Çevresel Kirlilik Cezaları Nedeniyle Geminin İdari ve İcra Haczine Alınması
1. Giriş
Deniz çevre kirliliği, Türkiye’nin kıyı bölgelerinde hem çevresel hem ekonomik etkileri olan, bu nedenle ağır idari para cezaları ve gemiye yönelik ciddi tedbirler öngören bir ihlal türüdür. Gemilerden kaynaklanan petrol, atık ve diğer kirletici deşarjları bakımından 2872 sayılı Çevre Kanunu, tonaj ve kirletici türüne göre yüksek miktarda idari para cezaları yanında geminin seferden men edilmesi ve bağlanması gibi fiili yaptırımlar öngörmektedir. Çevre zararına ilişkin masraf ve tazminat alacakları ise Türk Ticaret Kanunu’nda deniz alacağı olarak tanınmış, böylece bu alacaklar için geminin ihtiyaten haczi imkânı da sağlanmıştır.
Bu makalede, çevresel kirlilik cezaları nedeniyle geminin idari bağlama/seferden men tedbirine konu edilmesi ile gemi üzerinde icra hukuku çerçevesinde ihtiyati haciz/haciz uygulanması arasındaki ilişki sistematik olarak incelenmektedir. Amaç, armatör, P&I kulüpleri, çevre otoriteleri ve alacaklılar açısından, uygulamada sık karşılaşılan “geminin ceza ödenene kadar tutulması” pratiğinin hukuki çerçevesini ve icra hukuku boyutunu açıklığa kavuşturmaktır.
2. Hukuki Çerçeve
2.1. Çevre Kanunu ve deniz kirliliği para cezaları
Gemilerden kaynaklanan deniz kirliliği bakımından temel norm 2872 sayılı Çevre Kanunu’dur; Kanun’un 20/ı bendi, ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerde ve deniz yetki alanlarında, tabii veya suni göller, baraj gölleri ve akarsularda gemilerden kaynaklanan kirlilik için uygulanacak idari para cezalarını tonaj ve kirletici niteliğine göre dört alt bent halinde düzenlemektedir. Bu cezalar, her yıl yeniden değerleme oranında artırılmakta; ayrıca fiilin üç yıl içinde tekrarı halinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırımlı uygulanmaktadır.
Çevre Kanunu m. 20/ı uyarınca, kirliliğe sebep olan gemiye idari para cezası verilmesi yanında, kirliliğin gemi tarafından giderilmesi durumunda cezanın üçte bir oranında uygulanması gibi hafifletici düzenlemeler de mevcuttur. Uygulamada, kirlenmenin tespiti ve cezanın verilmesine ilişkin usul, “Çevre Kanununa Göre Verilecek İdari Para Cezalarında İhlalin Tespiti ve Ceza Verilmesi ile Tahsiline İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre yürütülmektedir.
2.2. TTK’da çevre zararları ve deniz alacağı
Türk Ticaret Kanunu, gemi kaynaklı çevre zararlarını açıkça deniz alacağı olarak sınıflandırmaktadır. TTK m. 1352/1-d uyarınca, bir geminin çevreye, kıyı şeridine veya bu bölgelerdeki menfaatlere verdiği zarar ya da bu tür bir zararın gerçekleşme tehdidi, ve bu zararların önlenmesi, sınırlandırılması veya ortadan kaldırılması için yapılan müdahalelerden doğan giderler deniz alacağıdır. Böylece hem kamu makamlarının önleme ve temizleme giderleri hem de özel kişilerin uğradığı zararlar deniz alacağı statüsü kazanır.
Deniz alacağı niteliğinin tanınması, bu tür alacaklar için geminin ihtiyaten haczine imkân tanır; TTK m. 1369 ve devamı, yalnızca deniz alacaklarına dayalı olarak gemi ihtiyati haczine karar verilebileceğini açıkça ifade etmektedir. Dolayısıyla çevre zararına ilişkin alacaklar, icra–iflas hukuku bakımından gemi üzerinde güçlü bir teminat fonksiyonu da kazanmış olmaktadır.
