top of page

Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi ve İhtiyati Haciz Kararı Alınması

1. Giriş

Uluslararası ticari uyuşmazlıklarda taraflar arasındaki ilişki çoğunlukla birden fazla ülkeyi kapsamakta; bu durum, elde edilen hakem kararının icrasını salt hukuki bir mesele olmaktan çıkarıp çok katmanlı bir stratejik planlamayı zorunlu kılan bir sürece dönüştürmektedir. Yabancı bir hakem kararını elinde bulunduran alacaklı açısından asıl sorun çoğu zaman kararı almak değil, o kararı borçlunun mal varlığı üzerinde fiilen icra edebilmektir.

Bu bağlamda Türkiye, uluslararası ticari ilişkilerdeki artan ağırlığı ve köklü yargı altyapısıyla yabancı hakem kararlarının tenfizinde önemli bir uygulama alanı hâline gelmiştir. Öte yandan tenfiz süreçlerinin doğası gereği zaman aldığı gerçeği, alacaklıları tenfiz kararı kesinleşmeden önce borçlunun mal varlığını güvence altına alabilecek geçici hukuki koruma araçlarına yöneltmektedir. Bu araçların başında ise ihtiyati haciz gelmektedir.

Bu makale; yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tenfizinin hukuki çerçevesini, bu süreçle eş zamanlı yürütülmesi gereken ihtiyati haciz mekanizmasını, iki sürecin birbiriyle ilişkisini ve uygulamada karşılaşılan başlıca güçlükleri kapsamlı biçimde ele almaktadır.


2. Yabancı Hakem Kararlarının Hukuki Dayanağı

2.1. Türkiye'nin Sözleşmeye Tarafiyeti ve Kapsamı

Türkiye, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi'ni 1991 yılında onaylayarak iç hukukun bir parçası hâline getirmiştir. Sözleşme; ticari nitelikteki uyuşmazlıklara ilişkin yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tanınmasını ve icrasını düzenleyen temel uluslararası enstrüman olma niteliğini korumaktadır.

Sözleşmenin Türkiye bakımından uygulama alanı şu iki temel unsur üzerine inşa edilmiştir: birincisi, kararın Türkiye dışındaki bir ülkede verilmiş olması; ikincisi, uyuşmazlığın ticari nitelik taşıması. Bu iki koşulun bir arada bulunması hâlinde yabancı hakem kararı, Türk mahkemelerinde yurt içinde verilen hakem kararlarıyla aynı hukuki güce kavuşmaktadır.

Türkiye, sözleşmeye taraf olurken karşılıklılık çekincesini kabul etmiştir. Bu çekince uyarınca sözleşme, yalnızca diğer akit devletlerde verilen hakem kararları için uygulanmaktadır. Bununla birlikte uygulamada bu çekincenin pratik etkisi son derece sınırlı kalmaktadır; zira New York Sözleşmesi'nin 168 devlet tarafından kabul edilmesi, başlıca ticaret ortaklarından kaynaklanan kararların büyük bölümünün sözleşme kapsamında değerlendirileceği anlamına gelmektedir.


2.2. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu ile İlişki

New York Sözleşmesi'nin yanı sıra 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) da yabancı hakem kararlarının tenfizini düzenlemektedir. MÖHUK'un 60-62. maddeleri; sözleşmenin kapsamı dışında kalan durumlarda —örneğin New York Sözleşmesi'ne taraf olmayan bir devlette verilen hakem kararlarında— uygulanacak alternatif bir tenfiz rejimi öngörmektedir.

İki rejim arasındaki en belirgin fark şudur: New York Sözleşmesi çerçevesinde tenfize itiraz için öngörülen ret gerekçeleri sınırlı sayıda ve dar yorumlanmakta, bu da tenfiz sürecini görece hızlandırmaktadır. MÖHUK rejiminde ise Türk mahkemelerinin kamu düzeni denetimi daha geniş bir takdir yetkisini kapsamaktadır.


