top of page

Gecikmiş Konkordato Talebi

1. Giriş

Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan dürüst borçlulara tanınmış, mahkeme gözetiminde borçların yeniden yapılandırılması imkânıdır. Kurumun temel işlevi, borçlu işletmeyi mali açıdan yeniden ayağa kaldırmak ve alacaklıları da iflasa göre daha yüksek oranda tatmin etmektir.

Bu işlevin sağlıklı çalışabilmesi için konkordato talebinin, borçlunun artık tamamen iflasa sürüklendiği ve ekonomik varlığının mantıklı şekilde sürdürülemeyeceği bir “son aşama”da değil, makul ölçüde erken bir dönemde yapılması gerekir. Doktrinde ve uygulamada “gecikmiş konkordato talebi”, bu erken başvuru ilkesine aykırı, geç kalmış başvurular için kullanılan eleştirel bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.


1.1. Çalışmanın Amacı ve Kapsamı

Bu çalışmanın amacı, gecikmiş konkordato talebi olgusunu; konkordato talep şartları, borca batıklık ve iflas ilişkisi, yönetim organının yükümlülükleri ve sorumluluğu ile mahkeme ve komiserin rolü çerçevesinde incelemektir. Çalışmada normatif düzenlemeler, Yargıtay ve istinaf içtihatlarına atıf yapan doktriner görüşler ile muhasebe–finans literatüründe yer alan borca batıklık tespitine ilişkin çalışmalar birlikte değerlendirilerek kavramsal ve pratik bir çerçeve sunulmaktadır.


2. Konkordato Talep Şartları ve Zamanlama Mantığı

İİK m. 285’e göre, “borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu”, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talebinde bulunabilir. Bu hüküm, konkordato talebinin yalnız “fiilen iflas hâli”nde değil, iflas tehlikesi belirginleşmiş olmakla birlikte işletmenin hâlen kurtarılabilir olduğu daha erken bir aşamada da yapılabileceğini açıkça ortaya koyar.

Dolayısıyla kanun koyucu, konkordato talebini bir tür “önleyici yeniden yapılandırma” aracı olarak tasarlamış; talebin işletmenin yaşam eğrisi üzerinde makul derecede erken bir zamanda yapılmasını hedeflemiştir. Buna karşılık talebin aşırı geciktirilmesi, konkordatonun teknik şartları sağlansa bile fiilen başarı şansını azaltmakta ve mahkemenin tasdik aşamasındaki değerlendirmesini olumsuz etkileyebilmektedir.


2.1. Borca Batıklık, Likidite Sorunu ve Konkordato

Sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından borca batıklık, özkaynakların negatif hale gelmesiyle kendini gösteren en ileri derecede sermaye kaybı hâlidir. Borca batıklık, hem doğrudan iflas sebebi hem de istisnai olarak konkordato talebine dayanak olabilecek bir durum olarak düzenlenmiştir.

Bununla birlikte, İİK m. 285’te konkordato talebi için borca batıklık şart koşulmamış, vadesi gelen borçları ödeyememe veya bu yönde ciddi tehlike bulunması yeterli görülmüştür; bu da konkordato başvurusunun borca batıklık safhasına bırakılmaması gerektiğini ima eder. Başka bir ifadeyle, konkordato ideal olarak, borca batıklık bilançosu oluşmadan önce, likidite sıkışıklığı ve nakit akımında kalıcı bozulma sinyalleri ortaya çıkar çıkmaz düşünülmesi gereken bir araçtır.


3. Gecikmiş Konkordato Talebi Kavramı

Pozitif hukukta “gecikmiş konkordato talebi” başlığı altında ayrı bir düzenleme bulunmamakla birlikte, özellikle öğretide ve uygulama yazılarında bu kavram, borçlunun konkordato başvurusunu fiilen çok geç bir tarihte, işletmenin rasyonel olarak kurtarılamayacağı veya borca batıklığın derinleştiği bir aşamada yapması anlamında kullanılmaktadır. Bu tür başvurularda konkordato, borçlunun mali durumunu düzeltme aracı olmaktan ziyade çoğu zaman iflası erteleme veya takip baskısını geçici olarak hafifletme aracı olarak algılanmakta ve eleştirilmektedir.

