top of page

Alan Adı Uyuşmazlığı Nedir? Domain Üzerinde Marka Hakkı Koruması

1. Giriş

İnternetin ticari hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte alan adları, işletmelerin dijital kimliğinin temel taşlarından biri hâline gelmiştir. Basit bir teknik tanımlama aracı olarak başlayan alan adları, bugün itibarıyla marka değeri, müşteri güveni ve rekabet avantajı taşıyan stratejik varlıklara dönüşmüştür. Bu dönüşüm beraberinde kendine özgü hukuki uyuşmazlıkları da getirmiştir.

Alan adı ile marka arasındaki gerilimin temelinde yapısal bir asimetri yatmaktadır. Marka tescil sistemleri coğrafi sınırlar içinde işlerken, alan adı kayıt sistemi küresel ölçekte ve büyük ölçüde "ilk gelen alır" ilkesiyle yönetilmektedir. Bu durum, tanınmış bir markanın adını bilerek ya da stratejik bir hesapla alan adı olarak tescil ettiren kötü niyetli kişilere kapı aralamaktadır. Sanal işgal (cybersquatting), kasıtlı yazım yanlışı (typosquatting) ve sahte ileti gönderimi (phishing) gibi yöntemlerle gerçekleştirilen bu ihlaller, marka sahiplerinin itibarını zedelemekte, tüketicileri yanıltmakta ve ciddi ekonomik kayıplara neden olmaktadır.

Bu makalede alan adı uyuşmazlıklarının hukuki boyutu, Türk hukuku ve uluslararası düzenlemeler ekseninde kapsamlı biçimde ele alınmaktadır. Önce alan adının hukuki niteliği ve ihlal türleri incelenmekte; ardından Türk hukukunun sunduğu koruma mekanizmaları olan Sınai Mülkiyet Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri tartışılmaktadır. Son olarak ICANN'ın Alan Adı Uyuşmazlıklarının Yeknesak Çözüm Politikası (UDRP) çerçevesinde işleyen uluslararası tahkim süreci ve bu sürecin sunduğu pratik avantajlar değerlendirilmektedir.


2. Alan Adı Kavramı ve Hukuki Niteliği

Alan adı, bir internet sitesinin karmaşık sayı dizilerinden oluşan IP adresini temsil eden, akılda kalıcı ve harflerden oluşan bir tanımlama aracıdır. 5098 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca alan adı; "internet üzerinde bulunan bilgisayar veya internet sitelerinin adreslerini belirlemek için kullanılan internet protokol numarasını tanımlayan adlar" olarak tanımlanmaktadır.

Hukuki niteliği itibarıyla alan adları, marka, ticaret unvanı ve işletme adı gibi ayırt edici işaretlerle büyük benzerlik taşımaktadır. Alan adları, tıpkı bu işaretler gibi, işletmeden bağımsız olarak işletmeyi kamuya tanıtmaya yarayan, ticari değer barındıran ve korunmaya muhtaç varlıklardır. Ancak alan adı kayıt sistemi ile marka tescil sistemi arasında hukuki bir bağlantı bulunmamaktadır. Marka tescili, alan adı tescili için bir engel oluşturmadığı gibi, alan adı tescili de marka hakkı doğurmamaktadır. Bu yapısal kopukluk, uyuşmazlıkların temel kaynağını oluşturmaktadır.

Hukuki niteliği itibarıyla alan adları; marka, ticaret unvanı ve işletme adı gibi ayırt edici işaretlerle büyük benzerlik taşımaktadır. Alan adları, tıpkı bu işaretler gibi işletmeden bağımsız olarak işletmeyi kamuya tanıtmaya yarayan, ticari değer barındıran ve korunmaya muhtaç varlıklardır. Ancak alan adı kayıt sistemi ile marka tescil sistemi arasında hukuki bir bağlantı bulunmamaktadır. Marka tescili, alan adı tescili için bir engel oluşturmadığı gibi, alan adı tescili de marka hakkı doğurmamaktadır. Bu yapısal kopukluk, uyuşmazlıkların temel kaynağını oluşturmaktadır.