3. Yabancı Hakem Kararının Türkiye'de Tenfizi

3.1. Tenfiz Davasının Açılması ve Yetkili Mahkeme

Yabancı hakem kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için öncelikle tenfiz davası açılması ve mahkemeden tenfiz kararı alınması zorunludur. Bu dava; hukuk mahkemelerinde, özellikle asliye hukuk mahkemelerinde görülmekte olup yetkili mahkeme, borçlunun ikametgâhının bulunduğu veya malvarlığının yer aldığı yer mahkemesidir.

Tenfiz davası açılırken mahkemeye sunulması gereken belgeler şunlardır:

-  Asıl hakem kararının noter onaylı sureti ve Türkçe tercümesi,

-  Tahkim anlaşmasının veya tahkim şartı içeren sözleşmenin aslı ya da onaylı sureti ve Türkçe tercümesi,

-  Kararın kesinleştiğini gösteren belge veya bu niteliği doğrulayan hakem kurumunun yazısı,

-  Borçlunun tahkim sürecine usule uygun biçimde davet edildiğine ilişkin tebligat belgeleri.


3.2. Tenfizin Reddi Gerekçeleri

New York Sözleşmesi'nin V. maddesi uyarınca Türk mahkemeleri, aşağıdaki sınırlı gerekçelerle tenfiz talebini reddedebilir:

-  Tahkim anlaşmasının geçersizliği: Tarafların ehliyetsizliği veya anlaşmanın uygulanacak hukuka göre hükümsüz olması.

-  Savunma hakkının ihlali: Borçlunun hakem atanması ya da tahkim yargılaması hakkında usulüne uygun bilgilendirilmemesi veya savunmasını sunma imkânından yoksun bırakılması.

-  Kararın tahkim anlaşmasının kapsamı dışında kalması: Hakem kurulunun yetkisini aşarak tahkim şartının öngörmediği konularda karar vermiş olması.

-  Tahkim usulüne ilişkin aykırılıklar: Hakem kurulunun oluşumu veya tahkim usulünün taraflarca kararlaştırılan kurallara ya da kararın verildiği ülkenin hukukuna aykırı olması.

-  Kararın bağlayıcı nitelik kazanmamış olması: Kararın henüz kesinleşmemesi, iptal edilmiş bulunması veya askıya alınmış olması.

-  Kamu düzenine aykırılık: Kararın Türk kamu düzeniyle bağdaşmaması — bu gerekçe dar yorumlanmakta ve yalnızca Türk hukukunun temel ilkelerini açıkça çiğneyen kararlar için uygulanmaktadır.

-  Tahkim edilemezlik: Uyuşmazlık konusunun Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması.

Türk mahkemeleri; New York Sözleşmesi çerçevesinde bu gerekçeleri dar ve alacaklı lehine yorumlamaktadır. Hakem kararının esasını incelemek ve yeniden değerlendirmek ise Türk mahkemelerinin yetkisi dışındadır.


3.3. Tenfiz Sürecinin Süresi ve Pratik Boyutları

Yabancı hakem kararının tenfizi; Türk mahkemelerinin iş yüküne, kararın karmaşıklığına ve borçlunun itirazların kapsamına bağlı olarak dört ay ile on sekiz ay arasında değişen bir süreyi kapsayabilmektedir. Borçlunun tenfize itiraz etmeksizin kabul etmesi hâlinde süreç görece kısalmakta; karmaşık itirazların gündeme geldiği davalarda ise bu süre önemli ölçüde uzayabilmektedir.

Sürecin uzunluğu; alacaklı açısından kritik bir stratejik riski beraberinde getirmektedir: tenfiz davası sürerken borçlunun Türkiye'deki mal varlığını elden çıırması, devrederek üçüncü kişilere aktarması veya başka biçimlerde tasfiye etmesi her zaman mümkündür. İşte bu risk, ihtiyati haciz mekanizmasını devreye sokan temel gerekçeyi oluşturmaktadır.