3. İdari Boyut: Gemiye Uygulanan Çevre Kirliliği Yaptırımları
3.1. İdari para cezaları ve tekrar halinde artırımlar
Gemilerden kaynaklanan deniz kirliliği halinde uygulanan idari para cezaları, kirliliğin türü (petrol türevi, kirli balast, sintine, atık su vb.), geminin grostonajı ve kirletilen alanın niteliğine göre değişen yüksek meblağlara ulaşmaktadır. Örneğin belirli bir limanda petrol kirliliğine neden olan kuru yük gemisine, Çevre Kanunu hükümlerine göre 1.566.864 TL idari para cezası uygulanmış ve ceza ödenene kadar gemi seyrüseferden men edilmiştir. Cezalar, üç yıl içinde tekrar eden ihlaller bakımından kademeli olarak artırılmakta, böylece caydırıcılık güçlendirilmektedir.
Kanun, geminin kirliliği kendi imkânları ile derhal gidermesi halinde cezanın üçte bir oranında uygulanacağını düzenleyerek, kirletenin aynı zamanda “temizleyen” rolünü üstlenmesini teşvik etmektedir. Bu mekanizma, hem çevresel zararın süratle giderilmesini hem de idari yaptırımın ölçülülüğünü sağlamaya yöneliktir.
3.2. Seferden men ve geminin bağlanması
İdari para cezasının derhal ve defaten ödenmemesi veya yeterli teminat gösterilmemesi halinde, gemilerin ve götürülebilen diğer deniz vasıtalarının en yakın liman yetkilisine teslim edilerek seyrüseferden ve faaliyetten men edilmesi uygulamada temel araçtır. Çevre Kanunu uygulamasına ilişkin çalışmalar, uygulamada ceza ödenene veya idarece kabul edilebilir teminat gösterilene kadar geminin limanda bağlandığını ve fiilen hareket etmesine izin verilmediğini belirtmektedir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve liman başkanlıkları tarafından yürütülen denetimlerde, kirleten gemiye ceza uygulanmakta ve ceza ödeninceye kadar seferden men kararı verilmekte; bu süre zarfında gemi limanda bağlı tutulmaktadır. Bu bağlama, idari tedbir niteliğinde olup icra–iflas hukuku anlamında klasik bir haciz değildir; amacı alacağın (idari para cezasının) tahsilini teminat altına almak, caydırıcılık sağlamak ve çevreyi korumaktır.
3.3. Teminat, P&I kulüpleri ve bankalar
Çevre Kanunu uygulamasında, cezanın derhal ve defaten ödenmemesi hâlinde teminat gösterilmesi, geminin seferden meninin kaldırılması veya hiç uygulanmaması bakımından kritik önemdedir. Uygulamada, idari para cezasına karşı banka teminat mektubu veya geminin bağlı olduğu P&I kulübü (Protection and Indemnity Club) tarafından düzenlenen teminat mektubu teminat olarak kabul edilmektedir.
Bu durumda, gemi idari otorite nezdinde güvence altına alınmış sayılır; cezanın iptaline veya tahsiline ilişkin süreç devam ederken geminin seyrüseferine izin verilir. Teminatın nakde çevrilmesi ise idari yaptırımın kesinleşmesi ve ödenmemesi halinde, genel tahsil usullerine göre gerçekleştirilir; bu safha, artık icra hukuku ile iç içe geçmektedir.
4. İcra Boyutu: Çevre Zararları Nedeniyle Gemi Üzerinde Haciz
4.1. Çevresel zarar alacaklarının deniz alacağı olarak hacze konu olması
TTK m. 1352/1-d kapsamındaki çevre zararları ve bunların önlenmesi için yapılan masraflar, deniz alacağı sayıldığından, bu tür alacaklar için gemi ihtiyati haczi talep etmek mümkündür. Bu, özellikle kamu otoritelerinin yaptığı temizlik ve müdahale giderleri ile özel sektörün uğradığı çevresel zararların tazmini için önemlidir.