3. Alan Adı İhlali Türleri

Alan adı ihlalleri, biçim ve amaç bakımından çeşitlilik göstermektedir. Hukuki sonuçları da bu çeşitliliğe paralel olarak farklılaşmaktadır. Başlıca ihlal türleri şunlardır:

•  Sanal İşgal (Cybersquatting): Tanınmış bir markanın veya kişi isminin bilinçli olarak alan adı olarak tescil ettirilmesidir. Amaç çoğunlukla hak sahibini zor durumda bırakarak yüksek bedelle devretmektir.

•  Kasıtlı Yazım Yanlışı (Typosquatting): Popüler alan adlarının sık yapılan yazım hatalarıyla tescil edilmesidir. Örneğin, "gooogle.com" veya "arcelik.net" gibi. Bu yöntemle kullanıcı trafiği çalınmakta ya da kötü amaçlı içerik sunulmaktadır.

•  Sahte İleti Gönderimi (Phishing): Gerçek bir markanın internet sitesiyle karıştırılacak kadar benzer alan adları kullanılarak sahte siteler oluşturulması ve kullanıcıların kişisel ya da finansal bilgilerinin ele geçirilmesi amaçlanmaktadır.

•  Rakip Markaların Alan Adını Tescil Ettirmesi: Bir işletmenin rakibine ait marka adını ya da ona çok yakın bir varyasyonu alan adı olarak tescil ettirerek rakibin internet ortamındaki varlığını engellemeye çalışmasıdır.

•  Farklı Uzantıyla Tescil: Hâlihazırda .com uzantısıyla kayıtlı bir alan adının .net, .org veya .com.tr uzantısıyla üçüncü kişilerce tescil edilmesidir. Bu durum marka sahibinin itibarına zarar verebilecek içeriklerle birlikte tüketiciyi yanıltma riski doğurur.

Söz konusu ihlallerin hukuki sonuçları incelendiğinde üç temel başlık öne çıkmaktadır: marka hakkı ihlali, kişilik hakkı ihlali ve haksız rekabet. Bu ihlallerin her biri, hem Türk iç hukuku hem de uluslararası mekanizmalar aracılığıyla önlenebilmektedir.


4. Türk Hukuku'nda Koruma Yolları

Türk hukuku, alan adı ihlallerine karşı marka sahiplerine ve hak sahiplerine birbirini tamamlayan üç farklı hukuki koruma yolu sunmaktadır. Bu yollar; Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki marka koruması, Türk Medeni Kanunu kapsamındaki kişilik hakkı koruması ve Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki haksız rekabet korumasıdır.


4.1. Marka Hukuku Kapsamında Koruma (SMK)

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/3-d maddesi, alan adı uyuşmazlıkları açısından belirleyici bir hüküm içermektedir. Bu maddeye göre; markaya ait işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin herhangi bir hakkı veya meşru bağlantısı bulunmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması, marka tescilinden doğan hakların ihlalini oluşturur.[2]

Maddenin uygulama koşulları incelendiğinde üç unsurun birlikte aranması gerektiği görülmektedir: İlk olarak, kullanılan işaretin tescilli marka ile aynı ya da karıştırılacak derecede benzer olması gerekir. İkinci olarak, alan adı sahibinin bu kullanım üzerinde herhangi bir hak ya da meşru bağlantısının bulunmaması aranır. Son olarak, kullanımın internet ortamında ticari etki yaratacak nitelikte olması gerekmektedir. Bu üç unsurun birlikte gerçekleşmesi hâlinde marka sahibi söz konusu fiilin önlenmesini talep etme hakkına sahiptir.

Marka sahibi, SMK kapsamında; ihlalin tespitini, ihlalin durdurulmasını, el koyma ve imha tedbirlerini, maddi ve manevi tazminatı, itibar kaybına ilişkin tazminatı ve ihlalin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep edebilir. Özellikle ihtiyati tedbir mekanizması, ihlalin hızla sonlandırılması açısından son derece etkili bir araçtır.

