ve şikâyet haklarımız saklıdır.

BEYAN: Bilgi ve belgelerin doğru olduğunu; gerçeğe aykırılık hâlinde doğabilecek zararlardan
sorumlu olduğumuzu beyan ederiz.

EKLER: Tescil belgesi ve sicil çıktısı, vekâletname, ekran görüntüleri ve noter tespiti,
      orijinal fotoğraf dosyaları ve meta verileri

5. AMAZON TÜRKİYE VE GLOBALDE MARKA KORUMA: BRAND REGISTRY SİSTEMİ

Amazon’da marka korumasının merkezi Brand Registry’dir ve süreç mağaza (ülke) bazında işler. amazon.com.tr için TÜRKPATENT tescili, Avrupa ve ABD mağazaları için ise o ülkelerde geçerli tescil gerekir. amazon.com.tr aynı zamanda Türkiye’de faaliyet gösteren bir pazaryeri olduğundan, Brand Registry araçlarının yanında 6563 m. 9/3 kapsamındaki yasal şikâyet yolu da açıktır.

5.1. Amazon Brand Registry Nedir? Programa Kayıt Şartları ve Avantajları

Amazon’un açıklamasına göre Brand Registry, Amazon’da satış yapmayan markaların da kullanabildiği ücretsiz bir koruma ve marka geliştirme programıdır. Kayıt için temel şartlar şunlardır:

  • Marka adını içeren logonun ürün veya ambalaj üzerinde kalıcı olarak yer alması.

  • Amazon mağazası bulunan bir ülkenin yetkili ofisince verilmiş tescilli marka; bazı ofisler bakımından başvuru aşamasındaki marka.

  • Başvurunun bizzat marka sahibi tarafından yapılması; ajans ve vekiller onaydan sonra kullanıcı olarak eklenir.

  • Markanın kelime markası ya da harf, kelime veya rakam içeren şekil markası olması ve başvurudaki marka adıyla birebir eşleşmesi.

Tek bir küresel hesap açılır; diğer ülkelerin tescilleri onaydan sonra eklenir. Amazon, satış yapılan her mağaza için o ülkenin tescilinin eklenmesini önerir. Uygunluk sayfası Türkiye’yi kabul edilen ofisler arasında sayar ve WIPO üzerinden yapılan tescillerde ulusal ofisin verdiği numaranın kullanılmasını ister.

Programın sağladığı başlıca avantajlar:

  • Report a Violation (RAV): Metin, görsel ve ASIN aramasıyla ihlal tespiti ve bildirimi.

  • Otomatik korumalar: Her doğru bildirim, Amazon’un ihlalleri proaktif olarak engelleyen sistemlerini besler.

  • İçerik kontrolü: Ürün sayfası bilgilerinin korunması, A+ içerik, marka mağazası ve Brand Analytics.

  • İleri programlar: Project Zero ve bazı ülkelerde Transparency.

5.2. Amazon ‘Report a Violation’ (İhlal Bildir) Aracı ile Adım Adım Liste Kaldırma

RAV, Brand Registry’nin çekirdeğidir ve doğru kullanıldığında ileri programların kapısını da açar. Uygulamada akış şu şekildedir:

  1. Brand Registry ana menüsünde Protect bölümünden Report a Violation aracını açın ve ilgili mağazayı (ör. amazon.com.tr) seçin.

  2. İhlalli içeriği ASIN, anahtar kelime veya görselle arayın; ihlalci teklifleri tek tek işaretleyin.

  3. İhlal türünü seçin: marka, telif veya patent. Amazon’un yardım metnine göre marka ihlalinde yalnızca Brand Registry hesabınıza eklenmiş ve seçilen mağazanın ülkesinde geçerli tescilleri seçebilirsiniz.

  4. Somut gerekçeyi seçin (ör. ürünün sahte olması veya ürün sayfasında markanın hukuka aykırı kullanımı) ve açıklama alanını doldurun.

  5. Sahte ürün iddialarında test satın alma sipariş numarasını ekleyin. Amazon da sahte teklifleri kaldırmadan önce test satın alma yapılmasını önermektedir.

  6. Bildirimin durumunu Monitor menüsündeki geçmiş kayıtlarından izleyin ve kabul/ret oranınızı düzenli olarak kontrol edin.