Uygulamada gecikmiş konkordato talebinin tipik görünümleri arasında; uzun süredir ödeme aczi içinde bulunan, temel üretim ve satış kapasitesi kalıcı biçimde zayıflamış, borca batıklık bilançosu ağır şekilde negatifleşmiş ve işletme sermayesi tükenmiş şirketlerin, ancak bu noktadan sonra konkordato yoluna başvurması örnek gösterilmektedir.


3.1. Gecikmiş Talebin Tespiti Açısından Göstergeler

Doktrinde, konkordato talebinin “geç” sayılmasına yol açabilecek bazı göstergeler şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Uzun süredir ödenmeyen vergi ve SGK borçları ile birikmiş kamu alacakları,

  • Birkaç dönem üst üste ağır zararlar ve özkaynakların ciddi biçimde erimiş olması,

  • Borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerleriyle dahi borçları karşılayamaması,

  • Çalışanların ücretlerinin düzenli ve makul sürelerde ödenmemesi,

  • Temel üretim unsurlarının (makine, stok, marka vb.) kaybedilmesi veya ciddi ölçüde elden çıkarılmış olması.

Bu işaretler mevcut iken, yönetimin uzun süre herhangi bir yeniden yapılandırma veya konkordato adımı atmamış olması, başvurunun geciktiği ve konkordatonun sistemsel amacına uygun kullanılmadığı yönünde değerlendirmelere yol açabilmektedir.


4. Gecikmiş Konkordato Talebinin Hukuki Sonuçları

Gecikmiş konkordato talebinin hukuki sonuçları, esasen konkordatonun kabul edilip edilmemesi ve konkordatonun reddi halinde iflas süreciyle bağlantılı olarak ortaya çıkar. Ayrıca borca batık sermaye şirketleri açısından yönetim organı üyelerinin hem sorumluluğu hem de iflas–konkordato tercihine ilişkin yükümlülükleri bu bağlamda önem kazanır.


4.1. Konkordato Talebinin Reddi ve İflasa Geçiş

İİK m. 292 ve devamında, konkordato talebinin reddi ve iflasa geçiş halleri düzenlenmiştir; bunlar arasında, borçlunun borca batık olduğunun anlaşılması ve konkordato projesinin başarı şansı bulunmaması gibi sebepler öne çıkar. Özellikle borca batıklığın ileri derecede olduğu, işletmenin faaliyetine ekonomik anlam ifade etmeyecek ölçüde devam ettiği ve konkordato projesinde öngörülen ödemelerin gerçekçi olmadığı hâllerde, mahkeme konkordato talebini reddedip kendiliğinden iflasa karar verebilmektedir.

Bu çerçevede, konkordato talebinin uzun süre ertelenmiş olması, mahkemenin; “artık konkordato ile şirketin kurtarılamayacağı” ve “iflasın kaçınılmaz olduğu” yönünde kanaat geliştirme riskini ciddi biçimde artırır; bu da gecikmiş talebin fiilî sonucu olarak konkordatonun reddi ve doğrudan iflas kararı verilmesine yol açabilir.


5. Sermaye Şirketleri Açısından Gecikmiş Başvuru ve Yönetim Sorumluluğu

Sermaye şirketlerinde TTK m. 376 ve 377, sermaye kaybı ve borca batıklık durumlarında yönetim kuruluna belirli yükümlülükler yüklemektedir. Özellikle borca batıklık şüphesi doğduğunda yönetim kurulu, aktiflerin hem muhasebe değerleriyle hem de muhtemel satış fiyatları (rayiç) üzerinden bilanço düzenleyerek şirketin gerçekten borca batık olup olmadığını araştırmak ve sonucu mahkemeye bildirmek zorundadır.

