top of page

Gemi Sicilinden Terkin Edilen Teknelerin İcra Yoluyla Satışı

1. Giriş

Gemi ve teknelerin cebrî icra yoluyla satışı, alacakların tahsili bakımından deniz ticareti hukukunun en önemli kesişim alanlarından biridir. Bu süreç, hem gemi siciline kayıtlı büyük tonajlı gemileri hem de bağlama kütüğüne veya ihtiyari sicile kayıtlı daha küçük tekneleri kapsar.

Uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlardan biri, icra takibi başlamadan önce veya takip sırasında gemi/teknenin gemi sicilinden veya bağlama kütüğünden terkin edilmiş olması halinde, cebrî satışın hangi usule göre yapılacağı ve önceki kayıtların (ipotek, intifa, şerhler) akıbetinin ne olacağıdır.


1.1. Çalışmanın Amacı ve Kapsamı

Bu çalışmanın amacı, gemi sicilinden terkin edilmiş teknelerin icra yoluyla satışında uygulanacak hukuki rejimi;

  • gemi–tekne kavramı ve sicil sistemi,

  • terkin halleri ve sonuçları,

  • İİK bakımından satış usulü (taşınır/taşınmaz hükümleri ayrımı),

  • gemi ipotek ve şerhlerinin akıbeti,

  • uygulamada ortaya çıkan pratik sorunlar

çerçevesinde sistematik olarak incelemektir. Çalışma, özellikle Türk gemi siciline kayıtlı veya bağlama kütüğünde yer almış olup daha sonra terkin edilmiş tekneler bakımından icra satışının hukuki niteliğini tartışmaktadır.


2. Hukuki Çerçeve: TTK ve İİK İlişkisi

TTK’nın sekizinci kısmında (m. 1350–1400) “deniz icra hukuku”na ilişkin özel hükümler düzenlenmiş, gemilerin ihtiyati/ icraen haczi ve satışı konusunda İİK’ya nazaran lex specialis niteliğinde kurallar getirilmiştir. Buna karşılık 2004 sayılı İİK, genel icra usulünü belirleyen temel kanun olup TTK’da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmaya devam eder.


2.1. Gemilerin Hukuki Niteliği: Taşınır–Taşınmaz Ayrımı

TTK m. 936 uyarınca gemiler, hukuk düzeni bakımından “taşınır eşya” sayılır; ancak İİK’nın taşınmazlara ilişkin bazı hükümlerinin gemilere de uygulanacağı, hem TTK hem de İİK metinlerinde açıkça kabul edilmiştir. Nitekim İİK m. 150 ve devamında taşınmaz rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, gemi ipoteklerinin paraya çevrilmesinde de kural olarak kıyasen uygulanmakta; ayrıca İİK m. 144/a Türk gemi siciline kayıtlı gemilerde icra dairesinin sicille kurduğu ilişkiyi özel olarak düzenlemektedir.

Bu ikili yapı, “sicile kayıtlı gemi” ile “sicilden terkin edilmiş tekne” ayrımını icra hukuku bakımından özel önem taşıyan bir çizgi haline getirmektedir.


3. Gemi Sicili, Bağlama Kütüğü ve Terkin Halleri

Türk hukukunda gemiler için klasik Türk Gemi Sicili, küçük deniz ve içsu araçları için ise Bağlama Kütüğü gibi farklı kayıt sistemleri öngörülmüştür. Sicile kayıt, gemilerin milli statüsünün, bayrak hakkının ve ayni hakların (mülkiyet, ipotek, intifa vb.) aleniyetinin sağlanmasında temel araçtır.


3.1. Sicilden Terkin Sebepleri

Gemi veya teknenin sicilden terkin sebepleri arasında;

  • geminin tamamen batması, hurdaya ayrılması veya ekonomik ömrünü yitirmesi,

  • geminin Türkiye dışında cebrî icra yoluyla yabancıya satılması ve Türk bayrağı çekme hakkının kaybedilmesi,

  • tescili ihtiyari olan teknelerde malik talebi,

  • idari veya hukuki nedenlerle resen terkin (örneğin bayrak çekme hakkının zayi olması)

gibi haller sayılmaktadır. Örneğin, doktrinde atıf yapılan bir düzenlemede, “Türk Bayrağını çekme hakkını zayi eden geminin talep üzerine sicilden terkin edileceği” ifade edilmektedir.​

Bağlama kütüğünde de, 2009 tarihli yönetmelik çerçevesinde gemi/teknenin tamamen yok olması, satılması veya bayrak çekme hakkının zayi olması gibi hallerde terkin mümkündür.​


4. Sicilden Terkinin Hukuki Sonuçları

Sicilden terkin, gemi/teknenin hukuki varlığının tamamen sona erdiği anlamına gelmez; ancak sicil dayanaklı haklar bakımından önemli sonuçlar doğurur.