Brand Registry’ye kayıtlı olmayan hak sahipleri de Amazon’un herkese açık ihlal bildirim formunu kullanabilir; ancak bu yol otomatik korumalardan ve ileri programlardan yararlanma imkânı vermez. Kaldırma gerçekleştiğinde Amazon ilgili satıcıya şikâyet bildirimi gönderir; satıcı itiraz edebilir veya hak sahibinden şikâyetini geri çekmesini isteyebilir.

[Pratik İpucu] RAV’daki kabul oranınızı bir sermaye gibi yönetin. Belirsiz vakaları önce test satın almayla netleştirin ve yalnızca kanıtlı ihlalleri bildirin; Project Zero’ya davet, son altı aylık kabul oranınıza bağlıdır.
[Kritik Hata Uyarısı] Türkiye’de tescilli markanızla amazon.de veya amazon.com’daki bir teklifi şikâyet etmeye çalışmayın. RAV, seçilen mağazanın ülkesinde geçerli olmayan tescille marka bildirimi yapmanıza izin vermez; ihracat öncesinde hedef pazarlarda tescil alın.

[Örnek İhlal Bildirim Metni Şablonu – Amazon RAV açıklama alanı]

[TR]
Bu teklif, "[MARKA]" tescilli markamızı taşıyan sahte bir ürüne aittir (TÜRKPATENT tescil no: [...]).
[Tarih] tarihinde [Sipariş No] ile yapılan test satın almada teslim alınan ürün; ambalaj, logo, barkod
ve seri numarası bakımından orijinal ürünlerimizden farklıdır. Ürün tarafımızca veya iznimizle
üretilmemiştir. Teklifin kaldırılmasını talep ederiz.

[EN]
This offer is for a counterfeit product bearing our registered trademark "[BRAND]"
(Reg. No: [...], [Office]). A test buy placed on [date] (Order ID: [...]) confirmed that the item
differs from our genuine products in packaging, logo, barcode and serial number. The product was
not manufactured by us or with our consent. We request removal of this offer.

5.3. Project Zero ve Transparency Kodları ile İhlali Önceden Engelleme Stratejisi

Project Zero, markaya sahte teklifleri Amazon’un incelemesini beklemeden kaldırma yetkisi veren self-servis bir araçtır. Amazon’un program sayfasına göre program Türkiye dahil 22 ülkede sunulmaktadır ve katılım ücretsizdir. Uygunluk için üç şart aranır:

  • Brand Registry’de tescilli markanın hak sahibi olarak yer almak.

  • Son altı ayda RAV ile tescilli marka ihlali bildirmiş olmak ve bu bildirimlerde en az %90 kabul oranına sahip olmak.

  • Brand Registry ve RAV’ı Amazon politikalarına uygun kullanmış olmak.

Kayıt sırasında yaklaşık on dakikalık bir eğitim tamamlanır. Araç yalnızca sahte ürünler için kullanılabilir ve erişimin korunması için en az %99 doğruluk oranı gerekir. Her kaldırma işleminde ilgili satıcıya şikâyet bildirimi gider; araç, markanın aktif tescilinin bulunduğu her mağaza için ayrı ayrı açılır.

Transparency ise ürünün her birimine benzersiz bir kod atayan seri numaralandırma hizmetidir. Kodu olmayan veya geçersiz kod taşıyan birimler satış aşamasında engellenir; müşteriler de kodu taratarak ürünün orijinalliğini doğrulayabilir. Programın ön koşulları Brand Registry kaydı ve her ürün için geçerli bir GTIN’dir (bkz. 7.1).

Türk markaları için kritik ayrıntı şudur: Transparency şu an ABD, Kanada, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, İngiltere, Avustralya, Hindistan ve Japonya’da sunulmaktadır; Türkiye bu listede yer almaz. Dolayısıyla amazon.com.tr’de önleyici stratejinin omurgası Brand Registry, RAV ve Project Zero’dur. ABD ve Avrupa’ya ihracat yapan markalar ise o pazarlarda tescil + Brand Registry + Transparency kombinasyonuyla birim düzeyinde koruma kurabilir.