Maddenin uygulama koşulları incelendiğinde üç unsurun birlikte aranması gerektiği görülmektedir: İlk olarak, kullanılan işaretin tescilli marka ile aynı ya da karıştırılacak derecede benzer olması gerekir. İkinci olarak, alan adı sahibinin bu kullanım üzerinde herhangi bir hak ya da meşru bağlantısının bulunmaması aranır. Son olarak kullanımın internet ortamında ticari etki yaratacak nitelikte olması gerekmektedir. Bu üç unsurun birlikte gerçekleşmesi hâlinde marka sahibi söz konusu fiilin önlenmesini talep etme hakkına sahiptir.


4.2. Kişilik Hakkı Kapsamında Koruma (TMK)

Alan adı ihlali yalnızca marka hakkını değil, gerçek ve tüzel kişilerin isim hakları üzerindeki kişilik haklarını da ihlal edebilmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi hâkimden bu saldırının sona erdirilmesini talep etme hakkına sahiptir. İsim hakkı, kişilik haklarının ayrılmaz bir parçası olduğundan, başkasına ait bir ismin izinsiz olarak alan adı şeklinde tescil ettirilmesi bu hüküm kapsamında değerlendirilebilir.[3]

Bu kapsamda hak sahibi; alan adı ihlalinin tespitini, ihlalin durdurulmasını, hak sahipliğinin mahkemece tespitini ve maddi ile manevi tazminat ödenmesini talep edebilir. Özellikle tanınmış kişilerin veya büyük işletmelerin isimlerinin kötü amaçlı biçimde alan adı olarak tescil ettirildiği durumlarda bu yol etkin bir çözüm sunmaktadır.


4.3. Haksız Rekabet Kapsamında Koruma (TTK)

Alan adı ihlallerinin haksız rekabet boyutu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ile 56. maddeleri arasında düzenlenmektedir. TTK'nın 55. maddesi; dürüstlük kuralına aykırı rekabetçi davranışları örnek niteliğinde sayarken, alan adları yoluyla gerçekleştirilen karıştırılma ihtimali yaratan veya tanınmışlıktan haksız yarar sağlayan tesciller açıkça bu kapsamda değerlendirilebilir.[4]

Haksız rekabet hükümleri, marka tescili olmayan işletmelere de koruma imkânı sağlaması bakımından özel bir önem taşımaktadır. Marka tescili bulunmayan ancak piyasada fiilen tanınan bir işletmenin alan adının başkası tarafından tescil ettirilmesi hâlinde TTK hükümleri devreye girerek etkin bir koruma zemini oluşturabilir. Bu kapsamda zarar gören taraf; haksız rekabetin tespitini, men'ini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve tazminat ödenmesini talep edebilir.


5. Uluslararası Çözüm: UDRP Süreci

Alan adı uyuşmazlıklarının sınır ötesi niteliği, yerel mahkemeleri çoğu zaman yetersiz kılmaktadır. Bu boşluğu doldurmak üzere ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers) tarafından 1999 yılında oluşturulan Alan Adı Uyuşmazlıklarının Yeknesak Çözüm Politikası (UDRP), günümüzde alan adı ihlallerine karşı başvurulan en etkin ve hızlı uluslararası çözüm mekanizmasıdır. Jenerik üst düzey alan adlarını (.com, .org, .net vb.) kaydettiren her kişi, kayıt sözleşmesi gereği UDRP'ye tabi olmayı kabul etmektedir.[5]


5.1. UDRP'nin Üç Şartı

UDRP uyarınca bir uyuşmazlığın bu usul çerçevesinde görülebilmesi için şikâyetçinin üç koşulu birlikte ispat etmesi gerekmektedir:

•  Benzerlik Şartı: Alan adı, şikâyetçiye ait tescilli marka ile aynı veya karıştırılacak derecede benzer olmalıdır. Heyet bu değerlendirmede sözcük yapısını, telaffuzu ve görsel izlenimi esas almaktadır.

