Deniz Sigorta Şirketlerinin (P&I Kulüpleri) İcra Takibindeki Rolü ve Teminat Mektupları
1. GİRİŞ
Deniz ticareti, uluslararası ticaretin omurgasını oluşturan en önemli lojistik faaliyet alanlarından biridir. Küresel mal taşımacılığının yaklaşık %80’inin denizyolu ile gerçekleştirildiği dikkate alındığında, deniz ticaretinde doğan uyuşmazlıkların ekonomik etkisinin son derece geniş olduğu görülür. Bu bağlamda gemi işletmeciliği faaliyetinden doğan sorumlulukların teminat altına alınması, yalnızca ticari risk yönetimi açısından değil, aynı zamanda alacaklıların korunması bakımından da kritik bir işlev görmektedir.
İşte bu noktada, klasik sigorta mekanizmalarından farklı bir yapıya sahip olan Koruma ve Tazmin (Protection and Indemnity – P&I) Kulüpleri, denizcilik hukukunun en özgün kurumlarından biri olarak karşımıza çıkar. P&I kulüpleri, gemi maliklerinin üçüncü kişilere karşı doğabilecek sorumluluklarını teminat altına alan karşılıklı sigorta kuruluşlarıdır. Bu kuruluşların sağladığı teminatlar, özellikle gemi alacaklılarının haklarını güvence altına alan icra süreçlerinde önemli bir rol oynamaktadır.
İcra hukuku perspektifinden bakıldığında ise P&I kulüplerinin rolü çoğunlukla teminat mektupları üzerinden somutlaşır. Zira gemi alacaklısı tarafından başlatılan haciz veya ihtiyati haciz süreçlerinde, geminin seferden alıkonulması ciddi ticari sonuçlar doğurduğundan, gemi işletmecileri çoğu zaman geminin serbest bırakılması için P&I kulübü tarafından düzenlenen teminat mektuplarına başvurur. Bu teminatlar, uygulamada mahkeme teminatı veya banka teminat mektubu yerine kabul edilebilmekte ve icra sürecinin seyrini doğrudan etkilemektedir.
Bu makalede, P&I kulüplerinin hukuki niteliği, icra takibindeki fonksiyonu ve teminat mektuplarının hukuki rejimi ayrıntılı biçimde incelenecek; ayrıca uygulamadaki sorunlar ve doktrindeki tartışmalar sistematik bir çerçevede ele alınacaktır.
1.1. P&I KULÜPLERİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE HUKUKİ NİTELİĞİ
P&I kulüplerinin kökeni 19. yüzyıl İngiltere’sine dayanır. Klasik deniz sigortalarının gemi maliklerinin tüm sorumluluk risklerini karşılamaması nedeniyle, gemi sahipleri karşılıklı dayanışma esasına dayanan sigorta birlikleri kurmuşlardır. Zamanla bu birlikler kurumsallaşmış ve günümüzde uluslararası deniz ticaretinin vazgeçilmez aktörleri haline gelmiştir.
Hukuki açıdan P&I kulüpleri, klasik anlamda ticari sigorta şirketlerinden farklıdır. Zira bu kuruluşlar genellikle karşılıklı sigorta (mutual insurance) prensibine göre faaliyet gösterir. Bu modelde sigortalılar aynı zamanda kulübün üyesidir ve risk paylaşımı üyeler arasında gerçekleşir. Bu nedenle P&I kulüplerinin hukuki statüsü, çoğu hukuk sisteminde sigorta şirketi ile kooperatif benzeri bir yapı arasında hibrit bir karakter taşır.
Türk hukuku bakımından P&I kulüplerinin doğrudan düzenlendiği özel bir mevzuat bulunmamakla birlikte, uygulamada bu kuruluşların teminatlarının kabul edildiği ve özellikle deniz ticareti uyuşmazlıklarında fiilen sigorta teminatı işlevi gördüğü görülmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun deniz ticaretine ilişkin hükümleri ile uluslararası sözleşmeler birlikte değerlendirildiğinde, P&I teminatlarının gemi işletmecisinin sorumluluğunu güvence altına alan bir finansal güvence mekanizması olduğu söylenebilir.