5.4. Amazon’da Asılsız İhlal Bildirimlerinin Doğurabileceği Riskler (Hesap Kapanması Tehlikesi)

Amazon, ihlal bildirim araçlarının rakip eleme aracına dönüşmesine karşı sert davranır. Bir satıcının paylaştığı Amazon yanıtına göre yanlış, yanıltıcı veya sürekli olarak isabetsiz bildirimde bulunmak Amazon politikalarının ihlalidir; aktarılan vakada markanın Brand Registry erişimi bir gün sonra tamamen kaldırılmıştır.

Riskler üç katmanlıdır:

  • Program riski: Brand Registry erişiminin kaybedilmesi, Project Zero yetkisinin düşmesi ve otomatik korumaların zayıflaması.

  • Hesap riski: Bildirimi yapan marka aynı zamanda satıcıysa, kötüye kullanım satıcı hesabının sağlığını ve devamlılığını tehlikeye sokar.

  • Hukuki risk: Dayanaksız ihlal iddiası, rakip satıcı bakımından TBK m. 49 kapsamında haksız fiil ve TTK m. 55/1-a-1 kapsamında kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşturabilir.

Avrupa mağazalarında bu yaklaşım kanuni bir zemine de sahiptir. AB Dijital Hizmetler Tüzüğü (DSA) m. 23, çevrim içi platformların açıkça dayanaksız bildirimleri sıkça gönderen kişilerin bildirimlerini, önceden uyarıda bulunarak makul bir süre için işlemekten kaçınmasını öngörür. Kısacası Amazon’da her bildirim, markanın güvenilirlik sicilini oluşturur.

6. PLATFORM İÇİ ÇÖZÜMLER YETERSİZ KALDIĞINDA HUKUKİ YOLLAR

Platform içi bildirim bir ilanı kaldırır; ihlalciyi durdurmaz, zararı karşılamaz ve kaynağa ulaşmaz. Tekrarlayan veya organize ihlallerde dört hukuki araç devreye girer: ihtarname, ihtiyati tedbir ve delil tespiti, ceza şikâyeti ve tazminat davası.

6.1. Pazaryerine ve İhlal Eden Satıcıya Yönelik Noter İhtarnamesi Çekilmesi

İhtarname iki ayrı muhataba iki ayrı işlev görür. Pazaryerine gönderilen ve Yönetmelik’teki unsurları taşıyan ihtarname, aynı zamanda 6563 m. 9/3 kapsamında resmî şikâyettir. Satıcıya gönderilen ihtarname ise ihlalin bildirildiğini kesin tarihle belgeler; bu, “bildiği veya bilmesi gerektiği” unsurunu (SMK m. 29/1-c) ve tazminattaki kusur değerlendirmesini doğrudan güçlendirir.

Noter tek seçenek değildir. TTK m. 18/3, tacirler arasındaki ihbar ve ihtarlar için noter, taahhütlü mektup, telgraf ve güvenli elektronik imzalı KEP yollarını tanır; KEP daha hızlı ve daha düşük maliyetlidir. Satıcının unvanı ve adresi için satıcı sayfasındaki ticari bilgiler, MERSİS ve Ticaret Sicili Gazetesi kayıtları birlikte kullanılmalıdır.

İyi bir ihtarname şu unsurları içerir:

  • Hak sahipliği: tescil numarası, sınıf ve koruma süresi.

  • İhlalin tarifi: ilan bağlantıları, tespit tarihleri, test satın alma bilgileri.

  • Hukuki nitelendirme: SMK m. 7 ve 29, gerekiyorsa TTK m. 55.

  • Talepler: satışın derhâl durdurulması, ilanların kaldırılması, stok miktarının bildirilmesi ve teslimi, tedarikçinin açıklanması ve zararın giderilmesi.

  • Süre ve sonuç: makul bir süre ile aksi hâlde hukuki ve cezai yollara başvurulacağı.

Tedarikçinin açıklanması talebi boş bir talep değildir. SMK m. 30/7’deki etkin pişmanlık hükmü, malı nereden temin ettiğini bildiren satıcıya cezasızlık kapısı açar; bu teşvik, ihtarnamede hatırlatıldığında satıcıyı işbirliğine yönlendirebilir.