•  Meşru Menfaat Yokluğu: Alan adı sahibinin bu alan adı üzerinde herhangi bir hakkı ya da meşru menfaati bulunmamalıdır. Bu şart; sahibinin markayı tanıyıp tanımadığını, ticari bir kullanımının olup olmadığını ve gerçek bir işletme faaliyetiyle bağlantısını sorgulamaktadır.

•  Kötü Niyet: Alan adı kötü niyetle tescil edilmiş ve kullanılıyor olmalıdır. Kötü niyetin varlığına işaret eden başlıca hâller şunlardır: alan adını hak sahibine satma amacı güdülmesi, rakibin ticari faaliyetini engelleme kastı, tüketiciyi kasıtlı olarak yanıltma veya markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlama.

Alan adı sahibi ise aşağıdaki hâllerden birini kanıtlayarak meşru menfaatini ortaya koyabilir: uyuşmazlık merkeze bildirilmeden önce alan adını veya buna karşılık gelen bir adı iyi niyetle mal ya da hizmet sunmak amacıyla kullanması ya da kullanmaya hazırlanması; marka tescili olmaksızın alan adıyla yaygın biçimde tanınması; ve tüketiciyi yanıltma ya da markayı lekeleme kastı olmaksızın alan adını ticari olmayan meşru amaçlarla kullanması.


5.2. Başvuru Süreci ve Heyet

UDRP süreci, marka hakkı sahibinin ICANN tarafından akredite edilmiş bir uyuşmazlık çözüm merkezine standart bir şikâyet formu sunmasıyla başlar. Bu makalenin kaleme alındığı dönemde ICANN tarafından yetkilendirilmiş merkezler arasında Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), Asya Alan Adı Uyuşmazlık Çözüm Merkezi, Çekya İnternet Uyuşmazlıkları Tahkim Merkezi, Arap Alan Adı Uyuşmazlık Çözüm Merkezi, Kanada Uluslararası İnternet Uyuşmazlık Çözüm Merkezi ve Ulusal Forum yer almaktadır. Uygulamada WIPO bu merkezler arasında en fazla başvuru alan kurum konumundadır.[6]

Şikâyetin merkeze iletilmesinin ardından alan adı sahibine standart bir cevap formu gönderilir. Cevap süresinin dolmasının ardından marka hukuku, alan adları ve e-ticaret konularında uzmanlaşmış bir veya üç üyeden oluşan heyet kurulur. Heyetin yapısı, uyuşmazlığın karmaşıklığı ve tarafların tercihi gözetilerek belirlenmektedir.[7]


5.3. Karar ve Uygulama

Heyet, uyuşmazlığı en fazla 45 gün içinde karara bağlar. Verilebilecek kararlar şunlardır: alan adının marka hakkı sahibine devri, alan adının iptali veya şikâyetin reddi. Heyetin tazminata hükmetme yetkisi bulunmamakla birlikte bu durum, UDRP'yi pratik açıdan daha az cazip kılmaz; zira hak sahiplerinin asıl hedefi çoğunlukla tazminat almak değil, kötü niyetli tescile bir an önce son vermektir.

Heyetin verdiği karar, uyuşmazlığa konu alan adını kaydeden kuruluş tarafından kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde uygulanır. Bu süre, alan adı sahibinin yerel mahkemeye başvurma hakkı için tanınmış bir itiraz süresidir. UDRP, devlet mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldırmamakta; aksine "ortak yargı yetkisi" ilkesi çerçevesinde taraflardan her biri uyuşmazlığı yetkili devlet mahkemesine de götürebilmektedir. Yetkili mahkeme; kayıt kuruluşunun merkezinin bulunduğu yer ya da alan adı sahibinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Bu paralel yargı yetkisi mekanizması, bazı usuli kaygılara zemin hazırlamaktadır. Bilhassa devlet mahkemelerinin yavaş işleyişi ile UDRP'nin hızlı kararları arasındaki gerilim, nihai çözümün gecikmesine yol açabilmektedir. Ne var ki UDRP'nin uygulama istatistikleri değerlendirildiğinde, marka sahipleri lehine sonuçlanan dava oranının yüksekliği bu mekanizmanın etkinliğini açıkça ortaya koymaktadır.[8]