4. İhtiyati Haciz: Kavram, Koşullar ve Usul

4.1. İhtiyati Haczin Hukuki Niteliği ve İşlevi

İhtiyati haciz; alacaklının asıl icra takibi veya dava sonuçlanmadan önce borçlunun mal varlığı üzerine geçici olarak el koymasını sağlayan bir ihtiyati tedbir türüdür. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 257 ila 268. maddeleri arasında düzenlenen bu müessese; alacaklıya, asıl yargılama sürecinde borçlunun tahsilâtı imkânsız kılacak biçimde mal varlığını tasarrufundan çıkarmasını önleme güvencesini tanımaktadır.

Yabancı hakem kararlarının tenfizi sürecinde ihtiyati haciz özellikle belirleyici bir işlev üstlenmektedir. Tenfiz davası sürerken borçluya tanınan bu zaman dilimi; mal kaçırma, varlık devri veya şirket yapısını yeniden düzenleme gibi işlemler için elverişli bir ortam yaratmaktadır. İhtiyati haciz kararı bu boşluğu kapatmakta ve alacaklının nihai tenfiz kararını boş bir mal varlığına karşı uygulama riskini bertaraf etmektedir.


4.2. İhtiyati Haciz Kararının Koşulları

İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için şu koşulların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir:

-  Alacak para alacağı niteliği taşımalıdır. Hakem kararına dayanan tazminat veya tahkim masrafları alacakları bu koşulu doğrudan karşılamaktadır.

-  Alacak rehinle teminat altına alınmamış olmalıdır. Rehinli alacaklılar, kural olarak ihtiyati haciz yerine rehin konusu mal üzerinde ayrı bir icra yoluna başvurmak durumundadır.

-  Borçlunun muayyen bir ikametgâhı bulunmamalı ya da borçlu kaçma hazırlığı içinde olmalı veya mal kaçırma, varlıkları gizleme ya da alacaklıları zarara uğratma amacına yönelik işlem yapma tehlikesi mevcut olmalıdır.

Yurtdışında yerleşik borçlular bakımından Türk mahkemeleri pratikte daha esnek bir tutum sergilemektedir. Borçlunun Türkiye dışında ikamet etmesi, mal kaçırma tehlikesine ilişkin karinenin kısmen oluşmuş sayılmasına zemin hazırlamakta; bu durum ihtiyati haciz kararı alınmasını görece kolaylaştırmaktadır.


4.3. Yabancı Hakem Kararına Dayalı İhtiyati Hacizde Özel Koşul

İhtiyati haciz taleplerinde mahkeme; alacağın varlığını ve miktarını yaklaşık olarak ispat etmesini alacaklıdan talep etmektedir. Kesinleşmiş bir yabancı hakem kararı; Türkiye'de henüz tenfiz edilmemiş olsa dahi bu aşamada son derece güçlü bir delil niteliği taşımaktadır. Türk mahkemeleri genel olarak şu yaklaşımı benimsemektedir: tanınmış uluslararası tahkim kurumlarından alınan hakem kararları (ICC, LCIA, SCC, ICSID gibi) alacağın varlığını ispat etmek için yeterli yaklaşık ispat ölçütünü karşılar.

Bununla birlikte bazı yerel mahkemeler, tenfiz kararı kesinleşmeden önce yalnızca yabancı hakem kararına dayanılarak ihtiyati haciz verilip verilemeyeceği konusunda daha temkinli bir tutum sergileyebilmektedir. Bu durum, başvurulan mahkemenin içtihadına ve yargı çevresine göre farklılık gösterebilmektedir.


4.4. İhtiyati Haciz Usulü

İhtiyati haciz talebi; borçlunun mal varlığının bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine veya ihtiyati haciz sonrasında başlatılacak icra takibinin yapılacağı yer icra mahkemesine yöneltilebilir. Talep genellikle duruşma açılmaksızın —tek taraflı olarak— incelenmekte; bu sayede borçlunun önceden uyarılarak mal kaçırması riski en aza indirilmektedir.

İhtiyati haciz kararının ardından alacaklının yerine getirmesi gereken zorunlu usul adımları şunlardır:

-  Teminat yatırılması: Mahkeme, haksız haciz hâlinde borçlunun zararını karşılamak amacıyla alacaklıdan teminat göstermesini talep eder. Teminat miktarı mahkemece takdir edilmekte olup uygulamada genellikle hakem kararındaki alacak tutarının yüzde on beşi ile yüzde yirmi beşi arasında belirlenmektedir.

