EB-5 Yatırımcı Vizesi ile ABD Oturum ve Green Card Süreci

1. Giriş
EB-5 Yatırımcı Vizesi, Immigration and Nationality Act (INA)’ın 203(b)(5) maddesi uyarınca düzenlenen ve 1990 yılında yürürlüğe giren, yabancı yatırımcıların ABD ekonomisine belirli bir tutarda sermaye yatırarak ve en az on kişilik istihdam yaratarak daimi oturum hakkı (Green Card) elde etmelerini sağlayan yatırım temelli bir göç programıdır; bu model, göç hukukunda ekonomik katkı karşılığında ikamet statüsü tanınmasına dayanan bir politika aracı olarak hem yatırımcıya hem de ev sahibi ülkeye çift yönlü fayda üretir. Nitekim yatırımcı ve çekirdek ailesi ABD’de yaşama, çalışma, eğitim alma ve uzun vadede vatandaşlığa başvurma imkânı elde ederken, ABD açısından program doğrudan yabancı sermaye girişini artırarak istihdam yaratılması, bölgesel kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik büyümenin teşvik edilmesi gibi makroekonomik hedeflere hizmet eder; bu nedenle EB-5, ekonomik göç kategorileri içinde yatırım, istihdam ve göç statüsünü aynı hukuki çerçevede birleştiren stratejik bir düzenleme olarak kabul edilmektedir.
2. EB-5 Vizesinin Hukuki Dayanağı
EB-5 programının hukuki dayanağını Immigration and Nationality Act (INA) §203(b)(5) hükmü oluşturur; bu düzenleme, ABD ekonomisine sermaye yatıran ve en az on tam zamanlı istihdam yaratan yabancı yatırımcıya göçmenlik statüsü tanınmasına imkân verir ve uygulama süreci başvuruların incelenmesi, yatırımın mevzuata uygunluğunun denetlenmesi ile istihdam şartının doğrulanmasından sorumlu olan U.S. Citizenship and Immigration Services tarafından yürütülür. 2022 tarihli EB-5 Reform and Integrity Act sonrasında güncellenen eşiklere göre, hedeflenen istihdam alanı (TEA) kapsamında yapılan yatırımlar için asgari tutar 800.000 ABD doları, TEA dışındaki yatırımlar için ise 1.050.000 ABD doları olarak belirlenmiş olup TEA kavramı yüksek işsizlik oranına sahip veya kırsal bölgeleri kapsayarak sermayenin ekonomik açıdan dezavantajlı alanlara yönlendirilmesini amaçlar; buna ek olarak her yatırımcı, ABD vatandaşı veya daimi oturum sahibi kişiler için en az on tam zamanlı iş yaratmakla yükümlüdür ve bu istihdam doğrudan yatırım yapılan işletmede sağlanabileceği gibi bölgesel merkez modeli aracılığıyla dolaylı biçimde de oluşturulabilir.
3. Regional Center (Bölgesel Merkez) Modeli
Regional Center modeli, U.S. Citizenship and Immigration Services tarafından yetkilendirilen yatırım aracı kuruluşlar üzerinden işleyen ve EB-5 programının uygulamada en yaygın kullanılan yapılarından biri olarak kabul edilen bir sistemdir; bu merkezler yatırımcı fonlarını bir araya getirerek çoğunlukla gayrimenkul veya altyapı temelli büyük ölçekli projelere yönlendirir ve istihdam yaratımını doğrudan değil ekonomik etki analizi yoluyla dolaylı biçimde hesaplar. Bu model yatırımcı açısından yönetim yükünün düşük olması, proje geliştirme ve istihdam raporlamasının profesyonel ekiplerce yürütülmesi ve ABD’de aktif işletme yönetimi gerektirmemesi gibi önemli avantajlar sunarken, yatırım kararının verilmesi aşamasında bazı kritik hususların dikkatle değerlendirilmesi gerekir; zira merkezin resmî olarak yetkilendirilmiş olması zorunlu olmakla birlikte belirli bir projeye yatırım yapılması göçmenlik sonucunun otomatik olarak garanti edildiği anlamına gelmez ve EB-5 mevzuatının temel prensibi gereği yatırılan fonların gerçek ekonomik risk altında bulunması şarttır, bu nedenle sabit getiri, geri alım veya sermaye iadesi garantisi içeren yapıların hukuken geçerli kabul edilmemesi yatırımcıların risk analizini titizlikle yapmasını zorunlu kılar.
