top of page

Liman ve Ardiye Ücretlerinin Rüçhanlı Alacak Olarak Takibi

1. Giriş

Liman hizmetleri, uluslararası ticaretin en kritik lojistik bileşenlerinden biridir. Deniz taşımacılığıyla taşınan eşyanın limana kabulü, boşaltılması, depolanması ve teslimine kadar geçen süreçte ortaya çıkan liman hizmet bedelleri ve ardiye ücretleri, ticari ilişkilerin doğal sonucu olarak doğar. Ancak bu alacakların tahsili, özellikle eşyanın mülkiyetine veya borçlunun mali durumuna ilişkin uyuşmazlıklar söz konusu olduğunda, klasik alacaklardan farklı bir hukuki rejime tabi olur.

Bu noktada rüçhanlı alacak kavramı devreye girer. Liman ve ardiye ücretlerinin rüçhanlı alacak olarak kabul edilmesi; alacağın tahsilinde öncelik, eşya üzerinde hapis veya rehin benzeri hakların kullanımı ve icra süreçlerinde özel statü gibi önemli sonuçlar doğurur.

Bu makalenin amacı; söz konusu alacakların hukuki niteliğini, dayandığı normatif temeli, takip usullerini ve uygulamada karşılaşılan sorunları sistematik biçimde incelemektir.


2. Kavramsal Çerçeve

2.1. Liman Ücretleri Kavramı

Liman ücretleri, geminin ya da taşınan yükün liman altyapısı ve hizmetlerinden yararlanması karşılığında talep edilen bedelleri ifade eder. Uygulamada bu ücretler; yanaşma ve barınma bedelleri, elleçleme hizmetleri karşılığı alınan ücretler, terminal hizmet bedelleri ile güvenlik ve altyapı kullanımına ilişkin kalemler şeklinde farklı kategorilerde ortaya çıkar. Söz konusu ücretler, limanın işletme modeline bağlı olarak kamu gücü kullanan liman idareleri tarafından veya özel hukuk hükümlerine tabi terminal ve liman işletmecileri tarafından tahakkuk ettirilir ve tahsil edilir.


2.2. Ardiye Ücreti Kavramı

Ardiye ücreti, eşyanın liman sahasında, antrepoda ya da depoda belirli bir süre muhafaza edilmesi karşılığında alınan depolama bedelidir. Hukuki niteliği bakımından ardiye ilişkisi çoğunlukla depo sözleşmesine dayanmakla birlikte, taşıma sözleşmesinin tamamlayıcı bir unsuru veya bağımsız bir lojistik hizmet sözleşmesi çerçevesinde de ortaya çıkabilir. Bu özellikleri itibarıyla ardiye alacağı, doğrudan eşyanın zilyetliğine bağlı olması nedeniyle klasik para alacaklarından ayrılan, eşya ile sıkı bağlantı kuran bir alacak türü niteliği taşır.


2.3. Rüçhanlı Alacak Kavramı

Rüçhanlı alacak, alacaklıya tahsil sürecinde diğer alacaklara kıyasla öncelik sağlayan özel bir hukuki statüyü ifade eder. Türk hukuk sisteminde bu önceliğin kaynağı; kanundan doğan imtiyazlar, rehin hakları, hapis hakkı ve deniz alacaklarına özgü imtiyazlı alacak düzenlemeleri gibi çeşitli teminat mekanizmalarına dayanır. Liman ve ardiye alacaklarının rüçhanlı kabul edilmesinin temelinde ise alacağın belirli bir eşya ile kurduğu doğrudan ve fonksiyonel bağ yer almakta; bu bağ alacağa hem maddi hem de hukuki anlamda güçlü bir teminat niteliği kazandırmaktadır.


3. Hukuki Dayanak

3.1. Deniz Alacaklarına Tanınan İmtiyaz

Türk Ticaret Kanunu’nda gemi alacaklıları için öngörülen imtiyaz sistemi, belirli liman hizmeti alacaklarının da öncelikli nitelikte kabul edilmesine imkân tanır. Özellikle liman, kanal ve kılavuzluk ücretleri ile kurtarma ve yardım faaliyetlerinden doğan alacaklar, kanuni düzenlemeler kapsamında imtiyazlı alacaklar arasında değerlendirilebilmekte ve bu yönüyle diğer alacaklara kıyasla daha güçlü bir tahsil güvencesine sahip olmaktadır.


