top of page

İstihkak Davası

1. İstihkak Davasının Hukuki Niteliği

İstihkak davası, cebrî icra sürecinde haczedilen bir malın borçluya değil üçüncü bir kişiye ait olduğu iddiasının yargısal olarak incelenmesini sağlayan özel bir dava türüdür. İcra ve İflas Kanunu’nun 97 ve 99. maddelerinde düzenlenen bu dava, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik en önemli güvencelerden biri olarak kabul edilmektedir.

Cebrî icra işlemleri sırasında haczedilen malın gerçekte borçluya ait olmaması halinde, malın sahibi olan üçüncü kişi mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek istihkak iddiasında bulunabilir. Bu davanın temel amacı, haczin hukuka uygun olup olmadığının tespiti ve malın gerçek sahibine iade edilmesidir.

İstihkak davası, maddi hukuka ilişkin bir mülkiyet uyuşmazlığını çözmekle birlikte icra hukukuna özgü usul kurallarına tabidir. Bu nedenle dava, genel mahkemelerde değil icra hukuk mahkemesinde görülür ve hızlı yargılama usulleri uygulanır.


2. İstihkak İddiasının Ortaya Çıkışı

2.1. Haciz Sırasında İstihkak Beyanı

İstihkak süreci genellikle haciz işlemi sırasında başlar. Haciz mahallinde bulunan üçüncü kişi, haczedilen malın kendisine ait olduğunu beyan edebilir. Bu beyan icra memuru tarafından haciz tutanağına geçirilir ve böylece istihkak iddiası resmiyet kazanır.

Bu aşamada icra dairesi, tarafların haklarını korumak amacıyla borçlu ve alacaklıya iddiaya karşı itiraz edip etmeyeceklerini sorar. Böylece uyuşmazlığın mahkemeye taşınıp taşınmayacağı belirlenir.


2.2. İtiraz Süreci ve Sonuçları

Borçlu veya alacaklı, istihkak iddiasına karşı üç gün içinde itiraz edebilir. İtiraz edilmemesi halinde üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır ve haciz kaldırılır. İtiraz edilmesi halinde ise uyuşmazlık yargısal incelemeye taşınır ve dosya icra mahkemesine gönderilir. Böylece istihkak iddiası artık bir dava konusu haline gelir.


3. Malın Kimde Bulunduğuna Göre Usul Ayrımı

İstihkak davalarında uygulanacak usul, haczedilen malın fiilen kimin elinde bulunduğuna göre değişir. Kanun koyucu, ispat kolaylığı ve mülkiyet karinesi gereği farklı prosedürler öngörmüştür.


3.1. Malın Borçlu Elinde Bulunması (İİK md.97)

Haczedilen mal borçlunun zilyetliğinde ise üçüncü kişinin mülkiyet iddiasını ispat etmesi gerekir. Bu durumda icra mahkemesi üçüncü kişiye dava açması için süre verir.

Üçüncü kişi, bu süre içinde istihkak davasını açmazsa iddiasından vazgeçmiş sayılır ve haciz kesinleşir.


3.2. Malın Üçüncü Kişi Elinde Bulunması (İİK md.99)

Haczedilen mal üçüncü kişinin elinde bulunuyorsa, bu durumda mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehinedir. Bu nedenle dava açma yükümlülüğü alacaklıya aittir.

Alacaklı süresi içinde dava açmazsa haciz kendiliğinden hükümsüz hale gelir ve mal üzerindeki tasarruf yetkisi üçüncü kişide kalır.


4. Taraflar, Dava Şartları ve Süreler

4.1. İstihkak Davasında Taraflar

İstihkak davası, yapısı gereği çok taraflı bir uyuşmazlık niteliği taşır. Zira dava, haczedilen malın mülkiyetinin borçluya mı yoksa üçüncü kişiye mi ait olduğu konusunda alacaklı, borçlu ve üçüncü kişi arasında ortaya çıkan menfaat çatışmasını konu alır. Bu nedenle tarafların doğru belirlenmesi, davanın sağlıklı yürütülmesi bakımından büyük önem taşır.

İstihkak davasında taraflar genel olarak şu şekilde belirlenir:

  • Üçüncü kişi: Haczedilen malın kendisine ait olduğunu ileri süren kişi olup davanın asli tarafıdır. Dava çoğu durumda üçüncü kişi tarafından açılır ve mülkiyet iddiasının ispatı bu tarafa aittir.

