top of page
< Back

Telif Hukukunda Pay Hakkı ve Takip Hakkı (DROIT DE SUITE)

1. Giriş

Vincent van Gogh yaşadığı süre boyunca yalnızca bir tablo satabildi. Hayatını yoksulluk içinde sürdüren bu sanatçının eserleri bugün müzayedelerde yüz milyonlarca dolara el değiştirmektedir. İlk satış bedeliyle son satış bedeli arasındaki bu uçurum, droit de suite kavramının ortaya çıkmasının temel gerekçesini oluşturmaktadır. Bir yazar eserinin her baskısından, bir besteci notalarının her çalınmasından telif geliri elde ederken, bir ressam tablosunu bir kez satıp defalarca el değiştiren bu eserin artan değerinden hiçbir pay alamaz mıydı?


Droit de suite, Fransızca'da "takip hakkı" anlamına gelmekte olup sanatçının eserini takip ederek her el değiştirmesinde pay almasını ifade etmektedir. Türk hukukuna bu hak, FSEK m. 45 aracılığıyla 1995 yılında girmiştir. Ancak Yönetmelik düzeyindeki ikincil mevzuatın çıkarılamaması ve sanat piyasasının yapısal sorunları nedeniyle onlarca yıl boyunca kâğıt üzerinde kalmıştır.


Bu makalede söz konusu hakkın teorik temelleri ile FSEK'teki düzenlemenin normatif yapısı ve Türkiye'deki işlevsizliğin nedenleri ile uluslararası hukuk karşılaştırması ve dijital çağın getirdiği yeni sorunlar sistematik biçimde incelenmektedir.


2. Tarihsel Kökenler ve Hukuki Temel

2.1. Fransız Hukuku

Droit de suite, 1920 yılında Fransa'da yürürlüğe giren bir kanunla hukuki literatüre girmiştir. Bu düzenlemenin arka planında, I. Dünya Savaşı'nda hayatını kaybeden Fransız ressam ve heykeltraşların mirasçılarının yoksulluk içinde yaşaması, öte yandan aynı sanatçıların eserlerinin müzayedelerde el değiştirerek piyasadaki değerlenmesinden yalnızca aracılar ve koleksiyonerlerin yararlanması kaygısı yatmaktadır. 


Fransız Fikri Mülkiyet Kanunu'nun (CPI) günümüzde yürürlükte olan L. 122-8. maddesi, bu tarihi geleneği sürdürmektedir. Fransa'nın ardından İtalya (1941), Almanya (1965) ve diğer Kıta Avrupası ülkeleri de benzer düzenlemelere kavuşmuştur. Buna karşın ABD ve İngiltere, piyasa rekabeti ve sanata yönelik yatırımları olumsuz etkileyeceği kaygısıyla uzun süre bu hakka direnmiştir. Droit de suite,bu tarihsel gerilimi bugün de canlı tutmakta ve küresel sanat piyasasında hakkaniyetin nasıl sağlanacağı tartışmasının merkezinde yer almaktadır.


2.2. Hakkın Ekonomik Gerekçesi ve Teorik Temeli

Droit de suite'in teorik dayanaklarına ilişkin öğretide üç temel gerekçe öne sürülmektedir. Birincisi, ekonomik adalet ve yaratıcı emeğin korunmasıdır. Sanatçı, eserini piyasada henüz tanınmamışken düşük bir bedelle satmak zorunda kalmaktadır. Sanatçının ün kazanması ve eserin değerlenmesi ise zaten yaratıcı emeğinin gecikmeli bir karşılığıdır. Sanatçıya bu değerlenmeden pay tanınması, emeğe adil karşılık verilmesi ilkesinin bir yansımasıdır.


İkincisi, müzik ve edebiyat hakkıyla eşitlik ilkesidir. Bir besteci eseri her çalındığında, bir yazar kitabı her basıldığında telif geliri elde etmektedir. Görsel sanatçının ise eserinden yalnızca bir kez yararlanabilmesi; sanat dalları arasında yapısal bir adaletsizlik oluşturmaktadır. Droit de suite, bu asimetriyi gidererek görsel sanatçıyı diğer eser sahipleriyle eşit konuma getirmeyi hedeflemektedir.


Üçüncüsü, bölüşümcü adalet ve sosyal güvencedir. Sanat tarihinin pek çok örneğinde; büyük maddi değer taşıyan eserlerin yaratıcıları, bu değerden yoksulluk içinde pay alamamıştır. Droit de suite; sanatçıların sosyal güvenliğini destekleyici bir araç olarak da işlev görebilmektedir.