3.2. Hapis Hakkı

Türk Ticaret Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu hükümleri birlikte ele alındığında, liman işletmesinin zilyetliğinde bulunan eşya üzerinde hapis hakkı kullanabileceği kabul edilmektedir. Bu hak, alacak ödeninceye kadar eşyanın tesliminin ertelenmesine imkân tanıyarak alacaklıya fiili bir teminat sağlar. Dolayısıyla hapis hakkı, liman ve ardiye alacaklarının rüçhanlı niteliğinin uygulamadaki en somut ve etkili görünümünü oluşturur.


3.3. İcra ve İflas Hukuku Boyutu

İcra ve İflas Kanunu bakımından liman ve ardiye alacakları, bazı koşullar altında rehinli alacaklara benzer bir öncelik etkisi doğurabilir. Özellikle eşyanın paraya çevrilmesi sürecinde bu alacakların sıra cetvelinde üst sıralarda yer alabilmesi mümkündür. Bununla birlikte rüçhanın kapsamı ve derecesi, alacağın hukuki dayanağına, eşya ile kurduğu bağın niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre değişkenlik gösterebilir.


3.4. Kamu Hukuku Boyutu

Kamuya ait liman işletmeleri tarafından tahakkuk ettirilen bazı ücretler, belirli şartlar altında kamu alacağı niteliği kazanabilir. Bu durumda alacakların tahsili, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülür ve idari takip mekanizmaları devreye girer. Böylece alacak, özel hukuk yollarının ötesinde kamu gücüne dayalı bir tahsil rejimi ile güvence altına alınmış olur.


4. Rüçhanlı Alacak Niteliğinin Şartları

4.1. Alacağın Liman Hizmetinden Doğması

Rüçhan hakkının tanınabilmesi için alacağın kaynağının doğrudan liman hizmetinin sunulmasıyla bağlantılı olması gerekir. Başka bir ifadeyle, liman altyapısının kullanımı, elleçleme, depolama veya benzeri operasyonel hizmetlerden doğmayan; dolaylı zarar talepleri ya da sözleşme dışı sorumluluk iddiaları rüçhan kapsamına girmez. Bu ayrım, hangi alacakların öncelikli kabul edileceğinin belirlenmesinde temel ölçütlerden biridir.


4.2. Eşya ile Bağlantı

Öncelik hakkının doğabilmesi için alacağın belirli ve somut bir eşya ile fonksiyonel bağ içinde bulunması gerekir. Bu bağ, alacaklıya eşya üzerinde güçlü bir hukuki konum kazandırır ve alacağın teminatını fiilen oluşturur. Nitekim bu ilişki sayesinde alacaklı; eşya üzerinde hapis hakkını kullanabilme, alacak ödeninceye kadar teslimden kaçınabilme ve gerektiğinde eşyanın paraya çevrilmesini talep edebilme imkânına sahip olur.


4.3. Zilyetliğin Devamı

Uygulamada rüçhanın etkin biçimde korunabilmesi çoğu zaman eşya üzerindeki zilyetliğin sürmesine bağlıdır. Liman işletmesinin veya depo işleticisinin eşyayı fiilen elinde bulundurması, hapis hakkının kullanılabilmesinin temel şartını oluşturur. Bu nedenle eşyanın borçluya ya da üçüncü kişiye teslim edilmesi hâlinde, kural olarak bu teminat niteliği zayıflar ve hapis hakkı sona erebilir.


5. Takip Usulleri

5.1. Genel Haciz Yoluyla Takip

Liman ve ardiye alacaklarının tahsili amacıyla başvurulabilecek temel yollardan biri, borçlunun şahsi sorumluluğuna dayanılarak yürütülen genel haciz yoludur. Bu takip yöntemi, alacaklıya borçlunun malvarlığına yönelme imkânı tanısa da, alacağın eşya ile kurduğu özel bağdan kaynaklanan rüçhan avantajını tam anlamıyla yansıtmaz. Bu nedenle uygulamada çoğunlukla tamamlayıcı bir yol olarak tercih edilir.


5.2. Rehnin Paraya Çevrilmesine Benzer Takip

Eşya üzerinde fiili hâkimiyetin sürdüğü durumlarda, liman işletmesinin alacağını teminat altına alan yapı rehin benzeri bir işlev görür. Bu çerçevede yapılan takip, eşyanın paraya çevrilmesi suretiyle alacağın tahsilini hedefler ve özellikle konteyner bazlı yükler veya somut şekilde ayrıştırılabilir mallar bakımından pratik ve etkili bir çözüm sunar.


