top of page

TCK 250 Kapsamında İrtikap Suçu

1. Giriş

İrtikap suçu, Türk Ceza Hukuku sisteminde kamu görevlilerinin görevlerinden doğan yetkileri kötüye kullanmalarını önlemeyi amaçlayan en ağır suç tiplerinden biridir. Kamu gücünün birey üzerinde baskı aracı hâline gelmesi, hukuk devleti ilkesine ve kamu idaresine duyulan güvene doğrudan zarar verir. Bu nedenle kanun koyucu, irtikap fiilini yalnızca bir görevi kötüye kullanma olarak değil, kamu düzenini ve idarenin güvenilirliğini hedef alan özel bir suç olarak düzenlemiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 250. maddesinde yer alan irtikap suçu, yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilen özgü bir suçtur. Suçun temelinde, kamu görevlisinin görevinden kaynaklanan nüfuzunu kullanarak bir kişiyi haksız menfaat sağlamaya zorlaması, aldatması veya onun hatasından yararlanması yer alır. Bu yönüyle irtikap, rüşvetten ve görevi kötüye kullanmadan ayrılan, kendine özgü unsurları bulunan bir suç tipidir.

Bu çalışmada irtikap suçunun hukuki niteliği, unsurları, türleri, diğer suçlardan farkları ve Yargıtay uygulaması bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.

2. İrtikap Suçunun Hukuki Niteliği ve Kanuni Dayanağı

İrtikap suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar” başlıklı bölümünde, 250. maddede düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile kamu görevlisinin görevinden doğan yetkisini kişisel çıkar amacıyla kullanmasının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Kanun koyucu, kamu gücünün kötüye kullanımını sıradan bir disiplin ihlali olarak görmemiş, aksine kamu düzenini tehdit eden ağır bir suç olarak değerlendirmiştir.

TCK m.250’de irtikap suçu üç farklı görünüm biçimiyle ele alınmıştır. Bunlar icbar suretiyle irtikap, ikna suretiyle irtikap ve hatadan yararlanma suretiyle irtikaptır. Ayrıca maddenin dördüncü fıkrasında, suçun daha az cezayı gerektiren hâline yer verilmiştir. Bu yapı, irtikabın tek tip bir suç olmadığını, farklı yoğunluk derecelerine göre değişen hukuki görünümlerinin bulunduğunu göstermektedir.

3. Korunan Hukuki Değer

İrtikap suçuyla korunan temel hukuki değer, kamu idaresine duyulan güven ve kamu görevinin dürüst, tarafsız ve eşit biçimde yürütülmesidir. Kamu görevlisinin yetkisini kişisel çıkarı için kullanması, yalnızca mağdurun zarar görmesine değil, aynı zamanda toplumun devlete olan güveninin sarsılmasına yol açar.

Bu nedenle irtikap suçu, bireysel bir menfaat ihlalinin ötesinde, kamu düzenini ve hukuk devletini tehdit eden bir fiil olarak kabul edilmektedir. Kanun koyucu, bu yönüyle irtikabı yalnızca mağdura karşı işlenen bir suç olarak değil, kamuya karşı işlenen bir suç olarak düzenlemiştir.

4. Suçun Unsurları

4.1. Fail

İrtikap suçu yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinde tanımlanan kamu görevlisi kavramı geniş yorumlanmakta olup, kamu hizmetinin yürütülmesine katılan herkes bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hâkimler, savcılar, polis memurları, belediye personeli, öğretmenler, sağlık çalışanları ve kamu adına görev yapan diğer kişiler irtikap suçunun faili olabilir.

Kamu görevlisi olmayan kişiler bu suçun doğrudan faili olamazlar. Ancak bu kişiler, kamu görevlisini azmettirmeleri veya suça yardım etmeleri hâlinde iştirak hükümleri çerçevesinde sorumlu tutulabilirler.

4.2. Mağdur

İrtikap suçunun mağduru, kamu görevlisinin görevi nedeniyle muhatap olduğu kişidir. Bu kişi bir vatandaş, bir şirket temsilcisi ya da herhangi bir başvuru sahibi olabilir. Önemli olan, mağdurun kamu görevlisinin yetkisi karşısında zayıf konumda bulunmasıdır.

Mağdur, çoğu zaman hakkı olan bir işlemin yapılmaması, geciktirilmesi veya olumsuz sonuçlanması korkusuyla hareket etmekte ve bu nedenle menfaat sağlamaya yönelmektedir. Bu durum, irtikap suçunun en belirgin özelliklerinden biridir.

4.3. Suçun Konusu

İrtikap suçunun maddi konusu, sağlanan veya sağlanması istenen haksız menfaattir. Bu menfaat para olabileceği gibi, eşya, hizmet, indirim, bağış veya üçüncü bir kişiye sağlanan çıkar şeklinde de ortaya çıkabilir. Menfaatin mutlaka failin kendisine yönelmesi gerekmez; başkası lehine sağlanması da suçun oluşması için yeterlidir.

5. Maddi Unsur: Fiil, Netice ve Nedensellik

İrtikap suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Kanunda öngörülen üç farklı hareketten biriyle işlenebilir. Bunlar icbar, ikna ve hatadan yararlanmadır.