1.2. DENİZ ALACAKLARI VE SORUMLULUK REJİMİ
P&I kulüplerinin icra takibindeki rolünü doğru şekilde anlayabilmek için öncelikle deniz alacaklarının niteliğini ortaya koymak gerekir. Deniz alacakları, geminin işletilmesinden doğan ve çoğu zaman gemi üzerinde ayni güvence niteliği taşıyan özel alacak türleridir.
Bu alacaklar genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:
Gemi adamlarının ücret ve diğer işçilik alacakları
Kurtarma ve çevre zararları
Çatma ve diğer deniz kazalarından doğan tazminatlar
Liman, rıhtım ve kılavuzluk ücretleri
Yük hasarından doğan sorumluluklar
Bu alacakların önemli bir kısmı, uluslararası sözleşmeler ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca gemi alacağı hakkıveya deniz alacağı niteliği taşır ve gemi üzerinde güçlü bir teminat sağlar. Dolayısıyla alacaklılar çoğu zaman alacaklarını güvence altına almak amacıyla gemi hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunur.
İşte P&I kulüpleri tam da bu noktada devreye girer. Zira geminin bağlanması hem armatör hem de yük sahipleri bakımından ciddi ticari kayıplara yol açacağından, kulüpler tarafından verilen teminat mektupları geminin serbest bırakılmasını sağlayan pratik bir çözüm sunar.
1.3. İCRA HUKUKU BAĞLAMINDA GEMİ HACZİ VE İHTİYATİ HACİZ
İcra hukuku bakımından gemiler, ekonomik değeri yüksek taşınır mallar olmakla birlikte, hukuki rejimleri bakımından birçok yönüyle taşınmazlara benzer şekilde ele alınmaktadır. Özellikle gemi siciline kayıtlı gemiler üzerinde kurulan hakların aleniyeti ve takip prosedürü, gemilerin kendine özgü bir icra rejimine tabi olduğunu göstermektedir.
Deniz alacaklısı, alacağını güvence altına almak amacıyla gemi hakkında ihtiyati haciz talep edebilir. İhtiyati haciz, alacağın varlığına ilişkin kuvvetli emarelerin bulunması halinde, geminin seferden men edilerek alacağın tahsilinin güvence altına alınmasını sağlar.
Ancak uygulamada ihtiyati haczin uzun süre devam etmesi, geminin ticari faaliyetini durdurduğundan çok yüksek maliyetlere yol açar. Bu nedenle hukuk sistemleri, borçlunun uygun bir teminat göstermesi halinde geminin serbest bırakılmasına izin verir.
İşte P&I kulüplerinin verdiği teminat mektupları bu aşamada kritik bir işlev görür. Zira bu mektuplar sayesinde:
Gemi üzerindeki haciz kaldırılabilir,
Alacaklı alacağını teminat altına alır,
Ticari faaliyet kesintiye uğramaz.
Bu yönüyle P&I teminatları, icra hukukunda klasik teminat türlerine alternatif bir güvence mekanizması olarak değerlendirilmektedir.
1.4. TEMİNAT MEKTUBU KAVRAMI VE P&I TEMİNATLARININ ÖZELLİKLERİ
Teminat mektubu, borçlunun edimini yerine getirmemesi halinde alacaklıya belirli bir bedelin ödeneceğini garanti eden bağımsız bir taahhüttür. Banka teminat mektuplarında bu taahhüt bankaya aitken, P&I teminatlarında taahhüt kulüp tarafından verilir.
P&I teminat mektuplarının klasik banka teminatlarından ayrıldığı başlıca noktalar şunlardır:
Karşılıklı sigorta temeline dayanması
Uluslararası denizcilik uygulamalarına göre düzenlenmesi
Çoğunlukla “Letter of Undertaking (LOU)” formunda olması
Bağımsız garanti niteliğinin tartışmalı olması
Özellikle son husus doktrinde yoğun tartışmalara konu olmuştur. Zira bazı görüşler P&I teminatlarının bağımsız garanti niteliği taşıdığını savunurken, diğer görüşler bu teminatların sigorta sözleşmesine bağlı tali bir yükümlülük olduğunu ileri sürmektedir. Bu ayrım, teminatın icra edilebilirliği ve alacaklının doğrudan kulübe başvurup başvuramayacağı bakımından büyük önem taşır.