2.3. Eleştiriler ve Karşı Görüşler

Droit de suite, teorik gerekçelerine karşın ciddi eleştirilerle de karşı karşıyadır. Sanat piyasasını etkileyen piyasa bozucu etki eleştirisine göre hakkın uygulandığı ülkelerde müzayede evleri ve galeriler, yükümlülükten kaçınmak amacıyla işlemlerini droit de suite tanımayan ülkelere yönlendirebilmektedir. Karmaşık uygulama mekanizması eleştirisine göre tahsilat maliyetleri, özellikle küçük tutarlı satışlarda sanatçıya aktarılacak payı aşabilmektedir. Sanatçı tercihi sorunu eleştirisine göre ise çoğu sanatçı, eserleri için peşin olarak daha yüksek bir başlangıç bedeli almayı takip hakkına tercih edebilir.


3. Türk Hukukundaki Normatif Çerçeve

3.1. Maddenin Lafzı ve Kapsamı

FSEK m. 45/1; "Özgün eser niteliği taşıyan ve FSEK kapsamında koruma gören güzel sanat eserlerinin ve yazarların el yazılı eserlerinin birden fazla el değiştirmesi hâlinde, devir bedelinin belirli bir oranı, hak sahiplerine ödenmek üzere eser sahibine aittir." hükmünü içermektedir.


Bu hükümden çıkarılan temel unsurlar şöyle sıralanabilir. Kapsam bakımından yalnızca "özgün güzel sanat eserleri" ve "el yazılı eserler" bu düzenlemenin kapsamına girmektedir; fotoğraf, müzik notası veya yazılım gibi diğer eser türleri kapsam dışındadır. El değiştirme koşulu bakımından yeniden satış; birden fazla el değiştirme gerektirmektedir; ilk satış bu hakkı doğurmaz. Oran bakımından "belirli bir oran" ifadesi; oranın ikincil mevzuatla belirleneceğine işaret etmektedir. Hak sahibi bakımından pay; eser sahibine ya da mirasçılarına aittir.


FSEK m. 45/2; bu hakkın kullanımının yönetmelikle düzenleneceğini hükme bağlamaktadır. İşte burada Türk hukukunun en kritik yapısal sorunu ortaya çıkmaktadır: Bu yönetmelik; 1995'te FSEK m. 45 yürürlüğe girdiğinden bu yana çıkarılmamıştır. Dolayısıyla hak teorik olarak var olmakta; ancak uygulanabilir hukuki altyapıdan yoksun bulunmaktadır.


3.2. "Özgün Güzel Sanat Eseri" Kavramının Unsurları

Pay hakkının doğabilmesi için öncelikle eserin FSEK m. 4 kapsamında güzel sanat eseri niteliği taşıması ve özgün (orijinal) olması gerekmektedir. Bu iki koşul birbirini tamamlar niteliktedir.


Güzel sanat eseri kategorisi; yağlıboya tablolar, sulu boya ve karakalem çizimler, pasteller, gravürler, baskıresimler, litografiler, heykeller, halılar, seramikler, cam sanat eserleri ve özgün fotoğrafları kapsamaktadır. Buna karşın baskı kalıpları ya da çoğaltma amacıyla üretilmiş kopyalar bu kapsama girmemektedir.


Özgünlük ölçütü bakımından ise AB Direktifi 2001/84/EC'nin 2. maddesi; "sanatçının bizzat gerçekleştirdiği ya da kendi yetkisi altında sınırlı sayıda üretilen kopyaları" özgün eser sayılmaktadır. Türk hukukunda özgünlük; FSEK m. 1/B-a'daki hususiyet ölçütüyle örtüşmekte olup hem tek bir nüsha hem de sanatçı gözetiminde üretilen sınırlı baskılar bu kapsama dahil edilebilmektedir.


3.3. Yeniden Satış Kavramı

Pay hakkını doğuran "yeniden satış" kavramının sınırları, hakkın pratik uygulaması açısından kritik önem taşımaktadır. FSEK m. 45 bu konuda ayrıntılı bir tanım içermemektedir, dolayısıyla karşılaştırmalı hukuka başvurma zorunluluğu doğmaktadır.


Pay hakkını doğuran işlemler arasında müzayede evi satışları; galeri satışları (profesyonel aracı katılımıyla gerçekleşenleri), kişisel koleksiyoner satışları (profesyonel aracı dahiliyetiyle) ve sanat fuarı satışları yer almaktadır. 