  • Alacaklı: Haczin devamını talep eden taraf olup çoğunlukla davalı konumundadır. Alacaklı, malın borçluya ait olduğunu veya istihkak iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunur.

  • Borçlu: Haczedilen malın borçlu zilyetliğinde bulunması halinde davaya dahil edilir ve genellikle fer’i davalı sıfatını taşır. Borçlunun davaya dahil edilmesi, kararın infazı ve hukuki kesinlik bakımından önemlidir.

Taraf sıfatının yanlış belirlenmesi, davanın usulden reddi sonucunu doğurabileceği gibi kararın uygulanmasında da ciddi sorunlara yol açabilir. Uygulamada özellikle borçlunun davaya dahil edilmemesi, kararın icrası aşamasında uyuşmazlıkların devam etmesine neden olabilmektedir.


4.2. Dava Açma Süreleri

İstihkak davalarında öngörülen süreler hak düşürücü nitelikte olup mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır. Bu nedenle sürenin kaçırılması halinde istihkak iddiasının ileri sürülmesi mümkün olmaz ve haciz kesinleşir.

Sürelerin kısa tutulmasının amacı, cebrî icra işlemlerinin gereksiz şekilde uzamasını önlemek ve takip sürecinin etkinliğini sağlamaktır.


4.2.1. Malın Borçlu Elinde Bulunması (İİK md.97)

Haczedilen mal borçlunun zilyetliğinde bulunuyorsa, icra mahkemesinin üçüncü kişiye yaptığı tebligatın ardından üçüncü kişi 7 gün içinde istihkak davası açmak zorundadır.

Bu süre içinde dava açılmaması halinde üçüncü kişi istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır ve haciz hukuken kesinleşir. Böylece malın borçluya ait olduğu yönündeki karine güçlenir ve icra işlemleri kesintisiz şekilde devam eder.


4.2.2. Malın Üçüncü Kişi Elinde Bulunması (İİK md.99)

Haczedilen mal üçüncü kişinin zilyetliğinde ise mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehine işler. Bu nedenle kanun koyucu, dava açma yükümlülüğünü alacaklıya yüklemiştir.

İcra dairesi tarafından yapılan bildirimden itibaren alacaklı 7 gün içinde istihkak davası açmak zorundadır.

Bu süre içinde dava açılmaması halinde haciz kendiliğinden kalkar ve üçüncü kişinin mülkiyet iddiası kabul edilmiş sayılır. Bu düzenleme, üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının korunmasına yönelik önemli bir güvencedir.


4.3. Görevli ve Yetkili Mahkeme

İstihkak davalarında görevli mahkeme icra hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise haciz işleminin yapıldığı yer mahkemesidir.

Bu davalar, icra hukukuna özgü olmaları nedeniyle basit yargılama usulüne tabidir ve mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanır.

Mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre dosya üzerinden karar verebileceği gibi keşif yapılmasına veya bilirkişi incelemesine de karar verebilir. Özellikle mülkiyetin tespiti bakımından teknik inceleme gerektiren durumlarda bilirkişi raporu belirleyici rol oynar.


5. İspat Yükü ve Deliller

5.1. İspat Yükünün Dağılımı

İstihkak davalarında ispat yükü, kural olarak iddia edene aittir. Buna göre malın kendisine ait olduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını somut delillerle ispatlamak zorundadır.

Ancak malın üçüncü kişinin zilyetliğinde bulunması halinde mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehine işler ve ispat yükü alacaklıya geçebilir. Bu durum, istihkak davalarının en ayırt edici özelliklerinden biridir.


5.2. Kullanılabilecek Deliller

İstihkak davalarında mülkiyetin ispatı için her türlü hukuka uygun delil kullanılabilir. Uygulamada en sık başvurulan deliller şunlardır:

  • Tapu kayıtları

  • Fatura ve satış sözleşmeleri

  • Banka ödeme belgeleri

  • Tanık beyanları

  • Bilirkişi incelemesi

Özellikle taşınır mallarda fatura ve ödeme belgeleri, davanın sonucunu belirleyen en güçlü deliller arasında yer alır.