Geminin çevreye verdiği zararın giderilmesi için yapılan harcamalar, doğrudan gemiyle ilgili ve deniz alacağı niteliğinde olduğu için, alacaklılar TTK m. 1369 ve devamı maddelerine dayanarak geminin ihtiyati haczini isteyebilir. Bu durumda gemi, İcra ve İflas Kanunu’ndaki genel ihtiyati haciz rejiminden farklı, özel deniz alacağı rejimine tabi olur; örneğin alacaklıdan rehinle teminat altına alınmamış olma koşulu aranmaz.
4.2. Çevre idari cezalarının icra yoluyla takibi
Çevre Kanunu’ndaki idari para cezaları, niteliği itibarıyla kamu alacağıdır; tahsilleri genel olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde yapılır. Bu kapsamda, idari para cezasını ödemeyen kirleten gemi malikine veya işletenine karşı kamu alacağı tahsil usulleri işletilir; gemi dahil olmak üzere borçlunun malvarlığına “amme alacağı haczi” uygulanabilir.
Bu tür bir haciz, klasik anlamda icra–iflas hukuku (İİK) haczinden farklı olup, kamu alacaklarının tahsiline özgü usullere tabidir; ancak fiili sonuç bakımından geminin satışı ve bedelin alacağa mahsup edilmesi söz konusu olabilir. Dolayısıyla, çevresel kirlilik nedeniyle uygulanan idari para cezaları için, geminin önce idari tedbir olarak seferden men edilmesi, daha sonra ödenmemesi halinde kamu alacağı haczi ve nihayet satışına kadar giden bir süreç teorik olarak mümkündür.
4.3. İhtiyati haciz talebi ve ispat şartları
Çevresel zarar veya çevre zararına bağlı özel alacaklar bakımından, TTK m. 1352/1-d’ye dayalı ihtiyati haciz talebinde bulunacak alacaklının, alacağının deniz alacağı olduğunu ve parasal değerini yaklaşık ispat etmesi yeterlidir. TTK m. 1362 uyarınca, alacaklı, deniz alacağının varlığını ve miktarını gösteren belge, rapor, tutanak ve faturaları mahkemeye sunmalıdır.
İhtiyati haciz kararı, geminin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden talep edilir; geminin Türk veya yabancı bayraklı olması, yetki ve uygulanacak hukuk tartışmalarını etkileyebilir, ancak TTK deniz alacağı rejimi Türkiye’de bulunan gemiler için uygulanır. Mahkeme, alacaklıdan gemi malikinin uğrayabileceği muhtemel zararlar için teminat isteyebilir; bu, çevre zararları bakımından da geçerlidir.
5. İdari Tedbir–İcra Haczi İlişkisi
5.1. İdari bağlamanın hukuki niteliği
Çevre Kanunu kapsamında ceza ödeninceye kadar geminin “bağlanması” ve seferden men edilmesi, idari güvenlik tedbiri niteliğindedir; bu tedbir, doğrudan gemi üzerinde ayni bir haciz hakkı kurmaz, fakat fiilen geminin hareketini engelleyerek alacağın tahsilini güvence altına alır. Bu bağlama, idari yargıda iptali istenebilir; Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularda, çevre kirliliği cezaları ve seferden men tedbirlerinde ölçülülük ve mülkiyet hakkı dengesini denetlemektedir.
İdari bağlama ile icra hukuku anlamındaki haciz arasında amaç ve dayanak farkı olduğu gibi, itiraz ve yargı yolu da farklıdır; idari bağlama işlemi için idari yargı yolu, icra haczi için ise adli yargı ve icra–iflas hukukuna özgü şikâyet–itiraz mekanizmaları söz konusudur.