-  İcra takibi veya dava açılması: İhtiyati haciz kararının infazından itibaren yedi gün içinde Türkiye'de icra takibi başlatılması ya da tenfiz davası açılması zorunludur; aksi hâlde ihtiyati haciz kendiliğinden ortadan kalkar.

-  Haczin infazı: İcra müdürlüğü aracılığıyla borçlunun mal varlığına fiilen el konularak haciz uygulanır.


5. İhtiyati Haciz ile Tenfiz Davası Arasındaki İlişki

5.1. İki Sürecin Eş Zamanlı Yürütülmesi


Yabancı hakem kararını elinde bulunduran alacaklı açısından en etkili strateji, tenfiz davası ile ihtiyati haciz başvurusunu eş zamanlı yürütmektir. Bu paralel yaklaşım somut olarak şu şekilde işlemektedir:

-  Tenfiz davası açılır ve yabancı hakem kararı ile tahkim anlaşması mahkemeye sunulur.

-  Eş zamanlı olarak ihtiyati haciz talebinde bulunulur; hakem kararı alacağın yaklaşık ispatı için delil olarak ibraz edilir.

-  İhtiyati haciz kararı alınmasının ardından yedi gün içinde tenfiz davası açılmış olmak ya da ihtiyati hacizden bağımsız bir icra takibi başlatılmak suretiyle ihtiyati haciz muhafaza edilir.

-  Tenfiz kararı kesinleşince ihtiyati haciz, kesin hacze dönüştürülerek alacaklının tahsilat yetkisi kalıcı hâle getirilir.

Bu stratejinin temel avantajı şudur: alacaklı, tenfiz sürecinin başından itibaren borçlunun mal varlığını bloke etmekte; tenfiz kararı kesinleştiğinde tahsilat yapılacak varlığın hâlâ mevcut olduğundan emin olmaktadır.


5.2. İhtiyati Hacizden Kesin Hacze Geçiş

Tenfiz kararının kesinleşmesinin ardından ihtiyati haciz, İİK'nın 263. maddesi çerçevesinde kesin hacze dönüştürülür. Bu aşamada alacaklı; haczedilen mal varlığının satışını talep edebilmekte, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarını tahsil edebilmekte ve iştirake ait haczedilmiş payları icra yoluyla satışa çıkarabilmektedir.


5.3. İhtiyati Haczin Düşmesi Riski

İhtiyati haciz; belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde kendiliğinden düşebilir veya borçlunun itirazıyla kaldırılabilir. Bu riskler şunlardır:

-  Yedi günlük süre içinde icra takibi başlatılmaması veya dava açılmaması,

-  Borçlunun ihtiyati hacze itiraz ederek teminat göstermesi ve mahkemenin bu itirazı kabul etmesi,

-  Tenfiz davasının reddedilmesi ve alacağın hukuken geçersizleşmesi,

-  İhtiyati hacze konu mal varlığının değer kaybetmesi nedeniyle alacağın teminatsız kalması.

Bu risklerin önüne geçmek için alacaklının usul sürelerini titizlikle takip etmesi, haczedilen mal varlığının korunmasına yönelik ek tedbirler alması ve tenfiz sürecini etkin biçimde yönetmesi büyük önem taşımaktadır.


6. Özel Durumlar ve Uygulama Sorunları

6.1. ICSID Kararları

Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi'nin (ICSID) verdiği hakem kararları; New York Sözleşmesi kapsamındaki kararlardan farklı bir hukuki statüye sahiptir. ICSID Sözleşmesi'nin 54. maddesi uyarınca ICSID kararları, akit devletlerin ulusal mahkemelerinde sanki o devletin en yüksek mahkemesince verilmiş bir karar gibi doğrudan icra edilebilmekte; ayrıca tenfiz davası açılmasına gerek bulunmamaktadır.