[Kritik Hata Uyarısı] Stoklu sahte ürün vakalarında ilk adımı ihtarname yapmayın. İhtar alan satıcı stokları taşıyabilir veya mağazayı kapatıp yeni hesapla dönebilir. Bu vakalarda önce ceza şikâyeti ile arama ve el koyma ya da ihtiyati tedbir yoluna gidin; sürpriz unsuru, en değerli delildir. Dayanaksız veya abartılı ihtarların da haksız rekabet (TTK m. 55/1-a-1) ve menfi tespit davasına yol açabileceğini unutmayın.

6.2. 6563 Sayılı Kanun Uyarınca Aracı Hizmet Sağlayıcının Hukuki ve Cezai Sorumluluğu (Uyar-Kaldır Prensibi)

6563 m. 9 üç katmanlı bir sorumluluk rejimi kurar. Madde metnine göre aracı hizmet sağlayıcı, diğer kanunlarda aksine hüküm yoksa satıcının içeriğinden sorumlu değildir (f. 1); hukuka aykırı içerikten haberdar olduğunda onu gecikmeksizin yayımdan kaldırır (f. 2); fikri mülkiyet şikâyetinde ise uyar-kaldır ve itiraz üzerine yeniden yayımlama düzenine tabidir (f. 3). F. 3, ilgililerin genel hükümlere göre adli ve idari mercilere başvurma haklarını da saklı tutar.

Bu yapının anahtarı “haberdar olma”dır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, içerik sağlayıcı sıfatı olmayan yer ve hizmet sağlayıcıların tazminat sorumluluğu için, imkân sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu bilmeleri gerektiğini vurgulamıştır (E. 2019/618, K. 2019/8167, T. 16.12.2019). Usulüne uygun bir 9/3 şikâyeti tam da bu bilgiyi kesin tarihle oluşturur; şikâyete rağmen ilanı yayında tutan platform, pasif aracı korumasını tartışmalı hâle getirir.

Platform sorumluluğunda yeni bir dönemin işareti de Anayasa Mahkemesi’nden gelmiştir. AYM, 12.02.2026 tarihli ve E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararıyla 6563 m. 9/1’i tüketici sözleşmeleri yönünden iptal etmiştir. Karar 02.06.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmünün dokuz ay sonra, yani 2 Mart 2027’de yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.

İptal tüketici sözleşmeleriyle sınırlıdır; marka sahibinin taleplerini doğrudan kapsamaz. Ancak gerekçe marka hukuku için de yol göstericidir: Mahkeme, sorumsuzluğun ancak teknik, otomatik ve pasif hizmet sunan aracılar için kabul edilebileceğini, mal veya hizmet üzerinde bilgi ya da kontrol sahibi olan “aktif aracı” için durumun farklı olduğunu vurgulamış ve AB’nin E-Ticaret Direktifi ile Dijital Hizmetler Tüzüğü’ne atıf yapmıştır. Karar, m. 9/1’in üçüncü kişinin fikri mülkiyet hakkını ihlal eden içeriğe yer sağlayan aracının sorumluluğunu da düzenlediğini ayrıca belirtmektedir.

Karşılaştırmalı hukuk aynı yönde ilerlemektedir. AB Adalet Divanı, L’Oréal/eBay (C-324/09) kararında teklifleri optimize eden veya tanıtan aktif işletmecinin barındırma muafiyetinden yararlanamayabileceğini; Louboutin/Amazon (C-148/21 ve C-184/21) kararında ise kendi satışlarıyla üçüncü kişi tekliflerini tek tip sunan hibrit bir platformun işareti bizzat kullanmış sayılabileceğini kabul etmiştir. Bu içtihat, kendi adına da satış yapan ve lojistik hizmeti sunan pazaryerleri bakımından özellikle önemlidir.

İdari ve cezai boyut ise daha sınırlıdır:

  • İdari sorumluluk: Yükümlülüklerini yerine getirmeyen platform hakkında Ticaret Bakanlığı denetim yetkisini kullanır ve 6563 m. 12’deki idari para cezaları uygulanır.

  • Cezai sorumluluk: TCK m. 20 uyarınca ceza sorumluluğu şahsidir ve tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanamaz; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde SMK m. 30/4 güvenlik tedbirlerini öngörür. Platform yöneticilerinin cezai sorumluluğu ancak kast ve iştirak koşullarında gündeme gelir; ceza yolunun asıl muhatabı satıcı ve tedarik zinciridir.