6. Yargılama Süreci ve Mahkemenin İncelemesi

İstihkak davaları, icra hukukuna özgü süratli yargılama usullerine tabi olmakla birlikte özünde mülkiyet hakkına ilişkin maddi hukuk uyuşmazlıklarını çözen davalardır. Bu nedenle icra mahkemesi, yalnızca usule ilişkin bir denetim yapmakla yetinmez; aynı zamanda haczedilen malın kime ait olduğunu maddi hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirir. Bu yönüyle istihkak davası, şekli icra hukuku ile maddi mülkiyet hukukunun kesiştiği karma nitelikli bir dava olarak kabul edilmektedir.

Dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasının ardından icra mahkemesi öncelikle ilgili icra dosyasını getirterek haciz tutanaklarını, istihkak iddiasını ve tarafların beyanlarını inceler. Tarafların sunduğu delillerin yeterli görülmemesi halinde mahkeme, uyuşmazlığın aydınlatılması amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir veya bilirkişi incelemesine başvurabilir. Özellikle taşınır mallarda fiili zilyetliğin tespiti, taşınmazlarda ise tapu kayıtları ve hukuki durumun incelenmesi büyük önem taşır.

Mahkemenin değerlendirmesinde esas alınan temel kriter, haciz tarihinde mal üzerinde fiili hakimiyetin kimde bulunduğu ve mülkiyet iddiasının hangi somut delillerle desteklendiğidir. Zira istihkak davalarında mülkiyetin geçmişe etkili olarak değil, haciz anındaki hukuki ve fiili durum esas alınarak belirlenmesi gerekir.

Özellikle ticari işletmelerden kaynaklanan istihkak uyuşmazlıklarında fatura, irsaliye, muhasebe kayıtları ve ödeme belgeleri gibi yazılı deliller belirleyici rol oynar. Bu tür belgeler, malın ekonomik dolaşımını ve mülkiyet devrinin gerçekliğini ortaya koyduğundan mahkeme değerlendirmesinde yüksek ispat gücüne sahiptir.

Sonuç olarak istihkak davalarında mahkeme, hem usul ekonomisini hem de mülkiyet hakkının korunmasını gözeterek maddi gerçeğe ulaşmayı hedefleyen kapsamlı bir inceleme yapar. Bu yaklaşım, cebrî icra işlemlerinin hukuka uygunluğu ile üçüncü kişilerin haklarının korunması arasında denge kurulmasını sağlar.


7. Kararın Hukuki Sonuçları

7.1. Davanın Kabulünün Hukuki Sonuçları

İcra hukuk mahkemesinin istihkak iddiasını haklı bulması halinde, haciz işlemi dava konusu mal bakımından hukuki dayanağını kaybeder ve haciz kaldırılır. Bu durumda mal üzerindeki tüm icra işlemleri sona erer ve mal, üçüncü kişinin serbest tasarrufuna bırakılır.

Eğer haciz henüz satış aşamasına ulaşmamışsa icra dairesi, mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte mal üzerindeki haciz şerhini kaldırır. Satış sürecine geçilmişse satış işlemleri durdurulur ve malın satışı engellenir.

Malın ihalenin yapılması suretiyle satılmış olması halinde ise, satış bedelinin hak sahibine iadesi gündeme gelir. Bu durumda cebrî satışın sonuçları geriye etkili biçimde ortadan kalkar ve malın mülkiyetinin üçüncü kişiye ait olduğu kesinleşir.

İstihkak davasının kabulü, üçüncü kişinin mülkiyet hakkını kesin olarak koruyan ve icra takibinin o mal bakımından devamını engelleyen bir sonuç doğurur. Böylece cebrî icra işlemleri yalnızca borçluya ait malvarlığı unsurları ile sınırlı hale getirilir.


7.2. Davanın Reddi Halinde Ortaya Çıkan Sonuçlar

İstihkak iddiasının reddedilmesi halinde haciz işlemi geçerliliğini korur ve dava konusu mal üzerindeki icra takibi kaldığı yerden devam eder. Bu durumda malın borçluya ait olduğu kabul edilir ve alacaklı, cebrî icra işlemlerini sürdürme hakkına sahip olur.

Red kararının kesinleşmesi beklenmeden icra işlemlerine devam edilebilmesi, icra hukukunun hız ve etkinlik ilkesiyle uyumludur. Kanun koyucu, istihkak davalarının icra takibini gereksiz şekilde geciktirmesini önlemek amacıyla bu düzenlemeyi kabul etmiştir.

