top of page

İtirazın İptali Davası: Şartları, Süresi ve İcra İnkar Tazminatı

1. İtirazın İptali Davası Nedir ve Hukuki Niteliği

İtirazın iptali davası; borçlunun aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine karşı (genellikle ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde) icra dairesine yaptığı itiraz üzerine duran takibin iptal edilerek devamını sağlamak amacıyla açılan bir davadır.

Hukuki niteliği itibarıyla bu dava, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre;

  1. Bir Eda Davasıdır: Çünkü sonucunda bir mahkumiyet hükmü (tahsil) amaçlanır.

  2. Takip Hukukuna Özgü Bir Tespit Davasıdır: Alacağın varlığının ve miktarının tespiti ile takibin devamı sağlanır.

  3. İtirazın iptali davası, İcra Mahkemesinde açılan "İtirazın Kaldırılması" davası ile karıştırılmamalıdır. İtirazın iptali davası genel mahkemelerde görülür, tam bir yargılama (tahkikat) yapılır ve her türlü delil (tanık, yemin, bilirkişi) kullanılabilir.


2. Dava Açabilmenin Ön Şartları (Dava Şartları)

Her davanın esasına girilebilmesi için usuli şartların tamam olması gerekir. İtirazın iptali davası için aranan özel şartlar şunlardır:


A. Geçerli Bir İlamsız İcra Takibi Olmalıdır

Davanın temeli, durmuş olan bir icra takibidir. Eğer ortada usulüne uygun başlatılmış bir takip yoksa veya takip icra müdürünce reddedilmişse, iptal davası açılamaz.


B. Süresinde ve Geçerli Bir İtiraz Bulunmalıdır

Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde, geçerli bir şekilde borca veya imzaya itiraz etmiş olmalıdır. İtiraz edilmemişse takip kesinleşir, dolayısıyla dava açmaya gerek kalmaz (hukuki yarar yokluğu).


C. 1 Yıllık Hak Düşürücü Süre

İİK m. 67 uyarınca, alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde bu davayı açmalıdır.

  • Dikkat: Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Hakim tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır.

  • Süre Kaçırılırsa Ne Olur? Eğer 1 yıllık süre kaçırılırsa, alacaklı artık "itirazın iptali" davası açamaz; ancak genel hükümlere göre "alacak davası" açabilir. Bu durumda %20 icra inkar tazminatı talep etme hakkını kaybeder.


D. Zorunlu Arabuluculuk Şartı (2026 Güncellemesi)

İtirazın iptali davasında, uyuşmazlığın niteliğine göre zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda özellikle ticari uyuşmazlıklarda (TTK m. 5/A) ve tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda (TKHK m. 73/A) dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması zorunludur.

Arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılması hâlinde mahkeme, dava şartı yokluğu sebebiyle davayı usulden reddeder. Bu nedenle dava açılmadan önce son tutanağın alınması, uygulamada en kritik usuli adımlardan biridir.

Öte yandan, arabuluculuk sürecinde geçen süre, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren işlemeye başlayan 1 yıllık hak düşürücü sürenin hesabında dikkate alınmaz; diğer bir ifadeyle bu süre zarfında hak düşürücü süre işlemez (süre durur).


3. Görevli ve Yetkili Mahkeme

İtirazın iptali davasında davanın hangi mahkemede açılacağı, usul ekonomisi ve davanın sağlıklı yürütülmesi bakımından kritik öneme sahiptir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen dikkate alınır; yetki kuralları ise kural olarak ilk itiraz niteliğindedir.

Görevli Mahkeme

Görev, takibe konu alacağın hukuki niteliğine göre belirlenir:

  • Ticari nitelikteki alacaklar bakımından görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

  • Tüketici işlemlerinden doğan alacaklarda (örneğin kredi kartı, tüketici kredisi, bankacılık işlemleri) görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir.

  • İşçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan alacaklarda görevli mahkeme İş Mahkemesidir.

  • Bu özel görev hâllerinin bulunmadığı durumlarda ise genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Yetkili Mahkeme

Yetki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Buna göre:

  • Genel yetkili mahkeme, davalı borçlunun davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.

  • Özel yetki kapsamında, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Para borçlarında, Türk Borçlar Kanunu m. 89 gereği kural olarak alacaklının yerleşim yeri ifa yeri sayılmaktadır.

  • Ayrıca uygulamada, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi, borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz etmemişse yetkili kabul edilmektedir. Buna karşılık borçlu hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse, itirazın iptali davasının genel yetkili mahkemede açılması gerekir.


4. İcra İnkar Tazminatı: %20 Kuralı

Alacaklıların itirazın iptali davasını tercih etmesinin en büyük sebebi, alacağın üzerine eklenecek olan tazminattır. Mahkemece tazminata hükmedilmesi için şu şartlar bir arada bulunmalıdır:

  1. Talep Şartı: Alacaklı, dava dilekçesinde açıkça icra inkar tazminatı talep etmelidir. Hakim re'sen tazminata hükmedemez.

  2. Haksız İtiraz: Borçlunun itirazının haksız olduğu yargılama sonunda anlaşılmalıdır.

  3. Likit (Belirlenebilir) Alacak: Alacağın miktarı belli veya basit bir hesaplama ile belirlenebilir olmalıdır (Örn: Fatura, sözleşme, cari hesap).

    • Yargıtay Kriteri: Eğer alacağın varlığı veya miktarı yargılama sırasında bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacaksa, alacak likit sayılmaz ve tazminata hükmedilmez (Örn: Haksız fiil tazminatları).