Buna karşın pay hakkını doğurmaması gereken işlemler şöyle sıralanabilir: Sanatçı ile alıcı arasında doğrudan gerçekleştirilen ilk satış; iki özel koleksiyoner arasında herhangi bir aracı müdahalesi olmaksızın yapılan özel satışlar ve müzeye bağış veya vasiyet yoluyla gerçekleştirilen devirler.


3.4. Yönetmeliğin Yokluğu: Türk Hukukunun Yapısal Sorunu

FSEK m. 45/2'nin atıfta bulunduğu yönetmelik onlarca yıldır çıkarılmamıştır. Bu durum; hakkın uygulanabilmesi için zorunlu olan oran tespiti, tahsilat mekanizması, meslek birliği yetkilendirmesi ve ihlal yaptırımları gibi kritik unsurların belirsiz kalmaya devam etmesine yol açmaktadır. Türkiye'deki sanat piyasası aktörleri; teknik olarak FSEK m. 45'e tabi olmalarına karşın yönetmelik yokluğunda ödeme yükümlülüğünü fiilen yerine getirememektedir. Bu durum; hakkın hâlâ kâğıt üzerinde kaldığını göstermektedir.


Öğretideki ağırlıklı görüş, yönetmeliğin çıkarılmamasının bir yasa boşluğu değil, idari bir ihmal olduğu yönündedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu boşluğu dolduracak ikincil mevzuatı hazırlama yükümlülüğü FSEK m. 45/2'den kaynaklanmakta olup bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, Türkiye'nin AB uyum sürecindeki en belirgin hukuki açıklarından birini oluşturmaktadır.


4. Hak Sahipliği, Süre ve Devredilmezlik

4.1. Hak Sahipleri

FSEK m. 45 uyarınca pay hakkının asli sahibi; eseri yaratan sanatçıdır. Sanatçının ölümü hâlinde ise hak; mirasçılarına geçmekte ve FSEK m. 27'deki 70 yıllık süre boyunca korunmaya devam etmektedir. Birden fazla mirasçının bulunduğu durumlarda hak; miras payları oranında her bir mirasçıya ait olmaktadır.


Tüzel kişiler ve vakıflar: Pay hakkı; asli eser sahibinin kişilik hakkına dayandığından kural olarak yalnızca gerçek kişilere tanınmaktadır. Bununla birlikte sanatçı vakıfları ya da telif yönetim kuruluşları; bu hakkı mirasçılar adına tahsil edip yönetme yetkisine sahip olabilmektedir.


4.2. Devredilmezlik ve Feragat Yasağı

Pay hakkı; FSEK'in genel ilkeleri çerçevesinde manevi haklara benzer bir devredilmezlik niteliği taşımaktadır. Bu yaklaşım; AB Direktifi 2001/84/EC m. 1(1)'deki açık hükmü ve Fransız, Alman içtihadıyla örtüşmektedir. Söz konusu hakkın satın alma öncesinde kişisel bir sözleşmeyle sınırlandırılması ya da devredilmesi mümkün değildir; bu yöndeki sözleşme hükümleri geçersiz sayılmaktadır.

Uygulamadaki kritik sonuç şudur: Bir galeri veya müzayede evi; sanatçının pay hakkından feragat ettiğini içeren sözleşme hükümlerine dayanarak bu haktan kaçınamaz. Böyle bir düzenleme; hakkın özüne aykırı olacağından baştan hükümsüzdür.


4.3. Koruma Süresi

Pay hakkı, FSEK m. 27 çerçevesinde eser sahibinin mali haklarıyla eş süreli biçimde koruma altında kalmaktadır. Buna göre sanatçının ölümünden itibaren 70 yıl boyunca geçerliliğini sürdürmektedir. Bu sürenin dolmasıyla eser kamu malı (public domain) statüsüne geçmekte ve pay hakkı da sona ermektedir. AB Direktifi 2001/84/EC; aynı süreyi benimsemektedir.


5. Pay Oranı, Taban Satış Fiyatı ve Hesaplama Yöntemi

5.1. FSEK'teki Belirsizlik

FSEK m. 45; pay oranını belirleme yetkisini yönetmeliğe bırakmıştır. Bu yönetmelik henüz çıkarılmadığından oranlar belirsizliğini korumaktadır. AB üyesi devletlerin benzer boşluklarla nasıl baş ettiğine bakıldığında; ya sabit bir oran ya da kademeli bir oran sistemi benimsendiği görülmektedir.


