top of page

İşçi Alacakları İçin İcra Takibi (Kıdem ve İhbar Tazminatı)

1. Giriş

İşçi alacakları için icra takibi kurumu, iş sözleşmesi sona eren işçinin ödenmeyen parasal haklarını cebri icra hukuku araçlarıyla elde etmesini sağlayan temel mekanizmalardan biridir. Özellikle kıdem ve ihbar tazminatı alacakları, işçinin çalışma yaşamını sonlandıran fesih işlemi sonrasında en sık uyuşmazlığa konu olan kalemler olarak dikkat çekmektedir.

2. İşçi Alacaklarının Kavramsal Çerçevesi

İşçi alacakları, işçinin emeği karşılığında işverene karşı ileri sürebileceği, iş sözleşmesinden kaynaklanan parasal talepler bütününü ifade eder. Bu alacaklar, ücret niteliğindeki edimler ile tazminat niteliğindeki edimlerin birlikte değerlendirildiği geniş bir kategori oluşturmaktadır.


2.1. İşçilik Alacaklarının Türleri

İşçilik alacakları başlıca şu kalemlerden oluşur:

  • Kıdem tazminatı

  • İhbar tazminatı

  • Ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri

  • Kullanılmayan yıllık izin ücreti

  • Prim, ikramiye ve benzeri diğer parasal haklar.

Bu çalışmada, söz konusu alacaklar arasından özellikle kıdem ve ihbar tazminatı üzerinde durulmakta; icra takibine konu edilmeleri bakımından özel görünümleri incelenmektedir.


3. Kıdem Tazminatı Alacağı ve Hukuki Niteliği

Kıdem tazminatı, işçinin belirli bir kıdem süresine ulaştıktan sonra, kanunda öngörülen hallerde iş sözleşmesinin sona ermesiyle doğan ve işveren tarafından ödenmesi gereken bir tazminat türüdür. Öğretide ve yargı kararlarında kıdem tazminatı, hem bir tür kıdem ikramiyesi hem de işçinin işyerine bağlılığını teşvik eden ve iş güvencesi işlevi gören bir kurum olarak değerlendirilmektedir.


3.1. Kıdem Tazminatına Hak Kazanma Koşulları

Kıdem tazminatına hak kazanmanın temel şartları, 1475 sayılı İş Kanunu’nun halen yürürlükte bulunan 14. maddesi çerçevesinde belirlenmektedir. Buna göre:

  • İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olması,

  • İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep olmaksızın feshedilmesi,

  • Kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde evlilik sebebiyle feshi,

  • Erkek işçinin askerlik hizmeti sebebiyle feshi,

  • İşçinin emeklilik, malullük veya yaşlılık aylığına hak kazanması sebebiyle feshi,

  • İşçinin iş kanununda sayılan haklı nedenlere dayanarak sözleşmeyi feshetmesi,

hallerinde işçi kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Bu şartların gerçekleşmesine rağmen işverenin ödeme yapmaması halinde, kıdem tazminatı alacağı icra takibine konu edilebilir.


4. İhbar Tazminatı Alacağı ve Hukuki Niteliği

İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesinin kanunda öngörülen bildirim sürelerine uyulmaksızın feshedilmesi durumunda, fesheden tarafça karşı tarafa ödenmesi gereken bir tazminattır. İş güvencesiyle ilişkili bu kurum, işçinin yeni iş arama sürecine uyum sağlamasını amaçlamaktadır.


4.1. İhbar Tazminatına Hak Kazanma ve Hesaplama

İhbar tazminatında temel kriter, işçinin kıdemine göre belirlenen bildirim süreleridir. İşveren bu sürelere uymadan sözleşmeyi derhal feshederse, karşılığı ihbar tazminatı olarak ödenir. Yargıtay, işçinin takip talebinde belirttiği ihbar süresinin kendisini bağlayacağı yönünde içtihat geliştirmiş; talep edilen süreden daha uzun bildirim süresine sonradan dayanılmasını mümkün görmemiştir. Bu yaklaşım, icra takibi öncesinde talep tutarının belirlenmesi aşamasının önemini artırmaktadır.


5. Arabuluculuk Kurumu ve İşçi Alacakları

İşçilik alacakları bakımından 2018 yılından itibaren dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kabul edilmiştir. Buna göre, kıdem ve ihbar tazminatı davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur; aksi halde dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilebilmektedir.


5.1. Zorunlu Arabuluculuk ile İcra Takibi İlişkisi

Zorunlu arabuluculuk, kanunen dava açılmasının ön koşulu olup icra takibi bakımından açık bir yasak öngörmemektedir. Bu nedenle doktrinde ve uygulamada, işçinin henüz dava açmadan, kıdem tazminatı alacağı için ilamsız icra takibi başlatabilmesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte, ileride açılabilecek itirazın iptali davası açısından arabuluculuk sürecinde elde edilen tutanak ve beyanların ispat gücü dikkate alındığında, icra takibi öncesinde dahi arabuluculuğa başvurulmasının pratik yararları bulunduğu belirtilmektedir.