6. Yetkili Uyuşmazlık Çözüm Merkezleri

UDRP kapsamındaki uyuşmazlıklar, ICANN'ın yetkilendirdiği merkezler aracılığıyla yürütülmektedir. Bu merkezlerin her biri UDRP'nin temel ilkelerine bağlı olmakla birlikte, ek kurallar ve prosedürler bakımından birbirinden ayrışmaktadır. Merkezlerin seçiminde uyuşmazlığın taraflarının coğrafi konumları, kullanılan dil ve konunun uzmanlık gerektirdiği alan belirleyici rol oynamaktadır.[9]

WIPO, Arbitration and Mediation Center bünyesinde yürütülen alan adı uyuşmazlık çözümü hizmeti, dünya genelinde en fazla kullanılan platform olma özelliğini korumaktadır. Türk marka sahiplerinin uluslararası alan adı uyuşmazlıklarında da ağırlıklı olarak WIPO'ya başvurduğu görülmektedir. WIPO'nun sunduğu karar veritabanı, içtihat gelişimi ve strateji belirleme açısından son derece değerli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

WIPO verilerine göre son yıllarda dünya genelinde alan adı uyuşmazlıklarının sayısı sürekli artış göstermektedir. Bu artış, e-ticaretin büyümesi ve markaların dijital varlıklarını koruma ihtiyacının giderek derinleşmesiyle doğrudan bağlantılıdır.


7. Marka Sahiplerine Pratik Öneriler

Alan adı uyuşmazlıklarında sağlam bir hukuki strateji, hem önleyici hem de müdahale edici boyutlar içermelidir. Marka sahiplerinin aşağıdaki pratik adımları göz önünde bulundurmaları önerilmektedir:

•  Proaktif Tescil: Markanın yalnızca .com uzantısıyla değil; .net, .org, .com.tr, .net.tr gibi yaygın uzantılarla da tescil ettirilmesi, olası ihlallerin önüne geçmenin en etkili yoludur. Marka adının farklı yazım biçimleri ve yaygın yazım hataları da bu kapsamda değerlendirilebilir.

•  Sürekli İzleme: Alan adı izleme hizmetleri (domain monitoring) aracılığıyla marka adına yakın yeni tescillerin anlık olarak takip edilmesi, erken müdahale imkânı sağlar. Olası bir ihlal tespit edildiğinde zaman kaybetmeksizin harekete geçmek, hem UDRP hem de Türk mahkemeleri önündeki süreçlerde kritik avantaj yaratır.

•  Delil Toplama ve Belgeleme: İhlalin tespit edilmesi hâlinde alan adı kaydına, kötü niyete ve oluşan zarara ilişkin tüm dijital delillerin (ekran görüntüleri, WHOIS kayıtları, trafik verileri) eksiksiz ve tarihli biçimde muhafaza edilmesi, ilerleyen süreçte ispat açısından belirleyici rol oynayacaktır.

•  Doğru Mekanizmanın Seçimi: Uyuşmazlığın niteliğine göre UDRP veya Türk mahkemeleri arasında tercih yapılmalıdır. UDRP; hız, uzman heyet ve düşük maliyet açısından üstünlük sunarken Türk mahkemeleri; tazminat talepleri, cezai yaptırımlar ve daha kapsamlı ihtiyati tedbirler için tercih edilmelidir.

•  Uzman Hukuki Danışmanlık: Gerek UDRP başvurularında gerekse iç hukuk yollarında bilişim ve fikri mülkiyet hukukunda uzmanlaşmış bir avukattan destek almak, sürecin etkin ve verimli yönetilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.


8. Sonuç

Alan adı uyuşmazlıkları, dijital ekonominin olgunlaşmasıyla birlikte giderek daha karmaşık ve çok boyutlu bir hukuki meseleye dönüşmüştür. Bir yanda küresel ölçekte işleyen ve büyük ölçüde "ilk gelen alır" ilkesine dayanan alan adı kayıt sistemi; öte yanda coğrafi sınırlar içinde kalan marka tescil mekanizmaları durduğu sürece bu gerilim varlığını sürdürecektir.