TTK m. 377 uyarınca, yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, TTK m. 376/3 kapsamında yapacağı iflas talebiyle birlikte veya bu kapsamda yapılan iflas yargılaması sırasında İİK m. 285 ve devamına göre konkordato da talep edebilir. Bu düzenleme, borca batık anonim şirkete, iflas talebiyle birlikte konkordato yoluna gitme imkânı tanırken, borca batıklık bildiriminin zamanında yapılmaması ve konkordato talebinin geciktirilmesi hâlinde yönetim organı üyelerinin sorumluluğu tartışmasını da beraberinde getirir.


5.1. Gecikmenin Yönetim Kurulu Açısından Sorumluluk Boyutu

Borca batıklık emarelerinin ortaya çıkmasına rağmen yönetim kurulunun uzun süre bilanço çıkarmaması, mahkemeye başvurmaması veya konkordato/iflas seçeneklerini değerlendirmeksizin şirketi fiilen yaşatmaya çalışması, yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 553 ve devamı uyarınca sorumluluğuna yol açabilir. Zira bu durumda, alacaklıların zararı, gecikmiş başvuru nedeniyle borçlunun malvarlığının daha da erimesi, tahsil imkânlarının zayıflaması ve iflas masasına daha az varlık girmesi şeklinde somutlaşabilir.

Özetle, sermaye şirketleri bakımından gecikmiş konkordato talebi, yalnız konkordatonun reddi riskini değil, aynı zamanda “gecikmiş iflas istemi”ne benzer biçimde yöneticilerin şahsî sorumluluğu tartışmalarını da gündeme getirmektedir.


6. Komiser, Bilirkişi ve Borca Batıklık Bilançosu

Konkordato sürecinde borca batıklığın tespiti ve değerlendirilmesinde konkordato komiseri ile muhasebe ve finans alanında uzman bilirkişiler önemli rol üstlenir. Özellikle borca batıklık bilançosunun hazırlanması, aktiflerin rayiç değerlerle yeniden hesaplanması ve manipülatif muhasebe uygulamalarının tespiti, konkordato projesinin gerçekçi olup olmadığının belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.

Dergipark’ta yayımlanan çalışmalar, borca batıklık bilançosunun konkordato geçici mühleti içinde, varlıkların rayiç değerleri esas alınarak hazırlanması gerektiğini; dönem ayırıcı hesaplar ve avans hesapları kullanılarak aktifin olduğundan fazla gösterilmesine yönelik manipülasyonlara özellikle dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Gecikmiş konkordato talebi durumunda bu bilanço çoğu kez ağır derecede negatif bir tablo ortaya çıkardığından, komiser raporları ve bilirkişi görüşleri mahkemenin konkordato yerine iflası tercih etmesine katkı sağlayabilir.


6.1. Gecikmenin Raporlara Yansıması

Komiser, borçlunun son yıllardaki finansal gelişimini, konkordato talebinin yapıldığı tarihteki borç ödeme kapasitesini ve önceki dönemlere kıyasla ortaya çıkan bozulma hızını inceleyerek, “talebin zamanlaması” hakkında da dolaylı değerlendirmelerde bulunur. Örneğin, raporda uzun süredir devam eden ödeme aczi ve ağır borca batıklığa rağmen konkordato talebinin ancak son aşamada yapıldığı ifade edilirse, mahkemenin konkordatonun başarı şansı konusundaki şüphesi artabilir.


7. Gecikmiş Konkordato Talebinden Kaçınmak İçin Erken Uyarı ve Yönetim Yaklaşımları

Gecikmiş konkordato talebinin hem borçlu hem de alacaklılar bakımından yarattığı riskleri azaltmanın en etkin yolu, kurumsal yönetim çerçevesinde erken uyarı mekanizmaları kurmak ve mali bozulma işaretlerini zamanında tespit etmektir. Özellikle sermaye şirketlerinde, düzenli finansal analiz, nakit akım projeksiyonları ve borç servis karşılama oranlarının izlenmesi, konkordato veya diğer yeniden yapılandırma araçlarının zamanında gündeme alınmasını sağlar.