4.1. Ayni Haklar ve Şerhlerin Akıbeti

Türk gemi siciline kayıtlı gemiler üzerinde kurulan ipotek ve intifa hakları, aleniyetini ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirliğini sicil kaydı üzerinden kazanır. Sicilden terkin ile, gemi ipoteğinin ve sicil şerhlerinin akıbeti, terkin sebebine göre değişebilir:​

  • Cebrî icra sonucu yabancıya satış ve bayrak hakkının kaybında, Türk sicilindeki kayıtlar genellikle terkin edilir; bu terkin, geminin artık Türk hukukuna tabi bir gemi olmamasıyla bağlantılıdır.

  • Hurdaya çıkarma veya fiilî yok olma halinde, sicil kayıtlarının terkin edilmesiyle birlikte ipotek ve şerhler de fiilen işlevini yitirir; alacaklıların başvurabileceği maddi bir malvarlığı unsuru kalmaz.

Dolayısıyla, icra takibine konu edilmek istenen tekne, daha önce gemi siciline veya bağlama kütüğüne kayıtlı ise, terkin kararının tarihi ve sebebi, hangi ayni hakların hâlen varlığını sürdürdüğünün belirlenmesi bakımından kritik önemdedir.


5. Sicile Kayıtlı Geminin İcra Yoluyla Satışı: Karşılaştırma İçin Çerçeve

Sicilden terkin edilen teknelerin statüsünü kavrayabilmek için önce “sicile kayıtlı gemi”nin icra yoluyla satışına ilişkin temel çerçeveye bakmak gerekir.

TTK ve İİK hükümleri uyarınca;

  • Gemi üzerinde gemi ipoteğine dayalı alacaklar için İİK’nın rehnin paraya çevrilmesine ilişkin (özellikle taşınmaz rehnine özgü) hükümleri kıyasen uygulanır.

  • Gemi alacağına sahip alacaklılar bakımından, TTK m. 1352 vd. çerçevesinde, deniz alacağı–ihtiyati haciz–cebrî satış üçgeninde özel bir rejim öngörülmüştür.

  • İİK m. 144/a’ya göre, “Türk gemi siciline kayıtlı olan gemiyi paraya çeviren icra dairesi, sicile kayıtlı ipotek ve intifa haklarına ait kayıtların terkin veya nakillerini yaptırır; yabancı sicile kayıtlı gemilerde ise, bu işlemin yapılması için geminin bayrağını taşıdığı devletin en yakın konsolosluğuna bildirimde bulunur.”​

Bu sistemde, cebrî icra yoluyla satış, gemi siciliyle doğrudan bağlantılıdır; icra dairesi satıştan sonra sicil kayıtları üzerinde terkin/nakil işlemlerini de yürütür.


6. Sicilinden Terkin Edilen Teknelerin Hukuki Statüsü

Gemi sicilinden veya bağlama kütüğünden terkin edilen tekneler bakımından, artık “sicile kayıtlı gemi” rejimi son bulmuş; tekne, icra hukuku bakımından ağırlıklı olarak sıradan bir taşınır statüsüne yaklaşmıştır.

Bu durumda:

  • İİK m. 144/a’daki “Türk gemi siciline kayıtlı gemi”ye özgü hüküm doğrudan uygulanamaz; çünkü satış anında Türk gemi sicilinde aktif bir kayıt bulunmamaktadır.​

  • Teknenin satışı, kural olarak İİK’nın taşınırlara ilişkin genel hükümlerine göre (m. 106 vd.) yürütülür; standart haciz ve satış prosedürü işletilir.

Bununla birlikte, teknenin geçmişte gemi siciline veya bağlama kütüğüne kayıtlı olması, özellikle borcun ve alacağın doğumuna ilişkin uyuşmazlıklarda hâlâ önem taşıyabilir; zira eski sicil kayıtları, mülkiyet ve yükümlülük tarihçesini gösteren önemli delillerdir.


6.1. Taşınır Satışı Usulünün Uygulanması

Sicilden terkin edilen tekneler;

  • Haciz yoluyla veya kambiyo senetlerine mahsus takip gibi yollarla takibe konu edilebilir,

  • Hacizden sonra İİK m. 106 ve devamındaki taşınır satış hükümlerine göre açık artırmayla satılır,

  • Satış ilanı, muhammen bedel, teminat ve artırma şartları genel taşınır rejimine tabidir.

Bu çerçevede, satış sonrası yapılacak herhangi bir sicil terkini veya nakli işlemi bulunmadığından, İİK m. 144/a kapsamındaki ihbar ve terkin yükümlülükleri gündeme gelmez.


7. Terkin Sonrası İcra Satışında Özel Sorunlar

Her ne kadar usul olarak taşınır rejimi uygulansa da, geçmişte sicile kayıtlı olmuş teknelerin icra yoluyla satışında bazı özel sorunlarla karşılaşılmaktadır.