1.5. KONUNUN UYGULAMADAKİ ÖNEMİ
P&I kulüplerinin icra süreçlerindeki rolü yalnızca teorik bir tartışma değildir. Özellikle büyük liman şehirlerinde, gemi hacizlerinin önemli bir kısmı P&I teminatı karşılığında kaldırılmaktadır. Bu durum, deniz ticaretinin kesintisiz devam etmesini sağlarken aynı zamanda alacaklıların da makul bir güvenceye kavuşmasına imkân tanır.
Bununla birlikte uygulamada bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır:
Mahkemelerin P&I teminatlarını her zaman kabul etmemesi
Teminatın kapsamına ilişkin uyuşmazlıklar
Kulübün ödeme yükümlülüğünün sınırları
Yabancı para ve yetki klozları
Bu sorunlar, P&I teminatlarının hukuki niteliğinin netleştirilmesini ve icra hukuku içindeki yerinin daha açık şekilde ortaya konulmasını gerekli kılmaktadır.
2. P&I TEMİNAT MEKTUPLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE İCRA TAKİBİNDE İŞLEVİ
2.1. P&I TEMİNAT MEKTUPLARININ HUKUKİ MAHİYETİ
P&I kulüpleri tarafından düzenlenen teminat mektuplarının hukuki niteliği, deniz ticareti hukuku ile icra hukuku arasındaki kesişim alanında yer alan en tartışmalı konulardan biridir. Uygulamada genellikle Letter of Undertaking (LOU) olarak adlandırılan bu belgeler, gemi hakkında uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması veya icra takibinin teminat altına alınması amacıyla düzenlenir.
Bu teminatların hukuki niteliğine ilişkin doktrinde üç temel yaklaşım bulunmaktadır.
2.1.1. Bağımsız Garanti Görüşü
Birinci görüşe göre P&I teminat mektupları, banka teminat mektuplarına benzer şekilde bağımsız garanti niteliği taşır. Bu yaklaşım, teminat metninde yer alan “ilk talepte ödeme” veya “itiraz ileri sürmeksizin ödeme” gibi ifadelerin kulübün asli borçtan bağımsız bir ödeme yükümlülüğü üstlendiğini gösterdiğini savunur.
Bu görüş kabul edildiğinde, alacaklı kulübe doğrudan başvurabilir ve alacağın esasına ilişkin uyuşmazlıklar ödeme yükümlülüğünü etkilemez. İcra hukuku bakımından bu yaklaşım, teminatın güçlü ve likit bir güvence olarak kabul edilmesine yol açar.
2.1.2. Sigorta Sözleşmesine Bağlı Taahhüt Görüşü
İkinci görüş ise P&I teminatlarının bağımsız garanti değil, sigorta sözleşmesine bağlı bir taahhüt olduğunu ileri sürer. Buna göre kulübün sorumluluğu, sigortalı gemi malikinin kulüp üyeliği ve poliçe şartları ile sınırlıdır. Dolayısıyla kulüp, sigorta teminatı kapsamı dışında kalan talepler bakımından ödeme yükümlülüğünden kaçınabilir.
Bu yaklaşım özellikle teminat metinlerinde “kulüp kuralları saklıdır” veya “sigorta kapsamı dahilinde” gibi ifadelerin bulunmasına dayandırılır.
2.1.3. Karma Nitelik Görüşü
Günümüzde ağırlık kazanan üçüncü yaklaşım, P&I teminatlarının karma bir hukuki niteliğe sahip olduğunu kabul eder. Buna göre teminat, dış ilişkide alacaklıya karşı bağımsız garantiye benzer bir güvence sağlarken, iç ilişkide kulüp ile üye arasındaki sigorta sözleşmesine bağlıdır.
Bu yaklaşım, uygulamadaki ticari ihtiyaçları ve deniz ticaretinin hız gerektiren yapısını daha iyi yansıttığı için birçok hukuk sisteminde fiilen benimsenmektedir.
2.2. İCRA TAKİBİNDE P&I TEMİNATLARININ KULLANILMASI
P&I teminat mektupları, icra hukuku bakımından özellikle üç farklı aşamada karşımıza çıkar.
2.2.1. İhtiyati Haczin Kaldırılması
Deniz alacaklısı tarafından gemi hakkında ihtiyati haciz kararı alındığında, borçlu geminin serbest bırakılması için yeterli bir teminat gösterebilir. Bu teminat çoğu zaman P&I kulübü tarafından verilen LOU şeklinde sunulur.