Türk hukuku bu uyuşmazlıklara karşı kapsamlı bir normatif çerçeve sunmaktadır. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/3-d maddesi; internet ortamındaki marka ihlallerini açıkça düzenleyerek marka sahiplerine güçlü bir hukuki zemin sağlamaktadır. Türk Medeni Kanunu ise marka tescili olmaksızın da kişilik hakkı ihlali gerekçesiyle koruma kapısı aralamaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri ise bu iki koruma şeridini tamamlayan ve özellikle tescilsiz hak sahipleri için hayati bir güvence işlevi gören üçüncü bir mekanizma sunmaktadır.

Uluslararası alanda ise UDRP, hız, uzmanlık ve maliyet etkinliği açısından yerel mahkemelere kıyasla belirgin üstünlükler taşımaktadır. En fazla 45 gün içinde sonuçlanan ve alan adı konusunda uzman heyetlerin yönettiği bu süreç, özellikle sınır ötesi uyuşmazlıklarda fiilen vazgeçilmez bir çözüm yolu hâline gelmiştir. Bununla birlikte UDRP'nin tazminata hükmedememesi ve devlet mahkemelerinin yetkisini tanıması, mekanizmanın bazı sınırlılıklarını gözler önüne sermektedir.

Sonuç itibarıyla, marka sahiplerinin en etkili koruma stratejisi; proaktif alan adı tescili, sürekli dijital izleme, erken hukuki müdahale ve uyuşmazlığın niteliğine göre doğru mekanizmanın seçilmesinin bir bütün olarak hayata geçirilmesinden geçmektedir. Dijital dünyada marka hakkının gerçek anlamda korunması, hukuki farkındalığı teknik öngörüyle buluşturan bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.


Kaynakça

Mevzuat

•  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (RG: 10.01.2017/29944).

•  4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.

•  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.

•  5098 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu.

Uluslararası Düzenlemeler ve Kurumsal Kaynaklar

•  ICANN, Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy, https://www.icann.org/resources/pages/policy-2012-02-25-en (Erişim tarihi: 20.10.2023).

•  ICANN, Rules for Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy, https://www.icann.org/resources/pages/udrp-rules-2015-03-11-en (Erişim tarihi: 20.10.2023).

•  Asian International Arbitration Centre (AIAC), Guide to Domain Name Dispute Resolution, 2018, https://aiac.world/Domain-Name-Book_2018.pdf (Erişim tarihi: 20.10.2023).

•  WIPO Arbitration and Mediation Center, Domain Name Statistics, https://www.wipo.int/amc/en/domains/statistics/ (Erişim tarihi: 20.10.2023).

[1]5098 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, m. 3.

[2]6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m. 7/3-d (RG: 10.01.2017/29944).

[3]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 24.

[4]6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 54, 55, 56.

[5]Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy, https://www.icann.org/resources/pages/policy-2012-02-25-en (Erişim tarihi: 20.10.2023).

[6]Bu makalenin yazımı aşamasında ICANN tarafından yetkili kılınan uyuşmazlık çözüm merkezleri şunlardır: Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), Asya Alan Adı Uyuşmazlık Çözüm Merkezi, Çekya İnternet Uyuşmazlıkları Tahkim Merkezi, Arap Alan Adı Uyuşmazlık Çözüm Merkezi, Kanada Uluslararası İnternet Uyuşmazlık Çözüm Merkezi ve Ulusal Forum.

[7]Rules for Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy (the 'Rules'), https://www.icann.org/resources/pages/udrp-rules-2015-03-11-en (Erişim tarihi: 20.10.2023).

[8]UDRP m. 4(k): Kayıt kuruluşunun merkezinin bulunduğu yer veya Alan Adı Sahibi'nin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

[9]Asian International Arbitration Centre, Guide to Domain Name Dispute Resolution, 2018, s. 12, https://aiac.world/Domain-Name-Book_2018.pdf (Erişim tarihi: 20.10.2023).