5.2. Aynı gemi üzerinde idari tedbir ve icra haczi bir arada uygulanabilir mi?
Pratikte, aynı gemi üzerinde hem çevre kirliliği nedeniyle idari seferden men/bağlama tedbiri hem de çevre zararına veya diğer deniz alacaklarına dayalı icra haczi bir arada gündeme gelebilir. Hukuken, idari tedbir geminin seyrüseferini engellerken, icra haczi gemi üzerinde alacaklı lehine tasarruf yetkisini sınırlayan bir ayni nitelikli cebri icra işlemidir; bu iki mekanizmanın birbirini dışlaması gerekmemektedir.
Ancak satış aşamasında, kamu alacağı niteliğindeki idari para cezaları ve çevre zararları bakımından imtiyazlı alacak rejimi, satış bedelinin paylaşımında öncelik sıralamasını etkileyebilir; dolayısıyla idari ve icrai alacakların yarıştığı durumlarda, kamu alacağının önceliği genel prensip olarak kendini gösterecektir. Bu nedenle, gemi malikinin ve alacaklıların, idari ve icrai süreçleri birlikte planlaması, çakışmaları minimuma indirecek stratejik bir yaklaşım gerektirir.
5.3. Tahsil sürecinde stratejik yaklaşımlar
Gemi armatörü ve P&I kulübü açısından, çevre kirliliği cezası sonrası en rasyonel strateji, mümkün olan en kısa sürede idari para cezasına ilişkin teminat mektubu sunmak, seferden menin kaldırılmasını sağlamak ve esasa ilişkin itiraz–dava sürecini teminat üzerinden yürütmektir. Aksi halde, geminin uzun süre limanda bağlı kalması, navlun kaybı, mürettebat giderleri ve diğer masraflar nedeniyle ceza tutarını aşan ekonomik kayıplara neden olabilir.
Kamu otoritesi ve çevre zararından etkilenen özel alacaklılar açısından ise, TTK m. 1352/1-d’ye dayanarak gemi üzerinde ihtiyati haciz talep etmek, alacağın ileride tahsil edilememe riskine karşı güçlü bir teminat işlevi görür. Bu noktada, idari bağlama tedbiri ile icra haczinin zamanlaması, teminat mektubu kabulü ve olası satış süreci birlikte değerlendirilmelidir.
6. Sonuç
Çevresel kirlilik cezaları nedeniyle geminin idari ve icra haczine alınması, Türk hukukunda birbirini tamamlayan iki ayrı mekanizma üzerinden gerçekleşmektedir; idari bağlama ve seferden men, Çevre Kanunu’na dayalı olarak ceza ödeninceye veya teminat gösterilinceye kadar geminin hareketini engellerken, TTK m. 1352/1-d ve m. 1369 çerçevesindeki ihtiyati haciz ise çevre zararına ilişkin alacakların cebri icra yoluyla tahsilini güvence altına alır. Kamu alacaklarının 6183 sayılı Kanun’a göre tahsili ve gemi üzerinde kamu haczi imkânı da dikkate alındığında, çevre kirliliği yapan gemiler bakımından hem idari hem icrai düzeyde yoğun bir yaptırım rejimi söz konusudur.
Uygulamada, cezanın derhal ödenmemesi veya teminat gösterilmemesi halinde geminin seferden men edilerek bağlanması, teminat mektubu sunulması hâlinde ise seferine izin verilmesi, çevre kirliliği vakalarının tipik pratiğini oluşturmaktadır. Gemi maliklerinin, P&I kulüplerinin ve alacaklıların, hem idari hem icrai süreçleri birlikte okuyarak strateji belirlemesi, hem mülkiyet hakkı ve sefer serbestisi hem de çevrenin etkin korunması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Deniz kirliliği nedeniyle gemiye verilen idari para cezası ödenmezse ne olur?Cezanın derhal ödenmemesi veya yeterli teminat gösterilmemesi halinde gemi seyrüseferden men edilir, limanda bağlanır ve ceza ödenene ya da teminat sunulana kadar hareketine izin verilmez; devamında kamu alacağı haczi ve satış süreci gündeme gelebilir.