Mahkeme, teminatın:
Alacağı karşılayacak tutarda olması
Ödeme taahhüdünün açık olması
Alacaklı bakımından güvenilir bir kuruluş tarafından verilmesi
şartlarının gerçekleşmesi halinde haczin kaldırılmasına karar verebilir.
2.2.2. İcra Takibinde Teminat Olarak Gösterilmesi
Takip kesinleştikten sonra da P&I teminatları alacağın tahsilini güvence altına almak amacıyla kullanılabilir. Bu durumda teminat, borcun ödenmemesi halinde alacaklının kulübe başvurmasını sağlayan bir finansal güvence işlevi görür.
2.2.3. Sulh ve Uzlaşma Süreçlerinde Rolü
Uygulamada P&I teminatları çoğu zaman taraflar arasında sulh müzakerelerinin yürütülmesini kolaylaştıran bir araç olarak da kullanılır. Zira teminatın varlığı, alacaklının tahsil riskini azaltırken borçluya zaman kazandırır.
2.3. MAHKEMELERİN P&I TEMİNATLARINA YAKLAŞIMI
Türk uygulamasında mahkemelerin P&I teminatlarına yaklaşımı her zaman yeknesak değildir. Bazı kararlar bu teminatları banka teminat mektubu ile eşdeğer kabul ederken, bazı kararlar teminatın bağımsız garanti niteliği taşımadığı gerekçesiyle ihtiyatlı davranmaktadır.
Mahkemelerin değerlendirmesinde genellikle şu kriterler belirleyici olmaktadır:
Teminat metninin açık ve koşulsuz olup olmadığı
Kulübün uluslararası itibarı ve finansal gücü
Teminatın hangi hukuka tabi olduğu
Yetki ve tahkim klozlarının alacaklının haklarını zorlaştırıp zorlaştırmadığı
Bu kriterler, P&I teminatlarının kabul edilip edilmemesinde pratik bir test işlevi görmektedir.
2.4. ULUSLARARASI UYGULAMADA P&I TEMİNATLARI
Uluslararası denizcilik uygulamasında P&I teminatları son derece yaygın ve yerleşik bir güvence mekanizmasıdır. Özellikle büyük denizcilik merkezlerinde gemi hacizlerinin büyük çoğunluğu LOU karşılığında kaldırılmaktadır.
Bu uygulamanın yaygınlaşmasının başlıca nedenleri şunlardır:
Deniz ticaretinin hız gerektirmesi
Geminin seferden alıkonulmasının yüksek maliyet doğurması
P&I kulüplerinin güçlü finansal yapısı
Uluslararası standart metinlerin bulunması
Bu bağlamda P&I teminatları, deniz ticaretinde fiilen “küresel bir ödeme güvencesi” olarak işlev görmektedir.
2.5. TEMİNATIN İCRA EDİLEBİLİRLİĞİ VE HUKUKİ SONUÇLARI
P&I teminat mektubunun en kritik yönü, borcun ödenmemesi halinde alacaklının kulübe başvurarak teminat bedelini talep edebilmesidir.
Bu noktada ortaya çıkan temel hukuki sorular şunlardır:
Alacaklı kulübe doğrudan dava açabilir mi?
Teminat ilamsız icraya konu olabilir mi?
Kulüp hangi defileri ileri sürebilir?
Bu soruların cevabı, teminat metninin niteliğine ve uygulanacak hukuka göre değişmektedir. Eğer teminat açık bir ödeme taahhüdü içeriyorsa, alacaklının doğrudan kulübe başvurması mümkün olabilir. Ancak teminat sigorta şartlarına atıf yapıyorsa, uyuşmazlık daha karmaşık hale gelir.
3. UYGULAMADAKİ SORUNLAR, DOKTRİNEL TARTIŞMALAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
3.1. P&I TEMİNATLARININ KABULÜNE İLİŞKİN YARGISAL TEREDDÜTLER
P&I kulüpleri tarafından düzenlenen teminat mektuplarının icra hukuku bakımından en önemli sorunu, bu teminatların hukuki statüsüne ilişkin yeknesak bir yargısal yaklaşımın bulunmamasıdır. Uygulamada bazı mahkemelerin bu teminatları banka teminat mektubu ile eşdeğer kabul ederek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verdiği, buna karşılık bazı mahkemelerin ise teminatın bağımsız garanti niteliği taşımadığı gerekçesiyle daha temkinli davrandığı görülmektedir.