Ayrıca yönetim kurullarının, TTK m. 376–377 kapsamındaki yükümlülükleri ciddiyetle uygulamaları; sermaye kaybı ve borca batıklık olasılığında bağımsız uzman görüşü alarak (denetçi, hukukçu, finansal danışman) iflas–konkordato–sermaye artırımı gibi seçenekleri erken aşamada tartışmaları, hem gecikmiş başvuru eleştirisini hem de olası sorumluluk risklerini sınırlayacaktır.


7.1. Önleyici Yeniden Yapılandırma ve Alternatif Araçlar

Son yıllarda konkordato yanında bankalarla yapılan yapılandırma anlaşmaları, Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) çerçeveleri ve borç–sermaye dönüşümleri gibi araçların da gündeme geldiği; konkordatonun artık tek başına “son çare” olmaktan çıktığı görülmektedir. Borçlu işletmenin erken aşamada bu araçlara yönelmesi, konkordato talebinin gecikmesine ve sonuçta işlevini yitirmiş bir “son çare” görünümü almasına engel olabilir.


8. Sonuç

Konkordato kurumu, özü itibarıyla “gecikmiş değil, zamanında başvurulan” bir yeniden yapılandırma aracıdır; borçlu talebini işletmenin hâlâ rasyonel şekilde kurtarılabileceği, nakit akımının yeniden düzenlenebileceği ve alacaklılara iflasa oranla anlamlı bir avantaj sağlanabileceği bir aşamada yapmalıdır. Konkordato talebinin gereğinden fazla ertelenmesi, borca batıklığın derinleşmesine, komiser ve mahkemenin konkordatonun başarısına dair inancının zayıflamasına ve nihayetinde talebin reddi ile doğrudan iflas kararına yol açabilmektedir.

Özellikle sermaye şirketleri bakımından, borca batıklık şüphesinin zamanında araştırılmaması ve konkordato/iflas seçeneklerinin geç gündeme alınması, yönetim kurulu üyelerinin hem hukuki hem de fiili sorumluluğunu artıran bir unsurdur. Bu nedenle, gecikmiş konkordato talebinin risklerinden kaçınmak için, şirketlerde güçlü finansal izleme sistemleri kurulması, TTK ve İİK hükümlerinin öngördüğü erken başvuru mantığına uygun davranılması ve gerekli hâllerde uzman hukukî ve finansal danışmanlığa başvurulması zorunlu görünmektedir.


Sık Sorulan Sorular (SSS)


1. “Gecikmiş konkordato talebi” tam olarak ne anlama gelir?Gecikmiş konkordato talebi, borçlunun konkordato başvurusunu kanunun öngördüğü “erken başvuru” mantığına aykırı biçimde, işletmenin rasyonel olarak kurtarılamayacağı veya borca batıklığın ileri düzeye ulaştığı geç bir aşamada yapmasıdır. Bu tür başvurularda konkordato, çoğu zaman gerçek bir kurtarma aracı olmaktan çok, iflası erteleme girişimi olarak eleştirilmektedir.

2. Kanunda ‘gecikmiş konkordato talebi’ diye özel bir madde var mı?Hayır. İİK’da böyle bir başlık altında özel bir düzenleme yoktur; kavram doktrin ve uygulama yazılarında, geç kalınmış başvuruları eleştirmek için kullanılan öğretisel bir kavramdır. Ancak konkordato talebinin reddi ve iflasa geçiş hükümleri, fiilen geç başvurunun sonuçlarını ortaya çıkarır.

3. Konkordato için ideal başvuru zamanı nedir?İİK m. 285, yalnız “ödeyememe” hâlini değil, “ödeyememe tehlikesi”ni de yeterli görür. Bu nedenle ideal başvuru zamanı, borçlunun nakit akımında kalıcı bozulma ve iflas tehlikesi belirginleştiği, fakat işletmenin hâlâ kurtarılabilir olduğu aşamadır; borca batıklık bilançosu ağır şekilde negatife dönmüşken yapılan başvuru genellikle geç kabul edilir.