6.3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nde İhtiyati Tedbir ve Delil Tespiti Kararları

Görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’dir (SMK m. 156); ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde görevlendirilmiş asliye hukuk mahkemesi bakar. Pazaryeri ihlallerinde mahkemeye en hızlı ulaşan araç ihtiyati tedbirdir.

SMK m. 159/1 uyarınca dava açma hakkı olan kişi, tecavüzün ülke içinde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla ihtiyati tedbir isteyebilir. Tedbirler özellikle tecavüz fiillerinin önlenmesini ve durdurulmasını kapsar; yaklaşık ispat yeterlidir ve mahkeme teminat isteyebilir. Pazaryeri ihlallerinde talep edilebilecek başlıca tedbirler şunlardır:

  • İhlalli ilanların kaldırılması ve yeniden yayımlanmaması için pazaryerine müzekkere yazılması.

  • Satıcının deposundaki ve lojistik merkezlerdeki ürünlere el konulması.

  • Satış adedi, tutarı ve satıcı kimliğine ilişkin platform kayıtlarının celbi.

Dava açılmadan tedbir alındıysa süreye dikkat edin. HMK m. 397/1 uyarınca tedbir talep eden, tedbirin uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas davayı açmalıdır; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.

Delil tespiti (HMK m. 400 vd.), ilanların saniyeler içinde silinebildiği e-ticarette ayrı bir önem taşır. Bilirkişi aracılığıyla ilanların, satış sayılarının ve stokların tespiti, ileride tazminat hesabının da temelini oluşturur.

Ceza yolu bu araçları tamamlar. Marka hakkına tecavüz suçu şikâyete bağlıdır (SMK m. 30/6) ve şikâyet, fiil ile failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK m. 73/1). Cumhuriyet başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine verilen arama ve el koyma kararları, depodaki sahte ürünlere en hızlı ulaşan yoldur.

6.4. Maddi, Manevi ve İtibar Kaybı (Tazminat) Davaları

SMK m. 149, hak sahibine tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve kaldırılması ile maddi ve manevi zararların tazmini, ürünlere el konulması, imha ve hükmün ilanı gibi geniş bir talep yelpazesi tanır. Tazminatın üç kalemi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Maddi tazminat. Zarar, fiilî kayıp ile yoksun kalınan kazancı kapsar. SMK m. 151/2 uyarınca yoksun kalınan kazanç, hak sahibinin seçimine göre üç yöntemden biriyle hesaplanır:

  1. Tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.

  2. Tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.

  3. Tecavüz edenin bu hakkı lisans sözleşmesiyle kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.

E-ticaretin avantajı, satış adedinin ve fiyatın platform kayıtlarında bulunmasıdır. Bu veriler net kazanç ve lisans bedeli yöntemleriyle yapılacak bilirkişi hesabını somutlaştırır.

İtibar tazminatı. SMK m. 150/2 uyarınca ürünün kötü kullanılması, kötü üretilmesi veya uygun olmayan biçimde piyasaya sürülmesi nedeniyle sınai mülkiyet hakkının itibarı zarar görürse ayrıca tazminat istenebilir. Düşük kaliteli taklitlerin olumsuz yorum ve iade dalgası yarattığı pazaryeri vakaları, bu talebin en güçlü zeminidir.

Manevi tazminat. Tüzel kişiler de ticari itibarlarının sarsılması hâlinde manevi tazminat talep edebilir; miktar, ihlalin ağırlığı ve yaygınlığına göre belirlenir.

Usul açısından iki nokta kritiktir:

  • Arabuluculuk: Ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talepleri için arabulucuya başvuru dava şartıdır (TTK m. 5/A). Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, tazminat talebinin tecavüzün tespiti ve men’i gibi arabuluculuğa tabi olmayan taleplerle birlikte açıldığı davada bu şartın aranmayacağına hükmetmiştir (E. 2019/4851, K. 2020/2732, T. 10.06.2020).

  • Zamanaşımı: Haksız fiil tazminatı için zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıllık süre uygulanır; fiil suç teşkil ediyor ve ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre geçerlidir (TBK m. 72).