Bu farklı yaklaşımın temelinde, Türk hukukunda P&I teminatlarına ilişkin açık bir normatif düzenlemenin bulunmaması yatmaktadır. Hukuki boşluk, hâkimin teminatın güvenilirliğini somut olay bazında değerlendirmesine yol açmakta; bu durum ise öngörülebilirlik ilkesini zayıflatmaktadır.
Oysa deniz ticaretinin doğası gereği hız ve öngörülebilirlik, ekonomik güvenliğin temel unsurlarındandır. Geminin günler hatta saatler boyunca seferden men edilmesi, yalnızca armatör bakımından değil yük ilgilileri, liman işletmeleri ve ticaret zincirinin diğer aktörleri bakımından da zincirleme ekonomik sonuçlar doğurur. Bu nedenle P&I teminatlarının kabulüne ilişkin ölçütlerin daha net hale getirilmesi, hukuk güvenliği açısından zorunludur.
3.2. TEMİNAT METNİNİN İÇERİĞİNDEN KAYNAKLANAN UYUŞMAZLIKLAR
P&I teminat mektuplarına ilişkin uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, teminat metninin içeriğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle uluslararası standart LOU metinlerinde yer alan bazı kayıtlar, alacaklının teminatı icra etmesini zorlaştırabilmektedir.
Bunların başlıcaları şunlardır:
Yetki ve tahkim şartları: Çoğu LOU’da uyuşmazlıkların yabancı hukuk ve tahkim şartına bağlandığı görülür. Bu durum, alacaklının teminatı hızlı şekilde paraya çevirmesini güçleştirebilir.
Kulüp kurallarına atıf: Teminatın kulüp kurallarına tabi olduğunun belirtilmesi, ödeme yükümlülüğünün kapsamını tartışmalı hale getirir.
Sorumluluk limitleri: Teminatın belirli risklerle sınırlı olması, alacak tutarı ile teminat kapsamı arasında uyuşmazlık doğurabilir.
Bu tür kayıtlar, teminatın bağımsız garanti niteliğini zayıflatmakta ve icra edilebilirliğini dolaylı şekilde sınırlandırmaktadır.
3.3. ALACAKLININ DOĞRUDAN KULÜBE BAŞVURMASI SORUNU
Doktrinde en yoğun tartışılan konulardan biri, alacaklının teminat mektubuna dayanarak kulübe doğrudan başvurup başvuramayacağıdır.
Bağımsız garanti yaklaşımının benimsendiği durumlarda, alacaklı teminatı doğrudan icra edebilir. Ancak teminatın sigorta sözleşmesine bağlı kabul edildiği görüşte, kulübün poliçe şartlarını ileri sürme imkânı bulunduğundan alacaklının korunması zayıflamaktadır.
Bu mesele, yalnızca teorik bir tartışma olmayıp uygulamada tahsil süresini doğrudan etkileyen pratik bir sorundur. Özellikle yüksek meblağlı deniz alacaklarında teminatın hızlı şekilde paraya çevrilebilmesi, alacaklının ekonomik güvenliği açısından belirleyici niteliktedir.
3.4. TÜRK HUKUKU BAKIMINDAN NORMATİF BOŞLUK
Türk hukukunda P&I teminat mektuplarının açıkça düzenlenmemiş olması, uygulamada ortaya çıkan sorunların temel nedenidir. Mevcut sistemde bu teminatlar, genel teminat ilkeleri ve hâkimin takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Oysa deniz ticaretinin uluslararası karakteri dikkate alındığında, P&I teminatlarının hukuki statüsünün açık şekilde belirlenmesi hem alacaklı hem de borçlu bakımından öngörülebilirliği artıracaktır.
Bu bağlamda yapılabilecek düzenlemeler şunlar olabilir:
P&I teminatlarının ihtiyati haczin kaldırılmasında açıkça kabul edilmesi
Teminatın bağımsız garantiye benzer hukuki sonuç doğurduğunun düzenlenmesi
Teminat metninde yer alabilecek asgari unsurların belirlenmesi
3.5. EKONOMİK VE TİCARİ ETKİLER
P&I teminatlarının icra hukukundaki rolü yalnızca hukuki değil aynı zamanda ekonomik bir meseledir. Zira bu teminatlar sayesinde:
Gemi seferden men edilmez
Ticari faaliyet kesintiye uğramaz
Alacaklı teminat güvencesi elde eder
Bu yönüyle P&I sistemi, deniz ticaretinde risk dağılımını sağlayan bir denge mekanizması olarak işlev görmektedir.