4. Başvuru Süreci
EB-5 sürecinin ilk aşamasında yatırımcı, yatırımın doğrudan kendi kuracağı bir işletme üzerinden mi yoksa yetkili bir Regional Center projesi aracılığıyla mı yapılacağına karar vererek projenin hukuki yapısını ve istihdam hesaplama yöntemini belirler; ardından yatırımın gerçekleştirildiğini ve yasal kaynaklardan elde edilen fonlarla finanse edildiğini göstermek amacıyla Form I‑526E (Immigrant Petition by Regional Center Investor) ile U.S. Citizenship and Immigration Services’e başvuruda bulunur ve bu aşamada yatırım tutarını kanıtlayan finansal belgeler, fon kaynağına ilişkin banka kayıtları veya satış sözleşmeleri ile proje iş planı ve istihdam projeksiyonları sunulur. USCIS incelemesi sonucunda yatırımın gerçek ekonomik risk altında olduğu ve en az on kişilik istihdam yaratma potansiyeli bulunduğu tespit edilirse yatırımcıya genellikle iki yıl geçerli olan şartlı daimi oturum (Conditional Permanent Resident) statüsü verilir; bu sürenin sonunda ise yatırımcı, istihdamın fiilen gerçekleştiğini kanıtlamak üzere Form I‑829 başvurusunu yapar ve başvurunun onaylanmasıyla birlikte kendisi ve uygun aile üyeleri için şartların kaldırıldığı kalıcı (unconditional) Green Card statüsü tesis edilir.
5. 2022 Reform and Integrity Act (RIA) Değişiklikleri
2022 tarihli EB-5 Reform and Integrity Act (RIA) ile programın kurumsal yapısı güçlendirilmiş ve özellikle yatırımcı korumasına yönelik önemli mekanizmalar getirilmiştir; bu kapsamda Regional Center’lar için zorunlu denetim ve raporlama yükümlülükleri öngörülmüş, yatırım fonlarının hareketlerinin izlenmesini sağlayan şeffaflık kuralları oluşturulmuş ve proje ile yatırım verilerinin U.S. Citizenship and Immigration Services kayıt sistemine düzenli olarak bildirilmesi zorunlu hâle getirilmiştir. Aynı düzenleme ile yatırım eşiklerinin ekonomik koşullara uyumlu kalmasını sağlamak amacıyla tutarların enflasyona bağlı olarak periyodik biçimde güncellenmesi öngörülmüş, ayrıca ABD içinde statü değişikliği yapma imkânı bulunan yatırımcılara başvuruların daha hızlı incelenmesini sağlayan öncelikli değerlendirme mekanizması tanınarak programın hem güvenilirliği hem de erişilebilirliği artırılmıştır.
6. Hukuki Riskler ve Uyum Süreci
EB-5 yatırım süreci, göçmenlik statüsünün doğrudan yatırımın hukuki ve finansal yapısına bağlı olması nedeniyle dikkatli bir risk yönetimi ve uyum stratejisi gerektirir; zira programın temel şartlarından biri yatırım fonlarının gerçek ekonomik risk altında bulunması olduğundan, sermayenin korunmasına yönelik garanti, geri alım taahhüdü veya sabit getiri içeren yapıların varlığı başvurunun reddine veya sonradan statünün kaybedilmesine yol açabilir. Bu çerçevede yatırımın kaynağının meşruiyetinin eksiksiz biçimde belgelenmesi, kara para aklama mevzuatıyla uyumlu finansal izlerin oluşturulması ve proje dokümantasyonunun göçmenlik kriterleriyle tutarlı hazırlanması kritik önem taşır. Uyum süreci yalnızca başvuru aşamasıyla sınırlı olmayıp, şartlı oturum döneminde istihdam yaratımının fiilen gerçekleştiğinin ve yatırımın mevzuata uygun şekilde sürdürüldüğünün kanıtlanmasını da kapsar; bu nedenle yatırımcıların hem göç hukuku hem de finansal düzenlemeler bakımından uzman danışmanlık desteği alması, hukuki risklerin minimize edilmesi ve kalıcı statüye geçiş sürecinin güvence altına alınması açısından belirleyici bir rol oynar.