[10]WIPO, Domain Name Statistics, https://www.wipo.int/amc/en/domains/statistics/ (Erişim tarihi: 20.10.2023).

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Alan adı (domain) uyuşmazlığı nedir?

Alan adı uyuşmazlığı, bir alan adının başka bir kişi veya şirket tarafından, mevcut bir marka, ticaret unvanı veya isim hakkını ihlal edecek şekilde tescil edilmesi veya kullanılması durumunda ortaya çıkan hukuki ihtilaftır. Bu tür uyuşmazlıklar genellikle marka hakkı ihlali, haksız rekabet veya kötü niyetli alan adı tescili iddialarıyla gündeme gelir.

Bir alan adının marka hakkını ihlal ettiği nasıl anlaşılır?

Bir alan adı, tescilli bir markayla aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer ise ve bu alan adı kötü niyetle tescil edilmiş ya da ticari kazanç sağlamak amacıyla kullanılıyorsa marka hakkı ihlali söz konusu olabilir. Özellikle kullanıcıları yanıltma, markanın itibarından yararlanma veya markayı engelleme amacı taşıyan tesciller ihlal kapsamında değerlendirilir.

Domain uyuşmazlıklarında hangi hukuki yollar kullanılabilir?

Alan adı uyuşmazlıklarında marka sahipleri iki temel yola başvurabilir:

  1. İdari çözüm yolları: Özellikle uluslararası alan adlarında ICANN kapsamında uygulanan UDRP (Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy) prosedürü kullanılabilir.

  2. Yargısal yollar: Marka hakkı ihlali veya haksız rekabet nedeniyle ilgili mahkemelerde dava açılabilir.

Kötü niyetli alan adı tescili (cybersquatting) nedir?

Cybersquatting, bir kişinin başkasına ait tanınmış veya tescilli bir markayı alan adı olarak kötü niyetle tescil ederek bundan ticari kazanç elde etmeye çalışmasıdır. Bu durum genellikle markayı sahibine yüksek bedelle satma veya kullanıcıları yanıltarak trafik elde etme amacıyla gerçekleştirilir.

Marka sahibi domaini geri alabilir mi?

Evet. Marka sahibi, alan adının kötü niyetli şekilde tescil edildiğini ve kendi marka hakkını ihlal ettiğini ispat edebilirse, alan adının iptal edilmesini veya kendisine devredilmesini talep edebilir. Bu sonuç hem UDRP gibi idari süreçlerde hem de mahkeme kararlarıyla elde edilebilir.

Alan adı uyuşmazlıklarında hangi kurumlar yetkilidir?

Uluslararası alan adı uyuşmazlıklarında en yaygın başvuru mercilerinden biri World Intellectual Property Organization(WIPO) Tahkim ve Arabuluculuk Merkezidir. Türkiye’de ise uyuşmazlığın niteliğine göre fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri yetkili olabilir.

Domain tescilinden önce marka araştırması yapmak neden önemlidir?

Alan adı tescilinden önce marka araştırması yapmak, ileride ortaya çıkabilecek marka ihlali ve alan adı uyuşmazlıklarını önlemek açısından kritik öneme sahiptir. Mevcut bir markayla aynı veya benzer alan adının tescil edilmesi, hukuki yaptırımlara ve alan adının kaybına yol açabilir.

Hukuki Uyarı

Bu internet sitesinde yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Açıklamalar, herhangi bir somut olay veya özel hukuki durum bakımından bağlayıcı hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımamaktadır.

Her somut olay kendi özel koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, burada yer alan bilgiler esas alınarak işlem tesis edilmesi tavsiye edilmez. Hukuki destek gerektiren durumlarda uzman bir hukukçudan profesyonel danışmanlık alınması önerilir.

Site içeriğinin tamamı fikri mülkiyet hukuku kapsamında korunmakta olup, izinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir.

Yiğit Legal © 2026 Tüm hakları saklıdır.

bottom of page