4. Gecikmiş konkordato talebi konkordatonun reddine yol açabilir mi?Evet. Borca batıklığın derinleştiği, işletmenin faaliyetini ekonomik anlam ifade etmeyecek ölçüde sürdürdüğü ve projedeki ödemelerin gerçekçi olmadığı hâllerde mahkeme, konkordato talebini reddedip doğrudan iflasa karar verebilir. Bu durum çoğu zaman, konkordato başvurusunun çok geç yapılmış olmasının fiilî sonucu olarak ortaya çıkar.

5. Gecikmiş başvuru yönetim kurulu açısından sorumluluk doğurur mu?Sermaye şirketlerinde TTK m. 376–377, sermaye kaybı ve borca batıklık hâllerinde yönetim kuruluna bilanço çıkarma ve mahkemeye başvurma yükümlülükleri getirir. Borca batıklık emarelerine rağmen uzun süre hiçbir adım atılmaması ve konkordato/iflas seçeneklerinin geç gündeme alınması, alacaklıların zararıyla bağlantılı olarak yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna yol açabilir.

6. Gecikmiş konkordato talebini gösteren pratik işaretler nelerdir?Uzun süredir ödenmeyen vergi ve SGK borçları, birkaç dönem üst üste ağır zarar, özkaynakların tamamen erimiş olması, çalışan ücretlerinin sistematik gecikmesi ve borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerle dahi borçları karşılayamaması, başvurunun fiilen geç kalındığını gösteren tipik göstergelerdir.

7. Komiser ve bilirkişiler gecikmiş başvuruyu nasıl değerlendirir?Komiser ve bilirkişiler, borca batıklık bilançosu, son yıllara ait finansal tablolar ve nakit akımındaki bozulma hızını inceleyerek, konkordato projesinin gerçekçi olup olmadığını raporlar. Raporlarda uzun süredir devam eden ödeme aczi ve ağır borca batıklığa rağmen başvurunun geç yapıldığı vurgulanırsa, bu mahkemenin konkordatonun başarı şansına dair kanaatini olumsuz etkileyebilir.

8. Gecikmiş konkordato talebinden nasıl kaçınılabilir?Düzenli finansal analiz, nakit akım projeksiyonları ve borç–servis karşılama oranlarının izlenmesi; sermaye kaybı ve borca batıklık şüphesinde zamanında bilanço çıkarılması ve gerektiğinde bağımsız uzman görüşü alınması, konkordato başvurusunun gecikmesini önleyen temel araçlardır. Ayrıca bankalarla erken yapılandırma müzakereleri ve diğer yeniden yapılandırma araçlarına zamanında yönelmek de konkordatoyu “son anda başvurulan” bir yol olmaktan çıkarır.

9. Borca batık olmayan bir borçlu da geç kalmış sayılabilir mi?Evet. Borca batıklık konkordato için zorunlu şart değildir; önemli olan, likidite krizinin ve iflas tehlikesinin ne kadar süredir devam ettiği ve işletmenin hâlen rasyonel şekilde kurtarılabilir olup olmadığıdır. Borca batık olmasa bile uzun süredir ödemelerini aksatan ve kaynakları tükenmiş bir borçlunun çok geç aşamada konkordato talep etmesi, yine “gecikmiş başvuru” olarak nitelendirilebilir.

10. Gecikmiş konkordato talebi yapmış bir borçlu için hâlâ bir şans var mı?Bu, somut mali tabloya bağlıdır. Bazı durumlarda ağır bozulmaya rağmen güçlü bir yatırımcı girişi, varlık satışı veya köklü yeniden yapılandırma projesi varsa konkordato hâlâ tasdik edilebilir. Ancak borca batıklığın çok ileri düzeyde olduğu, işletme faaliyetinin ekonomik anlamını yitirdiği ve projede makul kurtarma senaryosu bulunmadığı hâllerde, mahkemenin iflası tercih etmesi kuvvetle muhtemeldir.

Yiğit Legal © 2026 Tüm hakları saklıdır.

bottom of page