6. İşçi Alacakları Açısından İcra Takibi Türleri

İşçi alacaklarının icra yoluyla tahsilinde başlıca iki yol mevcuttur: ilamlı icra takibi ve ilamsız icra takibi. Hangi yolun tercih edileceği, alacaklının elinde ilam veya ilam niteliğinde belge bulunup bulunmadığına göre değişmektedir.


6.1. İlamlı İcra Takibi

İlamlı icra takibi, iş mahkemesinin hükmü veya ilam niteliğinde belgeye dayanılarak başvurulan takip türüdür. İşçi, iş mahkemesinde açtığı davayı kazandıktan sonra, karar kesinleşmemiş olsa dahi bu ilama dayanarak icra müdürlüğünde ilamlı icra takibi başlatabilir.


6.2. İlamsız İcra Takibi

İlamsız icra takibi, alacaklının elinde mahkeme kararı bulunmaksızın para alacağını doğrudan icra dairesi aracılığıyla talep ettiği genel haciz yoludur. Kıdem ve ihbar tazminatı, para alacağı niteliğinde olduklarından, koşulları oluştuğunda ilamsız icra takibine konu edilebilir.


7. İlamsız İcra Takibinin Şartları ve Yetkili İcra Dairesi

İlamsız icra takibi için alacağın para veya teminat alacağı olması ve muaccel hale gelmiş bulunması gerekir. İşçilik alacaklarında bu, iş sözleşmesinin sona ermesine rağmen tazminat tutarının ödenmemesi anlamına gelir.


7.1. Yetki Kuralları ve Takip Talebi

Genel kural, borçlu işverenin yerleşim yerindeki icra dairesinin yetkili olmasıdır; tüzel kişilerde bu, şirket merkezinin bulunduğu yeri ifade eder. İşçi, yetkili icra dairesine başvurarak; alacağın hukuki sebebini (örneğin fesih türü), miktarını, faiz talebini ve diğer zorunlu unsurları içeren bir takip talebi düzenlenmesini ister.


7.2. Ödeme Emri, İtiraz ve İtirazın Sonuçları

Takip talebi üzerine icra dairesi, işveren borçluya gönderilecek bir ödeme emri düzenler. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren borçlunun yedi gün içinde borca, faize veya yetkiye itiraz hakkı vardır; süresinde itiraz edilmemesi halinde takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilebilir. İtiraz halinde takip durur; alacaklının itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması yoluna başvurması gerekir.


8. Kıdem ve İhbar Tazminatı Bakımından İlamlı İcra Süreci

Arabuluculuk sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde, işçi iş mahkemesinde kıdem ve ihbar tazminatı davası açabilir. Dava sonunda verilen karar, işçi lehine bir ilam oluşturur ve bu ilama dayanılarak ilamlı icra takibi başlatılabilir.

İcra dairesi, ilama dayanarak işverene yedi gün içinde borcun ödenmesini emreden bir icra emri gönderir; bu sürede ödeme yapılmaması halinde haciz ve gerekirse satış işlemleri gündeme gelir. Karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran işveren, icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı için çoğu zaman alacağın tamamını karşılayacak teminat göstermek zorundadır; bu durumda icra takibi, yargılamanın üst derecede sonuçlanmasına kadar durdurulabilmektedir.


9. Brüt–Net Ayrımı ve İcra Takibine Konu Tutar

İşçilik alacakları davalarında mahkemeler çoğu zaman alacak kalemlerini brüt tutarlar üzerinden hüküm altına almakta, yasal kesintilerin infaz aşamasında dikkate alınacağını belirtmektedir. Bu durum, icra takibine esas alınacak miktarın belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Yargıtay, brüt olarak hüküm altına alınan işçi alacaklarının ilamlı icra takibine konu edilirken nete çevrilmeden brüt tutar üzerinden takibe konulmasını ilama aykırılık olarak nitelendirmekte ve bu hususun süresiz şikâyete konu olabileceğini kabul etmektedir. Dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatı için icra takibi başlatılırken brüt ücret, vergi ve sigorta primi gibi kesintiler gözetilerek netleştirilmelidir; aksi halde takibin iptali veya düzeltilmesi gündeme gelebilir.

12. Sonuç

İşçi alacakları için icra takibi, özellikle kıdem ve ihbar tazminatı bakımından, işçinin korunması ilkesini somutlaştıran ve işverenin ödeme yükümlülüğünü yaptırıma bağlayan etkin bir araçtır. Bununla birlikte, zorunlu arabuluculuk, ilamlı–ilamsız icra ayrımı, brüt–net tartışması ve alacağın likit olup olmadığına ilişkin Yargıtay içtihatları, sürecin teknik boyutunu oldukça karmaşık hale getirmektedir.

