top of page

Donatanın Sorumluluğunun Sınırlandırılması (LLMC) ve İcra Takibine Etkisi

1. Giriş

Deniz ticaretinde donatanın sorumluluğu, gemi işletme kusurlarından doğan zararlar için geniş bir sorumluluk alanı oluşturur; ancak bu sorumluluğun, 1976 Deniz Alacaklarından Doğan Sorumluluğun Sınırlandırılmasına İlişkin Konvansiyon (LLMC) ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1328 vd. ile sınırlandırılması, icra takibi sürecini doğrudan etkileyen bir mekanizmadır. Fon tesisi davası ile donatan, geminin tonajına dayalı olarak hesaplanan belirli bir tutarı mahkeme nezdinde teminat altına alarak, sorumluluğunu bu tutarla sınırlar; bu fon, tüm ilgili alacaklıların ortak tatmin kaynağı haline gelir.

Türkiye, LLMC’ye 1980 yılında taraf olmuş; TTK m. 1328 vd., Sözleşme hükümlerini iç hukuka aktararak donatanın sınırlama hakkını düzenlemiştir. Bu rejim, icra takibinde alacaklıların gemi haczi ve satışını engelleyerek, donatanı aşırı sorumluluktan korurken, alacaklıların fon payı hakkı verir; pratikte fon tesisinin zamanlaması ve icra takipleri arasındaki etkileşim kritik önem taşır.


2. Hukuki Çerçeve

2.1. LLMC 1976 ve TTK m. 1328 vd. düzenlemesi

LLMC 1976, donatanın gemi işletme kusurlarından doğan sorumluluğunu, geminin gross tonajı (GT) esas alınarak hesaplanan Özel Çekme Hakkı (SDR) tutarlarıyla sınırlar; can kaybı/maluliyet zararları için ayrı, mülkiyet zararı için ayrı limitler öngörür. Türkiye’de TTK m. 1328, Sözleşme’yi doğrudan uygular; m. 1330 fon tutarını, m. 1343 ise sınırlama hakkının kaybedilebileceği hâlleri (şahsi kusur, kasıt/pervasız ihmal) düzenler.

Fon tesisi davası, donatanın bu limite ulaşacak tutarı mahkeme huzurunda nakit yatırması veya banka teminat mektubu sunmasıyla kurulur; Türk mahkemeleri, Türk bankalarının teminat mektuplarını kabul etmekte, yabancı teminatları ise karşı teminatla onaylamaktadır. Fon tesis edildiğinde, donatan bu tutarı aşan taleplerden kurtulur; alacaklılar fon payı için başvurmak zorundadır.


2.2. Fon tesisi davasının mahiyeti ve amacı

TTK m. 1330’a göre fon tesisi davası, belirli bir alacaklıya karşı değil, aynı olaydan doğabilecek tüm alacaklılara karşı açılır; dava dilekçesinde alacaklı isimleri belirtilmez, fonun tüm potansiyel talepleri kapsadığı vurgulanır. Bu dava, donatanın sorumluluğunu sınırlandırarak, birden fazla davanın karmaşasını önler; açılmış davalar ve icra takipleri fon tesisi kararıyla durur.

Yargıtay 11. HD, TÜPRAŞ liman platformu hasarı davasında, donatanın 1.000.000 SDR fon tesis talebini kabul ederek, teminatların iadesine hükmetmiş; şahsi kusurun ispatlanmadığını belirtmiştir. Benzer şekilde, Rotterdam’da fon tesis eden donatan, Türk mahkemelerinde bu fonu defi olarak ileri sürebilmekte; ancak fonun Türk mahkemesinde tesis edilmesi stratejik olarak tercih edilmektedir.​


3. Donatan Sorumluluğunun Sınırlandırılmasının İcra Takibine Etkisi

3.1. Gemi ihtiyati haczi ve fon tesis ilişkisi

TTK m. 1369 vd. uyarınca deniz alacaklarına dayalı gemi ihtiyati haczi, donatanın LLMC kapsamında sınırlı sorumluluğuna tabidir; alacaklı, gemi haczi talep etse bile donatan fon tesis ederek haczi bertaraf edebilir. Fon tesis edildiğinde, gemi üzerindeki ihtiyati haciz kalkar; icra dairesi seferden men ihbarını geri alır ve gemi serbest bırakılır.

Pratikte, gemi kazası sonrası alacaklılar hızla ihtiyati haciz talebinde bulunmakta; donatan ise fon tesisi davasıyla yanıt vermektedir. Fon tesisi, haciz kararından sonra bile mümkün olup, TTK m. 1331’e göre tüm takipler durur; alacaklılar fon payı kaydettirir. İstanbul BAM 43. HD, Rotterdam fon tesisini Türk icra takibinde defi olarak kabul ederek, yerel haczin gereksizliğini vurgulamıştır.


3.2. İcra takibinin durması ve fon payı kaydı

Fon tesis kararı, TTK m. 1331 gereği aynı olaydan doğan tüm davaları ve icra takiplerini durdurur; alacaklılar, fon tesis mahkemesine başvurarak taleplerini kaydettirir ve paylaştırılır. Bu, icra dairesindeki gemi haczi dosyasının askıya alınması anlamına gelir; gemi satışı engellenir, alacak fon limitince sınırlanır.