Türkiye'nin ICSID Sözleşmesi'ne taraf olması nedeniyle ICSID kararları Türkiye'de tenfiz davası açılmaksızın doğrudan icra edilebilmektedir. Bununla birlikte tenfiz usulünün devre dışı kalması, ihtiyati haciz imkânını ortadan kaldırmamaktadır. Alacaklı, ICSID kararına dayanarak Türk mahkemelerinden ihtiyati haciz kararı almak için başvurabilir; ancak bu durumda yetkili mahkeme ve başvuru usulüne ilişkin hukuki belirsizlikler uygulamada tartışmalı olmaya devam etmektedir.


6.2. Kısmi Tenfiz ve Kararın Bölünebilirliği

Yabancı hakem kararının birden fazla talep veya kalemleri kapsaması hâlinde Türk mahkemeleri kararın bir bölümünü tanıyıp diğer bölümünü reddedebilmektedir. Bu durum; alacaklının hangi kalem üzerinden ihtiyati haciz talep edeceği konusunda dikkatli bir stratejik değerlendirme yapmasını zorunlu kılmaktadır. Mahkemenin kısmi ret kararı vermesi ihtimali gözetildiğinde, ihtiyati haciz talebinin kararın tenfizine en az itiraz gerekçesi doğuracak kalemlere dayandırılması alacaklının lehine bir yaklaşım olacaktır.


6.3. Birden Fazla Ülkedeki Mal Varlığına Eş Zamanlı Uygulama

Borçlunun birden fazla ülkede mal varlığı bulunduğu durumlarda alacaklı, farklı yargı bölgelerinde eş zamanlı tenfiz ve ihtiyati haciz süreçleri başlatabilir. Türkiye'deki ihtiyati haciz; bu çok ülkeli stratejinin bir parçası olarak ele alındığında, borçluyu kapsamlı bir baskı altına alan ve uzlaşma masasına oturtan son derece etkili bir kaldıraç işlevi görmektedir.

Ne var ki her ülkenin kendine özgü tenfiz koşulları, ihtiyati tedbir rejimleri ve uygulama güçlükleri bulunmaktadır. Bu nedenle alacaklının her yargı bölgesinde yerel hukuk büroları ile yakın koordinasyon içinde çalışması ve uluslararası icra stratejisini bu yerel dinamiklere göre uyarlaması büyük önem taşımaktadır.


6.4. İhtiyati Haczin Kaldırılması Talebi ve Borçlunun İtirazları

Borçlu; ihtiyati hacze karşı çeşitli hukuki yollara başvurabilir. Bunların başında mahkemeye teminat göstererek haczin kaldırılmasını talep etmek gelmektedir. Bu durumda mahkeme, borçlunun yatırdığı teminatı haciz yerine geçerli bir güvence olarak kabul ederse ihtiyati haciz kaldırılır ve alacaklı bu teminat üzerinden alacağını takip etmek durumunda kalır.

Bunun yanı sıra borçlu, yabancı hakem kararına karşı tenfize itiraz etmek suretiyle tenfiz davasında karşı dava stratejisi izleyebilir ve ihtiyati hacizle birlikte yürüyen tenfiz yargılamasını uzatmaya çalışabilir. Bu nedenle alacaklının, ihtiyati haciz kararını muhafaza edebilmek için tenfiz davasını azami özenle ve hızla yürütmesi hayati önem taşımaktadır.


7. Stratejik Değerlendirme ve Uygulamaya Yönelik Öneriler

Yabancı hakem kararının Türkiye'de tenfizi ve eş zamanlı ihtiyati haciz sürecinin başarıyla yönetilebilmesi için alacaklının aşağıdaki stratejik ilkeleri gözetmesi büyük önem taşımaktadır.

Her şeyden önce erken hareket belirleyici bir avantaj sağlamaktadır. Hakem kararının kesinleşmesinin hemen ardından tenfiz davası ve ihtiyati haciz başvurusunun eş zamanlı olarak yapılması; borçluya mal kaçırma fırsatı tanımadan mal varlığının bloke edilmesini mümkün kılmaktadır. Gecikme, en büyük risklerden birini oluşturmaktadır.