Bu nedenle, hem işçilerin hem de işverenlerin, icra takibi öncesinde alacak kalemlerini doğru tespit etmeleri, talep miktarını isabetli şekilde belirlemeleri ve güncel içtihatlar ışığında hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır. Somut olayların özellikleri değişkenlik gösterdiğinden, uygulamada profesyonel hukuki yardım alınması, hak kayıplarının önlenmesi bakımından zorunlu görülmelidir.


13. Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Kıdem tazminatı için doğrudan icra takibi başlatabilir miyim?Evet. Kıdem tazminatı para alacağı niteliğinde olduğundan, şartları oluşmuşsa işçi mahkemeye gitmeden de ilamsız icra takibi başlatabilir; ancak borçlunun itirazı halinde uyuşmazlık dava aşamasına taşınır.

2. İhbar tazminatı da ilamsız icra takibine konu olabilir mi?Evet. İhbar tazminatı da işçilik alacağı ve para borcu olduğundan ilamsız icra takibine konu edilebilir; fakat ihbar süresinin ve alacak hesabının doğru yapılması, Yargıtay’ın talep miktarını bağlayıcı gören içtihadı nedeniyle büyük önem taşır.

3. İşçilik alacakları davasını kazandıktan sonra tazminatımı nasıl tahsil ederim?İşçi lehine verilen mahkeme kararı (ilam) ile icra müdürlüğünde ilamlı icra takibi başlatılabilir; icra dairesi işverene icra emri gönderir, ödeme yapılmazsa takip kesinleşir ve işverenin malvarlığı üzerinde haciz ve gerekirse satış işlemlerine geçilir.

4. Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı haczedilebilir mi?Yargıtay uygulaması, kıdem ve ihbar tazminatı gibi tazminat niteliğindeki ödemelerin tamamının haczedilebileceği, buna karşılık ücret ve ücret sayılan ödemelerde kural olarak dörtte bir sınırı bulunduğu yönündedir.

5. İşçi alacakları için başlatılan icra takibinde brüt mü, net mi talep edilmelidir?Mahkeme kararında alacak brüt olarak hüküm altına alınmışsa, ilamlı icrada takip brüt tutar üzerinden değil, yasal kesintiler yapılarak net tutar üzerinden yürütülmeli; aksi hâlde ilama aykırılık iddiasıyla şikâyet konusu olabilir.

6. İcra takibi kesinleşirse ne olur, hangi aşamaya geçilir?Ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi veya itirazın kaldırılması/iptali üzerine takip kesinleşir; bu andan itibaren alacaklı işçi, borçlu işverenin banka hesapları, taşınır ve taşınmaz malları üzerinde haciz ve devamında satış talep edebilir.

7. İşçi alacakları bakımından icra takibi için mutlaka avukat tutmak zorunlu mudur?Hukuken avukatla takip zorunlu değildir; işçi bizzat icra takibi başlatabilir. Ancak icra ve iş hukukunun teknik yapısı, özellikle brüt–net ayrımı, faiz hesabı ve Yargıtay içtihatları nedeniyle uygulamada avukatla hareket edilmesi hak kayıplarını önemli ölçüde azaltmaktadır.

8. Kıdem tazminatım taksitle ödenecek dendi ama taksitler ödenmiyor; icra takibi yapabilir miyim?Kıdem tazminatının taksitle ödenmesini kabul eden işçi, taksitler süresinde ödendiği sürece ek faiz isteyemese de, taksitlerin zamanında ödenmemesi durumunda kalan kısım için alacak davası açabilir veya icra takibine başvurabilir. Taksit protokolünün ihlali, işçiyi bu anlaşmayla bağlı olmaktan çıkarabilmektedir.​

9. Kıdem ve ihbar tazminatı bakımından işverenin iflas etmesi hâlinde alacaklarım ne olur?İşçi alacakları, İcra ve İflas Kanunu’nda imtiyazlı alacaklar arasında sayıldığından, iflas ve tasfiye süreçlerinde diğer birçok alacaktan önce ödenmesi öngörülür; ancak fiilen, masa varlığının yetersizliği sebebiyle tüm alacağın tahsili her zaman mümkün olmayabilir.

10. İcra takibi sırasında yapılan ödeme uyuşmazlığı tamamen bitirir mi?Yargıtay’a göre, taraflar açıkça aksi yönde anlaşmadıkça, icra baskısı altında yapılan ödeme tek başına uyuşmazlığı sona erdirdiği şeklinde yorumlanmaz; dolayısıyla sonradan açılacak davanın konusunu tamamen ortadan kaldırmayabilir.

Yiğit Legal © 2020 All rights reserved.
bottom of page