top of page

Konkordato Sürecinde Şirket Birleşme ve Devralmaları

1. Giriş

Konkordato sürecinde şirket birleşme ve devralmaları, hem İcra ve İflas Kanunu (İİK) hem de Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren karmaşık yeniden yapılandırma işlemleridir. Konkordato ilan etmiş veya konkordato talebi derdest olan bir şirketle birleşme ya da bu şirketin devralınması prensipte mümkündür; ancak mühlet, komiser gözetimi ve alacaklıların korunmasına ilişkin sınırlamalar sebebiyle olağan M&A işlemlerine kıyasla daha sıkı denetime tabidir.


2. Konkordato Kurumu ve Sürecin Temel Etkileri

Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, mahkeme gözetiminde alacaklılarıyla yaptığı ve tasdik edildiğinde alacaklıların tamamını bağlayan bir borç yeniden yapılandırma yoludur. İİK m. 285–309 arasında düzenlenen adi konkordato, dürüst borçlunun iflastan korunmasını ve alacaklıların da iflasa göre daha yüksek oranda tatmin edilmesini hedefler.


2.1. Geçici ve Kesin Mühletin Hukuki Sonuçları

Konkordato talebi üzerine mahkeme, öncelikle üç aylık geçici mühlet (gerektiğinde beş aya kadar uzatılabilir), ardından bir yıllık kesin mühlet (zorunlu hâllerde altı ay uzatma imkânıyla) kararı verir; böylece borçlu belirli bir süre icra takiplerine karşı koruma altına alınır. Mühlet süresince borçlu aleyhine yeni takipler büyük ölçüde durur, rehinli alacaklıların hakları sınırlı biçimde korunur ve borçlunun malvarlığı üzerinde olağanüstü tasarruflar komiserin gözetimine ve kısmen mahkeme iznine bağlanır.


3. TTK’ya Göre Şirket Birleşme ve Devralmalarının Çerçevesi

TTK m. 134–194 arasında şirket birleşmeleri, bölünmeleri ve tür değiştirmeleri ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. TTK’ya göre şirket birleşmesi, şirketlerin malvarlıklarının en az bir şirketin sona ermesi sonucunu doğuracak şekilde bir bütün hâlinde birleşmesini ve ortakların devralan veya yeni kurulan şirkette pay sahibi olmaya devam etmesini ifade eder.


3.1. Birleşme Türleri ve Külli Halefiyet

TTK uyarınca iki temel birleşme türü vardır: devralma yoluyla birleşme ve yeni kuruluş yoluyla birleşme. Devralma şeklinde birleşmede bir şirket diğerini devralarak onun malvarlığını ve borçlarını külli halefiyet ilkesiyle bünyesine katar; yeni kuruluş şeklinde birleşmede ise birleşen şirketler sona erer ve tüm malvarlığı ile borçlar yeni kurulan şirkete geçer. Bu yapıda, devrolunan şirket tasfiye edilmeksizin ticaret sicilinden silinir ve alacaklılar, devralan şirkete karşı külli halefiyet hükümlerine göre korunur.


4. Konkordato Halindeki Şirketle Birleşme ve Devralma İmkânı

TTK, iflas veya borca batıklık hâlindeki şirketlerle birleşmeyi açıkça yasaklamamış; aksine tasfiyesiz devri mümkün kılan hükümler getirmiştir. Doktrinde, konkordato ilan etmiş veya konkordato talebi derdest olan şirketlerin de, TTK hükümlerine tabi olarak devralma yoluyla birleşme veya yeni kuruluş şeklinde birleşme süreçlerinin tarafı olabileceği genel olarak kabul edilmektedir.


4.1. İİK Hükümleri Nedeniyle Ortaya Çıkan Sınırlamalar

Konkordato sürecinde bulunan şirketle birleşme/devralma işlemleri, borçlunun yönetim yetkisinin sınırlandırılması, komiser gözetimi, alacaklıların eşitliği ve konkordato projesinin istikrarı gibi sebeplerle olağan birleşme işlemlerinden farklı değerlendirilir. Özellikle kesin mühlet döneminde, borçlunun işletme dışı önemli tasarrufları –örneğin birleşme sözleşmesiyle malvarlığının toplu devri– mahkemenin iznine ve komiserin olumlu görüşüne bağlanmakta; aksi hâlde alacaklı teminatının zayıflatılması ve konkordatonun başarısızlığa sürüklenmesi riski ortaya çıkmaktadır.