5.3. Gemiye Karşı Takip

Alacağın geminin faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı olduğu hâllerde, gemiye yöneltilen takip yolları gündeme gelir. Bu kapsamda ihtiyati haciz veya cebri icra tedbirleri uygulanabilir. Gemiye karşı takip imkânı, alacağın uluslararası boyut taşıdığı deniz ticareti ilişkilerinde güçlü bir güvence mekanizması oluşturarak tahsil kabiliyetini önemli ölçüde artırır.


5.4. İflas Halinde Takip

Borçlunun iflas etmesi durumunda liman ve ardiye alacakları, çoğu zaman öncelikli nitelikleri nedeniyle diğer alacaklara kıyasla daha avantajlı bir konumda değerlendirilir. Bu kapsamda söz konusu alacaklar, sıra cetvelinde üst sıralarda yer alabilmekte ve mümkün olduğunda eşyanın satış bedelinden öncelikle karşılanan kalemler arasında sayılabilmektedir. Bu durum, alacağın eşya ile kurduğu güçlü hukuki bağın iflas hukuku bakımından da sonuç doğurduğunu göstermektedir.


6. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

6.1. Alacağın Niteliğinin Tespiti

Uygulamada en yaygın uyuşmazlık noktalarından biri, talep edilen bedelin gerçekten liman hizmetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesidir. Özellikle elleçleme, depolama ve lojistik hizmetlerinin iç içe geçtiği karma sözleşme ilişkilerinde, alacağın hukuki dayanağının doğru şekilde nitelendirilmesi güçleşmekte; bu durum rüçhan hakkının uygulanıp uygulanamayacağı konusunda tereddütlere yol açmaktadır.


6.2. Eşyanın Mülkiyetinin Değişmesi

Taşıma sürecinde eşyanın mülkiyetinin devredilmesi veya ciro yoluyla el değiştirmesi, rüçhanlı alacağın hangi kişi ya da kuruluşa karşı ileri sürülebileceği sorusunu gündeme getirir. Bu tür durumlarda, alacağın eşya ile olan fonksiyonel bağı korunmakla birlikte, borçlu sıfatının tespiti çoğu zaman hukuki ihtilafların temelini oluşturur.


6.3. Uluslararası Taşıma İlişkileri

Yabancı bayraklı gemilerin seferleri ve birden fazla hukuk sisteminin devreye girdiği uluslararası taşıma ilişkileri, liman ve ardiye alacaklarının tahsilinde hem yetkili mahkemenin belirlenmesi hem de uygulanacak hukukun tespiti bakımından karmaşık sorunlar doğurur. Bu durum, alacağın rüçhanlı niteliğinin fiilen kullanılmasını zorlaştıran önemli bir pratik engel olarak karşımıza çıkar.


6.4. Ardiye Süresinin Uzaması

Eşyanın çeşitli sebeplerle uzun süre liman sahasında kalması, ardiye bedelinin giderek artmasına ve kimi zaman eşyanın piyasa değerini aşmasına yol açabilir. Bu noktada, alacak hakkının korunması ile borçlunun aşırı yük altına girmesinin önlenmesi arasında denge kurulması gerekir; dolayısıyla ölçülülük ilkesi uygulamada sıkça tartışılan bir kriter hâline gelmektedir.

7. Sonuç

Liman ve ardiye ücretlerinin rüçhanlı alacak statüsünde değerlendirilmesi, deniz ticaretinin kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülebilmesi bakımından kritik bir hukuki güvence mekanizmasıdır. Çünkü liman işletmeleri, yüksek yatırım ve işletme maliyetleri gerektiren altyapılarını sürekli hizmette tutarken, sundukları hizmetlerin karşılığını etkin biçimde tahsil edebilme güvencesine ihtiyaç duyar. Bu öncelik hakkı; lojistik zincirin aksamadan işlemesine katkı sağlamakta, liman sahasında bulunan eşyanın korunmasını teşvik etmekte ve taraflar açısından ticari riskleri önemli ölçüde azaltmaktadır. Bununla birlikte uygulamada özellikle ardiye alacağının kapsamı, hesaplanma yöntemi ve sınırları konusunda yaşanan tereddütler, mevzuatta daha açık ve yeknesak düzenlemelere duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Nihayetinde liman ve ardiye alacakları, klasik borç ilişkilerinin ötesine geçerek eşya odaklı bir teminat rejimi yaratmakta; bu yönüyle hem icra hukuku hem de deniz ticareti hukuku kesişiminde kendine özgü ve dinamik bir hukuki alan oluşturmaktadır.

Yiğit Legal © 2026 Tüm hakları saklıdır.

bottom of page