5.2. AB Direktifi 2001/84/EC'deki Oran Sistemi

AB Direktifi 2001/84/EC m. 4'te düzenlenen kademeli oran yapısı aşağıdaki gibidir. 50.000 Euro'ya kadar satış bedelinde yüzde dört oran uygulanmaktadır. 50.000 ile 200.000 Euro arasındaki bölümde yüzde üç oran geçerlidir. 200.000 ile 350.000 Euro arasındaki bölümde yüzde bir oran uygulanmaktadır. 350.000 ile 500.000 Euro arasındaki bölümde yüzde yarım oran söz konusudur. 500.000 Euro'nun üzerindeki bölümde ise yüzde çeyrek oran uygulanmaktadır. Toplam pay miktarı her halükarda 12.500 Euro'yu aşamamaktadır. Direktif; üye devletlere 3.000 Euro'nun altındaki satışlar için istisnai eşik belirleme seçeneği de tanımaktadır.

Bu kademeli yapı; küçük sanatçıların eserlerine görece daha yüksek, yüksek değerli satışlar için ise piyasayı bozmayacak daha düşük oranların uygulanmasını sağlamakta ve pay hakkının büyük koleksiyonerleri ülke dışına kaçırmadan işletilebilmesini amaçlamaktadır.


5.3. Türkiye İçin Olası Oran Modeli

Türk sanat piyasasının ölçeği göz önünde bulundurulduğunda, yönetmeliğin çıkarılması hâlinde uygulanabilecek üç model önerilmektedir. Sabit oran modelinde satış bedelinden tek bir sabit oran uygulanmaktadır; örneğin her satıştan yüzde dört pay alınması. Bu model, uygulama kolaylığı sağlamakla birlikte düşük değerli satışlar için ölçüsüz bir yük oluşturabilir. AB kademeli model benimsendiğinde ise yukarıdaki AB oran yapısı Türk Lirası bazlı eşiklerle uyarlanabilmektedir. Hibrit model seçeneğinde ise belirli bir taban fiyatın üzerindeki satışlara kademeli oran, altında kalanlara sabit oran ya da muafiyet uygulanabilmektedir.

Öğretideki görüşler; Türkiye'de galeri ve müzayede piyasasının henüz yeterince derinleşmediğini, bu nedenle AB modelinin birebir alınması yerine piyasa koşullarına uyarlanmış, idare edilmesi kolay ve yüksek taban fiyatlı işlemlere odaklanan bir modelin tercih edilmesi gerektiği yönünde birleşmektedir.


6. Tahsilat Mekanizması ve Meslek Birlikleri

6.1. Kolektif Yönetimin Zorunluluğu

Pay hakkının bireysel olarak takip edilmesi; piyasadaki her satışın izlenmesini, her alıcının veya aracının kimliğinin belirlenmesini ve her işlemde ayrı hukuki süreç yürütülmesini gerektirecektir. Bu durum; bireysel sanatçılar için fiilen imkânsızdır. AB'deki uygulama; zorunlu ya da gönüllü kolektif hak yönetimi aracılığıyla işletilmektedir.

Türkiye'de pay hakkının tahsilatını üstlenecek meslek birliği henüz belirlenmemiş ya da yetkilendirilmemiştir. Öğretideki ağırlıklı görüş; görsel sanatçılar için ayrı bir meslek birliği kurulması ya da mevcut GESAC üyesi bir birliğin yetkilendirilmesi gerektiği yönündedir. Karşılaştırmalı hukukta bu görevi üstlenen kuruluşlara örnek olarak; Fransa'da ADAGP, İngiltere'de DACS ve Almanya'da VG Bild-Kunst gösterilebilir.


6.2. Şeffaflık ve Bilgi Edinme Yükümlülüğü

AB Direktifi 2001/84/EC m. 9; sanat piyasası profesyonellerine (müzayede evleri, galeriler, aracılar) bilgi edinme yükümlülüğü getirmektedir. Bu çerçevede meslek birlikleri ya da sanatçılar; üç yıl içinde yapılmış satışlara ilişkin alıcı, satıcı veya aracıdan bilgi talep edebilmektedir. Türkiye'de bu yükümlülüğün karşılığı; FSEK m. 45 çerçevesinde yönetmelikle düzenlenecektir. Yönetmeliğin bu unsuru içermesi; hakkın işletilebilirliği açısından vazgeçilmez niteliktedir.