Yargıtay içtihatları, fon tesisinin icraya karşı “kalkan” işlevi gördüğünü teyit etmekte; şahsi kusur ispatlanmadıkça sınırlama hakkı korunur. Donatan açısından avantaj, sorumluluğun öngörülebilir hale gelmesi; alacaklılar açısından ise fon payı hakkı korunurken, gemi haczi masrafları minimuma iner.


3.3. Sınırlama hakkının kaybedilmesi ve icraya etkisi

LLMC m. 4 ve TTK m. 1343’e göre, donatanın kasıtlı fiili veya pervasız ihmali (reckless conduct) varsa sınırlama hakkı kaybedilir; bu hâlde icra takibi sınırsız sorumlulukla devam eder. Şahsi kusur ispatı, alacaklının yükümlülüğüdür; fon tesis davasında reddedilirse, gemi haczi ve satış yolu serbest kalır.

Uygulamada, şahsi kusur iddiası hatalı aşamada ileri sürülürse donatan aleyhine dönebilir; fon tesis reddi, sınırsız icra takibine kapı açar.


4. Uygulama ve İçtihatlar

4.1. TÜPRAŞ liman platformu hasarı davası

Yargıtay 11. HD’nin 2014/11257 K. sayılı kararında, geminin yükleme sırasında liman platformuna çarpması sonucu doğan zarara karşı donatan, TTK m. 1345’e dayanarak 1.000.000 SDR fon tesis talebinde bulunmuş; mahkeme, şahsi kusurun ispatlanmadığını belirterek fonu onaylamış ve önceki teminatları iade etmiştir. Bu karar, fon tesisinin icra hacizine karşı etkili olduğunu göstermektedir.​


4.2. Rotterdam fon tesisi örneği

İstanbul BAM 43. HD’nin 2020/109 K. sayılı kararında, çatma kazası sonrası donatanın Hollanda Rotterdam Mahkemesi’nde fon tesis etmesi, Türk icra takibinde defi olarak kabul edilmiş; yerel mahkeme, fon tesisinin varlığını gerekçe göstererek gemi haczi talebini reddetmiştir. Bu, uluslararası fon tesisinin Türk icraya etkisini teyit eder.​


4.3. Stratejik riskler ve öneriler

Donatanlar, gemi kazası sonrası hızla fon tesis davası açmalı; yanlış mahkeme veya aşamada gecikme, sınırsız sorumluluğa yol açabilir. Alacaklılar, şahsi kusur delillerini fon tesisi aşamasında sunmalı; aksi halde pay sınırlı kalır.


5. Sonuç

Donatanın LLMC ve TTK m. 1328 vd. kapsamında sorumluluğunun sınırlandırılması, icra takibinde fon tesisinin kurulmasıyla gemi hacizlerini durdurur ve alacakları fon payına dönüştürür; bu, donatanı korurken alacaklılara öngörülebilir bir tahsil imkânı sağlar. Şahsi kusur ispatlanmadıkça sınırlama hakkı korunur; içtihatlar, fon tesisinin icraya karşı stratejik bir savunma aracı olduğunu doğrulamaktadır.


Sık Sorulan Sorular (SSS)

Soru 1: Donatan fon tesisi ile icra takibini nasıl etkiler?Fon tesis edildiğinde tüm icra takipleri durur; gemi haczi kalkar, alacaklılar fon payı kaydettirir ve paylaştırılır.

Soru 2: Fon tutarı nasıl hesaplanır?Geminin gross tonajına (GT) dayalı SDR birimleri ile; can zararı ve mülkiyet zararı için ayrı limitler LLMC m. 6 ve TTK m. 1330’da düzenlenir.

Soru 3: Şahsi kusur varsa sınırlama hakkı kaybedilir mi?Evet; TTK m. 1343 ve LLMC m. 4’e göre kasıt veya pervasız ihmal ispatlanırsa sınırlama hakkı düşer, icra sınırsız devam eder.

Soru 4: Yabancı mahkemede fon tesis Türk icraya etki eder mi?Evet; Rotterdam örneğinde olduğu gibi, yabancı fon Türk mahkemelerinde defi sayılır ve yerel haczi engeller.​

Soru 5: Fon tesisi davası kime karşı açılır?Belirli bir alacaklıya değil, tüm potansiyel alacaklılara karşı; dilekçede alacaklı isimleri belirtilmez.

Soru 6: Gemi ihtiyati haczi fon tesisinden sonra kalkar mı?Evet; TTK m. 1331 gereği haciz kalkar, seferden men ihbarı geri alınır.

Soru 7: Fon için hangi teminat kabul edilir?Türk bankalarının nakit veya teminat mektubu; yabancı teminatlar karşı teminatla.

Soru 8: Fon tesis reddedilirse icraya ne olur?Sınırlama hakkı kaybedilir; gemi haczi ve satış serbest kalır.

Soru 9: TÜPRAŞ davasında fon tesisi nasıl sonuçlandı?Yargıtay 11. HD, şahsi kusur yokluğunu teyit ederek 1.000.000 SDR fonu onayladı, teminat iade edildi.​

Soru 10: Donatan ne zaman fon tesis açmalı?Gemi kazası sonrası hızla; gecikme sınırsız sorumluluğa yol açabilir.

Yiğit Legal © 2026 Tüm hakları saklıdır.

bottom of page