İcbar suretiyle irtikapta kamu görevlisi, mağdur üzerinde baskı kurarak onu menfaat sağlamaya zorlar. Bu baskı çoğu zaman açık tehdit şeklinde olmayıp, görevin yapılmaması, geciktirilmesi veya olumsuz sonuç doğuracağı ima edilerek gerçekleştirilir. Mağdur, hakkını elde edebilmek için istemediği bir ödemeyi yapmak zorunda kalır.

İkna suretiyle irtikapta ise mağdur, kamu görevlisinin hileli davranışları nedeniyle yanılgıya düşürülür. Kamu görevlisi, görevinden kaynaklanan güveni kötüye kullanarak mağduru menfaat sağlamaya ikna eder. Mağdur çoğu zaman yaptığı ödemenin haksız olduğunu bilmez.

Hatadan yararlanma suretiyle irtikapta ise kamu görevlisi, mağdurun yaptığı hatayı bilmesine rağmen bunu düzeltmez ve bu hatadan yararlanarak menfaat elde eder. Bu durumda aktif bir aldatma bulunmasa bile, bilerek susmak suçun oluşması için yeterlidir.

İrtikap suçu neticeli bir suçtur. Netice, haksız menfaatin elde edilmesi ya da bu yönde vaatte bulunulmasıdır. Fiil ile netice arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gerekir.

6. Manevi Unsur

İrtikap suçu yalnızca kasten işlenebilir. Failin, kamu görevlisi olduğunu, görevinden kaynaklanan nüfuzu kullandığını ve haksız menfaat sağladığını bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Taksirle irtikap mümkün değildir.

Hatadan yararlanma hâlinde de failin mağdurun hatasını fark etmiş olması şarttır. Hata fark edilmeden elde edilen menfaat, irtikap suçunu oluşturmaz.

7. Hukuka Aykırılık

İrtikap suçunda hukuka uygunluk sebebi bulunmaz. Talep edilen veya alınan menfaatin yasal dayanağı varsa suç oluşmaz. Örneğin, kanunen alınması gereken bir harcın tahsil edilmesi irtikap olarak değerlendirilemez.

Bu nedenle her olayda menfaatin gerçekten haksız olup olmadığı dikkatle incelenmelidir.

8. İrtikap ile Görevi Kötüye Kullanma Arasındaki Fark

İrtikap ile görevi kötüye kullanma arasındaki fark uygulamada büyük önem taşır. İrtikapta mutlaka haksız menfaat bulunur ve mağdurun iradesi baskı, aldatma veya hata yoluyla sakatlanmıştır. Görevi kötüye kullanmada ise menfaat şart değildir; görevin gereklerine aykırı hareket edilmesi yeterlidir.

Bu nedenle somut olayda menfaat unsuru mevcutsa ve bu menfaat kamu görevlisinin nüfuzunu kullanması sonucu elde edilmişse, suç irtikap olarak nitelendirilir. Menfaat yoksa ve yalnızca göreve aykırı davranış söz konusuysa, görevi kötüye kullanma gündeme gelir.

9. Yaptırım

İrtikap suçu, kamu görevinin kötüye kullanılmasının en ağır biçimlerinden biri olduğu için ciddi yaptırımlara bağlanmıştır. Suçun işleniş biçimine göre hapis cezası uygulanmakta, ayrıca kamu görevinden yasaklama gibi güvenlik tedbirleri de gündeme gelmektedir.

Menfaatin düşük olması hâlinde hâkim, maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezada indirim yapabilir. Ancak bu indirim takdiri olup, her olayda otomatik olarak uygulanmaz.

10. Yargıtay Uygulaması

Yargıtay içtihatlarında irtikap suçunun varlığı değerlendirilirken özellikle şu hususlar dikkate alınmaktadır: kamu görevlisinin yetkisini kullanıp kullanmadığı, mağdurun iradesinin baskı veya aldatma sonucu etkilenip etkilenmediği, menfaatin gerçekten haksız olup olmadığı ve fiil ile menfaat arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı.

Yargıtay, özellikle kolluk görevlilerinin karıştığı olaylarda irtikap ile rüşvet ve nitelikli yağma ayrımını titizlikle yapmaktadır.

11. Sonuç

İrtikap suçu, kamu görevinin kişisel çıkar amacıyla kötüye kullanılmasının en ağır biçimlerinden biridir. Bu suç, yalnızca mağduru değil, kamu düzenini ve devlete duyulan güveni de doğrudan zedelemektedir. Bu nedenle irtikap suçunun unsurlarının doğru tespit edilmesi, benzer suçlardan ayırt edilmesi ve özellikle menfaat unsurunun dikkatle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Uygulamada hatalı vasıflandırmaların önüne geçilebilmesi için her olayda kamu görevlisinin konumu, mağdurun iradesi, menfaatin niteliği ve fiilin işleniş biçimi birlikte değerlendirilmelidir.

YASAL UYARI

Bu metin bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık yerine geçmez. TCK 250 kapsamında soruşturma veya kovuşturma ile karşılaşan kişilerin bir ceza hukuku uzmanına başvurması gerekir.

Yiğit Legal © 2026 Tüm hakları saklıdır.

bottom of page