7. Vergi ve Vatandaşlık Boyutu
ABD’de daimi oturum (Green Card) statüsü elde eden EB-5 yatırımcıları, vergi hukuku bakımından “ABD vergi mukimi” sayıldıklarından dünya genelindeki gelirleri üzerinden ABD vergi sistemine tabi hale gelir ve bu durum yatırımcının Türkiye’de de gelir elde etmeye devam etmesi hâlinde iki ülkede paralel vergi yükümlülüklerinin doğmasına yol açabilir; bu çerçevede Türkiye ile ABD arasında yürürlükte bulunan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması, aynı gelir üzerinden mükerrer vergilendirmenin önlenmesi amacıyla mahsup ve istisna mekanizmaları sağlayarak yükün dengelenmesine imkân tanır. Göçmenlik hukuku açısından ise EB-5 kapsamında kazanılan daimi oturum statüsü, vatandaşlığa geçiş bakımından diğer göçmen kategorileriyle aynı rejime tabidir ve genel kural olarak başvuru sahibinin kesintisiz en az beş yıl süreyle daimi oturum sahibi olarak ABD’de ikamet etmesi, iyi hâl ve fiziksel varlık şartlarını karşılaması hâlinde vatandaşlık başvurusu yapabilmesine olanak sağlar.
8. Aile Üyeleri
Yatırımcıyla birlikte eş ve 21 yaş altı bekar çocuklar da göçmenlik statüsü elde eder. Aile bireyleri eğitim, çalışma ve sağlık hizmetlerinden yararlanabilir.
9. Güncel Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
EB-5 başvurularında yatırımın yasal ve izlenebilir bir kaynaktan elde edildiğinin kapsamlı belgelerle ispatı temel bir zorunluluk olup, fon transferlerinin uluslararası kara para aklama ve finansal uyum mevzuatına uygun şekilde gerçekleştirilmesi başvurunun kabulü açısından kritik önem taşır. Bu süreçte göç hukuku, finans ve vergi boyutlarının iç içe geçmesi nedeniyle avukat ile mali danışmanın koordinasyon içinde çalışmaması başvurunun reddi veya gecikmesi riskini artırabilir; ayrıca her yatırım projesinin finansal yapısı, istihdam modeli ve hukuki belgeleri farklı olduğundan, standartlaştırılmış tek tip bir EB-5 çözümünden söz etmek mümkün değildir ve her dosya özelinde ayrıntılı hukuki inceleme yapılması, yatırımcı açısından hem göçmenlik statüsünün güvence altına alınması hem de finansal risklerin doğru yönetilmesi bakımından zorunlu bir yaklaşım olarak kabul edilir.
10. Sonuç
EB-5 Yatırımcı Vizesi, hem yatırım hem göçmenlik amacı taşıyan karma bir programdır. ABD hukuk sistemi, bu programı ekonomik büyüme ve istihdam aracı olarak konumlandırmıştır.
Yatırımcı açısından süreç karmaşık görünse de doğru planlama ve hukuki danışmanlık ile daimi oturum elde etmek mümkündür. Her başvuru, yatırım yapısı, istihdam modeli ve fon kaynağı bakımından ayrı değerlendirilmelidir.
Yiğit Legal olarak, EB-5 Yatırımcı Vizesi kapsamında yatırımcıların hukuki süreçlerini genel bilgilendirme ve danışmanlık çerçevesinde değerlendirmekteyiz.