Sonraki aşamada kapsamlı bir mal varlığı tespiti yapılması gerekmektedir. İhtiyati haciz talebinin etkinliği, büyük ölçüde borçlunun Türkiye'deki mal varlığının önceden doğru tespit edilmesine bağlıdır. Banka hesapları, gayrimenkul, iştirak payları, araç filolar ve üçüncü kişilerdeki alacaklar gibi farklı varlık türlerinin sistematik biçimde belirlenmesi, haciz işleminin kapsamını ve baskı gücünü doğrudan etkileyen bir ön hazırlık aşamasını oluşturmaktadır.

Bunların yanı sıra teminat planlaması da sürecin kritik bir bileşenini oluşturmaktadır. İhtiyati haciz için gereken teminat miktarı önceden tahmin edilerek hazır bulundurulmalıdır. Nakit teminat, banka teminat mektubu veya taşınmaz ipoteği gibi farklı teminat biçimlerinin maliyeti ve süreci nasıl etkileyeceği değerlendirilmelidir.

Son olarak esneklik de gözetilmesi gereken temel bir ilkedir. Tenfiz ve ihtiyati haciz süreçleri; beklenmedik itirazlar, mahkeme kararları veya borçlunun stratejik hamleleriyle şekillenebilmektedir. Bu nedenle sadece tek bir senaryo üzerine kurulu katı bir yaklaşım yerine alternatif stratejileri hazır bulunduran esnek bir hukuki plan oluşturulması gerekmektedir.


8. Sonuç

Yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tenfizi ve bu süreçle eş zamanlı yürütülen ihtiyati haciz uygulaması; uluslararası alacak tahsilatının en karmaşık ve en kritik boyutlarından birini oluşturmaktadır.

New York Sözleşmesi'nin Türkiye tarafından onaylanmış olması, yabancı hakem kararlarının tenfizi için güçlü bir hukuki zemin sunmaktadır. Bununla birlikte bu zeminin etkin biçimde kullanılabilmesi; usul sürelerinin titizlikle takip edilmesini, borçlunun Türkiye'deki mal varlığının önceden tespitini ve ihtiyati haciz mekanizmasının doğru zamanda devreye sokulmasını zorunlu kılmaktadır.

Alacaklı açısından nihai başarının anahtarı şu üç unsurun bir arada sağlanmasında yatmaktadır: tenfiz davasını hızlandırmak, ihtiyati haciz yoluyla borçlunun mal varlığını süreç boyunca güvence altında tutmak ve her iki sürecin işleyişini senkronize biçimde yönetmek. Bu üç unsurun koordineli olarak hayata geçirilmesi; yabancı hakem kararını kâğıt üzerinde kalan bir belge olmaktan çıkararak fiilen icra edilebilir, somut ve etkin bir tahsilat aracına dönüştürmektedir.


9. Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Yabancı hakem kararı tenfiz edilmeden ihtiyati haciz alınabilir mi?

Evet. Türk mahkemeleri, tenfiz kararı kesinleşmeden önce de yabancı hakem kararına dayalı ihtiyati haciz kararı verebilmektedir. Bu durumda hakem kararı, alacağın varlığını gösteren yaklaşık ispat delili olarak kabul edilmektedir. Ancak ihtiyati haciz kararı alındıktan sonra yedi gün içinde tenfiz davası açılması zorunludur; aksi hâlde ihtiyati haciz kendiliğinden düşer.


2. New York Sözleşmesi kapsamındaki bir hakem kararı ile MÖHUK kapsamındaki bir kararın tenfizi arasındaki temel fark nedir?

New York Sözleşmesi kapsamındaki kararlarda tenfize itiraz gerekçeleri daha dar ve sınırlı sayıda olup mahkemenin takdir yetkisi oldukça kısıtlıdır. MÖHUK kapsamındaki kararlarda ise Türk mahkemelerinin kamu düzeni denetimi daha geniş bir alana yayılmakta; bu durum tenfiz sürecini görece daha uzun ve belirsiz hâle getirebilmektedir.


3. İhtiyati haciz kararı için ne kadar teminat yatırılması gerekir?