7.1. Eski Sicil Kayıtları ve Üçüncü Kişi Alacakları

Teknenin sicilden terkin edilmesi, geçmişte gemi ipoteği veya şerh edilmiş bir sınırlı ayni hak bulunmadığı anlamına gelmez; bu kayıtların bir kısmı terkin sırasında düşmüş, bir kısmı ise yabancı sicile nakledilmiş olabilir. Uygulamada, icra dosyasına teknenin eski sicil kayıtlarının celbi ve varsa yabancı sicil kayıtları hakkında bilgi alınması;

  • üçüncü kişi ipotek alacaklılarının,

  • gemi alacaklılarının veya

  • bağlama kütüğü kayıtlı alacaklıların

konumunu belirlemek bakımından önemlidir.


7.2. “Temiz Mülkiyet” İlkesi ve Alıcının Korunması

Uluslararası deniz icrası pratiğinde, cebrî icra yoluyla gemi satışı, “geminin üzerindeki tüm takyidatlardan arınmış halde yeni malike geçişi” ilkesini esas alır; bu ilke alıcı bakımından cazip bir hukuki statü yaratır. Ancak bu ilkenin, gemi sicilinden terkin edilmiş ve taşınır hükümlerine göre satılan tekneler bakımından ne ölçüde geçerli olduğu, Türk iç hukuku ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Kural olarak, icra yoluyla taşınır satışı, önceki ayni kayıtları sona erdirmekte ve alıcıya üçüncü kişilere karşı güçlü bir mülkiyet güvencesi sağlamaktadır; bununla birlikte, muvazaalı terkin ve satış işlemlerinde tasarrufun iptali davası gibi yollarla sonradan müdahale imkânı her zaman açıktır.


8. Yabancı Sicile Kayıt, Terkin ve Türk Hukukunda Satış

Bazı durumlarda tekne, Türk gemi sicilinden terkin edilmiş ve yabancı bir devlet gemi siciline kaydedilmiş olabilir; buna rağmen fiilen Türkiye’de bulunmakta ve Türk icra hukukuna göre satışa konu edilmektedir.

TTK m. 1350 uyarınca, “bir geminin ihtiyaten veya icraen haczi, cebrî icra yoluyla satışı ve mülkiyetin intikali dahil olmak üzere bu satışın sonuçları, geminin bu işlemler yapılırken bulunduğu ülkenin hukukuna tabidir”. Bu nedenle, tekne Türkiye’de iken yapılacak icra satışında, sicil durumu ne olursa olsun, cebrî icra usulü Türk hukukuna (İİK ve TTK’ya) göre yürütülür; yabancı sicildeki kayıtların terkin/nakli için ise çoğu kez ilgili bayrak devletinin konsolosluğuna bildirim zorunluluğu doğar.


9. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Sicilinden terkin edilmiş teknelerin icra yoluyla satışında, uygulayıcılar açısından öne çıkan bazı pratik noktalar şunlardır:

  • Eski sicil kayıtlarının mutlaka celbi: Teknenin geçmişte hangi sicillere kayıtlı olduğunun ve hangi tarihte ne sebeple terkin edildiğinin icra dosyasında netleştirilmesi, alacaklı ve alıcı haklarının sağlıklı belirlenmesi için şarttır.

  • Terkin sebebinin incelenmesi: Hurda/fiilî yok olma, yabancıya satış, malik talebi veya idari sebeplerle terkin senaryolarında, ipotek ve şerhlerin akıbeti farklılık gösterebilir.

  • Sahih mülkiyetin sağlanması: İcra ihalelerine katılacak alıcıların, ilan ve dosya üzerinden teknenin eski kayıtlarını incelemeleri, varsa yabancı sicil kayıtları hakkında bilgi edinmeleri ve “temiz mülkiyet” elde ettiklerinden emin olmaları önemlidir.

  • Taşınır satış usulünün doğru uygulanması: Artık “sicile kayıtlı gemi” statüsü kalmadığından, İİK’nın taşınır satışına ilişkin süre, ilan, muhammen bedel ve artırma hükümlerine titizlikle uyulması gerekmektedir.


10. Sonuç

Gemi sicilinden terkin edilen teknelerin icra yoluyla satışı, klasik anlamda “sicile kayıtlı gemi” rejiminden ayrılan, ağırlıklı olarak İİK’nın taşınır hükümlerine tabi bir cebrî icra süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, teknenin geçmişte gemi siciline veya bağlama kütüğüne kayıtlı olması, ipotek ve şerh kayıtları ile deniz alacakları bakımından hâlen hukuki önem taşımakta; bu nedenle eski sicil kayıtlarının ve terkin sebebinin titizlikle incelenmesi zorunlu hale gelmektedir.

Uygulamada, hem alacaklıların tatmini hem de icra ihalelerine katılan alıcıların “temiz mülkiyet” güvencesi bakımından, TTK’nın deniz icrasına ilişkin hükümlerinin İİK ile birlikte doğru yorumlanması ve özellikle sicilden terkin–taşınır satışı ayrımının net biçimde gözetilmesi büyük önem arz etmektedir

Yiğit Legal © 2020 All rights reserved.
bottom of page