7. AB Direktifi 2001/84/EC ile Karşılaştırmalı Analiz

7.1. Direktifin Genel Çerçevesi

Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin 27 Eylül 2001 tarihli ve 2001/84/EC sayılı Direktifi; üye devletler arasındaki droit de suite farklılıklarının iç piyasada rekabet bozukluğuna yol açtığı gerekçesiyle uyumlaştırma amacıyla çıkarılmıştır. Direktif; sanat piyasası profesyonellerinin devrede olduğu tüm ticari satışlara uygulanmakta; özgün grafik ve plastik sanat eserlerini kapsamakta ve sanatçının ölümünden itibaren 70 yıl boyunca geçerlilik taşımaktadır. Direktifin üye devletlere iç hukuka aktarımı için belirlenen son tarih 1 Ocak 2006 olup 2010 yılı itibarıyla tam uyum sağlanması öngörülmüştür.


7.2. FSEK ile Direktif Arasındaki Karşılaştırmalı Tablo

FSEK m. 45 ile Direktif karşılaştırıldığında birkaç temel fark öne çıkmaktadır. Kapsam bakımından FSEK hem güzel sanat eserlerini hem de el yazılı eserleri kapsamakta olup Direktif ile büyük ölçüde örtüşmektedir. Oran bakımından ise kritik fark belirginleşmektedir: Direktif, kademeli bir oran tablosu ve 12.500 Euro azami sınır öngörmektedir; ancak FSEK m. 45 oranı yönetmeliğe bırakmıştır. Tahsilat bakımından Direktif; aktif kolektif yönetim altyapısını zorunlu kılmaktadır; FSEK'te ise yönetmeliğin yokluğunda bu altyapı oluşturulamamıştır. Bilgi edinme yükümlülüğü bakımından Direktif; sanat piyasası profesyonellerine açık bir şeffaflık yükümlülüğü getirmektedir; FSEK m. 45'te bu konuda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.


7.3. AB Üyelik Süreci ve Türkiye'nin Konumu

Türkiye'nin AB üyelik müzakereleri; Direktif 2001/84/EC'nin iç hukuka aktarılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Uyum süreci kapsamında FSEK m. 45'in yönetmelikle hayata geçirilmesi, oran ve tahsilat mekanizmasının belirlenmesi zorunlu hâle gelecektir. AB Komisyonu'nun 2011 tarihli Direktif uygulama raporunda; Türkiye gibi ülkelerde pay hakkının kanun metninde var olmasına karşın uygulamada işlevsiz kaldığı açıkça vurgulanmaktadır.


8. Karşılaştırmalı Hukuk

8.1. Fransa

Fransız hukukunda bu hak, CPI m. L122-8'de düzenlenmektedir. Bu hüküm, 1920'deki ilk yasal tanınırlığından bu yana pek çok reform sürecinden geçerek günümüzdeki olgunluğuna ulaşmıştır. Tahsilat işlemleri; ADAGP (Société des auteurs dans les arts graphiques et plastiques) ve SAIF olmak üzere iki ayrı kolektif yönetim kuruluşu aracılığıyla yürütülmektedir. Fransa, uygulamanın en etkin biçimde işlediği ülkeler arasında gösterilmektedir. Yıllık tahsilat hacimleri ve haktan yararlanan sanatçı sayısı bakımından AB üyeleri içindeki öncü konumunu korumaktadır.


8.2. Almanya

Almanya'da bu kural, UrhG § 26 kapsamında düzenlenmektedir. Söz konusu hüküm, hakkın uygulama alanını güzel sanat eserleriyle sınırlı tutmayıp fotoğraf eserlerini de kapsama almakta; bu sayede Avrupa'nın en geniş kapsamlı düzenlemelerinden biri hâline gelmektedir. VG Bild-Kunst, Almanya'da izleme hakkı tahsilatını profesyonel bir standartla yürüten köklü bir kolektif yönetim kuruluşudur; sanatçılara düzenli dağıtım yapmakta ve sanat piyasasının çeşitli aktörleriyle sürekli ve verimli bir işbirliği içinde faaliyet göstermektedir. Alman modeli; kurumsal etkinliği, işlemsel şeffaflığı ve sanatçı katılımına verdiği önem bakımından Türkiye için başvurulabilecek en nitelikli referans örnek olma özelliğini taşımaktadır.


8.3. İngiltere

İngiltere, tarihsel süreç içinde izleme hakkına en güçlü muhalefeti sergileyen ülkeler arasında yer almıştır. Bununla birlikte, AB Direktifi'nin iç hukuka aktarılması yükümlülüğü çerçevesinde 2006 yılında Artist's Resale Right Regulationsyürürlüğe girmiştir. Brexit'in ardından AB Direktifi'nin İngiltere bakımından bağlayıcılığı sona ermiş; ancak İngiliz hükümeti izleme hakkını iç hukukta muhafaza etme yönünde bir tercih kullanmıştır. Tahsilat görevi DACS (Design and Artists Copyright Society) tarafından üstlenilmekte, kuruluş bu işlevi müzayedeciler ve galeriler başta olmak üzere piyasa aktörleriyle kurduğu yakın işbirliği çerçevesinde yerine getirmektedir.