Tazminat Oranı: Kanun, "yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere" demektedir. Hakim, borçlunun kötü niyetinin yoğunluğuna göre %40 veya daha yüksek bir orana da hükmedebilir, ancak uygulamada genellikle %20 olarak karara bağlanır.


5. Kötü Niyet Tazminatı (Borçlu Lehine)

Kanun koyucu dengeyi sağlamak adına borçluyu da korumuştur. Eğer alacaklı, takip başlatmakta haksızsa ve kötü niyetliise; borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine reddedilen miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere Kötü Niyet Tazminatına hükmedilir.

  • Burada "kötü niyet" ispatı şarttır. Alacaklının alacağı olmadığını bilmesine rağmen takip başlatması gerekir.


6. Yargılama Usulü ve İspat Yükü

İtirazın iptali davası, görevli mahkemenin niteliğine göre kural olarak yazılı yargılama usulüne, ticari uyuşmazlıklarda ise çoğunlukla basit yargılama usulüne tabi olarak görülür. Yargılama, genel hükümler çerçevesinde yürütülmekte olup mahkeme, icra takibine konu alacağın varlığını maddi hukuk bakımından inceleyerek sonuca ulaşır.

İspat yükü, genel hukuk ilkesi uyarınca iddia eden tarafa aittir. Bu kapsamda alacaklı, borç ilişkisinin varlığını ve miktarını ispatla yükümlüdür. Buna karşılık borçlu yalnızca inkâr savunmasında bulunmuşsa ispat yükü yer değiştirmez; ancak borçlu ödeme, ibra, takas gibi borcu sona erdiren bir defi ileri sürerse, bu definin varlığını ispat yükü borçluya geçer.

İspat bakımından mahkeme; fatura ve irsaliyeler, sözleşmeler, ticari defter kayıtları, banka dekontları, elektronik posta yazışmaları, mesajlaşma kayıtları (delil başlangıcı niteliğinde), tanık beyanları ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi gibi her türlü hukuka uygun delili değerlendirebilir. Özellikle ticari işlerde usulüne uygun tutulmuş ticari defterler, taraflar arasında güçlü bir ispat aracı olarak önem taşımaktadır.


7. Davanın Sonuçları ve İlamın İcrası

Mahkeme, itirazın iptali davası sonunda yargılama neticesine göre davanın reddine veya kabulüne (kısmen ya da tamamen) karar verebilir.

A. Davanın Reddi:Alacaklının, takibe konu alacağını usulüne uygun ve yeterli delillerle ispat edememesi hâlinde dava reddedilir ve ilamsız icra takibi iptal edilir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte alacaklı aynı alacağa dayanarak yeniden ilamsız takip başlatamaz. Borçlunun itirazının kötü niyetli olmadığı anlaşılırsa ve koşulları oluşmuşsa, alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de mümkündür.

B. Davanın Kabulü (Kısmen veya Tamamen):Mahkeme, borçlunun itirazını haksız bularak itirazın iptaline ve takibin devamına karar verir. Bu karar ile birlikte durmuş olan icra takibi kaldığı yerden yürürlük kazanır.

Kararın kesinleşmesi beklenmeksizin alacaklı, mevcut takip dosyası üzerinden haciz talep etme yetkisini elde eder; borçlunun maaşı, banka hesapları, araçları veya taşınmazları üzerine haciz uygulanabilir. İlamsız takip devam ettiği için ayrıca yeni bir icra emri gönderilmesine gerek bulunmaz; takip süreci kesintiye uğradığı aşamadan itibaren işlemeye devam eder.


8. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

İtirazın iptali davası ne kadar sürer?

Mahkemenin iş yoğunluğuna, delillerin toplanmasına ve bilirkişi sürecine göre değişmekle birlikte, yerel mahkeme aşaması ortalama 1 - 1.5 yıl sürmektedir. İstinaf süreci bu süreyi uzatabilir.

Fatura tek başına alacağı ispatlar mı?

Hayır. Faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş olması ve süresi içinde (8 gün) itiraz edilmemiş olması gerekir. Ayrıca faturaya konu mal veya hizmetin teslim edildiğinin (irsaliye vb. ile) ispatlanması şarttır.

İtirazın iptali davasında avukat tutmak zorunlu mu?

Hukuken zorunlu değildir ancak ispat kuralları, hak düşürücü süreler ve usul hukuku (HMK) teknikleri nedeniyle davanın bir avukatla takip edilmesi, hak kaybını önlemek için hayati önem taşır.

Dava devam ederken borç ödenirse ne olur?

Dava konusuz kalır. Hakim "esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına" hükmeder. Yargılama giderleri ve vekalet ücreti, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre taraflara yükletilir.


9. Sonuç

İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibine yapılan itiraz nedeniyle duran takip sürecinin yeniden devamını sağlayan ve alacağın yargı kararıyla kesin olarak tespitine imkân tanıyan önemli bir dava türüdür. Mahkemece itirazın haksız bulunması hâlinde takip kaldığı yerden devam eder; ayrıca şartları oluştuğunda borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de mümkün olup bu durum, uygulamada tarafları çoğu zaman uzlaşmaya teşvik eden bir etki yaratır.

Bununla birlikte, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılması veya zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi gibi usule ilişkin eksiklikler, alacak tamamen haklı olsa dahi davanın reddine yol açabilir. Bu nedenle sürecin, usul kurallarına ve ispat stratejisine hâkim bir hukukçu tarafından yürütülmesi, hak kaybı riskinin önlenmesi bakımından büyük önem taşır.

Yiğit Legal © 2026 Tüm hakları saklıdır.

bottom of page