Soru 2: Çevre kirliliği idari para cezası için gemi üzerinde ihtiyati haciz istenebilir mi?İdari para cezası doğrudan TTK’daki deniz alacağı kavramından ziyade kamu alacağı niteliğinde olduğundan, tahsili esasen 6183 sayılı Kanun’a tabidir; buna karşılık çevre zararının giderilmesi için yapılan harcamalar ve tazminat alacakları TTK m. 1352/1-d kapsamında deniz alacağıdır ve bu alacaklar için gemi ihtiyati haczi mümkündür.
Soru 3: Gemi, çevre kirliliği cezası ödeninceye kadar ne kadar süre limanda tutulabilir?Kanunda belirli bir azami süre öngörülmemiş; gemi ceza ödenene veya yeterli teminat gösterilene kadar seferden men edilebilir; bu uygulama idari yargı ve Anayasa Mahkemesi denetimine tabidir ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilir.
Soru 4: P&I kulübü tarafından verilen teminat mektubu geminin serbest kalması için yeterli midir?Uygulamada, idari para cezasına karşı banka teminat mektubu veya geminin bağlı olduğu P&I kulübü tarafından düzenlenen teminat mektubu, idare tarafından teminat olarak kabul edilmekte ve bu teminat üzerine geminin seferden men tedbiri kaldırılabilmektedir.
Soru 5: Çevre zararına ilişkin özel alacaklılar gemi üzerinde nasıl haciz kurabilir?Çevresel zararların önlenmesi, sınırlandırılması veya giderilmesi için yapılan masraflar deniz alacağı sayıldığından, alacaklılar TTK m. 1352/1-d ve m. 1369’a dayanarak geminin ihtiyati haczini talep edebilir; mahkeme yaklaşık ispat yeterli gördüğünden, kirlilik ve masrafları gösteren belge ve raporlar sunulmalıdır.
Soru 6: İdari bağlama ile icra haczi aynı anda uygulanabilir mi?Evet; idari bağlama/seferden men, Çevre Kanunu’na dayalı idari güvenlik tedbiri, icra haczi ise TTK ve İİK/6183 çerçevesinde alacaklı lehine cebri icra işlemidir; aynı gemi üzerinde her iki rejim de farklı amaçlarla ve farklı süreçlerde uygulanabilir.
Soru 7: Geminin kirliliği kendi imkânlarıyla gidermesi idari cezayı tamamen ortadan kaldırır mı?Hayır; geminin kirliliği kendi imkânlarıyla gidermesi cezanın tamamen kaldırılmasına değil, Çevre Kanunu m. 20/ı kapsamında cezanın üçte bir oranında uygulanmasına yol açar.
Soru 8: Çevre kirliliği cezası ve çevre zararları bakımından hangi mahkeme/merciler yetkilidir?İdari para cezası ve seferden men kararına karşı idari yargı yetkilidir; çevre zararına ilişkin tazminat ve deniz alacağına dayalı gemi ihtiyati haczi taleplerinde ise asliye ticaret mahkemeleri görevlidir.
Soru 9: Çevre kirliliği cezaları her yıl nasıl güncellenir?Çevre Kanunu’ndaki idari para cezaları, her yıl yeniden değerleme oranı dikkate alınarak Cumhurbaşkanı kararı ve ilgili idari düzenlemelerle güncellenir; gemiler için uygulanacak tonaj başına tutarlar bu düzenlemelerde belirlenir.
Soru 10: Gemi satılırsa çevre kirliliği cezası yeni malike geçer mi?İdari para cezası, fiilin işlendiği tarihteki sorumlu kişiye yöneliktir; geminin el değiştirmesi, kural olarak idari para cezasından doğan sorumluluğu yeni malike taşımaz; ancak çevre zararına ilişkin tazminat ve deniz alacağı rejimi kapsamında gemi üzerinde haciz ve satış sürecinde, alıcı, gemi üzerindeki mevcut icrai yüklerden fiilen etkilenecektir