8.4. ABD

ABD, federal düzeyde bu hakkı tanımayan sayılı büyük sanat piyasası ülkelerinden biri olmayı sürdürmektedir. Eyalet düzeyinde ise California, 1976 yılında öncü bir düzenleme yapmıştır; ancak bu düzenleme, Malletier v. Dooney & Bourke davasının 2012'deki nihai kararının ardından fiilen işlevsiz bir hâle gelmiştir. Federal düzeyde izleme hakkının tanınmaması, başta New York ve Los Angeles olmak üzere büyük müzayede merkezlerini Avrupa rakiplerine kıyasla satıcılar açısından belirgin biçimde avantajlı kılmakta; bu durum, küresel sanat piyasasında ciddi bir rekabet eşitsizliğine zemin hazırlamaktadır.


9. NFT, Dijital Sanat ve Pay Hakkının Dijital Dönüşümü

9.1. NFT Piyasasında Pay Hakkı

Blok zinciri teknolojisinin sanat piyasasına girmesiyle birlikte NFT'ler; dijital sanat eserlerinin sahiplik devrini izlenebilir ve şeffaf kılmaktadır. Bu gelişme; droit de suite açısından hem büyük bir fırsat hem de yeni hukuki sorular barındırmaktadır.


NFT'nin pay hakkına katkısı bakımından şu tespitler yapılabilir: Akıllı sözleşmeler (smart contracts) aracılığıyla her yeniden satışta otomatik olarak sanatçıya pay aktarılabilmektedir. Bu yapı; geleneksel tahsilat mekanizmalarının çözemediği takip sorununu teknik düzeyde çözmekte ve kolektif yönetim kuruluşuna gerek kalmaksızın uygulanabilmektedir. Nitekim OpenSea, Foundation ve Zora gibi platformlar; sanatçıların yüzde iki ila yüzde on arasında ikincil satış payı belirlemesine olanak tanımaktadır.


Ancak kritik hukuki sorular da gündemdeki yerini korumaktadır: NFT sahibinin geleneksel anlamda "güzel sanat eseri" üzerinde hak sahibi mi olduğu, yoksa yalnızca dijital bir sertifika mı edindiği belirsizliğini sürdürmektedir. FSEK m. 45'teki "özgün güzel sanat eseri" tanımının dijital eserleri kapsayıp kapsamadığı tartışmalıdır. Blok zinciri dışı platformlarda gerçekleşen NFT satışlarında pay hakkı nasıl uygulanacaktır?


Bu sorulara Türk hukukunda yanıt verecek içtihat ya da yasal düzenleme bulunmamaktadır. AB; 2024 Yapay Zeka Yasası ve olası DSM Direktifi revizyonu kapsamında NFT'lerin telif hukuku çerçevesini tartışmaya devam etmektedir.


9.2. Dijital Platformlarda Otomatik Royalty Sistemleri

NFT'nin ötesinde; müzik platformlarının zaten uyguladığı otomatik royalty aktarım sistemi, görsel sanat için de model alınabilir. Dijital sanat pazaryerlerinde akıllı sözleşme tabanlı pay hakkı; geleneksel kolektif yönetim modelinin yerini alabilir ya da onu tamamlayabilir. Türkiye'nin FSEK m. 45 yönetmeliğini hazırlaması sürecinde bu teknolojik olasılıkların da değerlendirmeye alınması önerilmektedir.


10. Türkiye'de Pay Hakkı

10.1. Yönetmelik Boşluğu

Türkiye’de pay hakkı bakımından en temel sorun, FSEK m. 45/2’de öngörülen yönetmeliğin uzun yıllar boyunca yürürlüğe konulmamasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu düzenlemeyi hazırlama yükümlülüğü bulunmasına rağmen, farklı hükümet dönemlerinde gerekli ikincil mevzuat çıkarılamamış ya da süreç çeşitli nedenlerle ertelenmiştir. Bu durum, kanunda tanınan hakkın pratikte işlerlik kazanmasını ciddi biçimde geciktirmiştir.