[Pratik İpucu] Tazminat davasının kaderini satış verisi belirler. İhtiyati tedbir veya delil tespiti aşamasında platformdan satış adedi ve tutarı kayıtlarının celbini isteyin; dava açıldığında hesap için gereken veri dosyada hazır olur.

7. MARKA SAHİPLERİ VE E-TİCARET SATICILARI İÇİN PROAKTİF KORUMA STRATEJİLERİ

En ucuz ihlal, hiç gerçekleşmeyen ihlaldir. İki proaktif araç şikâyetleri hem hızlandırır hem de tartışılmaz hâle getirir: kendi adınıza kayıtlı barkodlar ve sistemli test satın alma.

7.1. Barkod ve GS1 Tescillerinin Önemi

Pazaryerlerinde barkod, ürünün katalogdaki kimliğidir; ortak ürün sayfaları büyük ölçüde barkod üzerinden eşleşir (bkz. 2.2). Bu nedenle barkodun kime ait olduğu, bir ürün sayfasının ve ilk listelemenin kime ait olduğu tartışmasında belirleyici delildir.

Türkiye’de GS1 sistemi TOBB bünyesindeki GS1 Türkiye tarafından yürütülür. Başvuran işletmeye bir firma öneki tahsis edilir ve ürün numaraları (GTIN) bu önekle oluşturulur. GS1’in önek listesine göre 868–869 önekleri GS1 Türkiye’ye aittir; önek ürünün menşeini değil, numarayı tahsis eden kuruluşu gösterir.

Kendi önekinizle yönetilen barkodların marka korumasına dört katkısı vardır:

  • Katalog kontrolü: Kendi önekinizle oluşturulmuş GTIN, ürün sayfasının ve listelemenin size ait olduğunu ispatta güçlü bir delildir.

  • Sahteciliğin tespiti: Sahte ürün başka bir firmaya ait veya geçersiz bir barkod taşıyorsa bu, karşılaştırma tablosuna (bkz. 4.2) girecek objektif bir farktır.

  • Uluslararası programlar: Amazon Transparency gibi birim düzeyinde seri numaralandırma programları, her ürünün geçerli bir GTIN’e sahip olmasını şart koşar.

  • Varyant disiplini: Varyant bazında ayrı barkod kullanımı, ihlalin hangi renk, beden veya modelde olduğunu netleştirir ve şikâyetin kapsamını doğru çizer.

Tescil, GS1 kaydı ve platform marka kaydı birlikte bir koruma üçgeni oluşturur. Üçünden biri eksik olduğunda, ihlalci tam o boşluğu kullanır.

[Kritik Hata Uyarısı] Üçüncü kişilerden satın alınan ve başka bir firma adına kayıtlı barkodları kullanmayın. Ürün sayfası sahipliği tartışmasında, barkodun kayıtlı sahibinin siz olmaması en zayıf noktanız olur.

7.2. Test Satın Alması (Test Buy) Yaparak Sahteciliğin Delillendirilmesi

Test satın alma, sahtecilik delilinin altın standardıdır. Tek bir işlemle satış fiilini, satıcının kimliğini ve ürünün sahte olduğunu birlikte ispatlar. Amazon da Project Zero ile sahte teklif kaldırmadan önce test satın alma yapılmasını önermektedir.

Sağlam bir test satın alma şu adımlarla yapılır:

  1. Hazırlık: İlanın ekran görüntülerini ve gerekirse noter tespitini siparişten önce alın. Satın alma için şirketle bağlantısı görünmeyen bir alıcı hesabı kullanın.

  2. Sipariş: Sipariş onayını, ödeme kaydını ve sipariş numarasını saklayın; mümkünse iki adet sipariş verin.

  3. Teslimat: Kargo etiketini ve faturayı fotoğraflayın. Faturadaki unvan ve vergi numarası, satıcının kimliğinin en güçlü kanıtıdır.

  4. Kutu açılışı: Kargo paketinin dış yüzünden başlayan, kesintisiz ve tarih-saati görünen bir video çekin. Kritik vakalarda açılışı noter huzurunda yaptırın.

  5. Muhafaza: İkinci adedi açmadan, mühürlü olarak saklayın; bu adet mahkeme ve bilirkişi incelemesi için delil bütünlüğünü korur.