5. Konkordato Sürecinde Hisse Devri ve Kontrol Değişikliği

Konkordato sürecinde şirket paylarının devri, TTK’nın genel ilkeleri çerçevesinde mümkündür; ancak borçlunun fiilî kontrolünün değişmesi ve yönetim yapısının farklılaşması, konkordato projesinin varsayımları üzerinde önemli etki doğurur. Uygulamada, geçici ve özellikle kesin mühlet döneminde yapılacak hisse devirlerinin konkordato komiseri ve Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yakından denetlendiği, çoğu zaman açık onay arandığı görülmektedir.


5.1. Hisse Devri Yoluyla Devralma (Share Deal) ve Komiserin Rolü

Konkordato halindeki şirketin devralınması, çoğu kez şirket hisselerinin devri (share deal) yoluyla, yani ortaklık yapısının değiştirilmesi suretiyle gerçekleşir. Bu durumda yeni ortak veya yatırımcı, sermaye koyma ve borç üstlenme taahhütleriyle konkordato projesinin temel dayanaklarından biri hâline gelir; komiser de raporunda bu devri ve planın sürdürülebilirliğine etkisini değerlendirmek zorundadır. Hisse devri, alacaklıların teminatını azaltmayıp aksine şirketin mali yapısını güçlendiriyorsa, çoğu dosyada konkordatonun başarı şansını artıran olumlu bir unsur olarak kabul edilmektedir.


6. Varlık Devri (Asset Deal) ve Malvarlığının Korunması

Konkordato sürecinde borçlunun malvarlığı, alacaklıların ortak teminatı niteliği taşıdığından, bu malvarlığının korunması konkordato hukukunun temel ilkelerinden biridir. Kesin mühlet sırasında işletmenin olağan faaliyeti dışında kalan, özellikle çekirdek varlıkların satışı veya önemli aktiflerin devri, alacaklıların menfaatlerini doğrudan etkileyebileceği için sıkı denetime tabidir.


6.1. Asset Deal Yoluyla Yapılandırma ve Alacaklı Menfaatleri

Konkordato halindeki şirketin belirli varlıklarının başka bir şirkete devri (asset deal) prensipte mümkündür; ancak satışın rayiç değer üzerinden, şeffaf bir süreçle ve satış bedelinin konkordato projesi kapsamında alacaklılara ödemede kullanılacağı açıkça gösterilerek yapılması gerekir. Aksi hâlde, satış işlemi tasarrufun iptali davasına konu olabilir veya konkordatonun reddine sebebiyet verebilir; bu nedenle asset deal’ler çoğunlukla komiser raporuna ve mahkemenin onayına bağlanmaktadır.


7. Stratejik Modeller: Konkordato Sürecinde M&A Kurguları

7.1. Yatırımcı Girişi ve Turnaround Birleşmeleri

Konkordato sürecinde sık karşılaşılan senaryolardan biri, mali zorluk içindeki borçlu şirkete stratejik veya finansal bir yatırımcının ortak olması ve şirketin kontrolünü devralmasıdır. Bu modelde yatırımcı, sermaye artırımı yoluyla şirkete nakit girişi sağlar, mevcut ortakların hisse oranları değişir ve konkordato projesi yeni sermaye yapısı ile yönetim perspektifini yansıtacak şekilde revize edilir; alacaklılar açısından şirketin “going concern” olarak devam edebilme ihtimali yükseldiği için bu senaryo çoğu zaman olumlu karşılanır.


7.2. Sağlıklı Şirket Tarafından Devralma

Başka bir modelde, konkordato halindeki şirket, aynı sektörde faaliyet gösteren mali açıdan güçlü bir şirket tarafından devralınır; devralan şirket konkordato kapsamındaki borç ve yükümlülükleri üstlenmeyi taahhüt eder. Bu durumda alacaklılara, zayıf bir borçlu yerine güçlü bilanço yapısına sahip yeni bir borçlu ile muhatap olma imkânı sunulduğundan, konkordato projesinin kabul edilme ve tasdik edilme olasılığı artabilir. Ancak devralmanın konkordato planında açıkça öngörülmesi ve tasdik kararında bu hususun açıkça yer alması gerekir.