10.2. Sanat Piyasasının Yapısal Sorunları

Türk sanat piyasasının görece dar ve sınırlı bir yapıya sahip olması, müzayede evlerinin Avrupa Birliği ülkelerindeki büyük sanat piyasalarıyla karşılaştırıldığında daha düşük işlem hacmine sahip bulunması ve görsel sanatlara ilişkin kültürel altyapının henüz yeterince gelişmemiş olması, pay hakkının ekonomik gerekçesini zayıflatan başlıca unsurlardır. Bununla birlikte, Türk çağdaş sanatının son on yılda uluslararası alanda daha görünür hâle gelmesi ve yurt içi müzayede hacminde kayda değer bir artış yaşanması, bu gerekçenin artık bütünüyle geçerli olmadığını, en azından kısmen aşılmış bulunduğunu göstermektedir.


10.3. Kolektif Yönetim Altyapısının Yokluğu

Görsel sanatçılar adına pay hakkını toplu biçimde takip edecek ve tahsil edecek bir meslek birliği ya da yetkilendirilmiş kuruluş henüz kurulmamıştır. Oysa bu tür bir kolektif yapı olmaksızın pay hakkının etkin biçimde tahsili ne teknik ne de pratik açıdan mümkündür. Dolayısıyla yönetmeliğin çıkarılması tek başına yeterli olmayacak, uygulamanın sağlıklı biçimde yürüyebilmesi için kurumsal bir tahsilat ve dağıtım mekanizmasının da oluşturulması gerekecektir.


10.4. Farkındalık ve Uygulama Eksikliği

Türkiye’de birçok sanatçı, FSEK m. 45 kapsamında kendilerine tanınan haklardan haberdar değildir. Öte yandan galeriler ve müzayede evlerinin önemli bir kısmı, yönetmeliğin yokluğunu gerekçe göstererek herhangi bir yükümlülük üstlenmemektedir. Bu nedenle sorun yalnızca normatif düzeyde bir eksiklikten ibaret değildir; aynı zamanda ciddi bir farkındalık ve uygulama sorunu da söz konusudur. Pay hakkının etkili biçimde hayata geçirilebilmesi için mevzuat reformunun yanında mesleki eğitim, sektör içi iletişim ve bilgilendirme faaliyetleri de zorunludur.


11.Sonuç

11.1.Yönetmeliğin İvedilikle Çıkarılması

Kanunda yer alan pay hakkının uygulanabilmesi için ikincil mevzuatın yürürlüğe girmesi ilk zorunluluktur. Bu düzenleme Avrupa Birliği müktesebatındaki ilgili direktifin kademeli oran yapısını temel almalıdır. Türkiye sanat piyasasının dinamiklerine uygun Türk Lirası bazlı eşik değerler belirlenmelidir. Hakkın doğması için esas alınacak taban satış fiyatı net olarak tanımlanmalıdır. Piyasada şeffaflığı sağlamak adına galeri ve müzayede evlerine bilgi edinme yükümlülüğü getirilmelidir. Tahsilat süreçlerinin aksamadan yürümesi için hukuki ve idari mekanizmalar açıkça kurala bağlanmalıdır.


11.2.Kolektif Yönetim Kuruluşunun Kurulması

Sanatçıların haklarını bireysel olarak takip etmesi piyasa koşullarında mümkün değildir. Bu nedenle görsel sanatçıları tek bir çatı altında toplayacak güçlü bir meslek birliği kurulmalıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yetkilendirilecek bu kuruluş tek elden tahsilat ve dağıtım yapmalıdır. Uluslararası alanda etkinlik sağlamak amacıyla küresel telif birlikleri ağına entegrasyon sağlanmalıdır. Böylece Türk sanatçılarının yurt dışındaki satışlardan doğan hakları da korunacaktır.


11.3.Dijital Çağa Uygun Güncelleme Yapılması

Mevcut kanun metni geleneksel sanat piyasası esas alınarak tasarlanmıştır. Yeni reform paketinde NFT satışları ve dijital sanat platformları mutlaka kapsama dahil edilmelidir. Blokzincir teknolojisi üzerinde çalışan akıllı sözleşmeler aracılığıyla otomatik pay aktarımı sistemine yasal zemin hazırlanmalıdır. Fiziksel eserler ile dijital varlıklar arasındaki telif hakları ayrımı hukuki netliğe kavuşturulmalıdır.


11.4.Farkındalık ve Eğitim Faaliyetleri

Hukuki düzenlemelerin hayata geçmesi toplumsal ve sektörel bilinç ile doğrudan ilişkilidir. Sanatçı örgütleri, galeriler ve müzayede evleri ile ortak projeler geliştirilmelidir. Sektör aktörlerine yönelik kapsamlı bilgilendirme kampanyaları ve eğitimler düzenlenmelidir. Bu sayede pay hakkının bir yük değil piyasayı büyütecek bir güvence olduğu bilinci yerleştirilmelidir.