Teminat miktarı mahkemece takdir edilmekte olup sabit bir oran öngörülmemiştir. Uygulamada teminat, genellikle alacak tutarının yüzde on beşi ile yüzde yirmi beşi arasında belirlenmektedir. Teminat; nakit, banka teminat mektubu veya gayrimenkul ipoteği biçiminde sunulabilir.


4. Borçlu, ihtiyati hacze nasıl itiraz edebilir?

Borçlu, mahkemeye yeterli teminat göstererek haczin kaldırılmasını talep edebilir. Ayrıca hakem kararının tenfizine itiraz ederek ihtiyati haciz kararının dayanağını zayıflatmaya çalışabilir. Tenfiz davası reddedilirse ihtiyati haciz de geçerliliğini yitirir ve borçlu haksız hacizden kaynaklanan zararların tazminini talep edebilir.


5. ICSID kararları tenfiz davası açılmaksızın icraya konulabilir mi?

Evet. ICSID Sözleşmesi'nin 54. maddesi uyarınca ICSID kararları Türkiye'de tenfiz davası açılmaksızın doğrudan icra edilebilmektedir. Bununla birlikte ihtiyati haciz mekanizması yine de uygulanabilir; ancak bu durumda yetkili mahkeme ve başvuru usulü konularındaki hukuki belirsizlikler uygulamada tartışmalı olmayı sürdürmektedir.


6. Tenfiz davası ne kadar sürebilir ve bu süre ihtiyati haczi nasıl etkiler?

Tenfiz davası dört ay ile on sekiz ay arasında sonuçlanabilmektedir. Bu süre zarfında ihtiyati haciz; borçlunun mal varlığını bloke etmeye devam etmektedir. Bununla birlikte alacaklının usul sürelerine titizlikle uyması ve mahkeme kararlarına hızla karşılık vermesi büyük önem taşımaktadır; aksi hâlde ihtiyati haciz düşebilir ve borçlunun mal varlığı serbest kalabilir.


7. Borçlunun Türkiye'de birden fazla mal varlığı varsa hepsi aynı anda haczedilebilir mi?

Evet. İhtiyati haciz talebinde belirli mal varlıkları açıkça gösterilerek birden fazla varlığa aynı anda haciz konulması talep edilebilir. Farklı türdeki varlıklar —banka hesapları, gayrimenkuller, iştirak payları— tek bir ihtiyati haciz kararıyla kapsama alınabilmektedir. Haczin etkinliği, büyük ölçüde mal varlığı tespitinin önceden ne ölçüde kapsamlı biçimde yapıldığına bağlıdır.


8. Tenfize itiraz eden borçlu süreçte ne gibi avantajlar elde eder?

Tenfize itiraz eden borçlu; yargılama sürecini uzatarak mal varlığı üzerindeki blokenin devam ettiği dönemi kısaltmaya ve alacaklı üzerinde uzlaşma baskısı oluşturmaya çalışabilir. Öte yandan bu strateji; itirazın hukuki dayanaksız olduğu hâllerde mahkeme masrafları ve karşı tarafın avukatlık ücretlerini ödeme riskini de beraberinde getirmektedir.


9. Hakem kararındaki alacak tutarı Türk lirası cinsinden mi olmalıdır?

Hayır. Yabancı para birimi cinsinden düzenlenmiş hakem kararları da Türkiye'de tenfiz edilebilmektedir. İcra aşamasında döviz kuru dönüşümü, fiilî ödeme tarihindeki kur esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Döviz kuru dalgalanmaları tahsilat miktarını etkileyebileceğinden alacaklı, bu risk faktörünü stratejik planlamasında göz önünde bulundurmalıdır.


10. İhtiyati haciz, üçüncü kişilerdeki alacaklara uygulanabilir mi?

Evet. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacakları —banka hesapları, kira gelirleri veya ticari alacaklar gibi— ihtiyati haciz kapsamına dahil edilebilir. Bu tür hacizde icra müdürlüğü, üçüncü kişiye (banka, kiracı veya ticari borçlu) haciz ihbarnamesi tebliğ eder ve söz konusu kişinin borçluya ödeme yapması yasaklanarak alacaklının önceliği güvence altına alınır.

bottom of page