8. Due Diligence ve Risk Analizi

Konkordato sürecinde bir şirketi devralmayı planlayan yatırımcı bakımından, hukuki ve finansal inceleme (due diligence) olağan M&A işlemlerine göre daha derin ve dikkatli yürütülmelidir. Yatırımcı yalnızca finansal tabloları değil, konkordato dosyasındaki alacaklı listelerini, ihtilaflı alacakları, komiser raporlarını, borca batıklık bilançosunu ve olası tasarrufun iptali davalarına konu olabilecek işlemleri de incelemek zorundadır.


8.1. Konkordato Kayıtlarının ve Yargısal Süreçlerin İncelenmesi

Konkordato sürecinin çeşitli aşamalarında verilen geçici/kesin mühlet kararları, komiser raporları, alacaklı itirazları ve mahkemenin önceki ara kararları, devralan bakımından önemli risk göstergeleri içerir. Özellikle geçmişte yapılmış rehin tesisleri, temlikler ve varlık satışlarının ileride tasarrufun iptali davasına konu edilip edilmeyeceği, devralanın üstlenebileceği hukuki riskleri doğrudan etkiler; bu nedenle konkordato dosyasının baştan sona incelenmesi ve risklerin sözleşmeye yansıtılması gerekir.


9. Alacaklı Menfaat Dengesi ve Mahkemenin Bakış Açısı

Konkordatonun temel amacı, dürüst borçlunun iflastan kurtulmasını sağlarken alacaklıların iflas senaryosuna göre daha iyi tatmin edilmesini temin etmektir. Bu nedenle konkordato sürecinde planlanan birleşme ve devralma işlemleri, alacaklıların menfaat dengesini bozmadığı, belirli alacaklılara gizli imtiyaz sağlamadığı ve konkordato planının başarı şansını artırdığı ölçüde kabul görür.


9.1. Mahkemenin Tasdik Aşamasında M&A İşlemlerine Yaklaşımı

Mahkeme, tasdik aşamasında konkordato projesini değerlendirirken, projede öngörülen veya süreç içinde gerçekleştirilen M&A işlemlerinin alacaklılara iflas hâline göre daha iyi bir sonuç sağlayıp sağlamadığını, borçlunun kaynaklarını makul ölçüde güçlendirip güçlendirmediğini ve hukuk düzeninin genel ilkelerine aykırılık içerip içermediğini inceler. Bu nedenle, konkordato sürecinde planlanan birleşme/devralmaların projede şeffaf biçimde gösterilmesi, borç ödeme kapasitesine katkılarının somut verilerle ortaya konulması ve komiser raporunda ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi, tasdik şansını artıran kritik unsurlardır.


10. Sonuç

Konkordato sürecinde şirket birleşme ve devralmaları, hukuken yasak olmamakla birlikte, mühlet hükümleri, komiser ve mahkeme gözetimi, alacaklıların eşitliği ve konkordato projesinin istikrarı gibi faktörler nedeniyle yüksek teknik bilgi ve dikkat gerektiren işlemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğru kurgulandığında bu işlemler, borçlunun kurtarılmasını ve alacaklıların iflasa göre daha yüksek oranlarda tatmin edilmesini sağlayan güçlü yeniden yapılandırma araçları hâline gelebilir; aksi durumda ise konkordatonun reddi, tasarrufun iptali davaları ve ağır hukuki sorumluluk riskleri doğurabilir


11. Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Konkordato sürecindeki bir şirket başka bir şirketle birleşebilir mi?

Evet. TTK, borca batık veya mali sıkıntıdaki şirketlerle de tasfiyesiz birleşmeye izin verir ve konkordato sürecindeki bir şirketin birleşmesinin önünde prensipte bir engel bulunmadığı kabul edilir. Ancak İİK hükümleri nedeniyle bu tür birleşmeler mahkeme ve konkordato komiserinin sıkı denetimine tabidir.

2. Konkordato halindeki bir şirketin hisse devri yapılabilir mi?

Hisse devri prensipte mümkündür; fakat geçici ve özellikle kesin mühlet süresince yapılacak hisse devirlerinin, mahkeme ve konkordato komiserinin onayı olmaksızın geçerli sayılmayacağı, onaylansa dahi konkordato planına ve alacaklı menfaatlerine aykırı olamayacağı belirtilmektedir. Bu nedenle, konkordato sürecinde hisse devri planlanırken mutlaka konkordato dosyası ve komiser raporu ile uyum gözetilmelidir.