11.5.Küresel Sanat Piyasasına Entegrasyon

Pay hakkının işler hale gelmesi Türkiye'de atıl kalmış bir hukuki kurumu canlandıracaktır. Bu adım sanatçıların yaratım süreçlerini maddi olarak destekleyecektir. Aynı zamanda Türkiye'yi uluslararası standartlara sahip güvenilir bir sanat pazarı haline getirecektir. Son olarak Avrupa Birliği uyum sürecinde fikri mülkiyet alanındaki eksikliklerin giderilmesine doğrudan katkı sunacaktır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Tablom müzayedede satıldığında pay hakkımı nasıl alırım?

Teorik olarak FSEK m. 45 bu hakkı size tanımaktadır; ancak pratikte yönetmelik henüz çıkarılmamıştır. Bu nedenle mevcut durumda hakkı bireysel olarak takip etmeniz son derece güçtür. Kısa vadede galeri ve müzayede evleriyle imzaladığınız sözleşmelere yüzde iki ila dört arasında bir yeniden satış payı hükmü eklemeniz; bu hakkın sözleşme yoluyla güvence altına alınmasının en pratik yoludur.


2. Pay hakkı hangi eser türlerini kapsar?

FSEK m. 45 uyarınca yalnızca özgün güzel sanat eserleri (tablolar, heykeller, baskıresimler, seramik, fotoğraf vb.) ve el yazılı eserler bu kapsamdadır. Müzik eserleri, roman, senaryo veya yazılım gibi diğer eser türleri FSEK m. 45 kapsamına girmemektedir.


3. Pay hakkı ilk satışta da uygulanır mı?

Hayır. Pay hakkı yalnızca birinci satıştan sonraki yeniden satışlara uygulanmaktadır. Eserin sanatçıdan ilk satışı bu hakkı tetiklememekte; ilk alıcı ilerleyen dönemde eseri sattığında hak doğmaktadır.


4. NFT olarak satılan bir eserimden pay alabilir miyim?

Türk hukukunda bu mesele henüz netlik kazanmamıştır. Bununla birlikte OpenSea, Foundation gibi NFT platformlarının sunduğu akıllı sözleşme tabanlı royalty sistemi aracılığıyla yüzde iki ila on arasında bir yeniden satış payını teknik olarak belirleyebilirsiniz. Bu, yasal bir haktan ziyade platformun sunduğu sözleşmesel bir olanak olmakla birlikte, bugün itibarıyla en işlevsel çözümü temsil etmektedir.


5. Eserimi satan galeri pay hakkımı ödemekten kaçınabilir mi?

Mevcut durumda yönetmeliğin yokluğunda galeri; fiilen ödeme yapmamaktadır. Ne var ki sözleşmede pay hakkı feragat hükmü yer alsa bile bu hükmün hukuki dayanağı tartışmalıdır; zira pay hakkı devredilmez niteliktedir. Yönetmelik yürürlüğe girdiğinde tahsilat; kolektif yönetim kuruluşu aracılığıyla otomatik işleyecek ve galerilerin bu yükümlülükten kaçınması mümkün olmayacaktır.


6. Vefat eden bir sanatçının çocukları pay hakkından yararlanabilir mi?

Evet. Pay hakkı; sanatçının ölümünden itibaren 70 yıl boyunca mirasçılara geçmektedir. Mirasçılar; miras payları oranında bu haktan yararlanmaktadır.


7. Türkiye'nin AB üyeliği gerçekleşirse pay hakkı uygulaması değişir mi?

Evet, köklü biçimde değişir. AB üyeliğiyle birlikte Türkiye; Direktif 2001/84/EC'yi iç hukuka aktarmak, kademeli oran tablosunu uygulamak, bilgi edinme yükümlülükleri getirmek ve aktif bir kolektif yönetim sistemi kurmak zorunda kalacaktır. Bu süreç; FSEK m. 45'in kapsamlı bir revizyonunu da beraberinde getirecektir.

Bu sayfada yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz; her somut olayın kendi koşullarına göre ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinden, burada yer alan bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğabilecek sonuçlar bakımından sorumluluk kabul edilmez. Aynı zamanda bu web sitesindeki tüm metin, görsel ve içerikler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmakta olup, izinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya kullanılması yasaktır; aksi kullanım halinde hukuki ve cezai yollara başvurma hakkı saklıdır.

bottom of page