Bu nedenle red kararı verilmesi halinde icra dairesi, satış işlemlerine veya diğer takip işlemlerine devam edebilir. Ancak kararın kanun yolu incelemesi sonucunda bozulması halinde yapılan işlemler hukuki sonuçlarını kaybedebilir.

Sonuç olarak istihkak davasının reddi, haczin hukuka uygun olduğu sonucunu doğurur ve alacaklının tahsil imkânını güçlendirir.


8. Yargıtay İçtihatları Işığında İstihkak Davası

Yargıtay uygulamasında istihkak davalarında özellikle üç temel ilke ön plana çıkmaktadır:

1- Sürelerin hak düşürücü nitelikte olduğu ve titizlikle uygulanması gerektiği

2- Mülkiyetin somut ve güçlü delillerle ispatlanması zorunluluğu

3- Haciz tarihindeki fiili zilyetliğin önem taşıdığı

Yüksek Mahkeme, özellikle ticari işletmelerde bulunan mallar bakımından mülkiyet iddialarının yazılı belgelerle desteklenmesini aramakta ve soyut iddiaları yeterli görmemektedir.

Ayrıca istihkak iddiası ile şikayet yolunun birbirine karıştırılmaması gerektiği de içtihatlarda vurgulanmaktadır.


9. Uygulamada İstihkak Davalarının Önemi

İstihkak davaları, cebrî icra sisteminde mülkiyet hakkının korunmasını sağlayan en önemli mekanizmalardan biridir. Özellikle ticari faaliyetlerin yoğun olduğu durumlarda, işletme malvarlığı ile kişisel borçların ayrıştırılması bakımından büyük önem taşır.

Haciz işlemlerinin hızlı ve çoğu zaman yüzeysel yapılması, üçüncü kişilere ait malların da haczedilmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle istihkak davası, icra hukukunda hatalı işlemlerin düzeltilmesini sağlayan kritik bir denetim yolu niteliğindedir.


10. Sonuç

İstihkak davası, cebrî icra sürecinde mülkiyet hakkının korunmasına hizmet eden, icra hukukunun en önemli dava türlerinden biridir. Bu dava sayesinde haciz işlemlerinin hukuka uygunluğu yargısal denetime tabi tutulur ve üçüncü kişilerin hakları güvence altına alınır.

Sürelerin kısa ve hak düşürücü nitelikte olması, tarafların süreci dikkatle takip etmesini zorunlu kılmaktadır. Aynı şekilde mülkiyetin güçlü delillerle ispat edilmesi, davanın başarısı açısından belirleyici bir unsurdur.

Sonuç olarak istihkak davası, icra hukukunda alacaklının tahsil hakkı ile üçüncü kişinin mülkiyet hakkı arasındaki dengeyi sağlayan temel yargısal araçlardan biri olarak sistemde önemli bir yer tutmaktadır.


11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

11.1. İstihkak davası nedir?

İstihkak davası, haczedilen bir malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğu iddiasıyla icra mahkemesinde açılan ve malın hacizden kurtarılmasını amaçlayan davadır.

11.2. İstihkak davasını kim açabilir?

Haczedilen malın kendisine ait olduğunu iddia eden üçüncü kişi veya mal üçüncü kişinin elinde bulunuyorsa alacaklı istihkak davası açabilir.

11.3. İstihkak davası süresi kaç gündür?

Genel olarak dava açma süresi 7 gündür. Süre, icra mahkemesi tebliği veya icra dairesinin bildirimi ile başlar ve hak düşürücü niteliktedir.

11.4. İstihkak davasında ispat yükü kime aittir?

Kural olarak mülkiyet iddiasında bulunan tarafa aittir. Ancak mal üçüncü kişinin elindeyse mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehine olabilir.

11.5. Dava kazanılırsa ne olur?

Mahkeme istihkak iddiasını kabul ederse haciz kaldırılır ve mal üzerindeki icra işlemleri sona erer.

11.6. Dava reddedilirse haciz devam eder mi?

Evet. Dava reddedilirse haciz geçerliliğini korur ve icra takibi devam eder.

11.7. İstihkak davası icra takibini durdurur mu?

Kural olarak takip tamamen durmaz; yalnızca ihtilaf konusu mal bakımından işlemler durabilir.

11.8. İstihkak davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme icra hukuk mahkemesidir ve yetkili mahkeme haczin yapıldığı yer mahkemesidir.

Yiğit Legal © 2026 Tüm hakları saklıdır.

bottom of page