  6. Analiz: Ürünü orijinalle 4.2’deki tabloya göre karşılaştırın; marka sahibinin teknik ekibinden veya bağımsız bir uzmandan yazılı görüş alın.

  7. Kullanım: Sipariş numarasını platform şikâyetinde, faturayı ihtarnamede, ürünü ve raporu tedbir ya da ceza dosyasında kullanın.

Test satın alma, delil elde etmenin hukuka uygun bir yoludur ve satın alma işlemi ihlale rıza anlamına gelmez. Ürün orijinal çıkarsa sahtecilik şikâyetinden vazgeçin ve gri market analizine (bkz. 2.4) geçin; yanlış bir sahtecilik iddiasının bedeli, satış kaybından daha yüksek olabilir.

[Pratik İpucu] Her test satın almayı sipariş numarası, fatura, video, fotoğraflar ve uzman görüşüyle tek bir dosya hâlinde arşivleyin. Aynı dosya platform, savcılık ve mahkeme için değiştirilmeden yeniden kullanılabilir.

8. SONUÇ

Pazaryerinde marka korumak tek seferlik bir şikâyet değil, sürekli işleyen bir sistemdir. Sonucu şikâyet butonu değil, butona basmadan önce hazırlanan dosya belirler. Bu rehberin stratejik özeti beş ilkede toplanır:

  1. Önce tescil. Pazaryeri bildirim sistemleri tescil belgesiyle çalışır. Markanızı satış yaptığınız her ülkede, doğru sınıflarda ve kullandığınız biçimiyle (kelime ve logo) tescil ettirin.

  2. Doğru teşhis. Sahte ürün, buybox gaspı, başlık ve anahtar kelime istismarı ile paralel ithalat farklı hukuki temellere dayanır. Orijinal ürün satan bir satıcıyı “sahte” diye bildirmek, hem dosyanızı hem hesabınızı riske atar.

  3. Önce delil, sonra şikâyet. Test satın alma, karşılaştırmalı fotoğraf tablosu ve kritik vakalarda noter tespiti, ekran görüntüsünün taşıyamayacağı yükü taşır.

  4. İki kanal, tek dosya. Platformun kendi aracıyla hız kazanın; noter veya KEP ile yapılan 6563 m. 9/3 şikâyetiyle 48 saatlik süreyi ve platformun sorumluluğunu resmî kayda geçirin.

  5. Platform yetmezse mahkeme. İtiraz üzerine yeniden yayımlanan ilan; ihtiyati tedbir, delil tespiti, ceza şikâyeti ve tazminat davasıyla kalıcı olarak durdurulur.

Bu beş ilkenin üzerinde proaktif katman durur: kendi önekinizle oluşturulmuş GS1 barkodları, Amazon Brand Registry kaydı, uygunluk kazanıldığında Project Zero ve hedef pazarlarda Transparency. İhlali kaldırmak iyidir; ihlalin vitrine hiç çıkamaması daha iyidir.

YASAL UYARI VE TELİF HAKKI

Yiğit Legal web sitesinde yer alan işbu makale ve tüm içerikler, yalnızca genel bilgilendirme ve akademik paylaşım amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde hukuki tavsiye, mütalaa veya danışmanlık hizmeti niteliği taşımaz. Site içeriğinin okunması, kullanılması veya site üzerinden iletişime geçilmesi, ziyaretçi ile Yiğit Legal veya Av. Muhammed Ali Yiğit arasında bir avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Hukukun dinamik yapısı gereği mevzuat ve içtihat değişikliklerinden kaynaklanabilecek güncellik sorunlarından veya bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak doğrudan veya dolaylı zararlardan Yiğit Legal sorumlu tutulamaz. İşbu içeriğin tüm fikri mülkiyet hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında Yiğit Legal’e ait olup; kaynak gösterilmek ve link verilmek suretiyle yapılacak kısa alıntılar dışında, yazarın yazılı izni olmaksızın içeriğin tamamının veya bir kısmının kopyalanması, çoğaltılması, değiştirilmesi veya ticari amaçla kullanılması yasaktır; aksi durumlar hukuki ve cezai yaptırımlara tabidir.

bottom of page