4.SONUÇ
Deniz ticaretinin kendine özgü risk yapısı, klasik icra hukuku araçlarının her zaman yeterli olmamasına yol açmaktadır. P&I kulüpleri tarafından sağlanan teminat mektupları, bu boşluğu dolduran ve uluslararası ticaretin sürekliliğini sağlayan önemli bir güvence mekanizmasıdır.
Hukuki niteliği bakımından P&I teminatlarının en isabetli şekilde “dış ilişkide bağımsız garantiye yakın, iç ilişkide sigorta sözleşmesine bağlı karma bir güvence” olarak nitelendirilmesi mümkündür. Bu yaklaşım hem ticari gerçeklikleri hem de hukuki sistematiği dengeleyen bir çözüm sunmaktadır.
Bununla birlikte Türk hukukunda açık bir düzenleme bulunmaması, uygulamada belirsizlik yaratmakta ve teminatın icra edilebilirliğini somut olay bazlı değerlendirmelere bırakmaktadır. Bu nedenle mevzuat düzeyinde yapılacak bir netleştirme, hukuk güvenliğini güçlendirecek ve deniz ticaretinin ihtiyaçlarıyla uyumlu bir icra rejiminin oluşmasına katkı sağlayacaktır.
Sonuç olarak P&I kulüpleri, modern deniz ticaretinde yalnızca bir sigorta kurumu değil, aynı zamanda alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesini sağlayan kurumsal bir güven mekanizmasıdır. İcra hukuku içindeki rolleri ise bu mekanizmanın en görünür ve en işlevsel boyutunu oluşturmaktadır.
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
P&I kulübü teminat mektubu nedir?
P&I kulübü teminat mektubu, gemi malikinin deniz alacağından doğan sorumluluğunu güvence altına almak amacıyla kulüp tarafından verilen ve alacağın ödenmemesi halinde belirli bir tutarın ödeneceğini taahhüt eden finansal güvence belgesidir. Uygulamada genellikle Letter of Undertaking (LOU) olarak adlandırılır.
P&I teminat mektubu banka teminat mektubu ile aynı mıdır?
Tam olarak aynı değildir. Banka teminat mektupları klasik anlamda bağımsız garanti niteliği taşırken, P&I teminatları çoğu durumda sigorta ilişkisine dayalıdır. Ancak uygulamada işlevsel olarak banka teminatına benzer bir güvence sağlar.
P&I teminatı ile ihtiyati haciz kaldırılabilir mi?
Evet. Mahkeme teminatın yeterli ve güvenilir olduğunu değerlendirirse gemi üzerindeki ihtiyati haciz P&I teminatı karşılığında kaldırılabilir. Bu, deniz ticaretinde oldukça yaygın bir uygulamadır.
Alacaklı P&I kulübüne doğrudan başvurabilir mi?
Bu husus teminat metninin içeriğine bağlıdır. Teminat bağımsız ödeme taahhüdü içeriyorsa doğrudan başvuru mümkün olabilir. Ancak teminat sigorta şartlarına atıf yapıyorsa kulüp belirli defiler ileri sürebilir.
P&I teminatlarının hukuki niteliği nedir?
Doktrinde en çok kabul gören görüşe göre P&I teminatları karma niteliklidir. Dış ilişkide alacaklıya karşı bağımsız garantiye benzer bir güvence sağlarken, iç ilişkide sigorta sözleşmesine dayanır.
Türk hukukunda P&I teminatları açıkça düzenlenmiş midir?
Hayır. Türk mevzuatında P&I teminatlarına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle uygulamada teminatın kabulü mahkemelerin somut olay değerlendirmesine bağlıdır.
P&I kulüpleri neden deniz ticaretinde bu kadar önemlidir?
Çünkü gemi işletmeciliğinden doğan yüksek meblağlı sorumluluk risklerini teminat altına alarak hem ticari faaliyetlerin kesintisiz devamını sağlar hem de alacaklıların tahsil güvenliğini artırır.