3. Konkordato sürecinde şirket devralmak (M&A) yatırımcı için hukuken riskli midir?

Evet, olağan M&A işlemlerine göre daha risklidir; zira konkordato dosyasındaki alacaklı yapısı, ihtilaflı alacaklar, olası tasarrufun iptali davaları ve mühlet içinde yapılan tasarrufların sonradan sorgulanma ihtimali devralan bakımından ek risk yaratır. Bu nedenle ayrıntılı hukuki ve finansal due diligence yapılması ve risklerin sözleşmede özel hükümlerle karşılanması zorunludur.

4. Konkordato sürecinde varlık (asset) satışı yapılarak şirketin bir kısmı devredilebilir mi?

Konkordato sürecinde varlık devri prensipte mümkündür; ancak alacaklıların ortak teminatını zayıflatacak, konkordato planını bozacak veya rayiç değerin çok altında bedellerle yapılacak satışlar mahkeme ve komiser tarafından engellenebilir. Varlık satışının rayiç değer üzerinden, şeffaf şekilde ve satış bedelinin konkordato planında alacaklılara ödemede kullanılacağı açıkça gösterilerek yapılması gerekir.

5. “Kurtarıcı birleşme” nedir, konkordato sürecinde uygulanabilir mi?

Kurtarıcı birleşme, sermayesi erimiş veya borca batık bir şirketin, güçlü özvarlığa sahip bir şirketle birleşerek mali açıdan toparlanmasını amaçlayan birleşme modelidir. Konkordato sürecinde de, borca batık şirketin ekonomik varlığını tasfiye yerine, aynı grup içinde veya dışındaki güçlü bir şirketle birleşerek sürdürmesi bu kapsamda değerlendirilebilir; ancak her hâlükârda mahkeme ve komiser gözetimi ile alacaklı menfaat dengesi gözetilmelidir.

6. Konkordato sürecinde yapılan birleşme/devralma işlemi alacaklıların oyunu etkiler mi?

Evet. Yatırımcı girişi, sermaye artırımı veya güçlü bir devralan şirketin ortaya çıkması, alacaklılar açısından tahsilat ihtimalini artırdığı için konkordato projesine destek oranını yükseltebilir. Tersine, alacaklılarca şeffaf bulunmayan veya malvarlığını zayıflattığı düşünülen bir birleşme/devralma planı, konkordato projesine güveni azaltarak ret yönünde oy kullanma eğilimini güçlendirebilir.

7. Konkordato tasdik edildikten sonra da birleşme/devralma yapılabilir mi?Tasdikten sonra konkordato planı yürürlüğe girdiği için, planla çelişmeyen, borç ödeme kapasitesini zayıflatmayan ve alacaklıların menfaatini gözeten birleşme/devralmalar prensipte yapılabilir. Ancak planın varsayımlarını değiştirecek ölçüde büyük bir M&A işlemi öngörülüyorsa, alacaklıların ve mahkemenin bu yeni duruma uyum sağlayabilmesi için plan revizyonu veya yeni bir yapılandırma gündeme gelebilir.

8. Konkordato sürecindeki şirketle birleşme/devralmada alacaklılara özel imtiyaz tanınabilir mi?

Konkordato hukukunun temel ilkelerinden biri alacaklıların eşitliği ve orantısız imtiyazlara izin verilmemesidir; bu nedenle M&A işlemi yoluyla belirli alacaklılara gizli veya ölçüsüz imtiyaz sağlanması konkordatonun tasdiki açısından ciddi sakınca doğurur. Mahkeme, tasdik aşamasında bu tür imtiyazların varlığını tespit ederse konkordatonun reddi veya işlemlerin tasarrufun iptali davasına konu edilmesi söz konusu olabilir.

9. Konkordato sürecinde M&A planlayan taraflar pratikte ilk olarak ne yapmalıdır?

Hem borçlu şirket hem de potansiyel yatırımcı/devralan taraf, öncelikle konkordato dosyasını (mahkeme kararları, komiser raporları, alacaklı listeleri, itirazlar) ayrıntılı incelemeli, TTK ve İİK hükümlerine göre hukuki çerçeveyi netleştirmeli ve akabinde bu çerçeveye uygun bir birleşme/devralma senaryosu (hisse devri, sermaye artırımı, varlık devri vb.) tasarlamalıdır. Sürecin erken safhasından itibaren komiserle ve mahkemeyle uyumlu hareket etmek, ileride çıkabilecek iptal, ret veya sorumluluk risklerini azaltacaktır.

Yiğit Legal © 2020 All rights reserved.
bottom of page